Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1204 E. 2026/1288 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1204
- Karar No
- 2026/1288
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1204
KARAR NO: 2026/1288
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2026
NUMARASI: 2026/1255 Esas,
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen ...Yazılım Projesi Hizmet Sözleşmesi uyarınca kararlaştırılan bedelin ilk iki taksiti olan 30.000-USD ödenmesine rağmen davalı yüklenicinin komisyon takibi, sanal POS, tüketici akışları ve mobil uygulamalar gibi asli edimleri hiç imal etmeyerek teslim borcunu yerine getirmediğini, edimin esaslı unsurlarının bulunmamasının eksik iş mahiyetinde olduğunu ve teslim gerçekleşmediğinden ayıp ihbar külfetinin doğmadığını ileri sürerek, sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ile ödenen 30.000-USD'nin (kısmi taleple şimdilik 1.000-USD) aynen veya fiilî ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru karşılığının faiziyle iadesini, menfi zararlara mahsuben şimdilik 1.000-TL tazminatın tahsilini, terditli olarak ise eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin ödetilmesini, ayrıca davalı sunucularındaki dijital delillerin korunması için ihtiyati tedbir ile teminatlı veya teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği ve davanın esasını çözecek nitelikte olamayacağı, İİK'nın 257 ve devamı maddeleri çerçevesinde ise alacağın varlığının tahkikat ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği ve borçlunun mal kaçırdığı yönündeki iddiaların soyut kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın yazılım projesine ilişkin olup delillerin münhasıran davalı uhdesindeki demo sunucularında ve bilgisayarlarda dijital veri formatında bulunması sebebiyle verilerin her an silinme, değiştirilme ve manipüle edilme riskinin mevcut olduğunu, bu tehlike karşısında HMK m. 389 vd. ve m. 400 vd. hükümleri uyarınca davalı şirket merkezinde uzman bilişim bilirkişileri refakatiyle imaj alma yöntemiyle delil tespiti yapılarak tedbir uygulanması, ayrıca ilamın infaz kabiliyetinin temini için İİK m. 257 vd. gereğince davalının malvarlığı üzerine ihtiyati haciz şerhi işlenmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin ret ara kararından rücu edilerek taleplerin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.
Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.
İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.
İİK'nın 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. İhtiyati haciz talep eden taraf, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır.
Somut olayda, taraflar arasında akdedilen 22.01.2025 tarihli ...Yazılım Projesi Hizmet Sözleşmesi kapsamında yüklenicinin edimini ifa etmediği iddiasıyla açılan davada, dava dosyası henüz layihalar aşamasında olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamış, HMK'nın 389. maddesi ve İİK'nın 257. maddesinde öngörülen yaklaşık ispat koşulu bu aşamada gerçekleşmemiştir. Bu nedenle yerel mahkemece dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi suretiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre, davacı ...A.Ş. vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin mahkeme kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerine göre usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yaklaşık ispat kriterleri ile yargılama sırasında sunulacak delillere göre talep halinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şartlarının her zaman yeniden değerlendirilebileceği göz önüne alındığında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../07/2026 tarih ve 2026/.... Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-732,00 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.