Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/797 E. 2026/1500 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/797
- Karar No
- 2026/1500
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/797 KARAR NO : 2026/1500
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2023 NUMARASI : 2020/551 Esas 2023/42 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:18/06/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 05/02/2018 tarihli Döküm Sahası Sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin döküm sahası işleteni olduğunu, bu sözleşme ile; “Torbalı İlçesi ....Mahallesi sınırları içinde bulunan ..., ...., ..... ve.... parsel numaralı tarla niteliğindeki arazide hafriyat toprağı ile dolgu yapılması için ruhsatı alınan alana döküm sahasının hafriyatçı tarafından kullanılması” konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 4. maddesine göre işin bedelinin (KDV hariç) kamyon başı 70,00-TL olduğunu ve kamyon başı birim fiyat olarak anlaşılan işin bedelinin müvekkili işletene peşin olarak ödeneceğini, sözleşmeye göre davalı şirket tarafından döküm sahasının kullanılmaya başlandığını ve toplamda 9200 adet kamyon döküm yaptırıldığını, müvekkili tarafından toplam 9200 kamyon işinin karşılığı olarak (kamyon başı 70,00-TL olmak üzere 70 x 9200 = 644.000 + KDV) olmak üzere toplam 759.920,00-TL tutarlı faturanın düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini ancak davalı şirket tarafından İzmir 36. Noterliği’nin 13/05/2020 tarihli 07487 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fatura ve içeriğine itiraz edildiğini, ihtarnamede “müvekkili firma ile herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, böyle bir borçlarının olmadığını” ileri sürdüklerini ancak sonuç kısmında ise “şirketimiz ile aranızda akdedilen sözleşmenin feshedildiği” ifadelerine yer verildiğini, beyanların dahi kendi içinde çelişkiler barındırdığını, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, sözleşme ile kararlaştırıldığı şekilde müvekkili tarafından tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, karşı tarafça işin bedelinin ödenmediğini, alacağının tahsilini teminen İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2020/5493 sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini ve davalıya 7 örnek ödeme emri ve dayanaklarının gönderildiğini, davalı tarafından haksız ve dayanaksız şekilde takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 12/02/2019 tarihinde davacı ile müvekkili arasında gerçekleşen görüşme sonucunda Torbalı ....Mahallesi....parselde “hafriyat atığı depolama geri kazanım tesisi” adı altında belirtilen alana hafriyat döküm işlemlerine başlanıp toplamda 31/07/2019 tarihine kadar 7523 sefer damperli kamyonlar ile döküm yapıldığını, 04/05/2020 tarihinde davacı tarafından kesilen faturanın ise 9200 sefere ilişkin 644.000,00 TL + KDV bedelli olduğunu, bu faturanın müvekkili tarafından iade edildiğini, hafriyat işlemlerinde araziden ne kadar malzeme alınacağının ya da dolgu işleminde ne kadar malzeme gerekeceğinin maliyet hesabı açısından önem taşıdığını, arazinin plankote haritasının yapılarak ilk ve son durum arasında ne kadar hacim olduğunun ve dolayısıyla malzeme ve maliyet hesaplarının ne olduğunun belirlendiğini, davacı tarafın iddiasının aksine 7523 sefer yapıldığını, seferlere ilişkin tüm ödemelerin davacıya yapıldığını, 1 adet kamyonun kara yolları yük taşıma sınırı gereğince 14 ton (7,77m3) taşıma hakkına sahip olduğu düşünüldüğünde bunun karşılığının 7523 x 7,77= 58.453,71 m3 olacağını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile haklılıklarının ortaya çıkacağını, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın kendi iddiasına göre yapılan 9200 sefer sayısından 7523 seferin bedelini düşmeden tüm bedeli istemesinin ve bu bedel üzerinden takip başlatmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; hakkında faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takini başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gönderilen yazıda; davacının tacir olarak kaydına rastlanmadığı ancak .....