Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1009 E. 2026/2079 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1009
- Karar No
- 2026/2079
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1009
KARAR NO: 2026/2079
KARAR TARİHİ: 21/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2026
NUMARASI: 2026/118 2026/135
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki davada mahkemelerce ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalı arasında 12.07.2024 tarihinde Franchise Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca, davacı ''... Mah. ... Cad. ... Sitesi No:...'' adresindeki kafeterya işletmesinde, davalıya ait "..." markası altında yeme içme faaliyetleri işletme hakkını devraldığını, bu sözleşme, davacı için davalıya duyulan güven ve davacı tarafından işletme hakkı devralınan markanın ticari potansiyeline ilişkin beklentiler üzerine kurulduğunu, davacı, söz konusu franchise ilişkisinin getirdiği yükümlülükler doğrultusunda, sözleşmenin imzalanması akabinde ciddi bir finansal yatırım gerçekleştirdiğini, nitekim, sözleşme maddesi gereğince sabit bir yatırım yaptığını, bu yatırımın yanı sıra kira, ürün masrafları ve aylık yüksek faaliyet giderlerini de düzenli olarak karşıladığını, bu yatırım ve devam eden giderler, davacı şirketin davalı ile kurduğu ticari ortaklığa verdiği önemin ve uzun vadeli işbirliği beklentisinin somut bir göstergesi olduğunu ancak davalı taraf, franchise sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini gereği gibi ve zamanında yerine getirmediğini, davalı şirketin yönetim kararları ve aksiyonları, markanın boykota uğramasına sebep olduğunu, davacı şirketin franchise sözleşmesinden beklediği ticari menfaati ve güveni tamamen ortadan kaldırdığını, bu nedenle davacı için sözleşmenin sürdürülmesi kendisinden beklenemeyecek derecede çekilmez hale geldiğini, bu durum karşısında, davacı tarafından davalıya noter aracılığı ile ihtarname gönderilerek uğranılan tüm zararların tazmini talep edildiğini ancak talebin, davalı tarafından haksız şekilde karşılıksız bırakıldığını belirterek davacı vekili davanın kabulünü, davacının, davalı tarafın kusurlu davranışları ve sözleşmeye aykırılığı nedeniyle uğradığı, şimdilik 50.000 TL doğrudan kar kaybı maddi zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası avans faizi oranıyla birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini, davacının uğramış olduğu munzam zararın davalıdan alınıp davacıya verilmesini, davacının ticari itibarının zedelenmesi sonucunda uğramış olduğu 200.000 TL tutarında manevi zararın davalıdan alınıp davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince, dava dilekçesinde de açıkça yazılı olduğu üzere taraflar arasında "Franchise Sözleşmesi" akdedildiği, maddi ve manevi tazminat talebinin dayanağının söz konusu sözleşmeye ilişkin olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin "Uygulanacak Hukuk, Yetki ve Görevli Mahkeme" başlıklı 16. maddesine göre sözleşmeden doğan ihtilaflarda İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabul edildiği, HMK'nın 17. maddesine göre tacirler arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, sözleşme ile yetkili kılınan Mahkemenin yetkisinin kesin yetki olduğu, bu kapsamda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı vermiştir.
Davaya bakan İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesince, Mahkemece aslında kesin yetki hali olmamasına rağmen dosya üzerinden 6100 sayılı HMK 17.maddesinin kesin yetki hali kabul edilerek hukuka ve usule aykırı şekilde re'sen yetkisizlik kararı verildiği, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesine davalı tarafından yasal süre içerisinde sunulmuş yetki itirazı bulunmadığından ve mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilemeyeceğinden karşı yetkisizlik kararı vermiştir.
Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerlidir. Yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanmakla birlikte, HMK'nın 19. maddesinin 2. fıkrası “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” ve yine HMK'nun 19. maddenin 4. fıkrası, "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın aç
Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir. HMK'nın 18. maddesi, kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Ancak yetki sözleşmesinin yapılmış olması, re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir. Bir başka ifadeyle, taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmiş olsa dahi yetki itirazı, ilk itiraz olarak ileri sürülebilir; mahkeme yetkisizliğini kendiliğinden (re'sen) nazara alamaz. (Aynı yönde; Yargıtay 5 HD 2023/9929 E. 2024/768 K; Yargıtay 11. HD 2016/15056 E. 2017/319 K. sayılı kararları ile Dairemizin 2023/452 E, 2023/2257 K. sayılı kararı)
Somut olayda davacı, sözlemeye aykırılık nedeni ile alacak talebinde bulunmuş olup; taraflar arasında görülen davada kesin yetki hali sözkonusu olmadığı gibi yetki sözleşmesinin yapılmış olması da resen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden olmadığı, kesin yetki halinin bulunmadığı hallerde yetkisizlik ilk itirazı üzerine verilen yetkisizlik kararı hatalı olsa dahi istinaf edilmeksizin kesinleşmesi durumunda, bu kararın yetkisizlik kararı verilen mahkemeyi bağlayacağı, ancak bu neticenin doğabilmesi için usulüne uygun bir şekilde yetkisizlik itirazının ileri sürülmesi gerektiği, somut olayda yasal süre içerisinde herhangi bir yetkisizlik itirazında bulunulmadığı anlaşılmakla; davanın ilk açıldığı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/09/2026 gününde tarafların yokluğunda oy birliğiyle karar verildi.