Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/839 E. 2026/1576 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/839
- Karar No
- 2026/1576
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/839 KARAR NO : 2026/1576
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/15 Esas 2023/55 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/15 Esas ve 2023/55 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı yanın müvekkili şirkete 04.01.2019 tarihli, 008552 seri numaralı 19.470,00 TL bedelli faturadan (Ek-1) kaynaklı borcundan dolayı, davalı şirket aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13106 E. dosya numarası ile faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı ancak davalı-borçlunun icra müdürlüğü'nün yetkisine, takibe, borca, ödeme emrine, faize, ferilerine itirazı ile takibin durduğu, davalının yalnızca zaman kazanmak, takibin durduğu müddet içinde hacizle karşı karşıya kalmamak amacıyla yetki itirazında bulunduğu, takibe konu alacak, bir miktar paradan ibaret olup TBK. 89. maddesi uyarınca para borçlarında ödeme yerinin alacaklının yerleşim yeri olduğu, müvekkili şirketin merkezi İzmir’de bulunduğundan, açılan takipte İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu, faturaya ilişkin malların borçluya teslim edildiği, her ne kadar borçlu şirketin, İcra Müdürlüğü'ne sunduğu itiraz dilekçesinde, faturaya konu malların konsinye mallar olduğunu iddia etmekteyse de, takibe dayanak faturanın içeriğinde hem bedelsiz hem de bedelli malların olduğunun görüleceği, nitekim borçlu şirket tarafından faturanın kendi ticari defterlerine işlendiği, KDV'si kullanıldığı, takibe konu borcun faturaya dayalı olduğu, dolayısıyla borcun miktarının bilinebilecek olduğunun açık olduğu, tüm bunlara rağmen fatura karşılığı bedelin günümüze dek müvekkili şirkete ödenmediği, tarafların defter kayıtları incelendiğinde de müvekkili şirketin alacağının olduğunun sübut bulacağı, ayrıca borçlunun itirazının haksız olduğu ve müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engelleme amacı taşıdığı, davalı / borçlu yan aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13106 E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın 19.470,00 TL üzerinden iptali ile takibin devamı ve tahsilinin, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği belirtilerek açıklanan nedenlerle, borçlu / davalı yanın, asıl alacak üzerinden haksız itirazının iptaline, takibin devamına, itirazın haksız olması sebebiyle alacağın aslının %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Dava dilekçesinin davalı yana usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafından sunulan dilekçenin süresinden sonra verildiği ve böylece dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlandığı, taraf teşkilinin sağlandığı ve usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçildiği görülmüş, davalı tarafından iş bu davanın inkar çerçevesinde savunulduğu kanaatine varılmıştır. DELİLLER: İzmir 25. İcra Dairesi'nin 2021/13106 Esas sayılı dosyasının Uyap örneği, Seydikemer Malmüdürlüğü'nün, Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazı cevapları, davacı vekili tarafından 27/04/2022 tarihinde Mahkememize sunulan davacı şirkete ait olan 2019 yılına ilişkin ticari defter ve kayıtların asılları, SMMM bilirkişi.... tarafından 31/05/2022 havale tarihli bilirkişi raporu ve SMMM bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 23/06/2022 havale tarihli bilirkişi raporu dosyamız arasındadır. İzmir 25. İcra Dairesi'nin 2021/13106 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine 19.470,00 TL asıl alacak, 10.901,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.371,07 TL alacağın tahlisi bakımından ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "04/01/2019 tarihli fatura alacağı 19.470,00 TL" olarak belirtildiği, davalı tarafından yapılan geniş anlamda borca itiraz yanında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz edildiği görülmüştür. Mahkememizce kurulan 10/05/2022 tarihli Ara Karar gereği davacı defterlerinin Mahkememizce yapılan uyuşmazlık tespiti göz önüne alınarak incelenmek üzere dosyanın Mahkememizce resen seçilen SMMM Bilirkişisi ....'e tevdi ile davacı defterleri üzerinde yapılacak inceleme neticesinde hazırlanacak raporun Mahkememiz dosyasına sunulmasının istenilmesi üzerine adı geçen bilirkişi tarafından hazırlanan 31/05/2022 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun sonuç kısmında