Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/997 E. 2026/711 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/997
- Karar No
- 2026/711
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2025/997 KARAR NO : 2026/711 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2025 ESAS-KARAR NO : 2025/197 E 2025/241 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 18/05/2026 YAZILDIĞI TARİH : 17/06/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı mirasçıları vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ayakkabıcılık sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davalı ...'un müvekkilinin iş yerinde 1996-2010 yıllarında sekreter olarak çalıştığını, davalının sekreter olması ve müvekkiline yakın bir pozisyonda çalışması nedeniyle müvekkiline ait bir çok bilgiye sahip olduğunu, bu anlamda müvekkilinin banka işlerini yürütmek veya diğer resmi işlemlerini yürütmek amaçlı kimi zaman özel vekaletnameler verdiği bir kişi olduğunu, müvekkilinin yanında 14 yılı aşkın bir süre çalışan davalı ...'un müvekkilinin haberi olmaksızın iş ve işlemler yaptığının ortaya çıktığını, müvekkilinin haberi olmadan ve müvekkilinin hiç tanımadığı diğer davalı ... ile birlikte müvekkilinin imzasını taklit ederek adına borç senetleri düzenlediğini, bu senetlere dayalı icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından sahte imza atılarak oluşturulan ve icraya konulan bu senetler dolayısıyla müvekkilinin malvarlığına haciz konulduğunu, işyerinde çalışan bir işçiden şirketin ve müvekkilinin borç para almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, para verildiğinin ispatı gerektiğini belirterek Ankara 7. İcra Müdürlüğü 2018/14515 esas sayılı dosyasında icraya konulan 31/12/2017 vade tarihli 120.000,00 bedelli senet, 31/08/2018 vade tarihli 120.000,00 TL bedelli senet, 10/07/2017 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli senet, 03/06/2018 vade tarihli 170.000,00 TL bedelli senet, 26/06/2017 vade tarihli 170.000,00 TL bedelli senet, 15/04/2017 vade tarihli 130.000,00 TL bedelli senet ve 16/06/2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli senetlerin sahte olması nedeniyle takibin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde 25 yıla yakın çalıştığını, çalıştığı işyerinde farklı pozisyonlarda çalışmakla birlikte genelde davacı ...'den sonra en yetkili kişi olduğunu, kendi borçlarının da olduğunu, davalı ...'e kendisine araba vermesini ve arabayı satıp borçlarını ödeyebileceğini söylediğini, davalı ...'in de hem bu maddi zorluklarını hem de aralarındaki duygusal bağı kullanarak verdiği araçlar karşılığında davacı adına yapılan senetleri aldığını, karşılığında araçları kendisine verdiğini, sonrasında bu senetlerin davalı ... tarafından icraya konulduğunu öğrendiğini, davalı ...'in senetlerin sahte olduğunu bilerek icraya koyduğunu, davalı ...'in senetleri kendisine cirolatıp elinde tuttuğunu, sonrasında takip başlattığını, dava konusu senetlerin davacının bilgisi olmadan düzenlendiğini belirterek davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının imza inkarına yönelik olarak İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada dava konusu 16/06/2017 vade tarihli 160.000,00 TL bedelli senet dışında diğer 6 senet yönünden imza itirazının reddine karar verildiğini, kararın istinaf aşamasında olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesindeki dava nedeniyle derdestlik itirazlarının olduğunu, senetlerin sahteliği iddiası dışında davacının söz konusu senetlere istinaden bir borcu olmadığına dair iddianın kesin maddi delillerle ispatlanması gerektiğini, davacının müvekkilinden aldığı araçlara karşılık ipotekler verdiğini, ipotek ve bonoların taraflar arasındaki araç alım satımına ve diğer ilişkiler sonucunda tespit ettikleri borçlara dayandığını, ipoteklerin diğer davalıya verilen vekaletnameler ile tesis edildiğini, davacının daha sonra vekaletnamelerin sahte olduğu iddialarıyla davalar açtığını, dolandırıcılık ve sahteciliği alışkanlık haline getirdiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece 11/04/2023 Tarih, 2023/1034 Esas, 2025/108 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 10/02/2025 Tarih, 2023/1034 Esas, 2025/108 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı keşidecinin sahtecilik iddiasına dayalı olarak takibe konu ettiği 7 adet