Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/961 E. 2026/984 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/961
- Karar No
- 2026/984
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/961 - 2026/984 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/961 KARAR NO : 2026/984
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2025 NUMARASI : 2024/485 ESAS - 2025/397 KARAR
DAVACI :
DAVALI : VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.04.2023 tarihinde meydana gelen kazada davacının yaralandığını, ... plakalı aracın ZMM sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiğini, davalı sigorta şirketinin davacının başvurusu üzerine 152.690,00 TL ödeme yaptığını, davalı...A.Ş.'nin kendi seçtiği arabulucuya başvurarak Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın 2024/222800 sayılı dosyası ile arabuluculuk tutanağı imzalandığını, söz konusu arabuluculuk tutanağının aşırı yararlanma ve hukuka aykırı maddeler içerdiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak ve alacak tam olarak hesaplandığında artırılmak üzere şimdilik; 100,00 TL kalıcı- sürekli iş göremezlik tazminatı, 100-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL SGK'ca karşılanmayan tedavi-iyileşme giderleri, tibbi araç/sarf malzemesi, beslenme, ulaşım giderleri gibi yapılmış ve ileride yapılması muhtemel zorunlu gider harcamaları, 100,00 TL bakıcı- yardımcı giderleri olmak üzere toplamda 400,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 11.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 26.389,06 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 371.106,43 TL, geçici bakıcı gideri talebini 10.008,00 TL olmak üzere toplam 407.503,49 TL olarak artırmıştır. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının tedavi gideri alacak kalemine yönelik talebinin feragat nedeni ile reddine, davacının toplam 26.389,06 TL tutarındaki geçici iş göremezlik tazminatı talebinin 100,00 TL'sinin temerrüt tarihi olan 17/07/2024 tarihinden, 26.289,06 TL’sinin ıslah tarihi olan 05/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile; davacının toplam 371.106,43 TL tutarındaki sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin 100,00 TL’sinin temerrüt tarihi olan 17/07/2024 tarihinden, 371.006,43 TL’sinin ıslah tarihi olan 05/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve davacının toplam 10.008,00 TL tutarındaki bakıcı gideri tazminatı talebinin 100,00 TL’sinin temerrüt tarihi olan 17/07/2024 tarihinden itibaren 9.908,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 05/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı şirket tarafından arabuluculuk yoluyla varılan anlaşma neticesinde, ödeme yapılmasına karşın yerel mahkemece bu hususta inceleme yapılmaksızın davanın kabulüne hükmedilmesinin yerinde olmadığını, 2024/222800 numaralı arabuluculuk dosya numarası üzerinden sürdürülen görüşmeler neticesinde, başvurucu taraf ile; 11.04.2023 tarihli kazada başvuranda oluşan maluliyet sonucu sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, kalıcı bakıcı gideri, tedavi, SUT, ulaşım, rapor ücreti, munzam zarar ve ferileri için 30.04.2024 tarihinde anlaşmaya varıldığını, anlaşma neticesinde, davalı şirket tarafından 152.690,00 TL asıl alacak ve 15.000,00TL vekalet ücreti olmak üzere, toplam 167.690,00 TL üzerinden anlaşma sağlanarak 03.05.2024 tarihinde vekalet ücretinden stopaj ve KDV tevkifatı yapılmak suretiyle 163.940,00 TL olarak tazminat ödemesi yapıldığını, söz konusu ödemelerin yapılması ile poliçeden kaynaklı tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun m. 18/5: ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.'' denilerek anlaşılan hususlarda dava açılamayacağının açıkça kararlaştırıldığını, kararın ilgili kanuna aykırı olduğunu, hükümde gerekçe de bulunmadığını, davacı her ne kadar gerçekleştirilen ödemenin aşırı yararlanma ile yetersiz olduğu iddiasında bulunmaktaysa da, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı kalemlerinden bu iddiaya dayalı olarak tazminat talep edilemeyeceğini, kaldı ki, bu tutarlara ilişkin de arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varıldığını, mahkeme kararına dayanak maluliyet oranının kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince dava dilekçesindeki talepler çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan, cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davalının, tarafların