Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/103 E. 2026/1856 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/103
- Karar No
- 2026/1856
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2026/103
KARAR NO:2026/1856
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:21/10/2025
NUMARASI:2022/37 Esas - 2025/768 Karar
DAVA:Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:29/03/2016
KARAR TARİHİ:17/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kendi şeridinden çıkarat müvekkilinin yolcu konumunda olduğu araca çarpması sonucu müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, ...'in 1.28 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, %100 asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kazada hiçbir kusurunun olmadığını, yolcu olduğunu, sigortası bulunmayan araç ile yaptığı yaralamalı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı kurumun bu rapora ilişkin de herhangi bir ödeme yapmamış, dosyayı sürüncemede bırakıp müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu belirterek şimdilik 200,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 108.084,16 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın kaza tarihinde sigortasının bulunduğunu, bu sebeple müvekkili kurumun bu davada husumet sahibi olamayacağını, kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsüne davanın ihbar edilmesinin gerektiğini, dava konusu kazadaki kusur oranının Adli Tıp kurumunca belirlenmesinin gerektiğini, yine iş göremezlik durumununda bu kurumca belirlenmesi gerektiğini, var ise ortaya çıkacak maluliyet ve iş gücü kaybına ilişkin uzman bilirkişilerden rapor alınmasını, hatır taşımacılığı durumu olduğundan tazminatta indirim yapılmasının gerektiğini, ilgili kurumlardan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının, aylık bağlanıp bağlanmadığının sorulmasını, müvekkilinin haksız fiil gereçekleşmesinde taraf olmadığını bu sebeple kaza tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;"Davanın kısmen kabulü ile 5.200,00 TL gecici iş göremezlik tazminat miktarından %20 oranında hatır taşıması indirimi ve %20 oranında müterafik kusur indirimi olmak üzere toplam %40 indirim uygulanmak suretiyle ) 3.100,00TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin müvekkilin yeni adli kurul raporunu hükme esas almamış ve hukuka aykırı şekilde % 0 maluliyet oranı üzerinden hüküm kurduğunu, raporun kendilerine tebliğ edilmediğini,müvekkilinin maluliyeti % 12 olup; % 0 üzerinden hüküm kurulmasının hukuka, adalete ve vicdana aykırı olduğunu, huzurda incelenen dosya sürekli iş göremezliğe ilişkin olup mahkeme tarafından geçici iş görmezlik tazminatı kapsamında karar verildiğini, bu hususta da ilgili dosyada yer alan bam kararına uyulmadığını, bam bozma ilamı ile müvekkili hakkında ATK'dan başkaca rapor alması gerektiği ve sonuca göre "usuli kazanılmış hakları" gözetilerek karar vermesi hükmedilmişken;mahkeme istinaf ilamına aykırı hareket ettiğini,mahkeme karşı vekalet ücreti yönünden de istinaf ilamına ve hukuka aykırı karar verdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın tek taraflı olarak almış olduğu kusur ve maluliyet raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davaya konu kazayla ilgili olarak soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanmış olduğundan, davacının dava açma hakkı bulunmadığını, davacının kazaya bağlı maluliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, geçici iş göremezlikten açılan bir dava olmadığını,müvekkili kurumun geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, yeni genel şartların yürürlüğe girmesi sonrası gerçekleşen kazalarda geçici işgöremezlik zararından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, müvekkili kurum aleyhine karar verilmesi ancak dava tarihinden (davanın daha sonra yönlendirilmiş olması halinde dava dilekçesi tebliğ tarihinden) ve ancak yasal faize hükmedilebileğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17/12/2021 tarih,2019/3214 Esas ve 2021/2206 Karar sayılı kararı ile " ...Somut olayda, mahkeme tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihine göre uygulanması gerken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediği anlaşıldığına göre davalı vekilinin istinaf itirazı yerindedir...HMK'nın 176.maddesinde düzenlenen ıslah mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır.Ancak her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Mevcut istem korunarak dava konusu ile ilgisi olmayan başka bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.Yukarıda açılanan ilkeler çerçevesinde davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş, geçici iş göremezlik tazminatı talebi olmamıştır. Aktüer bilirkişi raporunda geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış ve ıslahta buna göre yapılmıştır. Mahkemece de sürekli ve geçici maluliyete göre yapılan aktüer raporu esas alınarak ıslah edilen tutar üzerinden tazminata hükmedilmiştir.Oysa davacı, sadece sürekli iş göremezlik tazminat talebinde bulunduğuna göre dava dilekçesindeki talebi ile bağlıdır ve dava dilekçesinde bulunmayan talebin ıslah yoluyla eklenmesi olanağı yoktur.Yine HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Dolayısıyla, geçici iş göremezlik bakımından usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığı gözden kaçırılarak geçici iş göremezlik tazminatı hakkında da hüküm kurulması doğru olmamıştır.( Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/5629 Esas ve 2015/13201 Karar sayılı ilamı). Bu kabule göre davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat harici olduğu yönündeki istinaf talebi inceleme konusu yapılmamıştır.Müterafik kusur değerlendirilmesi dosyadaki bilgi ve belgelere göre mahkemenin tartışması gereken bir olgudur. Davacı soruşturma aşamasında bizzat polis memuruna verdiği ifadesinde ... ile kahvehanede oturup çay içtiklerini sonra birlikte yola çıktıklarını beyan ettiğine göre, ...'nin yasal sınırların üzerinde alkollü olduğu belirlenmiş olmakla davacının bu durumu anlamadığı yönündeki beyanı inandırıcı olmadığından Mahkemece davacı alkollü olduğunu bildiği birini aracına yolcu olarak bindiğinden belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi uygulamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Ne var ki davacının müterafik kusuru ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirilen miktar,yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğu halde davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; ATK'dan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü,Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı sürekli işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması;tespit edilecek maluliyet oranına göre ilk rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından, 18/02/2016 tarihinde, sürücü ...'in yönetimindeki trafik sigorta poliçesi bulunmayan ... plakalı araçla, dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpışması şeklinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin uzlaşma yapılması nedeniyle eldeki davanın açılamayacağına dair istinaf itirazı, Dairemizin 17/12/2021 tarih, 2019/3214 Esas ve 2021/2206 Karar sayılı kararı ile değerlendirilmiş olduğundan yeniden inceleme konusu yapılmamıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanunu'nda ne de Türk Borçlar Kanunu'nda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan maluliyet raporunun, kaldırma ilamımıza uygun olarak ATK tarafından, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre ve dosyada mevcut ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin 20/03/2017 tarihli raporunun, doğru yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğinden çelişki oluşturmayacak olmasına göre, bu yönlere değinen istinaf itirazları yerinde değildir. Mahkemece hükme esas alınan 08/11/2024 tarihli raporun davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı vekilinin süresi içerisinde rapora karşı yazılı beyan ve itirazlarını sunmuş olduğu anlaşılmakla, raporun tebliğ edilmediğine ve savunma hakkının kısıtlandığına yönelik davacı vekili istinafı yerinde değildir.Dairemizin 17/12/2021 tarih, 2019/3214 Esas ve 2021/2206 Karar sayılı kararı ile davacı lehine hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatı ile ilgili; "...HMK'nın 176.maddesinde düzenlenen ıslah mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Ancak her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Mevcut istem korunarak dava konusu ile ilgisi olmayan başka bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.Yukarıda açılanan ilkeler çerçevesinde davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş, geçici iş göremezlik tazminatı talebi olmamıştır. Aktüer bilirkişi raporunda geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış ve ıslahta buna göre yapılmıştır.Mahkemece de sürekli ve geçici maluliyete göre yapılan aktüer raporu esas alınarak ıslah edilen tutar üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Oysa davacı, sadece sürekli iş göremezlik tazminat talebinde bulunduğuna göre dava dilekçesindeki talebi ile bağlıdır ve dava dilekçesinde bulunmayan talebin ıslah yoluyla eklenmesi olanağı yoktur. Yine HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez.Dolayısıyla, geçici iş göremezlik bakımından usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığı gözden kaçırılarak geçici iş göremezlik tazminatı hakkında da hüküm kurulması doğru olmamıştır.( Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/5629 Esas ve 2015/13201 Karar sayılı ilamı)." şeklindeki gerekçe ile geçici iş göremezlik tazminatı hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilmesine rağmen, Mahkemece sürekli maluliyeti oluşmadığı anlaşılan davacının davasının reddi yerine, geçici iş göremezlik yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiş;Daire kararımızın içeriğine göre, vekalet ücretine, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna ve faize dair istinaflar incelenmemiştir.Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davacının sürekli iş görmezlik tazminatı davasının reddine,
Islah dilekçesi ile talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı talebi konusunda esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gerekli 732,00 TL ilam harcının peşin alınan 29,20 TL harç ile 1.835,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.864,20 TL'den mahsubu ile fazla alınan 1.132,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 340,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026