Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1216 E. 2026/1169 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1216
Karar No
2026/1169
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1216

KARAR NO: 2026/1169

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/06/2026

NUMARASI: 2026/1674 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 21/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı Borçlu Aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ticari mal ve hizmet alışverişinden kaynaklanan cari hesap bakiye borcu nedeniyle 2.104.640,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçlunun ödeme emrine karşı borcun tamamına, ferilerine ve faize itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 2024 yılından beri cari hesap ilişkisi bulunduğunu, en son otel zemin parke yapım işine ilişkin 02/01/2026 tarihli faturadan bakiye alacak kaldığını, borçlunun yapılan ihtar ve taleplere rağmen ödeme yapmadığını, faturalara itiraz etmediği gibi 09/01/2026 ve 05/02/2026 tarihlerinde 1.000.000,00 TL tutarında ödemeler gerçekleştirdiğini, kalan bakiyenin ödenmediğini ve itirazın takibi uzatmaya yönelik kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlık için zorunlu arabuluculuk sürecinin işletildiğini ve anlaşma sağlanamadığını, 13/10/2025 tarihli mail ile zemin yapım teklifinin kabul edildiğini, davalının hesap borcunun bulunduğunu, alacağın temini bakımından borçlunun mal kaçırma ihtimali ve çok sayıda borcu olması nedeniyle davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, haksız itirazın iptali ile takibin 2.244.411,16 TL üzerinden devamını, asıl alacak olan 2.104.640,00 TL üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemenin 17/06/2026 tarihli ara kararında; Somut olayda, dava konusuna ilişkin ihtiyati haciz talep dayanağının alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesiyle, ihtiyati haciz kurumunun amacının alacağın kesin olarak ispat edilmesini beklemek değil, yargılama sonunda verilecek kararın etkisiz kalmasını önlemek ve alacağın güvence altına alınmasını sağlamak olduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz talebinde tam ispatın değil, yaklaşık ispatın yeterli görüleceğini, mahkemece ise yaklaşık ispat ölçütü yerine adeta davanın esasının ispatı aranmış olyaeaıa. bu yaklaşımrı ihtiyati haciz kurumunun amacı ve hukuki niteliği ile bağdaşmadığını, davacının alacağının enflasyona maruz kalmakta olup sürümcemede bırakılması durumunun yaşandığını, davacının şahıs şirketi olup faturalar, teklifler dosyada sunulmuş olup yapılan işe istinaden 2.000.000,00 TL ödeme alındığını, kalanın da davalı tarafından ödenmek istenmediğini, alacaklının borcu kabul edip kısmi ödeme yaptığını, somut olayda, taraflar arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki bulunduğunu, tarafların cari hesap esasına göre çalıştıklarını, dava konusu alacağa ilişkin faturaların düzenlendiği, davalının bu faturalara herhangi bir itiraz ileri sürmediği, ayrıca dava konusu borca mahsuben 09/01/2026 tarihinde 1.000.000,00 TL ve 05/02/2026 tarihinde 1.000.000,00 TL ödeme yaptığının dosya kapsamındaki belgelerle sabit olduğunu, davalının kısmi ödemelerde bulunmasının dahi, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve borç ilişkisinin varlığını doğrulayan önemli bir olgu olduğunu, dosyaya sunulan cari hesap ekstresi, muavin defter kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, teklif e-postası, faturalar ve irsaliyeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacağını yaklaşık olarak ispat ettiğinin açıkça görüleceğini, bu belgelerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz kararı verilmesi için aranan yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğinin tartışmasız olduğunu, davalı şirketin çok sayıda borcunun bulunduğuna ilişkin edinilen bilgiler, alacağın tahsilinin tehlikeye düşme ihtimali ve yargılama süresince malvarlığını elden çıkarma riskinin bulunması dikkate alındığında, ileride verilecek hükmün icrasının imkânsız hale gelmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, ihtiyati haciz kurumunun da tam olarak bu tür durumlarda alacaklının korunmasını amaçladığını belirterek ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.

İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dosya muhteviyatı, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; alacağın varlığı ve miktarının bu aşamada bilinebilir olmadığı, yaklaşık ispatın yargılama aşamasında sunulacak başka delillerle tespite muhtaç olduğu, İİK 257/2.maddesinde açıklanan şartların da mevcut olmadığı anlaşılmakla şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.

Açıklanan nedenlerle, 6100 Sayılı HMK 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı deliller ile yasanın gerektirdiği nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../06/2026 tarih ve 2026/... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,

2 -İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3 -Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 21/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1216, K. 2026/1169, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1216-e-2026-1169-k-dcb25c65d7e5