Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/418 E. 2026/1271 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/418
- Karar No
- 2026/1271
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/418 - 2026/1271 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/418 KARAR NO : 2026/1271
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.02.2025 NUMARASI : 2022/708 Esas 2025/103 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 03.07.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.10.2020 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalının maliki bulunduğu aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde, davacı şirket tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi kapsamında kazada zarar gören 3. kişi için tazminat ödendiğini, söz konusu kazada yasal sınır üzerinde alkollü araç kullanıldığından Karayolları Motorlu Araçlar zOrunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.c maddesi uyarınca yapılan ödemeyi davalıya rücu etmek amacıyla Ankara 30. İcra Dairesi 2022/9402 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu belirterek fazlaya ve munzam zarara ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalının Ankara 30. İcra Dairesi 2022/9402 Esas sayılı takibe itirazının iptaline, takibin 314.600,00 TL asıl alacak ve 4.887,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 319.487,07 TL üzerinden devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sevk ve idaresindeki araç ile 21/10/2020 tarihinde trafik kazası yaptığını, davalı ile aynı araçta bulunan ... isimli şahsın, kazada oluşan yaralanması sebebiyle maluliyeti oluştuğunu iddia ederek, davalıya ait aracın ZMMS poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonunun yapılan inceleme neticesinde başvurucu ...'ya davalı sigorta şirketinin 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesine karar verdiğini, bunun akabinde de davacı sigorta şirketi tarafından 29/03/2022 tarihinde ...'ya 307.706,35 TL ödeme yapıldığını, davacı sigorta şirketi davalının yasal sınır üzerinde alkollü iken araç kullandığını değerlendirerek ödediği bedel için rücu kapsamında Ankara 30. İcra Müdürlüğü'nün 2022/9402 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak ...'da tespit edilen sürekli iş göremezlik durumu, maluliyet oranı ve ödenen bedellerin hukuki olmadığı gibi, bu bedelin davalıdan talep edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, ödenen bedelin rücusu için başlatılan icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, davacı sigorta şirketi tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 307.706,35 TL ödenen ... isimli şahsın trafik kazasından 18 gün önce (03/10/2020 tarihinde) yine sağ bacağından ateşli silah ile yaralandığını, merminin şahsın sağ bacak diz kapağı üstünden yumuşak doku içerisine girerek orada kaldığını, kazanın meydana geldiği gün de kazadan önce bacağı sarılı, topallar halde ve sağ bacağının üzerine basamıyor olan ...'nın, arabaya da bu şekilde bindiğini, davacı sigorta şirketinin tazminat alınmasına yol açan maluliyetin oluşumunun tamamının kaza ile birebir illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, yaralamalı trafik kazası nedeniyle dava dışı kişiye ödenen tazminatın davacı tarafından davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının, yaptığı ödemeyi gerçek zarar ile sınırlı olarak talep edebileceği, bu nedenle davacının, zarar görenin maluliyetini kanıtlaması gerektiğini, somut olayda, davacı tarafından dava dışı 3. kişiye ödeme yapılırken esas alınan maluliyet raporuna davalı tarafça itiraz edilmiş olup, dava dışı ...'nın geçirmiş olduğu ateşli silah yaralanmasının bulunması nedeniyle maluliyet raporu düzenlenirken bu hususun dikkate alınması gerektiği itirazında bulunduğu, tedavi evrakları toplanarak gerek İstanbul Adli Tıp Kurumu gerekse Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor alınmaya çalışılmış ise de, 3. kişinin güncel muayenesinin yapılması gerektiği, Medeniyet Üniversitesi tarafından düzenlenen raporun tedavi süresi bitmeden düzenlenmesi nedeniyle dosya üzerinden rapor düzenlenemeyeceğinin belirtildiği, gerçek zararın ispat yükü davacıda olup, davacı vekiline dava dışı kişinin muayenesini yaptırtarak rapor düzenletmesi için kesin süre verildiği, dava dışı kişi muayene gün ve saatinde davacı tarafından hazır edilemediği, bu haliyle davacı tarafça davası ispat olunamadığından davanın reddine karar vermek gerektiği, gerekçesiyle “Davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin maktu olması gerektiği halde, nispi hükmedilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet raporu alınması için fiziki muayene şartı bulunmadığını, zarar görenin, Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaatı üzerine, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı sonrasında taraf ile sulh olarak zorunlu mali mesuliyet sigorta kapsamında 314.600,00 TL stopaj kesintisi dahil ödeme yaptıklarını, Tahkim dosyasına sunulan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Adli Tıp ABD tarafından hazırlanan raporda, zarar görenin maluliyet durumunun "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik", "Özürlülük Ölçütü …Yönetmeliği" ve "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı …Yönetmeliğine" göre ayrı ayrı değerledirilerek Özür/Engellilik Oranın %23 olarak tespit edildiğini, raporunda iyileşme süresi sonunda alındığını, eldeki davada ise, zarar görenin silahla yaralandığına yönelik iddiası çerçeveside buna ilişkin tedavi evraklarının da dosyaya kazandırıldığını, akabinde AÜTF’den alınan raporda, İstanbul Medeniyet Üniversitesinden alınan raporun iyileşme sürecinde iken alındığından bahisle rapor tanzimi için muayene gerektiğinin, belirtildiğini, oysa ilk raporda iyileşme sürecinden bahsedilmediğini, bu durumda silahla yaralanmaya ilişkin tedavi evrakları da değerlendirilerek sonucuna göre tanzim edilecek rapora göre karar verilmesi gerekirken, dava kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dışı zarar görenin hazır edilmemesi nedeniyle, davanın ispat edilmediğinden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 3. kişiyi hazır etme hususunda taraflarına kesin süre verilmeyeceğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta kapsamında, cismani zarara ilişkin olarak zarar görene yapılan ödemenin ZMMS Genel Şartları gereğince, sigortalısından (âkidinden) rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece, bedensel zarar görene yapılan ödemenin "gerçek zarara" uygunluğunun belirlenmesi açısından, alınması gereken engellilik raporunun muayenesi yapılmadan düzenlemeyeceğinin Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve AÜTF Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca, belirtildiğinden, bu durum karşısından, davacı vekilininde verilen kesin süreye rağmen, zarar göreni muayene günü hazır edemediğinden, davasının ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından, bu hususta kendilerine verilen sürenin usule uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Uyuşmazlık; mahkemece, bedensel zarar görmesi nedeniyle sorumluluk sigortası kapsamında ödeme yapılan dava dışı 3. kişinin muayenesinin yapılması için hazır etmesi konusunda, davacıya kesin süre verilip verilemeyeceğine ilişkindir. HMK'nın 27.maddesinde düzenlenen "Hukuk Dinlenilme Hakkı" kapsamında da kalan "ispat hakkı" HMK'nın 189. maddesinde de özel olarak düzenlenerek, hakkın kullanılması, sınırları ve ispat hakkının ne şekilde kullanacağı belirtilmiş, düzenlemede "(1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir." denilmiştir. Bu çerçevede, davada ispat yükümlüğü bulunan tarafa, ispat hakkını kısıtlamayacak şekilde davasının ispat hakkı tanınmalıdır. İspata ilişkin tanınacak süre ve usulde, ispat hakkını