özetle taraflar arasında yazılı olmayan şekilde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı kayıtlarının sahibi lehine delil olduğu, takibe konu edilen faturanın har iki taraf kayıtlarında da bulunduğu gibi BA ve BS ye konu edildiği, davacı kayıtlarına göre davalıdan fatura tutarı olan 19.470,00 TL tutarda alacaklı olduğu, davalı tarafından düzenlenen 18.821,00 TL'lik faturanın davacıda kayıtlı olmadığı, bu faturanın teslimine ilişkin herhangi bir bibgi ya da belge olmadığı, söz konusu tutara yönelik TTK 1530/4-a maddesine göre ayrıca işlemiş faiz hesabının da yapıldığı şeklinde görüş ve kanaatin belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince beyan dilekçesinin sunulduğu, davalı vekilince itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. Yine Mahkememizce kurulan 10/05/2022 tarihli Ara Karar gereği Muğla ATM'ne yazılan talimatın 2022/89 Talimat sırasına kaydedildiği ve işbu talimat dosyası üzerinden SMMM bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 23/06/2022 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun sonuç kısmında aynen "Davacı / Davalıya ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı, ticari muamelelerinini bu defterler usulüne uygun olarak kaydedildiği, gerek davacı taraf gerek ise davalı taraf arasında yapılan konsinye satış sözleşmesinin düzenlenme tarihi ile faturanın düzenlenme tarihinin aynı tarih olduğu, her iki tarafın bu faturayı ticari defterlerine konsinye değil, normal ticari mal alış ve satış olarak kaydetmiş olduğu, Konsinye sözleşmesi altında ... . Şti. Adına kullanılmış olan imzanın şirketi münferiden temsile yetkili olduğunun Seydikemer Noterliğinin 17.01.2017 tarih ve 00024 No lu düzenlenmiş olan imza sirküsü ile uyumlu olduğu, davaya konu faturan bedelinin 2019 yılında taraflar arasında ödeme yapılmadığı ve Alacak / Borç olarak kayıtlarının mevcut olmadığı, davalı tarafın 2019 yıllarına ait yevmiye defteri gerek yıl içi gerekse dönem sonu kapanış kayıtlarında 16.500,00 asıl borç ve 2.970,00 KDV. olmak üzere toplam 19.470,00 TL. Alacak / borç kayıtlarının bir sonraki yıla devir ettiği, davacı ve davalı tarafların icra takibine konu olan 1 adet KDV. hariç 16.500,00 TL tutarının BA-BS Forumları ile ilgili vergi dairelerine süresinde beyan ettikleri, davalı / borca itiraz eden ... LTD.'nin icra takip tarihi olan 17.11.2021 tarihinde ... ŞTİ'ne 19.470,00 TL. Asıl alacak ile 9.787,68 TL. İşlemiş faiz olmak üzere Toplam 29.257,68 TL. borçlu olduğu hesaplanmıştır." şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince beyan dilekçesinin sunulduğu, davalı vekilince itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Yapılan inceleme neticesinde; dosya tarafları arasında davacı tarafından davalıya teslim edilen bir kısım malların davalı tarafından konsinye mal olarak satışına dair ticari ilişkinin kurulduğu, sunulu cevap dilekçesine göre bu ilişki kapsamda icra takibine konu edilen faturaya konu malların davalı tarafa teslim edildiği, davacı tarafından davalı aleyhine fatura konusu malların İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2021/13106 esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu konularında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıdaki yapılan tespit göz önüne alınmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın; fatura konusunun konsinye mallar haricinde bedelli malları da içerip içermediği dolayısı ile bedelli mallar yönünden de taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunup bulunmadığı ve ilişkinin ticari kayıtlara yansıma şeklinin belirlinmesi, bu kapsamda davacının takibe dayanak faturadan kaynaklı davalıdan alacağının olup olmadığı, olduğunun anlaşılması halinde alacağın miktarının tespiti ile davalıdan tahsili yönündeki talepte davacının haklı olup olmadığı ve davalı yanca bu anlamda icra dosyasına yapılan itirazın haklılık teşkil edip etmediği, yine davalı yanca icra takip dosyasına yapılan yetki itirazının yerinde olup olmadığı hususlarında yapılacak inceleme neticesi varılacak kanaate esas asıl alacaktan kaynaklı itirazın iptali isteminin yanı sıra istem konusu edilen icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin kabil edilebilir olup olmadığı hususa dayalı itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; her ne kadar davalı tarafından icra müdürlüğünün yetkisine itirazlarda bulunulmuş ise de davaya konu alacağın her iki tarafça da gerek BA-BS'lere konu edildiği, gerekse de kayıtlarda