Şti.’nin yetkilisi ve hissedarı olduğu bildirilmiştir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’ne yazılan yazıya verilen cevapta; davacının sicil müdürlüklerinde kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Kemalpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta; davacının 07/03/2018 tarihi itibariyle mükellef olduğu, bu tarih itibariyle gerçek usulde ticari kazanç yönünden mükellefiyet kaydının bulunduğu, 07/03/2018-01/01/2020 tarihleri arası 2. sınıf tacir sayılıp işletme hesabı esasına dayalı defter tuttuğu, 01/01/2020 tarihinden sonra ise 1. sınıf tacir sayılıp bilanço hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2020/2 dönem gelir geçici vergi beyannamesine göre brüt satış tutarının 644.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. Gelen yazı cevaplarından davacının tacir olduğu, 6102 sayılı TTK’nın 4 ve 5. maddeleri gereğince davaya bakmaya mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “taraflar arasında imzalanan 05/02/2018 tarihli döküm sahası sözleşmesi kapsamında sözleşmede belirlenen alana dav0acının iddiasında olduğu gibi 9200 kamyon seferi mi, davalının savunmasında olduğu gibi 7523 kamyon seferi mi döküm yapıldığı, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, yapılan işin bedelinin ne olduğu, 04/05/2020 düzenleme tarihli GIB202000000002 numaralı KDV dahil 759.920,00 TL bedelli fatura nedeniyle davalı borcunun bulunup bulunmadığı, İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2020/5493 sayılı dosyası çerçevesinde icra takip tarihi itibariyle varsa davalı borcunun ne miktar olduğu, davalının itirazında haklı olup olmadığı, tazminat istenebilme koşullarının bulunup bulunmadığı” konularındadır. Mahkememizce bağlı oldukları Vergi Dairesi Müdürlüklerinden tarafların BA ve BS formları getirtilmiştir. Dava konusu faturanın davacının BS formlarında gözüktüğü ancak davalının BA formlarında gözükmediği görülmüştür. Takibin ve davanın konusu fatura incelendiğinde; davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş 04/05/2020 düzenleme tarihli GIB202000000002 numaralı KDV dahil 759.920,00 TL bedelli e-arşiv fatura olduğu, faturanın içeriğinde “mal/hizmet” bölümünde “kamyon hafriyat toprağı” ibaresinin yazılı olduğu, miktarın “9200 adet” olarak, birim fiyatın “70,00 TL”, KDV oranının “% 18”, KDV tutarının “115.920,00 TL”, mal hizmet tutarının “644.000,00 TL” olarak gösterildiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 05/02/2018 tarihli Döküm Sahası Sözleşmesi incelendiğinde; davacının döküm sahası işleteni olduğunu, sözleşme ile tarafların “Torbalı İlçesi .... Mahallesi sınırları içinde bulunan ..., ..., ... ve .... parsel numaralı tarla niteliğindeki arazide hafriyat toprağı ile dolgu yapılması için ruhsatı alınan alana döküm sahasının hafriyatçı tarafından kullanılması” konusunda anlaşmaya varıldığı, sözleşmenin 4. maddesind işin bedelinin (KDV hariç) kamyon başı 70,00-TL olduğunun ve ödemenin peşin olarak yapılacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davalı, davacıya İzmir 36. Noterliği’nden gönderdiği 13/05/2020 tarihli, 07487 yevmiye numaralı ihtarname ile; “fatura içeriğini kabul etmediklerini, arada düzenlenen sözleşmeyi feshettiklerini” bildirmiştir. Torbalı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nden gönderilen 17/06/2021 tarihli 2075/6918 sayılı yazı ekindeki belgeler incelendiğinde; zabıta memurları, teknisyen, çevre yetkili müdürü tarafından ....ada ..., ... ve ... parsellerle ilgili olarak düzenlenen 15/11/2019 tarihli tutanakta "tarla vasıflı bu araziler üzerinde yapılan denetimlerde düküm yapılan alanlarda sınır taşmasının meydana geldiği, inşaat yıkıntı ve atıklarının olduğu, kod ve sınır ölçümü işlemleri tamamlanana kadar döküm işleminin durdurulduğu" hususunun belirtildiği; davacı .....'un 02/10/2019 tarihli dilekçesi ile başvurusu üzerine İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından ... ada ..., ..., ... parsellerin ıslahı için 01/01/2020 tarihine kadar süre uzatımının verildiği; Torbalı Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü'nün 15/10/2019 tarihli yazısında; "..... ada .... parsel numaralı tarlada 357,00 m3, .... ada .... parsel numaralı tarlada 0,003 m3 ve ... ada... parsel numaralı tarlada 6099,00 m3 dolguya ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir." dendiği görülmüştür. Davacı tanığı.... anlatımında; "Davacı benim kızım olur. Kendisi Torbalı İlçesi ... Mahallesi sınırları içerisindeki 3-4 tane tarla nitelikli araziyi kiralamıştı. Bu davanın tarafları arasında yazılı bir anlaşmanın olduğunu biliyorum. Anlaşmaya göre bu 3-4 adet tarlaya davalı tarafça hafriyat getirilerek bırakılacaktı. Ben bu süreçte aralıklı olarak söz konusu tarlalara gittim. Gelen kamyonları kontrol ettim. Bu kamyonların davalıya ait olup olmadığını belirledim ve ona göre fişini aldım. Her gün ortalama gün başına 120-140 kamyon hafriyat getirilerek bu alanlara dökülüyordu. Hafriyat döküldükten sonra davalı kamyonları yani hafriyatı bırakan kamyon şoförleri tarafından davacı tarafa fiş veriliyordu. Ben olduğum zamanlarda bu fişler bana veriliyordu. Ben olmadığımda ise tarlalarda bekleyen kişi fişleri alıyordu. Genellikle hafriyat döküm işi gündüzleri oluyordu ancak gece olacağı zamanlarda haber verildiğinde mutlaka tarlada kontrol yapacak ve fişleri alacak elaman bulunuyordu. Ben tam tarihini bilmiyorum ancak hafriyat döküm işi yaklaşık 9 ay kadar sürmüştür. Ben toplamda 9.000-10.000 adet kamyonla söz konusu tarlalara hafriyat dökümü yapıldığını duydum. Ancak bunlar benim sayımım değildir. Benim bildiğim kamyon başı birim fiyat 70,00 TL'ydi. Bu miktara KDV'nin dahil olup olmadığını bilmiyorum." demiştir. Davacı tanığı ..... anlatımında; "Torbalı İlçesi .... Mahallesinde bulunan ..... parsel numaralı tarla niteliğindeki taşınmaz bana aittir. Ben bu taşınmazı davacıya kiraya verdim. Oturduğum ev de bu taşınmazın içindedir. Benim gördüğüm 2018-2019 yılları arasında davalı tarafça bu tarlaya ve diğer tarlalara kamyonlarla hafriyat getirilerek döküldü. Sadece benim kiraya verdiğim .... parsel numaralı tarlaya günde gelen ve hafriyat döken kamyon sayısı 140'ı buluyordu. Bu şekilde toplamda 10.000 kamyonun üzerinde hafriyat taşınmıştır. Zaman zaman gece bile hafriyat getirildiği oluyordu, zaman zaman ben de kamyoncuların verdiği fişleri teslim aldım. Benim bildiğim kamyon başı birim fiyat taraflar arasında 70,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. İçerisinde KDV'nin olup olmadığını bilmiyorum. Aynı şekilde diğer tarlalara da hafriyat bırakılıyordu." demiştir. Davacı tanığı .... anlatımında; "Davacının kiralamış olduğu dava konusu yerde 2018-2019 yıllarında bekçi olarak çalıştım. Gelen kamyonlardan fişleri alıyordum. Davacı yanında yaklaşık iki yıl süreyle çalıştım. Benim taraflar arasında imzalanan sözleşmenin içeriği hakkına bir bilgim yoktur. Ben söz konusu taşınmaz başında gece de kalıyordum. Gece de kamyonla hafriyat taşındığı oluyordu. Davalı tarafça her gün ortalama 250 kamyon hafriyat getirilip buraya bırakılıyordu. Bunların fişlerini ben topluyordum ve fişleri davacıya veriyordum. Ben amcam .... ile dönüşümlü olarak çalışıyordum. Yani ben olmadığım zamanlar sahada o duruyordu ve fişleri ....'de topluyordu. Her gün olmasa da arada davacının babası .....'da sahaya gelip gidiyordu ve geldiği zamanlarda fişleri.... alıyordu. Sözüne ettiğim kamyonla hafriyat taşıma işi 2018-2019 yıllarında yani iki yıl boyunca devam etti. Ben davacı yanında sigortalı olarak çalışmadım. O dönem zaten geçirdiğim iş kazası sebebiyle raporluydum. Haftalık ya da ara ara ücret alıyordum. Amcam ....'de davacı yanında sigortalı çalışmıyordu. Hafriyat taşınan taşınmazlar iki parsel halindeydi. Bunlardan bir tanesi amcam ile benim müştereken sahibi olduğumuz parseldir. Parsel numarasını hatırlamıyorum. Diğer parsel ise köyde ikamet eden birisine aitti. Bu kişinin ..... isimli birisi olduğunu biliyorum. Soy ismini bilmiyorum. Yine