Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/533 E. 2025/533 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/533
Karar No
2025/533
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/533 - 2026/1547 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/533 KARAR NO : 2026/1547

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :11/02/2025 NUMARASI :2023/630 Esas - 2025/84 Karar

DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALILAR :1-FORD OTOMOTİV SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ... :2-ES İNŞAAT OTOMOTİV AKARYAKIT GIDA TARIM HAYVANCILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Alacak DAVA TARİHİ :22/12/2023

KARAR TARİHİ :17/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :24/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraftan aldıkları 2020 model 41 ... Ford Transit aracın motor arızası ve sair problemleri olduğunu, araçta gizli ayıpların olduğunu, yaptıkları görüşmelerden netice alamadıklarını beyan ederek; aracın sıfır model yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ford şirketine satış işlemine taraf olmadığı için husumet yöneltilemeyeceğini, talebin zamanaşımına uğradığını, ayıp ihbar sürelerine riayet edilmediğini, dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tabi olduğunu, davacının da aracı ticari saikle kullandığını kabul ettiğini, bu halde dava dilekçesinde 6502 sayılı Kanuna atıfla ileri sürülen hiçbir talebin dinlenebilir mahiyette olmadığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının aracından kullandığı süre boyunca elde etmiş olduğu menfaati iade etmesinin zorunlu olduğunu beyan ederek davanın reddin karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ ile; Dava konusu 41 ... plakalı FORD TRANSİT 440E camlıvan (16+1) EB 170PS DELUXE FED 6 TİPİ Marka 2020 Model dizel dizel aracın davacı tarafça tüm takyidatlardan arındırılmak suretiyle satın alındığı şekliyle, iade masrafları davalılarca karşılanarak iadesi ile AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE, 2-Aracın misli ile değişiminin mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İİK 24 maddesine göre işlem yapılmasına, 3- Mahkememizin 1 ve 2. Hükümünden davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğuna ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte, husumet itirazlarının yasa ve garanti belgesi çerçevesinde ele alınması ile reddine ilişkin herhangi bir gerekçe ileri sürülememiş olması nedeni ile dahi kararın kaldırılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ayıp ihbar sürelerine riayet edilmediğini, dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tâbi bulunmadığını, davacının da aracı ticari saikle kullandığını kabul ettiğini, bu halde araç ayıplı olsaydı dahi tek sorumluluğun onarım ile sınırlı olabileceğini, davanın her halükarda misli ile değişim talepli olması nedeni ile reddi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, hükme esas alınan raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayanmakta olup, davacının aracını kullanım şartlarına uygun kullanamıyor olması nedeni ile tekrar eden servis girişlerinin bulunmasının, davacının sorununun üretimden kaynaklı tekrar ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, misli ile değişim kararının Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, davacının aracından, kullandığı süre boyunca elde etmiş olduğu menfaati iade etmesinin zorunlu olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, TBK'da yer alan düzenlemeler uyarınca satıcının alıcıya ayıplı mal teslim etmesi durumunda alıcının belirli seçimlik hakları bulunmakta olup bu seçimlik haklardan birisinin de satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini istemek olduğunu, cevap dilekçesinde belirtilen ücretsiz onarım hizmeti müvekkilin kanundan doğan seçimlik haklarını ortadan kaldırmadığını, ayrıca müvekkil ...'ın birçok kez davalı taraf ile iletişime geçtiğini ve ayıbı bildirmiş olmasına rağmen davalı tarafça dava konusu araçtaki ayıbın onarımının hiçbir şekilde yapılmadığını, davalı tarafın iddia etmiş olduğunun aksine müvekkilin araç değişimi talep etme hakkı bulunduğunu, davaya konu araçtaki ayıplar gizli ayıp niteliğinde olup söz konusu araçta gizli ayıbın var olduğu, araçtaki ayıpların müvekkil kaynaklı gerçekleşmediği hususlarının bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2025 tarih, 2023/630 Esas - 2025/84 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; satış sözleşmesinden kaynaklı aracın ayıplı olması nedeniyle misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacının, davalı Es İnşaat Otomotiv...Ltd.Şti.'den 2020 model 41 ... plakalı Ford Transit marka ve model aracı satın aldığı, araçta bir kısım ayıpların meydana çıktığı beyanıyla, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ettiği, davalıların davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalılar tarafından istinaf edildiği görülmektedir.

Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanununun 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nın 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nın 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz." Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK'nın 223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zaman aşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK'nın 231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK'nın 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez. Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, 2015/5501 Esas, 2015/6929 Karar). Somut olayda davacı tarafından müteaddit kere servise başvurulduğundan ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekir. Dava konusu araç 15/09/2020 tarihinde davacı tarafından satın alınmıştır. Davalı Ford Otomotiv A.Ş. tarafından 3 yıl garanti süresi sunulmuştur. Bu durumda, bu davalı yönünden 15/09/2023 tarihinde zamanaşımı süresi dolmaktadır. Davacı tarafından 12/10/2023 tarihinde arabulucuya başvurulduğu gözetildiğinde, satılanın alıcıya devrinden itibaren satıcı davalı Es İnşaat yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresinin, davalı garanti veren Ford Otomotiv A.Ş. Yönünden ise 3 yıllık garanti süresinin dolduğu, davalıların hile ile ayıbı gizlediği ve ağır kusurlu olduklarına ilişkin bir tespitin ve delilin bulunmamasına göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmek üzere kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalıların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2025 tarih, 2023/630 Esas ve 2025/84 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, b)Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin ve ıslah harcı toplamı 15.922,85-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 15.190,85-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c)Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 144.979,71-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, f)6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf kanun yoluna başvuru harçlarının hazineye irat kaydına, b)İstinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince davalılara iadesine, c)Davalılar tarafından yapılan 3.366,20-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 480,00-TL posta masrafının davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davalıların yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davalılara iadesine, 3-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/533, K. 2025/533, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-533-e-2025-533-k-9734bd64f20d