uyuşmazlık konuları hakkında davacı ile alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk yolu ile anlaştıkları ve anlaşma tutanağının düzenlenmiş olması nedeniyle aynı uyuşmazlık hakkında yeniden dava açılmayacağına yönelik itirazlarının değerlendirilmesinde; Özel Hukuk uyuşmazlıklarında, yargı yolunun olumsuzluklarının giderilmesi açısından (davaların uzun sürmesi, maliyetli olması, yargılamanın aleni olması nedeniyle ticari sırlara yönelik gizliliğin yargı yolunda uyuşmazlığın görülmesi halinde ihlal edilebilecek olması gibi) hukukumuzda alternatif çözüm yolu olarak arabuluculuk kabul edilmiş, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile amacı, kapsamı, uygulanma usulleri ve tarafların anlaşması halinde anlaşmalarının hüküm ve sonuçları düzenlemiştir. Bu nedenle uyuşmazlık gerek dava şartı arabuluculuğa tabi olsun gerekse ihtiyari arabuluculuğa tabi olsun, uyuşmazlıklarda tarafların arabuluculuk neticesinde anlaşmaları durumunda, anlaşmadan sonra mevcut uyuşmazlığın akıbeti 6325 Sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu çerçevede; 6325 Sayılı Yasanın 1. Maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir." denilerek arabuluculuğun amaç ve kapsamı düzenlenmiş; "Tarafların anlaşması" başlıklı Yasa'nın 18. maddesinde ise; " (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." denilerek, anlaşmanın kapsamının taraflarca belirleneceği ve anlaşma sonrasında anlaşılan konularda yeniden dava açılamayacağı kabul edilmiştir. Anlaşılan konularda yeniden dava açılmaması, arabuluculuğun alternatif çözüm yolu olarak kabul edilmiş olması ve uyuşmazlıkların yargı önüne gitmeksizin sorunların çözümünde taraf iradelerine üstünlük tanınmasının da bir sonucudur. Diğer yandan ülkemizde kabul edilen arabuluculuk "Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu" olduğundan, hak odaklı olmaması nedeniyle, arabuluculuk çerçevesinde varılan anlaşmanın hakka uygun olmaması, kural olarak uyuşmazlık nedeniyle taraflara dava açma hakkı vermeyecektir. Arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıkta, anlaşma sonrası dava açılması halinde mahkeme "gizlilik kapsamında" kalan tarafların anlaşma koşullarına göre değil, anlaşma tutanağında kabul edilen anlaşma konuları çerçevesinde, dava konusu uyuşmazlığın anlaşılan hususlardan olup olmadığını değerlendirerek davaya ilişkin talep çerçevesinde dava açılıp açılmayacağını belirlemeli, arabuluculuk sonrasında dava açılması durumunda, dava konusunun anlaşılan hususlar hakkında olması durumunda, davanın reddine karar verilmelidir. Somut olayda; davacı 11.04.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle, maluliyetinin meydana geldiği, sigorta şirketi tarafından bir miktar ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile kalıcı iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı,SGK'ca karşılanmayan tedavi-iyileşme giderleri, tibbi araç/sarf malzemesi, beslenme, ulaşım giderleri gibi yapılmış ve ileride yapılması muhtemel zorunlu gider harcamaları,bakıcı giderlerini istemiştir. Davacı, 11.04.2023 tarihinde motosikleti ile seyir halinde olduğu sırada ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada yaralanması sonucu oluşan sürekli maluliyet, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, kalıcı bakıcı gideri, tedavi, SUT, ulaşım, rapor ücreti, munzam zarar ve vekalet ücreti dahil tazminatlarının ferileri ile birlikte...A.Ş.’den talep etmiş, ... Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan malüliyet raporu uyarınca trafik kazasına bağlı olarak %15 kalıcı malüliyeti bulunduğunun tespit edildiğini, akabinde artan maluliyeti bulunmadığının da belirlendiğini, davalı...A.Ş: tarafından 152.6920 TL ödeme yapıldığını, teklifi mecburi olarak istemeyerek kabul etmek zorunda kaldığını, bu kapsamda 30.04.2024 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının imzalandığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin, aşırı yararlanma (gabin), sözleşmeye aykırılık, ehliyetsizlik, şekle aykırılık, irade sakatlığı veya sahtelik iddialarıyla yargılamaya konu edilebilmesi mümkün olduğunu belirterek, eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında 30.04.2024 tarihinde imzalanan anlaşma belgesi kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı tarafların da kabulündedir. Bu durumda, artan maluliyetten