Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1147 E. 2026/1504 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1147
Karar No
2026/1504
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/1147

KARAR NO : 2026/1504

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/07/2026 ara karar

NUMARASI : 2026/139 D.İş - 2026/141 K.

DAVANIN KONUSU: Tespit (D.İş)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket adına tescillenmiş ... markası " Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar " söz konusu ürünler yönünden tescillenmiş olup davalı şirketlerin söz konusu ürünlerin satışını yapması müvekkil şirketin marka haklarını ihlal ettiğini, Davalı şirketler, müvekkili şirketin tescilli markasının tescil kapsamında yer alan bu ürünleri satmakta ve piyasaya arz ettiğini, davalı tarafın hukuka aykırı eylemleri nedeniyle, ortopedik ürün satın almak isteyen sıradan bir tüketici, davalıların sattığı ürünlerin müvekkili şirkete ait olduğunu veya iki şirket arasında ticari ve ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşüneceğini, davalılar müvekkilinin “...” markasının piyasadaki bilinirliğinden, güvenilirliğinden ve yarattığı ticari değerden haksız bir şekilde yararlandığını, bu durum, emek sarf etmeden başkasının markasından haksız kazanç sağlama amacını taşıdığını, müvekkili şirket, "..." markasının tescili, tanıtımı ve kalitesinin korunması için ciddi yatırımlar yaptığını, davalıların menşei ve kalite standartları belirsiz ürünleri bu marka altında satması, müvekkilinin ticari itibarını, markanın ayırt edici karakterini zedelediğini ve markayı sulandırdığını, müvekkili şirketin bu ihlal sebebiyle uğradığı ve uğrayacağı maddi/manevi zararların önüne geçilmesi amacıyla davalıların haksız fiillerinin durdurulması zorunluluk gerektirdiğini, müvekkilinin marka haklarının mahkemece korunması açısından tespitin ivedilikle yapılmasına karar verilmesini, davanın tam kabulüne ve davalıların haksız eylemlerinin durdurulmasına karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi 14/07/2026 tarihli ara kararı ile; karşı taraf şirketlerin yukarıda yer alan web sitelerinde ...” markalı ayakkabıların ..., ... ve ... modellerini satışa sunduğu, sözkonusu ibarelerin ayakkabılar üzerinde kullanıldığının tespit edildiği, bu kullanımların markasal kullanımlar olmadığı, ... şirketinin ticaret unvanını gösterir kullanımlar olduğu, davalı tarafın satışını yaptığı tespit dışı şirketin itirazı üzerine 25 ve 35. Sınıfta tedbir talep eden tarafın dayanak markalarının tescil edilmediği bu hali ile uyuşmazlığın öncelikli hak sahipliği yönüyle yargılamayı gerektirdiği anlaşılmış olup HMK'nun 390/son maddesi uyarınca bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla,"Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2026/139 D. İş sayılı dosyasında verilen 14.07.2026 tarihli ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markaların Türkiye'de asıl ve öncelikli hak sahibi olduğunu, markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bulunduğunu, davalıların "...", "..." ve "..." ibarelerini ayakkabı modelleri üzerinde markasal olarak kullandığını, bu durumun Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesine aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda markasal kullanımın tespit edilmesine rağmen tecavüzün bulunmadığı yönünde çelişkili bir kanaate varıldığını, müvekkilin 35. sınıftaki tescilli hizmetlerinin ve fiili kullanımının bilirkişi tarafından göz ardı edildiğini, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/12 Esas sayılı dosyasında müvekkilin marka kullanımının tescillendiğini, davalıların ... ...'deki mağazalarında ve depolarında taklit ürünlerin bulunduğunu, ürünlerin "64" Gümrük Tarife İstatistik ... koduyla gümrükten geçirildiğini, dijital platformlarda iltibas riskinin yüksek olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bu nedenle ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, davalıların web sitelerine erişimin engellenmesini, mağazalarda arama yapılarak ürünlere el konulmasını, gümrükten ürün geçişinin yasaklanmasını ve dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ

Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;

Davacının istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece verilen kararın yerinde olduğunu, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının korunmasını, tespit talep edenin istinaf aşamasında ileri sürdüğü; erişimin engellenmesi, ürünlerin toplatılması, el konulması, arama yapılması, numune alınması, gümrük işlemlerinin durdurulması ve benzeri taleplerinin, hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğundan istinaf isteminin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İstinafa konu karar 14/07/2026 tarihli ara karardır.