bu parselin de numarasını bilmiyorum. Bizimle davacı arasında söz konusu bu parsel ile ilgili olarak yazılı kira sözleşmesi vardı. Bizim gelen kamyonculardan aldığımız fişler 15'e 15 cm ölçülerinde beyaz renkli ve üzerinde davalı şirketin ünvanı bulunan fişlerdi. Fişin içeriğinde kamyonun plakası, şoförün ismi ve imzası, taşımanın yapıldığı tarih yazılıydı. Fişin üzerinde herhangi bir seri numarası yoktu. Yine fişin üzerinde kamyonla taşınan hafriyatın miktarı konusunda da herhangi bir açıklayıcı bilgi yoktu." demiştir. Davalı tanığı .... anlatımında; "Yaklaşık 16 yıldır davalı şirkette kepçe ve kamyon sorumlusu olarak çalışıyorum. Tarihini tam hatırlamıyorum ancak bir tarihte davacı şirkete gelmiş. Hatta şirket yetkilileri ile görüşmüş, bu görüşmede ben yoktum ancak sonradan duydum. Taraflar arasında bu davanın konusu sözleşme imzalanmış ancak sözleşmenin imzalanması sırasında ben yoktum, bunu da sonradan duydum. Yine sözleşmede kararlaştırılanın aksine kamyon başı kararlaştırılan ücretin 50,00 TL olduğunu duydum. Hatta ödeme de 50,00 TL üzerinden yapıldı. Ben dava konusu sahaya bir kez gitmiştim. O da yeri görmek içindi. .... numaralı parseldi. Ben kamyonla sefer yapılması olayında organizatör değildim. Baş şoför organizasyonu yapıyordu ancak bunlardan benim de bilgim oluyordu. Hava muhalefeti olmadığı sürece her sabah kamyonlarla hafriyat götürülüyordu ancak kamyonların sayısı gününe göre değişiyordu. Bu nedenle bu konuda size net bir şey söyleyemem. Ben bu nedenle her gün için ortalama ne miktar kamyon gönderildiği konusunda da bir şey söyleyemiyorum. Ben şoförlerin davacı tarafa verdikleri fişleri görmedim. Bunlarla muhasebecimiz ilgileniyordu. Ben yanlış hatırlamıyorsam toplam 5-6 ay süreyle davacının kiraladığı dava konusu sahaya davalı şirket kamyonlarıyla hafriyat götürülmüştür. Toplam sefer sayısının da net olmamakla birlikte 7000- 7500 kamyon civarında olabileceğini düşünüyorum. Kamyoncular tarafından davacıya verilen fişlerin daha sonra bir örneği şirket muhasebesine veriliyordu. Ödemeler bundan sonrasında yapılıyordu. Ben her ne kadar fişleri görmesem de fişten kastettiğim maliye onaylı tahakkuklardır. Kaldı ki resmi fiş olmaz ise ödeme yapılmaz." demiştir. Davalı tanığı .... anlatımında; "Davalı şirkette yaklaşık 13 yıldır makine ikmal ve onarım bölümünde çalışıyorum. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi ve içeriğini biliyorum. .... numaralı parselle ilgili olarak hafriyat dökümü konusunda anlaşma yapılmıştır. Ben yaklaşık 4 ay önce dava konusu alanda bir ölçüm yaptırdım. Toplam alanın 55.000 m3'lük kapasitesinin olduğunu belirledim ve dökülen .... parsel nolu arazinin uydu görüntülerinde arazinin tamamına hafriyat dökülmüş bir şekilde görüntüler olduğunu belirledim. Toplamda 8 ay süreyle davalı şirket tarafından davacı tarafın kiralamış olduğu..... parsel numaralı taşınmaza hafriyat dökülmüştür. Davalı şirket kurumsal firmalarla çalıştığı için sabah saat 10:00 ile 16:00 arasında kamyon seferleri gerçekleştirilmiştir. Akşam saatlerine hafriyat dökümü yapılmamıştır. Ben her gün kaç kamyon sefer yapıldığı konusunda bilgi sahibi değilim. Bu konuda net bir şey söyleyemem zira iş sıralamasıyla alakalı bir şeydir. Bu nedenle toplam 8 aylık sürede de kaç kamyon hafriyat götürülüğü konusunda bir şey söyleyemem. .... parsel resmi döküm alanıdır. İzin belgeleri de bu parsel üzerinden düzenlenmiştir. Sahada kantar olmadığı için biz giden kamyon şoförlerine her sefer için bir tane fiş veriyorduk. Bu fişleri ben vermiyordum ancak sahada görevli olan kişi bizim şoförümüze teslim ediyordu. Şoförde hafriyatı götürdüğünde sahada davacının görevlendirdiği kişiye yani orada bekleyen kişiye bu fişleri veriyordu. Dolayısıyla davalı şirkette bu fişlerden fazla örnek olmuyordu. Daha sonra olması gereken üç adet fiş düzenlenip bunlardan bir tanesinin davacıda kalması diğer iki tanesinin ise davalıya verilmesi gerekirken davacı tarafça davalı şirkete fiş verilmiyordu. Uygulamada bu şekilde gidiyordu. Ben fişleri