Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1265 E. 2026/1424 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1265
- Karar No
- 2026/1424
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1265 KARAR NO : 2026/1424 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/03/2026 NUMARASI : 2024/189 E. - 2026/141 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/03/2026 Tarih ve 2024/189 Esas - 2026/141 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tek ortağı olduğu ... Hizm.A.Ş.'nin, internet üzerinden online psikolog danışma ve aracılık hizmeti veren bir bilişim firması olduğunu, firmanın "..." alan adı üzerinden faaliyette bulunduğunu, bu alan adının davacı adına tescilli olup, 2022 yılı sonuna kadar tarafların ortağı bulunduğu ... A.Ş. olarak, bu tarihten sonra ... firması tarafından ticari faaliyette kullanıldığını, 2020 yılında davacının, "..." internet sitesi için bir web tasarımı yaptığını ve davalıya gönderdiğini, davalının anılan web tasarımını davacının bilgisi ve rızası dışında her iki tarafın ortaklığının bulunduğu "..." sitesinin ara yüzü olarak yüklediğini ve aynı tasarımı birebir kullanarak, davacı ile haksız rekabete başladığını, bu durumun davalının kullandığı web sayfasının kullanım oranını artırdığını, davacının potansiyel müşterilerinin davalının uhdesine geçtiğini, davacının saygınlığına gölge düşürdüğünü ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespiti ile men'ine, davalı tarafın web arayüzünü kullanımına ilişkin eyleminin kullanım öncesi haline getirilmesi suretiyle ref'ine, 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, "..." domain adının müvekkili tarafından değil, müvekkilinin de hissedarı ve müdürü olduğu ... Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanıldığını, davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, yine tarafların ... A.Ş.'nin yarı yarıya hisse sahibi olduklarını, 13/05/2020 tarihinde "..." domain adının, anılan tarihten itibaren 5 yıllık yenilemesinin yine şirket adına yapıldığını, söz konusu domain adının davacıya değil, ... A.Ş.'ne ait olduğunu, böyle bir davanın hak sahibi olan ... A.Ş. tarafından açılabileceğini, davanın aktif husumet yokluğundan da reddinin gerektiğini, davanın esası yönünden de anılan web tasarımının davacıya değil, ... A.Ş.'nde taraflarla bir süre birlikte çalışan ...'e ait olduğunu, kaldı ki orijinal bir tasarım da olmadığını, bu nedenle 6769 sayılı SMK'nın 56.maddesi uyarınca yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine de sahip bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların ... A.Ş.'nin yarı yarıya hissedarı oldukları, dava konusu "..." alan adının davacı adına 29/04/2014 tarihinde tescil edildiği anlaşılıyor ise de; bu alan adının kullanım uzatımının 13/05/2020 tarihinde davalı ... ... tarafından, ... A.Ş. adına yapıldığı, tarafların ortağı olduğu şirket kayıtları ve ödeme belgeleri incelendiğinde, bahse konu domain adresi üzerinden ... A.Ş'nin kuruluş tarihi olan 04/03/2020 tarihinden itibaren gelir elde ettiği, dava dışı ... ...A.Ş. tarafından davacı ...'ın yetkilisi olduğu ... A.Ş.'ye ödemeler yapıldığı ve Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 13/11/2025 tarihli karar ile şirketin alan adı nedeniyle ...'a yapılan ödemelerin şirkete iadesinin gerekeceği kanaati ile, davanın kabulü yoluna gidildiği, şirket ticari defterlerinin ve ödeme belgelerinin incelendiği işbu dosyada alınan 14/05/2025 tarihli ek raporun, eldeki dosya yönünden de kuvvetli delil teşkil ettiği, buna göre, dava konusu edilen "..." alan adının, tarafların ortağı oldukları ... A.Ş.'nin web adresi olduğu gerekçesiyle davanın, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece dava konusu alan adının davacıya değil, ... Hiz. A.