Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1267 E. 2026/1375 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1267
- Karar No
- 2026/1375
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1267 Esas
KARAR NO : 2026/1375 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2023/139 Esas- 2025/858 Karar
TARİHİ: 23/09/2025
DAVA: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında servis taşımacılığından kaynaklı alacak borç ilişkisi bulunduğunu, alacak borç ilişkisinin faturaya dayalı olduğunu, davalının alacaklı sıfatı ile Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olduğunu, ancak müvekkili Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki borcu davalı alacaklının hesabına ödemiş ise de bu borcun icra müdürlüğü dosyasına bildirilmemiş olduğunu, yapılan ödemeler sonucunda müvekkilinin davalıya borcunun 8.360,00 TL kalmış olduğunu, ekte sunmuş oldukları cari hesap mutabakatına göre toplam 103.926,00 TL para ödenmiş olup, cari hesaba göre 112.322,00 TL alacak bulunduğunu, kalan borcun 8.396,00 TL olduğunu, davalı-alacaklının ise Bakırköy 3.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında yapılan bu ödemeleri görmeyerek daha fazla alacak talebinde bulunmuş olduğunu beyanla; davanın kabulü ile Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasındaki davalı alacaklıya ait ana para borcunun cari hesap mutabakatındaki ödemeler, ödeme tarihleri itibariyle düşürülerek bakiye 8.396,00 TL olarak tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 23/09/2025 tarih ve 2023/139 Esas- 2025/858 Karar sayılı kararında;
Davacının talebinin hakkında başlatılan Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki borcun 8.396,00 TL olarak tespiti istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve bu kapsamda davalı tarafından faturalar düzenlendiği hususu dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı tarafın iddiası takibe konu borç nedeni ile ödemeler yapılmış olmasına rağmen davalı tarafın yapılan ödemeleri düşmeden tabibin başlatılmış olduğuna ilişkin olduğu, davalı tarafın devam eden yargılama aşamalarında ticari defter ve belgelerini sunmadığı, sonrasında sunulan ticari defter ve belgelerinde ise cari ilişkinin devam ettiği yılların tamamı sunulmadığından davalı taraf defterleri üzerinde yapılan tespitler hükme esas alınmadığı, davacı tarafın beyanları üzerinde yapılan ödemelere ilişkin dekont örnekleri dosya arasına alınmış olup yapılan ödemelerin incelenmesinde bir kısmının takip tarihinden önce, bir kısmının takip tarihinden sonra olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafından takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin BK m. 100 uyarınca önce alacağın ferilerinden düşülerek hesap yapılmış olduğu ve buna göre davacının dava tarihi itibari ile bakiye borcunun 21.716,73 TL olduğu anlaşılmış ise de sehven kısa kararda borcun dava tarihi itibari ile 8.396,00 TL olarak belirtildiğinin görüldüğü, ne var ki gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılmaması adına herhangi bir düzeltme yoluna gidilmediği, buna göre açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken sehven kabulüne karar verildiği gerekçeli kararın yazımı aşamasında anlaşıldığı gerekçesiyle;
''AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE;
1-Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalı tarafa olan borcunun DAVA TARİHİ İTİBARİYLE 8.396,00-TL olarak tespitine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece gerekçede davanın kısmen kabul edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen bu tespit ile çelişkili olacak şekilde davanın kabulüne karar verildiği, Yerel mahkeme kararının hatalı olduğuna ilişkin bir diğer husus ise ticari dava şartı arabuluculuk tutanağının mahkeme kararına doğru şekilde yansıtılmaması ile ilgili olduğunu, ticari dava şartı arabuluculuk esnasında tarafların her iki tarafın toplantıya katılmaması sebebi ile anlaşamama şeklinde tutanak tutulduğunu, tarafların toplantıya katılmamasının neticeleri Arabuluculuk Kanunu'nda açıkça belirtilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece verilen kararı esas bakımından kabul anlamına gelmemekle birlikte hem arabuluculuk ücretinin hatalı şekilde müvekkil davalıya yüklenmesi ve hem de yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden müvekkil aleyhine hatalı tespitler yapıldığını, yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı bilirkişi raporu dikkate alınarak hatalı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, bilirkişi tarafından incelenen dönemler ve yapılan hesaplamalarda eksiklikler ve hatalar bulunduğunu, müvekkil şirketin defterleri incelenmemiş olsa dahi kaldı ki bu hususta da yerinde inceleme talepleri sağlıklı değerlendirilmediğini, davacı ile müvekkil arasındaki tüm cari ilişki değerlendirilmemiş olduğundan ve bu durum karara mesnet gösterilen raporda hatalı şekilde müvekkil aleyhine değerlendirildiğinden yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin kabulünde olmadığı ve davacının müvekkile icra dosyasının haricinde başkaca borçları bulunduğu halde davacı tarafından icra takibinden önce ve sonra yapılan ödemelerin yekün olarak dava konusu alacağa mahsup edilmesi ve bu doğrultuda davanın kabulüne karar verilmesi izaha muhtaç olup haksız ve mesnetsiz yerel mahkeme kararının anılan nedenlerle de kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacının davalı tarafından aleyhine başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı talep edilen miktarda borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında 46.396,00 TL cari hesap asıl alacağı ve 2.263,98 TL işlemiş faiz olmak üzere 51.659,98 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından iş bu davada cari hesap mutabakatına göre davacının davalıya 112.322,00 TL borcunun bulunduğu, icra takibinden önce ve sonra farklı tarihlerde davalıya toplam 103.926,00 TL ödeme yapıldığı ve bakiye 8.396,00 TL borcunun kaldığı iddia edilerek davacının davalıya bu miktar üzerinden borçlu olduğuna dair tespit hükmü kurulmasının talep edildiği, yani bu miktar dışındaki takibe konu alacaktan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, nitekim 16/07/2024 tarihli "Harç ve dava dilekçesindeki talep hakkındaki" konulu dilekçe ile dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek icra takibine konu miktarın 51.659,98 TL olup, 8.600 TL de harç miktarı olarak daha önceden yatırılmış olmakla (kalan 43.059,98 TL ) nisbi harcın taraflarından ödeneceğinin belirtildiği, fakat peşin karar harcı tamamlanmadığı gibi Mahkemece de Harçlar Kanunu'nun 16 ve 30 maddeleri uyarınca davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği miktar üzerinden eksik peşin karar harcını tamamlamak üzere süre verilerek sonucuna göre işlem yapılmadığı anlaşılmıştır. Yine menfi tespit talepli davalarda Mahkemece dava tarihi itibariyle davalının alacaklı olduğu miktarın takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi sonucunda bulunan alacak miktarının dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın tespiti ile davacının borçlu olmadığı miktarın tespiti gerekmektedir. Menfi tespit davasında açıkça davacının dava tarihi itibariyle borçlu olmadığı miktarın tespiti ile bu miktar üzerinden menfi hüküm kurulması gerekmesine rağmen itirazın iptali davası gibi kabul edilerek müspet ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması ve hüküm ile çelişkili olacak şekilde gerekçeli karar oluşturulması hatalı olmuştur.
Buna göre Mahkemece Harçlar Kanunu'nun 16 ve 30 maddeleri uyarınca davacı vekiline dava değerinin açıklattırılarak eksik peşin karar harcının tamamlattırılması, tamamlanmaması halinde Harçlar Kanunu 30 maddesine göre işlem yapılması, harcın tamamlanması halinde yukarıda belirtildiği şekilde hesaplama yapılmak suretiyle dava tarihi itibariyle davalının davacıdan alacaklı olduğu alacak miktarının ve davacının davalıya borçlu olmadığı miktarın tespiti ile davanın niteliğine göre esas, yargılama gideri ve vekalet ücreti hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler ile kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2025 tarih ve 2023/139 Esas- 2025/858 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.