gördüm ve biliyorum. Şoförün davacıya vermiş olduğu fişlerin üzerinde kamyonun plakası, şoförün isim soy ismi ve davalı şirketin unvanı yazılıdır. Bunlar dışında hafriyatın miktarı ya da kilosu konusunda herhangi bir bilgi yazmıyordu. Sıra numarası ya da seri numarası olup olmadığı konusunda bir bilgim yoktur. Resmiyette geçerliliği olan bir belge olmadığını düşünüyorum. Sadece sefer sayılarını netleştirmek adına düzenlenmiş belge niteliği vardı. Normal koşullarda bu tür hafriyat dökümü yapılan alanlar için döküm yapılması konusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından ruhsat verilmesi gerekmektedir. ... parsel numaralı alan için ruhsat vardı. Bizim işverenimiz.... ve .....Müdürlük binasıydı. Davacı tarafça ay sonunda dava konusu işle ilgili faturalar düzenleniyordu. Biz de bu faturaları işverenimize veriyorduk. Ödememizi de işverenden yani çalıştığımız firmadan alıyorduk." demiştir. Mahkememizce dava dosyası ile taraflara ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi ile inşaat mühendisi bilirkişi 29/04/2022 tarihli raporlarında özetle; sözleşmeye göre işin bedelinin KDV hariç 70,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşmede net olarak belirtilmemişse de tarafların beyan dilekçelerinden anlaşıldığı üzere bu tutarın döküm yapan her bir kamyon bedeli olarak kararlaştırıldığının anlaşılmakta olduğunu, Torbalı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nden gönderilen 17/06/2021 tarihli 2075/6918 sayılı yazı ekindeki belgeler değerlendirildiğinde taraflar arasındaki döküm sahası sözleşmesi kapsamında yer alan ... numaralı parsel hariç sadece dolgu izni için süre uzatımının verildiği tarihe kadar bile .... ada ..., ... ve ... numaralı (eski ...., .... ve....numaralı) parsellerde toplam (21699,15 + 20231,69+ 50969,18 m3=) 92900,02 m3 dolgu yapıldığının ortaya çıktğını; davalı tarafın dilekçesinden anlaşıldığı üzere taşıma işlerinin 31/07/2019 tarihine kadar devam ettiğini, yapılan dolgunun cinsi bilinmediğinden dolgunun ağırlığını hesaplayabilmek için İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce tarla ıslahı amacıyla organik içerikli bahçe toprağı dolgu izni verildiğinden hareketle yapılan dolgunun yumuşak toprak olduğunu kabul ettiklerinde Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı İnşaat İşleri Genel Şartnamesinin Taşıma İşleri Bölümü’nde yumuşak toprak kuru birim hacim ağırlığının 1,6 ton/m3 olarak verilmesi nedeniyle 92.900,02 m3 x 1,6 ton/ m3 = 148.640,03 ton dolgu yapıldığının ortaya çıktığını, bu tonaj karayollarında kamyon yük taşıma sınırı olan 14 tona bölündüğünde 148640,03 ton/14= 10.617 adet kamyon seferi yapıldığı ortaya çıkmakta ise de davacının isteği olan 9.200 adet kamyon seferinin baz alınması gerektiğini, dolayısıyla sözleşme birim fiyatına göre davacının davalıdan 9.200 kamyon x 70 TL/kamyon = KDV hariç 644.000,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığını, tarafların BA ve BS beyanları değerlendirildiğinde dava konusu 644.000,00 TL bedelli fatura yönünden davacı yönünden bildirildiğini, davalının dosyaya sunduğu 319.491,53 TL bedelli fatura yönünden davalı tarafından beyan edildiğini ancak davacı tarafından beyan edilmediğini, davacı tarafın dilekçesindeki beyanlarında her ne kadar önceki 377.000,00 TL tutarındaki faturanın farklı bir anlaşmaya ait olduğu ifade edilmiş ise de farklı herhangi bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, davalı vekilinin dosyaya sunduğu teslim fişlerinin davacının düzenlediği 28/08/2019 tarihli 377.000,00 TL tutarındaki fatura tarihinden sonra 07/11/2019 tarihli teslim fişleri olmasının davacının kamyon seferlerinin 28/08/2019 tarihinden sonra da devam ettiği yönünde kanaate ulaştırdığını, 644.000,00 TL + % 18 KDV = 759.920,00 TL takip tutarından davacının önceden düzenlediği ve bedelini ödediği (alacak isteğinde bulunmadığı) KDV dahil 377.000,00 TL tutarın indirilmesi sonucunda davacının davalıdan toplam 382.920,00 TL tutarında alacaklı olduğu kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir. Bilirkişiler