söz edilemeyeceğinden, davacı ancak arabuluculuk anlaşma tutanağı kapsamı dışında kalan zararları varsa bu zararlarını talep edebilir. Yukarıda da açıklandığı üzere arabuluculuk hak odaklı değil, "Menfaat ve İhtiyaç Odaklı Karşılıklı Kabul Edilmiş Bir Çözüm Yolu" olduğundan, mahkeme yapılan anlaşmanın hakka uygun olup olmadığını, değerlendiremez. Bu nedenle arabuluculuk görüşmelerinin, gizlilik esasına göre yürütülmesi (m.4), beyan ve belgelerin açılacak davada delil olarak kullanılmaması (m.5) nedeniyle, mahkemece görüşmeler sırasındaki beyan ve kabulleri delil kabul ederek, hak odaklı bir sonuca varamaz. Eldeki davadan önce taraflar arasında arabuluculuk görüşmesi sonucunda taraflar arasında imzalanan 30.04.2024 tarihli anlaşma tutanağında; "... Arabuluculuk Konusu:11.04.2023 tarihinde ... plakalı aracın karışmış olduğu kazada ...' nin trafik kazası neticesi ile oluşan sürekli maluliyet, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, kalıcı bakıcı gideri, tedavi, SUT, ulaşım, rapor ücreti, munzam zarar ve vekalet ücreti dahil tazminatlarının ferileri ile birlikte ...AŞ. nezdindeki 288191016606-00-00 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında karşılanması talebidir. Adı geçen taraf vekilleri talep ve muvafakatleri ile telekonferans yöntemi ile görüşmeye katıldılar. Telekonferans ile katılan taraflara görüşme sonrasında tutanakların kendilerine e-imza için gönderileceği, imzalı tutanakların en geç 3 takvim günü içinde geri göndermeleri gerektiği anlatıldı. Taraflar bu konuyu anladıklarını ve işbu hususu kabul ettiklerini açıkça beyan ettiler. Taraflara arabuluculuğun temel ilkeleri, arabuluculuk süreci ve arabuluculuk süreci sonunda hazırlanan arabuluculuk son tutanağının hukuki ve mali yönlerden bütün sonuçları hakkında bilgi verildi.Taraflar söz alarak arabuluculuğun temel ilkelerini, arabuluculuk sürecini ve arabuluculuk süreci sonunda hazırlanan arabuluculuk son tutanağının hukuki ve mali yönlerden bütün sonuçlarını anladık dediler.11.04.2023 tarihinde ... plakalı aracın karışmış olduğu kazada ...'nin trafik kazası neticesi ile oluşan sürekli maluliyet, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, kalıcı bakıcı gideri, tedavi, SUT, ulaşım, rapor ücreti, munzam zarar ve vekalet ücreti dahil tazminatlarının ferileri ile birlikte ...A.Ş. nezdindeki 288191016606-00-00 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında karşılanması konusunda yürütülen arabuluculuk süreci ANLAŞMAYLA sona erdi.’ denildiği görülmüş, yapılan anlaşmanın kazaya bağlı sürekli maluliyet, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, kalıcı bakıcı gideri, tedavi, SUT, ulaşım, rapor ücreti, munzam zarar ve vekalet ücreti dahil tazminatlarının ferilerine ilişkin olduğu, belirli bir maluliyet oranına yönelik olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ancak, anlaşmadan sonra gelişen durum nedeniyle artan maluliyet zararları ile sınırlı olarak dava açabilir. Davacı anlaşma tarihine kadar olan tüm zararları kapsamında anlaştığından gelişen durum olmadıkça dava açmaz. Davacının talebi, arabuluculuk anlaşmasının gabin nedeniyle geçersizliğine ilişkin olup anlaşma tutanağında taraflar, daha fazla maluliyet oluşması halinde talep ve dava haklarını saklı tutarak belirli bir maluliyet oranı çerçevesinde anlaşmayıp, anlaşma tarihindeki mevcut yaralanması gözetilerek tüm zararlarını kapsar şekilde anlaştıklarına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece bakiye tazminata karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis ile, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar ve dava sebepleri ile davaya ilişkin talebi nazara alınarak, taraflar arasındaki arabuluculuk yolu ile yapılan anlaşma sonrasında, anlaşma konularında yeniden dava açılmayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 16/05/2025 tarihli, 2024/485 Esas - 2025/397 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre; 1-Davanın HMK'nın 114/2 ve 6325 Sayılı Yasanın 18/5 maddesi gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine; 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN II-İstinaf talebi kabul edilen davalı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, III-İstinaf talebi kabul edilen davalı tarafından yapılan 480,00 TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, V-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.