tespit edildiği göz önüne alındığında taraflar arasında ticari cari ilişkinin bulunduğu, bu kapsamda 6098 sayılı yasanın 89. maddesi gereğince davacının kendi ikametgahı yer icra müdürlüğü aracılığı ile takipte bulunmasında usule aykırı bir yön olmadığı anlaşılarak davalı yanın icra müdürlüğü dosyasına yaptığı yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar dosyaya kazandırılan davalı kayıtlarını inceler rapora ve davacı kayıtlarını inceler rapora yapılan itirazla birlikte davalı yanca ek rapor alınması talep edilmiş ise de davaya konu asıl alacak yönünden yapılan bir kısım itirazların değerlendirmesinin Mahkememizce yapılacağı, bir kısım itirazlar yönünden ise aksi iddia edilmekle birlikte itirazların raporda karşılandığı kanaatine varıldığı, taraf kayıtlarının tetkikine esas kazandırılan raporların yeterli teknik incelemeyi içerdikleri, denetlemeye elverişli oldukları kanaati ile gerek itirazların gerekse ek rapora tevdi talebinin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış, raporda işlemiş faiz yönünden hesaplama yapılmış ise de bunun davaya konu edilmediği anlaşılarak bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. Taraf kayıtlarının birbirleri ile karşılaştırılmak suretiyle yapılan incelemesi neticesinde davacı kayıtlarına göre ticari defter ve kayıtların aşılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu ve birbirleri doğruladığı anlaşılmakla lehine delil olarak kabul edileceği, takibe konu faturanın kayıtlı olduğu gibi BS formu ile de bildirildiği ancak davalı tarafından düzenlendiği belirtilen KDV dahil 18.821,00 TL'lik faturanın kayıtlı olmadığı, kayıtlara göre ilişkinin mal alım-satımına yönelik olduğu buradan hareketle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 19.470,00 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı kayıtlarına göre ise ticari defter ve kayıtların aşılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu ve birbirleri doğruladığı anlaşılmakla lehine delil olarak kabul edileceği, takibe konu faturanın kayıtlı olduğu gibi BA formu ile de bildirildiği, davalı tarafından düzenlendiği belirtilen KDV dahil 18.821,00 TL'lik faturanın kayıtlı olduğu, kayıtlara göre ilişkinin mal alım-satımına yönelik olduğu buradan hareketle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 19.470,00 TL tutarında borçlu olduğu tespit edilmiş esasen davalının davacıya kestiği iade faturası haricinde kayıtların birbirlerini doğruladığı tespit edilmiştir. Yukarıda belirtilen husus göz önüne alınmakla davalı yan tarafından cevap dilekçesi ile ilişkinin konsinye mal satımına yönelik olduğu ve buna dair dilekçe ekine "Konsinye tutanaktır" başlıklı belge de eklenerek takibe dayanak fatura içeriği ürünün esas malikinin davacı olduğu ve bu hususa yönelik davacı tarafından tutanağa imza atanın davacıyı temsile yetkili olmadığı beyan edildiğinden bu kapsamda öncelikli olarak değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği kanaatine varılmış, yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde gerek taraf kayıtlarına göre gerekse de Ticaret Sicil Müdürlüğü ekranından yapılan sorgulamada (dosya arasına bir örneği alınan) .... isimli şahsın Mahkememiz davacısını temsile yetkili olmadığı, şirketin 03/01/2018 tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile ....'ın temsile yetkili olduğu anlaşılmış ayrıca davalı beyanının aksine davalı kayıtlarına göre davacı ile olan ilişkinin alım-satım ilişkisi şeklinde kayıtlara yansıtıldığı görülmüş olduğundan ve bu durumun aksinin ispatının davalı tarafta olmasına rağmen ispata yarar bilgi ve belge sunulmadığı gibi yemin deliline de dayanılmadığından bu hususta başkaca araştırma yapılmaksızın davalı savunmasına itibar edilmemiş ve gerek adı geçen ....'nün davacıyı temsile yetkili olmadığı ve bu nedenle cevap dilekçesi ekindeki belge değerlendirmeye alınmamış gerekse de taraflar arası ilişkinin davacı iddiasında olduğu gibi mal alım-satımına yönelik olduğu kanaatine varılmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dosya tarafları arasında mal alım-satımına dair ticari nitelikte yazılı olmayan bir ilişkinin kurulduğu, söz konusu ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya mal satıldığı, gerek davalı gerekse davacı kayıtlarına göre ilişkinin davacının davalı aleyhine düzenlediği 04/01/2019 tarihli 8652 nolu KDV dahil 19.470,00 TL tutarlı fatura ile başladığı, söz konusu faturaya yönelik davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı, faturanın