itirazlar üzerine düzenledikleri 27/07/2022 tarihli ek raporlarında da aynı görüşlerini yinelemişlerdir. Bilirkişilerden "hafriyatın .... ve ... parsellerin tamamına yapıldığının ve sadece ... parsele yapıldığının kabulü" ihtimalinde ve tarafların itirazları çerçevesinde davalı borcunun ne olacağı konusunda ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişiler 07/12/2022 tarihli ek raporlarında özetle; dava dosyasında ... numaralı parsel için dökümün sonlandığı tarih itibariyle resmi kurumlarca yaptırılmış kot krokisi ölçümleri ve bu krokiye göre yapılmış dolgu hesabı olmadığı için terditli hesaplamanın yapılamadığını ancak davalı vekilinin 05/09/2022 tarihinde dosyaya sunduğu beyan dilekçesi ekindeki Konak Belediyesi’nce .... numaralı parseli kapsayan biri 27/06/2019 tarihinde düzenlenmiş 50.000 metreküp ile diğeri 02/10/2018 tarihinde düzenlenmiş 20.000 metreküp olmak üzere iki ayrı hafriyat toprağı inşaat ve yıkıntı atıkları taşıma ve kabul belgelerinin mahkemece dikkate alınması ve tamamının gerçekleştirilmiş olduğunun kabulü halinde 70.000 metreküp x 1.6 ton/ m3/ 14 ton = 8.000 adet kamyon sefer yapıldığının anlaşıldığını, bu durumda sözleşme birim fiyatına göre davacının davalıdan 8.000 kamyon x 70,00 TL/ kamyon = 560.000,00 TL x 1,18 =660.800,00 TL (KDV dahil) alacağı olduğunu; şayet kök ve ek raporda değinilen hesaplamanın baz alınması halinde Torbalı Belediyesi’nce ... ve ... numaralı parseller için 08/10/2019 tarihinde yaptırılan Kübaj hesabına göre bu parsellere toplam 92.900,02 m3 dolgu yapıldığını, buna göre 92.900,02 M3 x 1,6 Ton/M3/ 14 Ton = 10.617 adet kamyon sefer yapıldığı ortaya çıkmaktaysa da davacının isteğinin 9.200 kamyon seferi olduğunu, buna göre 9.200 kamyon x 70,00 TL/kamyon = 644.000,00 TL x 1,18 = 759.920,00 TL (KDV dahil) davacı alacağı olduğunu, davalı şirketin yevmiye defter kayıtlarına göre davacı tarafından düzenlenen 28/08/2019 tarihli 377.000,00 TL tutarındaki faturanın davacı hesabına alacak kaydedildiğini, 10/09/2019 tarihli yapılan kayıtlarla ödeme tutarlarının hesaba borç kaydedilerek fatura bedelinin tamamen kapatıldığının görüldüğünü, davacının işletme defteri tutmasından dolayı ödeme tutarı kayıtlarının defterde bulunmadığı belirlenmiş ise de 377.000,00 TL tutarlı fatura yönünden davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığının dosyadaki dilekçesindeki beyanlarından anlaşıldığını, dolayısıyla 28/08/2019 tarihli 377.000,00 TL bedelli fatura karşılığı ödenen tutarın 04/05/2020 tarihinde düzenlenen 759.920,00 TL bedelli fatura tutarından mahsup edilemeyeceğini, sonuç olarak sözleşmeye dayalı olarak davacının davalı adına düzenlediği 759.920,00 TL alacağının bulunduğu kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Aldırılan kök ve ek rapor somut olaya uygun, açıklayıcı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Toplanan deliller, benimsenen kök ve ek rapor ile tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında 05/02/2018 tarihli döküm sahası sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile tarafların “Torbalı İlçesi .... Mahallesi sınırları içinde bulunan .... ve .... parsel numaralı tarla niteliğindeki arazide hafriyat toprağı ile dolgu yapılması için ruhsatı alınan alana döküm sahasının hafriyatçı tarafından kullanılması” konusunda anlaşmaya vardıkları, davalı vekili her ne kadar dökümün sadece .... parselde yapıldığını savunmuş ise de; Torbalı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nden gönderilen 17/06/2021 tarihli 2075/6918 sayılı yazı ekindeki belgeler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında döküm işinin sadece .... parselle sınırlı olmadığının anlaşılmakta olduğu, bu hususa bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak açıklık getirildiği, sözleşmenin 4. maddesinde işin bedelinin (KDV hariç) kamyon başı 70,00-TL olacağının ve davacıya peşin olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu sözleşme kapsamında .... numaralı parsel hariç sadece