senetten 6'sındaki imzanın keşideci eli ürünü olduğu, ancak 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senetteki imzanın eli ürünü olmadığı ve bu sahteciliğin davalı yetkili hamile de ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takipte istenilen 160.000,00TL asıl alacak ve 26.089,13TL işlemiş faiz ve 480,00TLkomisyon olmak üzere toplam 186.569,13 TL yönünde davacılar murisinin davalılara borçlu olmadığının tespitine kabul edilen miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davalı ...'den alınarak davacılara, red edilen miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davacılardan alınarak davalı ...'e verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; murisin yanında 14 yıl çalışan davalı ...'ın murisin haberi olmadan işler yaptığını ve imzasını taklit ederek adına senetler düzenlediğini, davalı ...'in davalı ... hakkında icrai işlemler yapmamasının birlikte hareket ettiklerini göstermekte olduğunu, işyerinde çalışan bir işçiden murisin borç para almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davalının borç para verme gücünün de bulunmadığını, İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında bulunan 14/10/2019 tarihli özel raporda 1 senet dışında diğer senetlerdeki imzaların murise ait olduğunun tespit edildiğini, raporun tek kişi tarafından düzenlenip mukayese imzaların fotokopi olması nedeniyle itiraz üzerine alınan Adli Tıp Raporunda tüm senetlerdeki imzanın murise ait olmadığının tespit edildiğini, davalının itirazı üzerine üniversiteden alınan raporun ilk rapor gibi görüş belirttiğini, ancak davalı tarafın vekilinin eşinin aynı üniversitede öğretim görevlisi olması nedeniyle raporun şüpheli hale geldiğini, yargıtay kararlarına uygun olan tek raporun Adli Tıp raporu olduğunu, davalı ...'ın huzurdaki davayı kabul ettiğini, taraflar arasında ticari ilişki olmadığını, davalı ...'in senedin veriliş sebebini talil ettiğini, iddiasını ispat edemediğini, bedelsizlik ve sahtecilik iddialarının birlikte ileri sürülebileceğini,, mahkemece önce davanın kabulüne karar verildiğini, davalı ...'in kararı istinaf etmesi üzerine bu sefer davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesi sunulduğu, mahkemenin 10/07/2025 tarihli ek kararı ile, muhtıraya rağmen istinaf harçlarının kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verildiği, ek kararın davalı vekiline tebliğ edildiği, ek karara yönelik istinaf dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davaya konu senetler nedeniyle davacı murisin borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dairemizin 10/02/2025 Tarih, 2023/1034 Esas, 2025/108 Karar sayılı kaldırma kararında özetle; "Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14515 Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesine göre, 13/12/2018 tarihinde davalı alacaklı ... tarafından davalı borçlu ... ve davacı borçlu ... aleyhinde, 300.000,00 TL bedelli 10/04/2017 tanzim tarihli ve 10/07/2017 vade tarihli, 130.000,00 TL bedelli 15/02/2017 tanzim tarihli ve 15/04/2017 vade tarihli, 170.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim tarihli ve 26/06/2017 vade tarihli, 160.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim tarihli ve 16/06/2017 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli 30/05/2017 tanzim tarihli ve 31/01/2018 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli 30/11/2017 tanzim tarihli ve 31/12/2017 vade tarihli ve 170.000,00 TL bedelli 15/05/2017 tanzim tarihli ve 30/06/2018 vade tarihli, keşidecisinin ..., lehtarının ... ve yetkili hamilinin ... olduğu ve düzenlenme nedeni olarak "nakden " yazılı bonolara dayalı olarak 1.170.000,00 TL asıl alacak, 190.776,78 TL işlemiş faiz ve 3.510,00 TL komisyon olmak üzere toplam 1.364.286,78 TL nin tahsili için kambiyo takibi başlattığı görülmüştür. Ankara 16.İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/975 esas 2020/1292 karar sayılı dosyasının yapılan incelemesine göre; Davacının ..., davalının ... ve dava konusunun Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14515 sayılı takip dosyasına konu bonolardaki imzanın, davacı keşideciye ait olmadığından bahisle takibin iptalinin talep edildiği, mahkemece grafolog bilirkişiden alınan 14/10/2019 tarihli raporda, icra takibine konu 160.000,00 TL bedelli bono dışındaki tüm bonolardaki imzanın davacı ... elinden çıktığının tespit edildiği, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumundan alınan 02/07/2020 tarihli raporda bonolardaki imzaların davacı keşideci ... eli ürünü olmadığının bildirildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümünden alınan heyet raporunda takip konusu senetlerden 160.000,00 TL bedelli senetteki imzanın ...e ait olmadığı, ancak bunun dışındaki senetlerdeki imzanın davacı ...'e ait olduğunun tespit edildiği, mahkemece bu rapor nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile takibin 160.000,00 TL'lik kısmı yönünden iptaline, bakiye kısım yönünden devamına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adli Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 08/03/2022 tarih, 2021/560 esas 2022/388 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile sadece tazminat yönünden hükmün düzeltildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/12/2022 tarih 2022/6869 esas ve 13794 karar sayılı kararı ile kararın onandığı görülmüştür. Davacı davaya konu senetlerde keşideci, davalı ... lehtar, diğer davalı ... yetkili hamil sıfatıyla takip başlatan alacaklıdır. Davacı keşideci, davaya konu senetlerdeki keşideci imzasının sahte olduğunu, diğer davalı ...'i tanımadığını iddia ederek işbu davayı açmış olup davacının sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece sadece sahtecilik iddiası yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken bedelsizlik iddiası yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılması doğru olmamıştır. Kaldı ki bedelsizlik iddiası yönünden yapılan değerlendirmede dahi; davaya konu 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senet dışındaki diğer senetler yönünden imzanın davacıya ait olduğu kabul edilerek bu senetler yönünden mahkemece davalı hamil ...'in senetlerin veriliş nedenini talil ettiği, bu nedenle ispat yükünü üzerine aldığı ve iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik ihdas nedeninin senede yazılması zorunlu olmamakla birlikte ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Alacaklı senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunması halinde ispat yükünü yeniden üzerine alır. Ancak bu ilke keşideci ile lehdar arasındaki ilişkide söz konusu olup kambiyo hukukunda hamilin tarafı olmadığı ilişkiyi talil etmesinden bahsedilemez (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/06/2024 Esas, 2023/2204 Esas, 2024/4868 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, dava konusu senetlerde davacı keşideci, davalı ... ... lehtar, davalı ... hamil olarak yer almakta olup davacının temel ilişkiyi de inkar ettiği dikkate alındığında artık hamil olan davalı ...'in beyanlarının talil niteliğinden olduğundan bahsedilemez. Sahtecilik iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise, mahkemece İcra Hukuk Mahkemesinde alınan rapor doğrultusunda dava konusu 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senet dışında dava konusu diğer 6 senetteki imzanın davacıya ait olduğu kabul edilmiştir. Kararı davacı taraf istinaf etmemiş, istinaf eden davalı da rapor alınmaması yönünde talepte bulunduğundan 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senedin sahte olduğu yönündeki kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır. O halde davacının davaya konu 16/06/2017 tarihli 160.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığı ve davanın takip nedeniyle menfi tespit davası olması nedeniyle takipteki bu miktar alacağa isabet eden ferilerin de miktarı tespit edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçelerine yer verilmiştir. Davacı tarafın davalı ... yönünden istinaf itirazları incelendiğinde; mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle Dairemiz kaldırma kararına uygun karar verilmiş olmasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafın davalı ... yönünden istinaf itirazları incelendiğinde; Usuli kazanılmış haktan bahseden Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23/01/2025 Tarih, 2024/1435 Esas, 2025/1147 Karar sayılı ilamında; "Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)" hususlarına yer verilmiştir. Somut olayda, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin ilk verilen 11/04/2023 Tarihli karar sadece davalı ... tarafından istinaf edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/03/2023 