Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/845 E. 2025/757 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/845
Karar No
2025/757
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/845 - 2025/757 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/845 KARAR NO : 2025/757

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/01/2025 NUMARASI : 2024/1165 ESAS 2025/3 KARAR

DAVACI : ... VEKİLİ : AV. ... DAVALI : ... VEKİLİ : AV. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 22/04/2025 YAZIM TARİHİ : 22/04/2025

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/01/2025 tarih ve 2024/1165 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; İDDİALARIN ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı borçlunun müvekkili ile 25/08/2024 tarihinde yazılı alım sözleşmesi yaptığını ve ... numaralı sözleşme ile müvekkilinin yetiştirmiş olduğu nar mahsulünü aldığını, ödeme planına göre 200.000,00.TL.nakit olarak, gerisi için çek verildiğini, daha sonra 2 adet çek için (300.000,00.TL.ve 350.000,00.TL toplam 650.000,00.TL)bono düzenlendiğini, sözleşme gereği bono haricinde ödenmesi gereken 400.000,00.TL'nin 90.000,00.TL'sinin de ödenmediğini, davalı borçlunun 06/09/2024 tarihinden bu yana ödeme vadesinin üzerinden 3 aydan uzun bir gün geçmesine ve yapılan tüm ihtara rağmen ödemezlikte ısrar ettiğini, davalı borçlunun borçları, işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili için Mersin 1. İcra Müdürlüğü 2024/10103 Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun itirazlarının hukuken dayanaksız olduğunu açıklayarak ...’ın Mersin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2024/10103 Esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötüniyetli itirazın iptaliyle birlikte takibin devamına, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alınarak borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/01/2025 tarih ve 2024/1165 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararı ile; davacının tacir olmadığı, Ticaret Mahkemeleri'nin sadece ticari davalara bakmakla görevli olduğunu, TTK'nın 5/3 maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğunu, taraflar ileri sürmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği ve görev hususunun dava şartı olduğu gözetilerek; mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın, HMK'nın 114/1-c,115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf talebi ile; Türk Ticaret Kanunu md.4’e göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu maddede belirtilen kanunlarda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayıldığını, Asliye Ticaret Mahkemesi, genel olarak ticari işlerden kaynaklanan her türlü alacak davalarına bakmakla görevli olduğunu, bu sebeple dava konusuna ve şartlarına bakıldığına Ticaret Mahkemesi'nin görevi dahilinde olduğunun görüleceğini, mutlak ticari dava şartı olarak, kanunlarda ve özellikle Türk Ticaret Kanunu'nda ticari dava oldukları belirtilen ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülecekleri açıkça yazılan davalar mutlak ticari davalar olduğunu, bir davanın mutlak ticari dava olması için tarafların tacir olmasına ya da dava konusunun ticari bir iş olmasına gerek olmadığını, mahkemece verilen görevsizlik kararı hukuka ve Uyuşmazlık Mahkemesi İçtihatlarına aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle; mahkemece verilen görevsizlik kararının ortadan kaldırılıp yerel mahkemenin görevli olduğuna dair karar verilerek, esas incelemeye geçilmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir DELİLLER : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1165 Esas, 2025/3 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin davanın görev yönünden usulden reddine kararına karşı davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 mahkemenin görevli olmamasının mutlak kararın kaldırma nedeni olduğuna ilişkin hükmü karşısında, görev hususu açıkça istinafa gelmese dahi istinaf mahkemesince re'sen gözetilmelidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. (HGK'nın 16/09/2015 tarih ve 2015/15-440 Esas, 2015/1769 Karar) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. TTK'nın 5/2. maddesine göre ticari davalara ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılır.

6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 15. maddesinde "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11.inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır. " hükmü yer almaktadır. Buna göre 6102 Sayılı TTK’nın 12. maddesinde gerçek kişi tacir, 15. maddesinde ise esnaf tanımlanmıştır. Buna göre esnaf, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri TTK’nın 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişidir. 21 Temmuz 2007 Cumartesi günü ve 26589 nolu Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarih ve 2007/12362 sayılı kararnamenin 1/a maddesinde yer alan " a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, " hükmünde de esnaf tanımı yapılırken "ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandırma ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olma" şeklinde iki koşul bir arada öngörülmüştür. Dolayısıyla bir kişinin esnaf sayılabilmesi için 6102 Sayılı TTK’nın 15. maddesi kapsamında iki koşul aranmaktadır. 1-Ekonomik faaliyetin sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanma, 2-Gelirin 6102 sayılı TTK’nın 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırın aşılmaması"dır. Bu iki koşulun birinin bulunması yeterli olmayıp her iki koşulun da bir arada bulunması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD'nin 15/02/2018 tarih ve 2016/15705 Esas, 2018/675 Karar) Somut olayda taraflar arasında nar satışı konusunda sözleşme yapıldığı , bu sözleşme kapsamında ödeme planına göre 200.000,00.TL.nakit olarak, gerisi için çek verildiğini, daha sonra 2 adet çek için (300.000,00.TL.ve 350.000,00.TL toplam 650.000,00.TL)bono düzenlendiğini, sözleşme gereği bono haricinde ödenmesi gereken 400.000,00.TL'nin 90.000,00.TL'sinin de ödenmediği iddia edilmiştir. Davalı taraf şirket olup, davacı gerçek kişi olmakla birlikte satıcı olan davacının bu miktarda narı kendi kişisel ihtiyacı için satması mümkün olmadığından, davacının ticari amaçla nar üretimi yapıp satan kişi olduğu, satım sözleşmesine konu narın değeri dikkate alındığında davacının emeğinden çok sermayesi ile faaliyetlerini sürdürmekte olduğu, dolayısıyla davacının 6102 Sayılı TTK’nın 15. maddesi kapsamında yukarıda zikredilen koşullardan "ekonomik faaliyetin sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanma" koşulunu gerçekleştirmediğinden esnaf ve çiftçi değil tacirdir.Bu sebeple ticari davalara bakma görevinin Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlık bakımından Ticaret Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Davalı vekili tarafından Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/01/2025 tarih ve 2024/1165 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)-Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/01/2025 tarih ve 2024/1165 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 615,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE, 5)-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/3 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 22/04/2025 tarihinde karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/845, K. 2025/757, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-845-e-2025-757-k-209b6ce65bce