dolgu izni için süre uzatımının verildiği tarihe kadar .... ada ....ve....numaralı (eski hali ile ... ve ....numaralı) parsellerde toplam 92.900,02 m3 dolgu yapıldığı, taşıma işlerinin 31/07/2019 tarihine kadar devam ettiği; bilirkişilerin, yapılan dolgunun cinsinin bilinmemesi ve organik içerikli bahçe toprağı dolgu izni verilmesi nedeniyle dolgunun yumuşak toprak olduğu yönündeki görüşlerinin mahkememizce de kabul edilebilir nitelikte ve isabetli bulunduğu, Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı İnşaat İşleri Genel Şartnamesinin "taşıma işleri" bölümüne göre yumuşak toprak kuru birim hacim ağırlığı 1,6 ton/m3 olarak alındığında dolgu yapılan 92.900,02 m3 alanda 148.640,03 ton dolgu yapıldığı, bu tonajın karayollarında kamyon yük taşıma sınırı olan 14 tona bölünmesi sonucunda da 10.617 adet kamyon seferine isabet ettiği, davacı tarafın ise 9.200 adet kamyon seferi yapıldığını belirtmesi sebebiyle bu miktardan fazlasının dikkate alınamayacağı, 9.200 kamyon dolgudan hareket edildiğinde ise kamyon başı 70,00 TL'den hesaplandığında davacı alacağının KDV hariç 644.000,00 TL olduğu, bu miktara KDV eklendiğinde 759.920,00 TL'ye ulaşıldığı; davacı tarafça düzenlenen 28/08/2019 tarihli 40059 numaralı 377.000,00 TL tutarlı fatura tarihinin davaya konu faturadan önceki tarih olduğu, davacı tarafça "377.000,00 TL bedelli faturanın davalı tarafça verilen çeklerle ödendiğinin, takibe konu faturanın ise kalan alacaklarına ilişkin olduğunun" ileri sürüldüğü, kök raporda bu konuyla ilgili olarak "davalı tarafça sunulan teslim fişlerinin davacı tarafça düzenlenen 377.000,00 TL bedelli fatura tarihinden sonra 07/11/2019 tarihli teslim fişleri olmasının davacının kamyon seferlerinin 28/08/2019 tarihinden sonra da devam ettiği yönünden kanaat oluşturduğu" şeklindeki ve 07/12/2022 tarihli ek rapordaki; "davalının yevmiye defterinde 377.000,00 TL bedelli faturanın kayıtlara davacı alacağı olarak kaydedilerek fatura bedelinin tamamen kapatıldığı, davacının da bu fatura ile ilgili alacaklarının bulunmadığını bildirmiş olduğu, dolayısıyla 28/08/2019 tarihli 377.000,00 TL bedelli fatura karşılığı ödenen miktarın takibe konu faturadan mahsubunun yapılamayacağı" şeklindeki tespitin yerinde olduğu ve mahkememizce de itibar edildiği, davalının takip dosyası çerçevesinde borcunun 759.920,00 TL olduğu, borca itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne; alacak likit olduğundan bu miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-Davanın KABULÜ ile; İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2020/5493 sayılı dosyasında davalının 759.920,00 TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, 2-Hükmolunan 759.920,00 TL'nin % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında , davacıya ait döküm sahaları olan ....parsel nolu arazide hafriyat toprağı ile dolgu yapılması için ruhsatı alınan alana döküm yapılması hususunda 05.02.2018 tarihli bir sözleşmenin akdedildiğini, sözleşmenin eki olarak 26.09.2018 tarihli ruhsatnameye atıf yapılmış olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla ruhsatnamede belirtilen alana döküm yapılacağı işbu alanın da yalnızca ..... parsel olduğunun görüldüğünü, 12.02.2019 tarihinde döküm yapmaya başlandığını, müvekkili tarafından 31.07.2019 tarihine kadar döküm yapılmış olup döküm bittikten sonra davacı tarafından 28.08.2019 tarihinde 377.000,00 TL tutarındaki fatura düzenlenerek müvekkili şirkete gönderildiğini, gönderilen fatura üzerine davacıya sıralı çekler verilerek en son vadesi 10.09.2019 olarak çekler ile fatura bedelinin tamamen ödendiğini ve ticari ilişkinin sonlandığını, davacı tarafından kötü niyetli olarak 04.05.2020 tarihinde tekrar KDV dahil 759.920,00 TL 'lik yeni bir faturanın gönderildiğini, işbu faturanın müvekkili şirkete 12.05.2020 tarihinde ulaştığını ve faturanın 13.05.2020 tarihinde davacıya iade edildiğini, hükme esas alınan ek raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hatalı olduğunu, zira kök raporda tüm parsellerin kapasitesi