Ş.'ne ait olduğu varsayımı üzerinden hareket edildiğini, ancak bu bilginin yanlış ve eksik olduğunu, bu husustaki Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının da kesinleşmemiş olup, en azından bu kararın kesinleşmesinin beklenmesinin veya bu hususta ayrıca inceleme ve denetim yapılmasının gerektiğini, yanlış hüküm üzerine kurulan hükmün de yanlış olduğunu, dava konusu edilen dönemde alan adının şahsen davacıya devredildiğini, mahkemeden tarafların veya sadece müvekkilinin ... firması hesabının veya gmail hesabının incelemeye açılarak, bu devrin denetlemesi isteğinin kabul görmediğini, alan adının ve hesabın davacının olduğunu ve istediği gibi kullanacağını, davalı tarafın mahkemeden gerçeği gizleyerek, alan adının davacıya ait olduğu gerçeğini saptırmaya çalıştığını, alan adının halen ve iddia tarihine göre kimin adına kayıtlı olduğunun araştırılması için Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında 09/07/2025 tarihli dilekçelerinde, hesap şifrelerinin bilirkişiye verilmesi, 28/01/2025 tarihli beyanları ekindeki dijital evraklar, işbu dilekçe ekindeki 15 adet dijital evrak, taraf itirazları ve ... hesaplarının incelenmesi halinde, dava konusu "..." alan adının kullanımının hangi tarihte kimin hesabına devredildiği konusunda bilirkişinden 3. kez ek rapor alınması, raporda müvekkilinin ortaya koyduğu açık delillerin de değerlendirilmesi taleplerine rağmen, bu araştırmanın ve denetimin yapılmadığını, bilirkişinin ekrandan gördüğü üzerinden karar verildiğini, aynı inceleme talebinin bu dosyada da ileri sürülmüş olmasına rağmen, mahkemece yeterli inceleme ve araştırmanın yapılmadığını, davada aktif ve pasif dava ehliyetinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, haksız rekabetin tespit ve önlenmesi ile tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, kendisine ait "..." adlı internet sitesi için bir web tasarımı yaptığını ve davalının anılan web tasarımını davacının bilgisi ve rızası dışında, her iki tarafın da ortaklığının bulunduğu "..." sitesinin ara yüzü olarak yüklediğini ve aynı tasarımı birebir kullandığını, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş, davalı ise aktif ve pasif husumet savunmalarının yanı sıra, esas yönünden de dava konusu tasarımın, orijinal bir tasarım olmadığını, 6769 sayılı SMK'nın 56. maddesi uyarınca yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine de sahip bulunmadığını savunmuştur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı SMK'nın 59/2 maddesinde; "Tescilsiz tasarımın, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca artık tescilsiz tasarımların da belirli koşulları sağlaması durumunda, 6769 sayılı SMK kapsamında korunacağı anlaşılmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği üzere dava, tescilsiz tasarıma dayalı olarak açıldığından, üstelik davalının savunmaları da dava konusu tasarımın 6769 sayılı SMK'nın 56. maddesi uyarınca yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine sahip bulunmadığına ilişkin olduğundan, dava konusu web sayfasının "tasarım" olup olmadığının, tasarım ise "tescilsiz tasarımın korunmasına ilişkin koşullardan yararlanıp yararlanamayacağı" hususlarının ve davalının anılan savunmasının, SMK'nın 156/1. maddesi uyarınca fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu mahkeme ise Ankara İli hudutları dahilinde görev yapmak üzere HSK'nın 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile kurulan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir. Davanın daha önce açıldığı Ankara 3. Fikri Sınai ve Haklar Hukuk Mahkemesince 06.02.2024 tarih ve 2023/295 E.- 2024/43 K. sayılı kararla verilen görevsizlik kararının, kanun yollarına başvurulmadan kesinleşmesi üzerine, dava dosyası eldeki kararı veren mahkemenin esasına kaydedilmiştir. Bu itibarla mahkemece, dava konusu uyuşmazlıkta davaya bakma görevinin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa Asliye Ticaret Mahkemesince bakılması doğru görülmemiş, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın görevli Ankara 3. Fikri Sınai ve Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 2- Kabul şekli bakımından da davacı vekili, "..." ibareli internet sitesinin değil, bu site için yaptığı web sayfası tasarımının kendisine ait olduğunu savunarak eldeki davayı açmış, davalı ise bu tasarımın, tarafların ortağı olduğu ... A.