tarihli ve 2021/2-668 Esas, 2023/191 Karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi bir mahkeme kararını kanun yoluna getirmeyen taraf hakkında kararı bu haliyle benimsemiş olduğu sonucuna ulaşılır ve bu durum karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir. İlk derece mahkemesince verilen ilk hüküm davalı ... tarafından istinaf edilmediğinden davacılar lehine usuli müktesep hak meydana gelmiştir. Bu durumda usuli müktesep hak dikkate alınmadan karar verildiği için davacı tarafın davalı ... yönünden istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 18/04/2025 tarih 2025/197 Esas 2025/241 Karar sayılı kararın HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 3-a)Davalı ... yönünden davacının davasının kabulü ile; Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14515 esas sayılı dosyasına konu edilen "300.000,00 TL bedelli 10/04/2017 tanzim tarihli ve 10/07/2017 vade tarihli, 130.000,00 TL bedelli 15/02/2017 tanzim tarihli ve 15/04/2017 vade tarihli, 170.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim tarihli ve 26/06/2017 vade tarihli, 160.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim tarihli ve 16/06/2017 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli 30/05/2017 tanzim tarihli ve 31/01/2018 vade tarihli, 120.000,00 TL bedelli 30/11/2017 tanzim tarihli ve 31/12/2017 vade tarihli, ve 170.000,00 TL bedelli 15/05/2017 tanzim tarihli ve 30/06/2018 vade tarihli, keşidecisinin ..., lehtarının ... ve yetkili hamilinin ... olan senetlerden ve de takipten dolayı davacılar murisi ...'ün davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davacı tarafın tazminat talebinin şartlar oluşmadığından reddine, b)Davalı ... yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile; Ankara 7. İcra Dairesi'nin 2018/14515 esas sayılı dosyasına konu 160.000,00 TL bedelli 26/05/2017 tanzim ve 16/06/2017 vade tarihli ... tarafından ... lehine düzenlenen yetkili hamili ... olan senetten dolayı davacılar murisi ...'ün davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, bu senetten dolayı takipte istenen 160.000,00 TL asıl alacak, 26.089,13 TL işlemiş faiz ve 480,00 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 186.569,13 TL yönünden davacılar murisinin davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine ve takibin bu miktar yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, c)İİK'nun 72/5. Maddesi gereğince kabul edilen 186.569,13 TL'nin %20'si üzerinde hesap edilecek (37.313,826 TL) kötü niyet tazminatının davalı ...'den alınarak davacılara ödenmesine, d)İİK'nun 72/4. Maddesi gereğince reddedilen 1.177.717,65 TL'nin %20'si üzerinde hesap edilecek (235.543,53 TL) icra inkar tazminatının davacılardan tahsili ile davalı ...'e ödenmesine, e)Kabul edilen 186.569,13 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 12.744,54 TL karar ve ilam harcının, 54,40 TL peşin harç, 23.244,20 TL tamamlama harcı toplamı olan 23.298,60 TL harçtan düşümü ile artan 10.554,06 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, f)Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 54,40 TL peşin harç, 23.244,20 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 23.353,00 TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 10.554,06 TL harcın düşümü ile kalan 12.798,94 TL harcın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, g)Davalının karşıladığı 100,00 TL yazışma giderinden ibaret yargılama giderinin, red / talep oranına göre hesaplanan 86,32 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, geri kalan 13,68 TL yargılama giderinin işbu davalı üzerinde bırakılmasına, ğ)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden takdir edilen 70.800,00 TL (davalı ... 30.000,00 TL'den sorumlu olmak üzere) vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, h)Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 1.177.717,65 TL üzerinden takdir edilen 176.880,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, ı)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, i)HMK'nın 333.maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan 435,00 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 18/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ... ¸e-imza
Üye ... ¸e-imza
Üye ... ¸e-imza
Katip ... ¸e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."