dikkate alınıp taraflarınca döküm işleminin bittiği tarih olarak belirtilen tarihten de ilerisi dikkate alınarak kabul anlamına gelmemekle beraber sözleşme konusu işin tamamı için ödenmesi gereken bedelin 759.920,00 TL olduğunun tespit edildiğini, taraflarınca ödemesi yapılan 377.000,00 TL fatura bedeli de mahsup edilerek davacının 382.920,00 TL tutarında alacaklı olabileceği kanaatine varıldığını, alınan ek raporda taraflarınca ödenen 377.000,00 TL bedelin hiçbir gerekçe belirtilmeksizin 759.920,00 TL'lik fatura bedelinden mahsup edilemeyeceğine kanaat getirildiğini ve davacının müvekkil şirketten 759.920,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığını, sunmuş oldukları belgeler karşısında bilirkişilerin 08.10.2019 tarihli Torbalı Belediyesince sınır aşımı tespit edilmesindeki oluşan sınır aşımının varsayımsal olarak ısrarla müvekkili şirket tarafından yapıldığını kabul etmesinin haksız olduğunu, davacının döküm sahasına müvekkili şirket haricinde başkaca şirketler tarafından döküm yapılmış olma ihtimalinin de oldukça yüksek olduğunu, davacının, sınır aşımını müvekkili şirketin yaptığını ve fatura bedelinin yapılan işin karşılığını yansıttığı yönündeki iddiasının ise dava değeri itibariyle, müvekkili adına sahte olarak her zaman 3. kişiler tarafından düzenlenebilir nitelikte olan, ancak ve ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte delil başlangıcı niteliğine haiz olabilecek olan fişler ile değil yazılı delil niteliğine haiz belgeler ile ispat etmesinin gerektiğini, yine bilirkişilerin ve işbu bilirkişi raporunu hükme esas alarak yerel mahkemenin, sözleşme konusu iş için ödenenen 377.000,00 TL bedelin hangi gerekçe ile mahsup edilemeyeceğine kanaat getirdiklerinin anlaşılamadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşme tarihinin 05.02.2018 tarihli olup diğer parsellere ilişkin alınan izinlerin sözleşme imzalandığında mevcut dahi olmadığını, nitekim sözleşmede ruhsatı alınan alana döküm yapılacağı belirtilerek sözleşme ekine .... parsel için alınmış ruhsatname eklendiğini, bu husus dikkate alındığında müvekkili şirketin diğer parsellere döküm yapamayacağının aşikar olduğunu, müvekkili şirket yönünde hiçbir resmi bağlayıcılığı olmayan, her zaman düzenlenebilir nitelikteki fişler dikkate alınarak varsayımsal olarak kamyon seferleri gösterilmesinin dayanaksız ve asılsız olduğunu, kötün niyet tazminatının haksız olduğunu, zira müvekkili şirket tarafından davalıya yapılan iş kapsamında ödenen bedellerin mevcut olup bilirkişi raporunda da tespitinin yapıldığını, müvekkilinin davacıya 9.200 adet döküm yapmadığını, dolayısıyla taraflar arasındaki iddia olunan alacak bedelinin tartışmalı olduğunu, likit olmadığını, bilirkişi raporu alınmasına teknik yönden inceleme yapılmasına muhtaç olduğunu, bu nedenle hükmedilen kötü niyet tazminatının kabulünün mümkün olmadığını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, döküm sahası sözleşmesi ile kararlaştırıldığı şekilde müvekkili tarafından tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, karşı tarafça işin bedelinin ödenmediğini, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/5493 dosyası icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını, yapılan işin ödemelerinin yaptığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ek raporun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, döküm işinin sadece ....parselle sınırlı olmadığının, taraflar arasında imzalanan döküm sahası sözleşmesi kapsamında davacının 759.920,00 TL talep edebileceğinin, 28/08/2019 tarihli 377.000,00 TL bedelli fatura karşılığı ödenen miktarın takibe konu faturadan mahsubunun yapılamayacağının anlaşılmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/01/2023 tarih, 2020/551 Esas ve 2023/42 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 51.910,14 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 12.977,53 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 38.932,61 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/06/2026