Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1266 E. 2026/1279 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1266
- Karar No
- 2026/1279
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1266 Esas 2026/1279 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1266 KARAR NO : 2026/1279
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2026 NUMARASI : 2026/102 Esas 2026/278 Karar DAVA : Ek Tasfiye DAVA TARİHİ : 28/02/2025
KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2026
Taraflar arasındaki şirketin ihyası ile ek tasfiye istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, birleşen davada davalı ... tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVA Asıl davada davacı dava dilekçesinde özetle; ... Ltd Şti davalı gösterilerek Osmaniye 3. İş Mahkemesi'nin 2024/145 Esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını, ancak yargılama sırasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını ve taraf teşkilinin sağlanması için mahkemece 2 haftalık kesin süre verildiğini ... Ltd Şti'nin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı 12/05/2025 tarihli dilekçesinde özetle; her ne kadar dava dilekçesinde davalının sıfatını ... Ltd Şti olarak belirtmiş ise de sehven Ltd Şti olarak yazıldığını şirketin unvanının ... A.Ş olarak düzeltilmesine ve akabinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. ASIL DAVADA CEVAP Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; ihyası talep edilen şirketin Osmaniye Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı iken 29/06/2000 tarihinde merkezini Ankara'ya taşıyarak Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kaydının yapıldığın ve 15/05/2001 tarihli genel kurulunda alınan tasfiyeye girme kararı alındığını, 28/01/2011 tarihinde şirketin tasfiyesinin sonlandırıldığına dair aldığı genel kurul kararının 02/02/2011 tarihinde tescil edildiğini ve 07/02/2011 tarihinde şirketin terkin edilerek ilan edildiğini, şirkete tasfiye memuru olarak ...'ün atandığını, bilahare 31/03/2007 tarihli genel kurulda tasfiye memuru ...'ün istifa etmesi üzerine ...'un tasfiye memuru olarak atandığını, ihyası istenen şirketin hukuka uygun olarak kapatıldığını, Ticaret Sicili Müdürlüğünün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduğunu belirterek ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK'nin 547/2.maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasına, davada yasal hasım olduklarından tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN DAVA Birleşen davada davacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...Tic. A.Ş aleyhine Osmaniye 3. İş Mahkemesi 2024/145 Esas sayılı dosyasında hizmet tespit davası açtıklarını, anılan dava dosyasında ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılan davalı ...Tic. A.Ş 'nin ihyası hususunda dava açmak üzere kendilerine yetki ve kesin süre verildiğini, verilen süre içerisinde Osmaniye 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/204 Esas sayılı dosyasında açtıkları davada öncelikle yetkisizlik ve akabinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açılmamış sayılma kararının kesinleştiğini, bunun üzerine Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/737 Esas sayılı dosyasında Ankara Ticaret Odası Başkanlığı aleyhine ihya davası açtıklarını, anılan dosyanın 20/02/2025 tarihli duruşmasında şirketin genel kurul kararıyla tasfiyesinin yapılması nedeni ile şirketin tasfiye memuru davalı ... hakkında dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini beyanla öncelikle işbu dava ile Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/737 Esas sayılı dosyanın birleştirilmesini ve Ankara Ticaret Müdürlüğü Sicilinde kayıtlı bulunan ...Tic. A.Ş'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA CEVAP Birleşen davada davalı tasfiye memuru cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, davalının şirketin tasfiye sırasında tasfiye memurluğu görevini icra ettiğini, işçinin hizmet tespit davasını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde açması gerektiğini, işçinin ölümü halinde mirasçıları ise işçinin öldüğü tarihten 5 yıl içerisinde açması gerektiğini, tasfiye memuru olarak görev yaptığı ve görevini de layıkıyla yerine getirdiğinden bahisle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ihyası talep edilen Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı olup ticaret sicil müdürlüğünden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiği, tasfiye memurluğuna ...'un atandığı, tasfiye işlemi sonucu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği, Osmaniye 3. İş Mahkemesinde 2024/145 Esasında 25/05/2023 tarihinde şirket aleyhine dava açıldığı, terkin tarihi itibarıyla şirket hakkında açılmış bir davanın bulunmadığı, Osmaniye 3. İş Mahkemesinin 2024/145 Esasında kayıtlı davanın 2023 yılında şirketin terkininden sonra açıldığı, tasfiye memurunun tasfiye tarihi itibarıyla tüm görevlerini yerine getirdiği, tasfiyenin usulune uygun olarak yapıldığı ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediği ayni şekilde davalı Ticaret Sicil Müdürlüğününde yasal hasım olduğu, bu nedenle davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmediği gerekçeleriyle; "davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil numarası ile kayıtlı iken tasfiye kapanışı ile terkin edilen Tasfiye ... Anonim Şirketi'nin Osmaniye 3. Mahkemesinin 2024/145 esas sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyası ve tasfiyesine, ek tasfiye işlemlerini sağlamak üzere tasfiye memuru olarak ...'un (T.C. ...) tasfiye memuru olarak atanmasına" karar verilmiş, karara