Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/940 E. 2026/708 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/940
- Karar No
- 2026/708
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/940 Esas 2026/708 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/940 KARAR NO : 2026/708
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2025 NUMARASI : 2022/508 Esas 2025/234 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 26/07/2022 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların 2019 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin 14/12/2019 tarihinde yapılan genel kurulunda şirketin geçmiş dönem hesaplarının yeminli mali müşavir veya bağımsız bir denetim şirketine incelettirilmesi için müdürler kuruluna yetki verildiğini, şirketin hesaplarının incelenmesi sonucu hazırlanan raporun tüm ortakların katıldığı toplantıda oy birliği ile kabul edildiğini, bu kapsamda yapılan kontrollerde, dava dışı ... adlı kişinin müvekkili şirketten usulsüz şekilde para aldığı, bu paraları şirkete iade etmediği, şirket zararına zenginleştiğinin tespit edildiğini, şirket kayıtlarında 196.04 kodlu muhasebe hesabında bulunan kayıtların bunu tevsik ettiğini, bu kayıtların davalıların yönetim döneminde tutulduğunu, diğer ortak ... Derneği'ne hisse devri yapılırken onaylanarak teslim edildiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu dava dışı ... hakkında yasal yollara başvurulduğunu, alacağın henüz tahsil edilmediğini, şirket kayıtlarında sadece ... borçlu gibi gözükse de dönemin yöneticisi olan davalıların da aynı borçtan sorumlu olduklarını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketten alındığı iddia edilen paranın dava dışı ... hesabına geçmiş göründüğünü, buna rağmen davacının müvekkillerini hasım gösterdiğini, müvekkillerinin dava konusu olayla bir ilgisi bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu tutarları davacı şirketin banka hesabından çekerek zarara uğrattığı ifade edilen dava dışı eski şirket müdürü ...'ye karşı aynı konuda Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan tazminat davasının reddine karar verildiği, dava dışı ... aleyhine, dava konusu tutarlarla ilgili olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan davacı şirketçe yapılan şikayet hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/5886 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı eski yönetim kurulu üyelerinin dava konusu olan ve şirketin banka hesabından çekilen tutarlara ilişkin bizzat işlem ve fiillerinin bulunmadığı, bu tutarları şirketin banka hesabından çeken dava dışı ...'nin, şirketin koordinatörü, müdürü, kurucu temsilcisi olarak ve şirket adına noterden verilen vekaletname ile bizzat çektiği, davalı eski yönetim kurulu üyelerinin şirket müdürü ve vekili tayin edilen ...'nin seçilmesinde makul derecede özen göstermediklerine dair iddianın TTK'nun 553. maddesi içeriğine uygun şekilde kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda eski şirket müdürü ...'ye karşı aynı konuda açılan davanın reddine karar verildiği belirtilmişse de anılan davanın derdest olduğunu, bu hususun, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de mahkemeye izah edildiğini, ... aleyhine yapılan şikayet sonucu takipsizlik kararı verilmesinin de huzurdaki davayı etkilemeyeceği hususunun belirtildiğini, ...'nin müvekkili şirkete borçlu olduğunun kayıtlarda yer aldığını, bu kayıtların, davalıların yönetimde oldukları dönemde tutulmuş olup, diğer ortak ... Derneği'ne hisse devri yapıldığı esnada onaylanarak teslim edildiğini, dolayısıyla hisse devir bedeli belirlenirken bu alacağın da hesaba katıldığını, yönetim kurulunun bu sorumluluğu müdürün iş ve işlemlerini yaptığı esnada da devam ettiğini, tüm işlemlerin davalıların bilgisi dahilinde olduğunu, davalılar ile ... arasında şirket iş ve işlemleri için vekalet ilişkisi bulunduğunun davalıların da kabulünde olduğunu, yasa gereği vekalet ilişkisi uyarınca gördüğü iş ve işlemler nedeniyle doğan zararlardan kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, vekilin kusuru ispatlanmasa dahi vekil edenin sorumluluğunda olduğunu, vekilin, asilin talimatlarına uymakla yükümlü bulunduğunu, izah edildiği üzere, kayıtlar, davalıların yönetimde oldukları dönemde tutulmuş olup, diğer ortak ... Derneği'ne hisse devri yapıldığı esnada onaylanarak teslim edildiğini, kendi dönemlerinde şirket kayıtlarında borç olarak görünen kalemlerin gelinen aşamada inkarı, davalıların yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerini açıkça göstermekte olup, bu durum karşısında TTK'nun 553/1. maddesi gereği verdikleri zararlardan sorumlu olduklarının kabulü gerektiğini, müvekkili şirket tarafından ikame olunan huzurdaki davaya ilişkin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olmasına karşın mahkemece yemin delilinin hatırlatılmadığını, mahkemenin kararının bu yönüyle de usule ve yasaya aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan davalıların anonim şirketin eski yöneticileri olduğunu, şirket kayıtlarında yapılan denetim sonucunda şirketin eski müdürü olan dava dışı ...'nin şirketten usulsüz şekilde para aldığını, şirket kayıtlarında şirketin anılan kişiden alacaklı olduğunun kayıtlı bulunduğunun tespit edildiğini, davalı yöneticilerin eski müdüre vekalet verdiklerini, vekili seçmede özen göstermediklerini, alacağın dava dışı ...'den tahsili için yasal yollara başvurulduğunu, alacağın henüz tahsil edilemediğini, şirketin zarara uğradığını, zarardan eski yönetici olan davalıların sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması ve istinaf dilekçesinin davalılar vekiline tebliğ edilmesi üzerine davalılar vekilince sunulan 05/06/2025 tarihli dilekçede, karara yönelik itirazlar ileri sürülmüş ise de, davalılar vekilinin 22/05/2026 tarihli dilekçesinde sunulan dilekçenin davacının istinaf başvurusuna cevap dilekçesi olarak gönderildiği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvurusunun yerinde olmadığı belirtildiğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusu inceleme konusu yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde şirket müdürü olan ve kendisine davalılar tarafından vekaletname verilen dava dışı ...'nin şirket hesaplarından usulsüz para çekip çekmediği, usulsüz para çekmiş ise davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, şirket zarara uğramış ise davalıların bu zarardan şirket yöneticisi sıfatıyla sorumlu olup olmadıkları, sorumlu iseler zararın miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2021/12844 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 536.783,64 TL alacağın tahsilde tekerrür etmemek koşuluyla tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiği, davalı borçluların 7 günlük itiraz süresi içerisinde 21/10/2021 tarihinde icra dairesinin yetkisiz olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine ve takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. İtirazın iptali davalarında, usulüne uygun olarak icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olması halinde, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Bu durumda, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının incelenmesi gerekmektedir. İcra müdürlüğünün yetkisine itirazın ne şekilde yapılacağı İİK'da düzenlenmediğinden İİK'nun 50. maddesinin HMK'nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yaptığı gözetilerek HMK'daki hükümler gözetilmelidir. HMK'nun 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunan taraf, yetkili yeri bildirmediği takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacaktır. Somut olayda, davalılar dava konusu icra takibine itirazında borca itirazlarının yanı sıra icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz ettiklerini bildirmiş iseler de, yetkili icra müdürlüğünü göstermediklerinden icra müdürlüklerinin yetkisine yönelik itirazları İİK'nun 50. maddesinin HMK hükümlerine yaptığı atıf gözetilerek HMK'nun 19/2. maddesi uyarınca dikkate alınamayacaktır. Bir başka anlatımla, davalıların dava konusu icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazları usulüne uygun yetki itirazı niteliğinde değildir. Bu durumda, davalıların dava konusu icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazlarının usulüne uygun yetki itirazı niteliğinde olmadığı, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde icra müdürlüğünün yetkisine yönelik usulüne uygun yetki itirazı olmadığından davada icra takibinin yapıldığı Ankara 12. İcra Müdürlüğünün yetkili icra müdürlüğü olarak kabul edileceği, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin itirazın iptali davasının dava şartının gerçekleştiği gözetilerek mahkemece işin esasına girilmesi usul ve yasaya uygundur. TTK'nun 553/1 maddesi; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanunda ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.", aynı Yasanın 555/1 maddesi; "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." hükmünü içermektedir. Şirket yöneticisi hakkında TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için TTK'nun 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması tamamlanabilir dava şartı olarak öngörülmüş olup, davacı şirketin 03/09/2021 tarihli genel kurul kararı ile, davalı şirket eski yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmasına dair dava şartı gerçekleşmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi olan davalıların davacı şirketi zarara uğrattığını iddia ederek işbu yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasını açmıştır. Dava dilekçesinde yer alan iddia karşısında işbu davada ispat külfeti davacı üzerinde olup, davacı yan davalıların şirketi zarara uğrattığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Davacı tarafından dava dışı ... aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde işbu davada tahsil edilemediği belirtilen alacağın tahsili için 2020/63 Esas sayılı davanın açıldığı, yapılan yargılama sonunda 2022/850 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2023/1578 Esas 2024/1765 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargılama aşamasında alınan 21/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, takip tarihi itibarıyla cari hesap alacağının ... personel avansları hesabından kaynaklandığı, 31/07/2019 hesap dönemi sonunda borç bakiyesinin 536.783,64 TL olduğu, 12/02/20216 tarihli genel kurul kararıyla davalıların davacı şirket yönetim kurulu üyesi seçildikleri, 14/12/2019 tarihli genel kurul toplantısında davalı ...'in istifasının kabul edildiği, davacı şirketin 15/02/2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla ...'nin genel koordinatör olarak şirket müdürlüğüne atandığı, yönetim kurulu üyelerinden birinin müşterek imzasıyla temsil ve ilzam yetkisi verildiği, 05/07/2017 tarihli vekaletname ile davacı şirket yetkilisi olan davalı ... tarafından ...'nin vekil olarak tayin edildiği yönünde kanaat bildirilmiştir. Alınan 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda, davalı eski yönetim kurulu üyelerinin şirket müdürü ve vekili tayin edilen ...'nin seçilmesinde makul derecede özen göstermediklerine dair bilgi ve belge bulunmadığı, davalıların tazminatın sorumluluğu olmadığı tespit edilmiştir. Davacı şirket ve davalı yöneticiler tarafından yapılan şikayet üzerine dava dışı ... hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5886 sr. sayılı dosyasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan başlatılan ceza soruşturması sonunda takipsizlik kararı verilmiştir. Alınan bilirkişi raporları, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler karşısında, davalı eski yönetim kurulu üyelerinin şirketin banka hesaplarından bizzat çektikleri bir avans bulunmadığı, şirket hesaplarından avans çeken kişinin davacı şirketin müdürü ve şirket adına verilen vekaletname ile vekil tayin edilen dava dışı ... olduğu, davalıların vekil seçmede makul derecede özen göstermediklerine ilişkin bir delil bulunmadığı, davacının davalıların vekil seçmede makul derecede özen göstermediklerini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davalı eski yöneticiler 03/09/2021 tarihli davacı şirket genel kurul toplantısında ibra edilmiş olup, anılan ibra kararı dava konusu talebin de bilançolarda yer aldığı kayıtların oylandığı ve özel raporun tartışıldığı genel kurulda alınmıştır. Bu nedenle dava konusu işlemin tartışıldığı ve kayıtlarda yer aldığı gözetildiğinde ibranın hukuki sonuçlarının doğduğu kabul edilmelidir. Buna göre ibra menfi borç ikrarı olma özelliği anonim şirket tarafından, şirketin uğradığı doğrudan veya dolaylı zararların sorumluluk davası yoluyla talep edilmesinin önünde bir engel teşkil eder. İbra ile genel kurul, gerçekten var olan veya olası bir alacağından, yani tazminat davası açmak hakkından vazgeçmektedir. Genel kurulun ibra kararı alması ile birlikte, anonim şirketin sorumluluk davası açma hakkı sona erer. Böyle bir durumda şirket adına açılacak sorumluluk davasında, yönetim kurulu üyeleri ibra edildikleri defini ileri sürebileceklerdir (Doç. Dr. Necla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, Vedat Kitapçılık İstanbul 2016, s:434). Hal böyle olunca, davalı eski yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılamayacağından davanın bu gerekçe ile reddi gerekir ise de, bu gerekçenin istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine olduğu gözetilerek Dairemizce bu hususa değinilmekle yetinilmiş, kararın gerekçe yönünden kaldırılması yoluna gidilmemiştir Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.