Ş.'nde taraflarla bir süre birlikte çalışan ...'e ait olduğunu savunmuştur. Bu durumda açıklanan iddia ve savunmanın açıklığa kavuşturulması, anılan web sayfasının kimin tarafından oluşturulduğunun tespitine bağlıdır. Bu tespit yapılırken elbette ki anılan tasarımın kullanıldığı "..." ibareli internet sitesinin kimin adına tescilli olduğunun belirlenmesi önem arz etmektedir. Ancak mahkemece anılan web sayfasının kim tarafından oluşturulduğunun tespiti konusunda esas alınabilecek tek ölçüt "..." ibareli internet sitesinin kime ait olduğunun belirlenmesiymiş gibi sadece bu konunun incelenmesi ile yetinilmiş, üstelik bu konuda da hüküm kurmaya yeterli bir inceleme yapılmamıştır. Öncelikle mahkemece Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/420 E sayılı dosyasında alınan 14/05/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun, eldeki dosya yönünden de kuvvetli delil teşkil ettiği, buna göre dava konusu edilen "..." alan adının, tarafların ortağı oldukları ... A.Ş.'nin web adresi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/420 E sayılı dosyasında görülen davanın konusu, eldeki davada davalı ... tarafından, eldeki davada davacının, tarafların ortak oldukları ... A.Ş.'nin, "..." internet sitesi üzerinden verdiği danışmanlık hizmeti gelirlerini, şirketten kaçırmaya çalıştığı iddiasına dayalı olarak açılmış tazminat istemine ilişkindir. Bu davada dava konusu internet sitesinin kimin adına tescilli olduğundan ziyade, kimin tarafından kullanıldığının ve gelir elde edildiğinin tespitine çalışılacağı tabiidir. Esasen 14/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda da "..." internet sitesinin, eldeki davada dava konusu edilen dönemde kimin adına tescilli bulunduğu konusunda bir tespite yer verilmemiştir. Bu noktada eldeki davada pasif husumet ehliyeti konusuna da değinmekte fayda vardır. Zira davalı vekilince dava konusu web sayfasının kullanıldığı "..." adlı internet sitesinin müvekkili tarafından değil, müvekkilinin de hissedarı ve müdürü olduğu ... Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanıldığı, bu nedenle de davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği savunulmuştur. Ancak yine davalı tarafça Ankara 1. Fikri Sınai ve Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/52 E. sayılı dosyasında verilen cevap dilekçesinde, "..." adlı internet sitesinin kendisine ait olduğu kabul edilmiştir. Bir internet sitesinin, adına tescilli olduğu kimse tarafından, bir başka kişiye kullandırılması halinde, o sitede işlenen haksız rekabet fiili yönünden, gerek internet sitesi sahibinin gerekse de siteyi kullananın sorumluluklarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı vekili tarafından da yargılama boyunca mahkemeden, tarafların veya sadece müvekkilinin ... firması hesabının veya gmail hesabının incelemeye açılarak, dava konusu internet hesaplarının kime ait olduğunun ve kim tarafından kullanıldığının tespiti istenmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, aralarında bilgisayar mühendisi ve yazılım uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, gerek "..." adlı internet sitesinin gerekse de "..." adlı internet sitesinin dava konusu edilen dönemde kime ait olduğunun ve kimin tarafından kullanıldığının, ardından da dava konusu web sayfasının anılan internet sitelerine hangi tarihte ve kim tarafından yüklendiğinin ve bu suretle de kime ait olduğunun tespit edilmesi, bu konuda tarafların sundukları delillerin toplanarak, tarafların aktif ve pasif dava ehliyeti konusundaki iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de kaldırılması gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/03/2026 gün ve 2024/189 Esas - 2026/141 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara 3. Fikri Sınai ve Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'ne gönderilmesine, 4-İstinaf kararının neden ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, 8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/07/2026 tarihinde HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...