kısıtlayacak mahiyette olmamalıdır. İspat yükümlülüğü olmayan tarafa delil sunması için süre verilmesi ya da uyuşmazlığın ispatında bir karineye dayanan tarafa, karine ile tespit edilen duruma rağmen ispat yükümlülüğü getirilmesi, taraf elinde bulunmamakla beraber ispat yükü kendisine düşen tarafın dayandığı delili bizzat temin etme yükümlülüğünün mahkemece tarafa yüklenmesi, ispata yönelik verilen sürelerin ispat yükü kendisine düşen tarafın dışında kişi ve kurumlarca yerine getirilebilecek işlemlere dayalı olarak verilmesi, tarafın hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceği gibi, ispat hakkının usule aykırı şekilde kısıtlanması neticesini doğuracaktır. Bu nedenle ispat hakkı tanınırken, mevcut delillerle davanın ispat edilip edilmediği, ispat yükünün hangi tarafta olduğu, ispat için verilen sürenin, ispat yükü kendisinde olan kişinin uhdesinde olan iş ve işlemlere ilişkin mi olduğu, sürenin makul olup olmadığı, ayrıca ispat yükü kendisinde olmakla birlikte uhdesinde olmayan deliller için hangi hususlarda tarafa süre verilebileceği değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, eldeki uyuşmazlıkta davacı, cismani zarar kapsamında zarar görenin Sigorta Tahkim Komisyonu'nun müracaatı sonrasında, zarar gören tarafından sunulan maluliyet/engellilik raporu çerçevesinde zarar görene yaptığı ödemeyi ZMMS Genel Şartları gereğince rücuen sigortalısından talep etmiş olup, davada, sigortalısı olan davalı, ödemeye esas alınan maluliyet/engellilik raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını belirtmiştir. Bu durumda, "gerçek zarar" ile sınırlı olarak, kendisine rücu edilebilecek davalıya karşı, davacı rücu koşullarının varlığını dolayısı ile zarar görenin maluliyet/engellilik durumunu ispatla yükümlü tutulmasına isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak mahkemece, mevcut tedavi evrakına göre rapor tanzim edilmeyeceğine ilişkin alınan raporlar sonrasında, davacıya, zarar gören 3. kişiyi muayene tarihinde hazır etmesi için "kesin süre" verilmiş, kesin süre sonrasında da, kesin süreye rağmen zarar göreni muayene için hazır edemediğinden bahisle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Zarar gören, davacının müvekkili olmadığı gibi, kanun ile davacıya, zarar göreni hazır etmesi hususunda verilen bir yetki ve yükümlülükte bulunmamaktadır. Davacı, davasının ispatı açısından dayandığı delilleri de açıkça mahkemeye bildirmiştir. HMK'nın 195. Maddesinde "Başka yerden getirtilecek deliller" düzelenmiş olup, maddede "1) Tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen delillerin getirtilmesi için, mahkemece ilgili resmî makam ve mercilerle üçüncü kişilere bu husus bildirilir. Mahkemeye getirtilmesi mümkün olmayan deliller, bulunduğu yerde incelenebilir veya dinlenebilir." denilmiştir. İspat yükü kendisine düşen tarafın, kanunda kaynaklanan, 3 kişiyi hazır etme yükümlülüğü bulunmadığından, ilgili mevzuat ve "ispat hakkının" hukuki dinlenilme hakkı kapsamında olması da nazara alındığında, davalıya uhdesinde olmayan bir hususta temin ederek getirmesi için kesin süre verilemez. Zarar göreni hazır etme mahkemenin görevi ve yetkisi dahilinde olduğundan, tarafa ancak üçüncü kişinin hazır edilmesi, muayeneye sevki ve rapor için yapılacak giderlerin karşılanması için süre verilebilir. Bu durumda, uyuşmazlıkta davacıya, dava dışı 3. kişiyi muayene günü hazır etmesi hususunda verilen kesin süre "ispat hakkının" usule aykırı şekilde kısıtlanmasına neden olacak mahiyette olduğundan, davacı vekilinin verilen süre içerisinde, dava dışı 3. Kişiyi hazır etmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi 2025/232 D.İş 2025/235 karar sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden, Ankara 1. Genel İcra Dairesi 2025/13893 Esas dosyasına depo edilen 66.480,00 TL nakit teminatın yatırana iadesine 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.