Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/929 E. 2026/2073 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/929
- Karar No
- 2026/2073
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/929
KARAR NO: 2026/2073
KARAR TARİHİ: 21/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2026
NUMARASI: 2025/942 2026/135
DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) talebine ilişkindir.
İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesince, "...6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı ya da müteşebbis olması gerekir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında res'en gözetilir. Öncelikle mahkememizin eldeki davaya bakmakla görevli olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde;dava konusu abonelik sözleşmesinin davacının yetkilisi olduğu şirket ile akdedildiği, faturaların dava dışı şirket adına tanzim edildiği, dava konusu uyuşmazlığı ticari ilişkiden kaynaklandığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı ya da müteşebbis olması gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında res'en gözetilir.
Öncelikle mahkememizin eldeki davaya bakmakla görevli olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olayda, elektrik borcu nedeniyle ödediği bedelin istirdadını talep ettiği, davaya konu sözleşme de imzasının bulunduğu, davacının da gerçek kişi olduğu, mutlak ve nispi ticari dava olmadığı anlaşılmakla davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği kanaati hasıl olmakla karşı görevsizlik..." gerekçesiyle karşı görevsizlik yönünde karar vermiştir.
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Somut olayda davacı, davalı şirketin elektrik bedellerine ilişkin yaptığı haksız icra takibinde haciz baskısı ile ödenen bedelin istirdatını talep ettiği, davacının temsilcisi ve ortağı olan şirket ile davalı şirket arasında elektrik abonelik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin davacı tarafından şirket temsilci ve ortağı olarak imzalandığı, bu abonelik kapsamında takip yapılmış olduğu, sözleşmenin taraflarının ticari şirket olması ve takip konusunun da bu sözleşme kaynaklı alacağa ilişkin olması dikkate alınarak, uyuşmazlık ticari şirketler arası sözleşmeden kaynaklamış olması nedeni ile tarafların ticari işletmesini ilgilendirdiğinden nispi ticari dava vasfında olduğu anlaşılan uyuşmazlığın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/09/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.