Talep eden vekili, müvekkili şirketin ... tescil nolu "..." markasının sahibi olduğunu ... markasının Türkiye'de satışını yapmaya yetkili tek şirket olduğunu, müvekkili şirket adına tescillenmiş ... markasının " Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar " söz konusu ürünler yönünden tescil edildiğini, davalı şirketlerin söz konusu ürünlerin satışını yapmasının müvekkil şirketin marka haklarını ihlal ettiğini, davalı şirketlerin, müvekkili şirketin tescilli markasının tescil kapsamında yer alan bu ürünleri satmakta ve piyasaya arz ettiğini, davalı tarafın hukuka aykırı eylemleri nedeniyle, ortopedik ürün satın almak isteyen sıradan bir tüketici, davalıların sattığı ürünlerin müvekkili şirkete ait olduğunu veya iki şirket arasında ticari ve ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşüneceğini, davalılar müvekkilinin “...” markasının piyasadaki bilinirliğinden, güvenilirliğinden ve yarattığı ticari değerden haksız bir şekilde yararlandığını, bu durum, emek sarf etmeden başkasının markasından haksız kazanç sağlama amacını taşıdığını, müvekkili şirket, "..." markasının tescili, tanıtımı ve kalitesinin korunması için ciddi yatırımlar yaptığını, davalıların menşei ve kalite standartları belirsiz ürünleri bu marka altında satması, müvekkilinin ticari itibarını, markanın ayırt edici karakterini zedelediğini ve markayı sulandırdığını, müvekkili şirketin bu ihlal sebebiyle uğradığı ve uğrayacağı maddi/manevi zararların önüne geçilmesi amacıyla davalıların haksız fiillerinin durdurulması zorunluluk gerektirdiğini, müvekkilinin marka haklarının mahkemece korunması açısından tespitine ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Karşı taraf, ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde, tüm dünyanın kabul ettiği gibi iddia konusu markalar tüm dünya üzerinde ...'ye ait olduğunu, bu kapsamda marka hakkı sahibinden aldığı ürünleri satan müvekkili şirketin herhangi bir hukuka aykırılığı bulunmadığını, ileri sürerek talebin reddini talep etmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

07/07/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda;" davacı markasının tescil aşamasında olduğu, Karşı taraf şirketlerin yukarıda incelenen web sitelerinde ...” markalı ayakkabıların ... ... ve ... modellerini satışa sunduğu, söz konusu ibarelerin ayakkabılar üzerinde kullanıldığının tespit edildiğini, bu şekildeki kullanımın Tespit Talep edenin 35. Sınıftaki hizmetlerde başvuru aşamasında olan ... nolu, ... no ile tescilli markalarından doğan haklara tecavüz eder mahiyette olmadığı " belirtilmiştir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, tespit ve tedbir talep eden tarafın ... tescil nolu "..." markasının " Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar " emtialarının satışı hizmetlerinde 35. Sınıfta tescilli olduğu, talep eden taraf adına 03/05/2024 tarihinde başvurusu yapılan ... başvuru numaralı "..." markasının 29/07/2024 tarihinde bültende yayınlandığı ancak tescil işlemlerinin tamamlanmadığı, aleyhine tedbir istenen tarafça, dava dışı marka sahibi firmanın Türkiye'deki bayisi/distribütörü olduğunun ileri sürüldüğü, mahkemece alınan bilirkişi raporunda karşı tarafa isnat edilen kullanımların, 35. Sınıfta değil ayakkabı emtiası üzerinde olduğu, marka üzerinde hak sahipliği ve ihlal iddiasının tartışmalı olup alınan bilirkişi raporundan bu aşamada yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, talep edenin iddialarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/07/2026 tarih ve 2026/139 E., sayılı ara kararına karşı Talep eden vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Talep eden tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1147, K. 2026/1504, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1147-e-2026-1504-k-7020b0610067