her iki taraf BA-BS formları ile vergi dairesine bildirildiği, bu anlamda gerek fatura, gerekse içeriği ürünün tesliminin davacı yanca ispatlandığı, davalı tarafça düzenlenen 15/06/2021 tarihli KDV dahil 18.821,00 TL'lik faturanın davacı yana tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, iadeli taahhütlü posta ile gönderildiği ve fakat adreste bulunamama sebebi ile davalıya iade edildiği, bu faturanın davacı kayıtlarında olmadığı, herhangi bir sevk irsaliyesinin bulunmadığı, davacı tarafça BA formuna konu edilmediği anlaşılmakla, bu faturanın davacıya tesliminin ispatlanamadığı, az önce de yukarıda belirtildiği gibi taraflar arasındaki konsinye mal satışına dair hususunda ayrıca davalı tarafça ispatlanamaması sebebiyle takibe konu edilen asıl alacak tutarı olan 19.470,00 TL'lik fatura yönünden davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmış, bu nedenle davalı yanca asıl alacağa yönelik itirazın yerinde olmadığı, davalı nezdinde fatura kayıtlı olduğu anlaşılmakla davalı açısından bedelin ödeme de yapılmamış olması sebebiyle likit olduğu anlaşılmış, bu kapsamda davacının icra inkar tazminatının yerinde olduğu..." gerekçesi ile, davanın KABULÜ ile; davalı yanın İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13106 Esas sayılı dosyasına asıl alacak yönünden yapılan itirazın iptali ile takibin 19.470,00.TL asıl alacağın tahsili bakımından devamına, hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %18,25 oranından az olmamak üzere ve artan oranlarda avans faizi uygulanmasına, hükmedilen tutarın %20'si olarak hesaplanan 3.894,00.TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibinde yetkili icra dairesinin genel yetki kuralına göre borçlunun bulunduğu yer olduğundan yetki itirazında bulunduklarını, icraya konu fatura dayanağı işlemin konsinye satışı olduğunu, konsinye satış, malların mülkiyetinin devir edilmeden, diğer bir anlamı ile gönderilen malların mülkiyetinin de satıcıda kalması şartı ile konsinye malı alan durumunda olan kişiye verilmesi şeklinde olduğunu, yani konsinye mal mülkiyeti devredilmeden satılmak üzere satıcıya emaneten bırakılan mal olduğunu, satış yapıldıkça malın bedelinin gerçek sahibine ödendiğini, müvekkili şirketin alacaklı görünen şirkete, bir borcu bulunmadığını, şirket yetkilisi ... tarafından fatura ile aynı tarihte 04.01.2019 tarihinde düzenlenen tutanakta: “... . Şirketinin üretmiş olduğu ..1 Litrelik Bitki Besleme Ürününü satılmadığı takdirde iade alınmak şartıyla Konsinye olarak 60 adet .... Şirketine teslim edilmiştir. İşbu tutanak 04.01.2019 tarihinde 2 nüsha düzenlenerek imza altına alınmıştır. “ denmekle işlemin konsinye satış olduğunun taraflar arasında bilinen bir gerçek olduğunu, mahkemece bu konunun değerlendirmeye alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin, çalıştırdığı ve satış yetkisi verdiği ....'ın müvekkili şirkete sattıklarını iddia ettikleri faturayı nasıl kabul ederek icra takibine konu ettiğini, davacı şirketin, çalıştırdığı personelin hem yetkili olmadığını söylemekte hem de yetkilendirmediği kişinin sattığı kendilerine ait malların parasını almak için icraya koymakta olduğunu, mahkemenin satışı yapan kişinin yetkili olmadığına ilişkin kararı ve gerekçesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket tarafından teslim edilen malların, “Tarımda kullanılan Organik Mineral ve Mikrobiyal Kaynaklı Gübrelere dair Yönetmelik ve bu mallara ilişkin kanuni düzenlemelere göre üretilmediğini, bu mallara ilişkin ambalajlar üzerinde imal ve son kullanma tarihlerinin olmadığını, davacı şirkete ait malların, yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, davacı şirketin zaten bu malların satılamayacağını bilmekte olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir. Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir. TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini kanıtlaması gerekir. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı tarafından ticari defterinde de kayıtlı faturadan dolayı faturada belirtilen malların iade edildiği ve davacıya borcunun bulunmadığı savunmasının yasal yazılı delillerle ispatlanamamasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2023 tarih ve 2022/15 Esas 2023/55 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.329,99.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 332,50.TL harcın mahsubu ile bakiye 997,49.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.