Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1151 E. 2026/942 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1151
- Karar No
- 2026/942
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2026/1151
KARAR NO: 2026/942
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 05/02/2026
NUMARASI : 2024/566 (E) - 2026/119 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... plakalı aracın maliki ve kaza anında sürücüsü olan davalının asli kusuruyla meydana gelen kazada, müvekkili şirkete genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalı hasar gören araç için ödenen 317.791 TL'nin 120.000 TL'sinin davalıya ait aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesini düzenleyen ... AŞ'den tahsil edildiğini belirterek, teminat limiti dışında kalan 197.791 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile, 197.791 TL alacağın, ödeme tarihi olan 16/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; davaya yetkisiz mahkemede bakıldığını, alacağa ilişkin icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine durduğunu bu nedenle itirazın iptali davası açılması gerekirken bu davanın açılmasının hatalı olduğunu, arabuluculuk şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, kusur ve hesap raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, icra takibinde yasal faiz talep edildiğinden bu davada da ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Dava, kasko sigortacısı davacının, dava dışı sigortalısına yaptığı araç hasar tazminatı ödemesini zarar sorumlusundan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının "c" bendi uyarınca, mahkemenin görevli olması dava şartlarındandır. Aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Anılan maddenin 2. fıkrasının 1. tümcesine göre de, mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun (YİBK) 22/3/1944 tarih ve 37 (E) - 9 (K) sayılı kararında, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." denilerek "halefiyet" ilkesi benimsenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde, "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davalı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olayda, davacı ... AŞ, TTK anlamında tacir olmasına karşın sigortalısı ... gerçek kişi, sigortaladığı araç hususidir. Davacı sigorta şirketinin yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca yerine geçtiği dava dışı sigortalı ile davalı kişi arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakma görevinin genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında, HMK'nin 114/1. maddesinin "c" bendi ve aynı Kanunun 115/2. maddesi uyarınca, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması isabetsizdir.
Kararın kaldırılma gerekçesine göre, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri inceleme dışı bırakılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası yazılan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/3. maddesi gereğince kaldırılmasına,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf kanun yolu karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince yatırana geri verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle yatırılan gider avansının, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/06/2026