karşı birleşen davada davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; işbu ihya davasının açılmasına neden olan hizmet tespiti davasının 5 yıllık hak düşürücü süresi içerisinde açılıp açılmadığının önemli olduğunu, zira bu durumda davacının hukuki yararı bulunmayacağını, kusuru bulunmadığını, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılarak yeniden ihyasına gerek bulunmadığını, emekli olması nedeniyle tasfiye memuru olarak atanmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Birleşen dava; TTK 547/2 maddesine dayalı ek tasfiyesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 19/06/2025 tarih 2024/737 E., 2025/445 K. Sayılı ilamın, vaki istinaf istemi üzerine Dairemizce yapılan incelemesi sonucunda 05/12/2025 tarih 2025/1450-1523 sayılı karar ile; " Ek tasfiyesi istenilen şirketin, 15/05/2001 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı alınarak ...'un tasfiye memuru seçildiği, 28/01/2011 tarihli şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair genel kurul kararının tescilinin ise 02/02/2011 tarihinde yapılması suretiyle söz konusu şirketin terkin edildiği, terkin sonrası davacı tarafından, dava dışı şirket hakkında hizmet tespiti istemiyle Osmaniye 3.İş Mahkemesi'nin 2024/145 Esas sırasında açılarak derdest olan dava bulunduğu, bu durumda, davacı tarafın, derdest olan davası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunup şirketin ihyasının gerektiği gerekçesiyle yazılı olduğu üzere asıl ve birleşen davalarda davaların kabulüne yönelik karar verildiği anlaşılmakta ise de; mahkemece, 19/06/2025 tarihli karar celsesinde ayrı ayrı taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne yönelik karar verildiği halde yeni bir duruşma günü tayin edilmeksizin aynı celsede ve taraf vekillerinin yokluğunda asıl ve birleşen davalarda hukuki dinlenilme hakkının ihlali suretiyle kabul kararı verilmesi isabetli olmadığı " kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkemesine iadesi sonrası yeniden yapılan yargılaması sonucunda mahkemece, usulü eksikliklerin giderilmesi sonrası yeniden asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl davada davalı müdürlüğün yasal olması, birleşen davada davalı tasfiye memurunun ise kusurunun bulunmayıp yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmadıklarına yönelik yazılı olduğu üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında delillerin toplanarak Osmaniye 3.İş Mahkemesinde 2024/145 Esas Sayılı dosyasının UYAP üzerinden örneğinin, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünden ihyası istenilen şirketin ticaret sicil özeti, terkin işlemlerine ilişkin belgelerin getirtildiği, Ticaret Sicili kayıtlarına göre ihyası talep edilen şirketin 15/05/2001 tarihli Genel Kurul kararı ile tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru olarak ... 'ün seçildiği, bilahare 31/03/2007 tarihli Genel Kurulda tasfiye memuru ... 'ün istifa etmesi üzerine ... 'un tasfiye memuru olarak atandığı, alacaklara çağrı yapılan üç ayrı ilanın sicil gazetesinde ilan edildiği, son ilan tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra 28/01/2011 tarihinde tasfiyenin sonlandığına dair genel kurul kararının tescilinin 02/02/2011 tarihinde yapıldığı ve şirketin terkininin 07/02/2011 tarih ve 7746 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.
Osmaniye 3. İş Mahkemesinde 2024/145 Esas Sayılı dosyasında; davacı tarafından, davalı ... A.Ş aleyhine 25/03/2023 tarihinde hizmet tespiti istemli dava açıldığı, mahkemece verilen süre üzerine işbu ek tasfiye istemli davanın açıldığı, iş mahkemesindeki davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesinde; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmü bulunmaktadır. Hal böyle olunca, birleşen davada davalı tasfiye memurunun istinaf itirazlarının, somut dosya kapsamında toplanan tüm deliller, sözü edilen iş mahkemesinde derdest bulunan hizmet tespiti davası ile ticaret sicil müdürlüğünden gelen ticaret sicil kaydına göre yapılan değerlendirmesinde; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı olup ticaret sicil müdürlüğünden usulüne uygun şekilde terkin edilen ve ihya ile ek tasfiyesi talep edilen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiği, tasfiye memurluğuna ... 'un atandığı, tasfiye işlemi sonucu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği ve terkin sonrası sözü edilen Osmaniye 3. İş Mahkemesi'nin 2024/145 esas sırasında 25/05/2023 tarihinde şirket aleyhine hizmet tespiti istemli dava açıldığı anlaşılmakta ise de; hizmet tespiti davasına ilişkin hak düşürücü sürelerin tespit ve değerlendirilmesinin, iş hukukuna özgü ilke ve kurallarca sözü edilen iş mahkemesince değerlendirilebileceği, bu aşamada Osmaniye 3. İş Mahkemesi'nin 2024/145 Esasında kayıtlı davanın, 2023 yılında ve şirketin terkininden sonra açılmış olmasına karşın davacının, elde ki dava yönünden sicilden terkin edilen şirketin ihyası ile ek tasfiyesini istemekte korunmaya değer hukuki yararı bulunması gözetildiğinde mahkemece, yazılı olduğu üzere verilen kabul kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır. Birleşen davalı tasfiye memuru, tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik talep ve itirazlarını ise, ilk derece mahkemesi nezdinde her zaman ileri sürebilecektir. Bu nedenle bu hususta dairemizce bir karar verilmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin birleşen davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden birleşen davada davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Birleşen davada davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -