Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/394 E. 2026/1237 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/394
- Karar No
- 2026/1237
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/394 KARAR NO : 2026/1237
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/01/2025 NUMARASI : 2024/135 Esas - 2025/9 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2021 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 25/06/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı aleyhine yapılan işbu ilamsız takibin usulsüz olarak kesinleştiğinden büyük mağduriyetlere sebebiyet vermemesi açısından takibin mümkünse teminatsız eğer mümkün değilse teminat mukabilinde ivedi olarak durdurulmasına karar verilmesini istediğini, müvekkili aleyhinde Kocaeli 8. İcra Dairesi 2020/104388 esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve müvekkili açısından hiçbir şekilde bağı kalmadığını "... Dr. ... ... cad. No:.../... Avcılar/İstanbul" adresini tebligat adresi olarak gösterdiğini ve takibin müvekkili açısından kesinleştiğini, ödeme emrinde gösterilen adreste müvekkilinin boşanmadan önce eşiyle birlikte bir süre ikamet ettiğini, müvekkilinin alacaklı hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na (2021/11141 soruşturma no) suç duyurusunda da bulunduğunu, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmamasına rağmen açılan takibin kesinleştiğini, 02.03.2021 tarihinde süresinde davacı müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiklerini, ilamsız takibin dayanağının ödeme emrinde yazılmadığını, alacaklı tarafın söz konusu adresi bilerek ve isteyerek icra dairesine verdiğini ve ödeme emrini bu adrese tebliğ ettirdiğini, alacaklının 170.000 TL asıl alacağının hangi ilişkiden kaynaklandığını anlayamadıklarını, müvekkilinin ... mahallesi ... caddesi No:...F ... Apartmanında faaliyet gösteren ... adına kayıtlı Kahve Parkı isimli Kafeterya işletmesinin işletmeciliğini Şubat 2018 ile Kasım 2019 arasında yaptığını, 2019 yılı Nisan ayından davalı ...'in şahitlerden ortak tanıdıkları olan ... ile birlikte dükkana gelerek işletmeye ortak olmak istediklerini belirterek 150.000 TL karşılığında anlaştıklarını, fakat taahhüt ettiği bu parayı zamanında ödemeyen davalı ile ortaklıklarını bitirmek isteyen müvekkilinin peşinat olarak ödediği parayı vermek şartı ile ortaklıklarını sona erdirmek istediğini davalıya bildirdiğini, davalının ise bunu reddederek işletmenin tamamını devralmak istediğini ve ortak olarak devam etmek istediğini yine şahitlerden ... ile ortak olacaklarını ve bu işletmeyi 270.000 TL karşılığında devralmak istediklerini beyan ettiklerini, müvekkiline bir kısım ödeme yapan bu şahısların ... ... ile işletme ruhsat sahibi olan ... arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin ödemelerini eksik almasına rağmen işletmeyi bu kişilere devrettiğini, tarafların sözlü mutabakata vardıklarını, davalı alacaklı ...'in daha sonra müvekkilini boşanma aşamasında olduğunu bildiği halde oturmadığı adrese devir ücreti olarak gönderdiği parayı ilamsız takibe konu ettiğini, söz konusu adreste oturmayan müvekkilinin tebligattan haberi olmadığını ve hakkındaki takibin kesinleştiğini ve takipten ise arabasının bağlandığı gün olan 23.02.2021 tarihinde haberdar olduğunu ve süresinde 02.03.2021 tarihinde borca itiraz ettiğini, tebligatı almaya yetkili kişilerin kim olduğu araştırılmadan, yetkili kişilerin bulunmama nedenleri belirtilmeden yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, iş bu sebeple Tebligat Kanunu gereğince ödeme emrine ilişkin olarak yapılan tebligatın usulsüz yapıldığından ve müvekkillere gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihinin 23.02.2021 tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesini ve icra dosyasına yapılan itirazımızın süresi içerisinde yapıldığının tespit edilmesini, borca, ferilerine, faiz türü ile işlemiş faiz oranına itirazlarımızın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin dayanağı olan alacak müvekkili ile borçlu davacı arasında gerçekleşeceğini iddia edilen ortaklık anlaşmasına dayandığını, anlaşma gereği müvekkilinin 171.000TL olarak belirlenen ortaklık bedelini davacıya ödeyerek karşılığında ise müvekkiline ortaklık verileceğini, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davacı borçlu görevini ifa etmekten kaçındığını, müvekkiline ortaklığı sağlayamayacağını, aralarında imzaladıkları anlaşmayı tek taraflı olarak fesih ettiğini beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacı borçlunun sözleşmeden dönmesi ve haksız fesih yapması sebebiyle ödemiş olduğu ortaklık bedelini geri talep ettiğini, aralarında ki güven ilişkisine dayanarak ödeme yapmış ancak karşılığı olmadan yapılan bu ödemeyi davacı yan müvekkiline iade etmediğini, devir işlemlerinin gerçekleştiğini iddia eden beyanlar gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin üzerine yapılmış herhangi bir devir işlemi söz konusu olmadığını, işletmeye ortak olduğunu gösteren bir kanıt olmamakla birlikte Noterlikçe devir sözleşmesi yapılmadığını, bu sebepledir ki Ticaret Sicil Gazetesi veya Esnaf ve Sanatkarlar Odasınca bir devir ve ilanda gerçekleştirilemediğini, davacı, müvekkilinin parasını iade edeceğini söyleyerek oyaladığını, her telefon konuşmasında daha ileri tarihli ödeme taahhütlerinde bulunduğunu, davacı dava dilekçesinde her ne kadar borçtan haberi olmadığını beyan etmiş olsa da Kocaeli 5. Noterliği 22/07/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname borçlunun Mernis adresine tebliğ edilmiş ve borcunu ödemediği takdirde yasal yollara başvurulacağı ihtar edildiğini, bunun üzerine borcu bildirmek amacıyla borçlunun telefonuna yapılan aramalar ve borcu bildirir mesajlar karşılıksız bırakıldığını, müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmış iş bu davanın reddini, davacı tarafın tazminat talebinin reddini, mahkemenizce konulmuş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, iş bu davada davacının kötü niyeti sabit olduğundan, asıl alacağından %20'sinden az olmamak kaydıyla davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle müvekkilinin uğrayacağı herhangi bir zararda ayrıca dava açma haklarının saklı kalması kaydıyla, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilerek, davaya konu icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1)Davanın KABULÜ ile; 2)Davacının davalıya Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/104388 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacı yana yapmış olduğu ödeme neticesinde işletmede söz hakkına sahip olamadığını, ruhsat sahibi ve davacı borçlu kötü niyetli davranarak davalının zorluklarla biriktiği parayı davalıyı kandırmak suretiyle aldığını, daha sonrada davalıyı işletmeye dahi sokmadığını. bu durum yine Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesin'de davacı tanğı olarak dinlenilen ...'un ''sözleşmeye uygun davranmadığı, yani cafeyi zamanında açıp bana olan kirasını ödemediği için ben kendisinden anahtarı aldım'' şeklinde beyanı davalının gerçekleşeceği iddia edilen ortaklık ilişkisi içerisinde olmadığının kanıtlarından biri olduğunu, davacı yan daha önce ikinci kiracı olarak işlettiği kahve parkı isimli işyerini davalıya devretmek üzere almış olduğu devir parası karşılığında işyerinin devrini gerçekleştirmediğini, dolayısıyla devri gerçekleşmeyen davacının işletme bedeli olarak aldığı parayı davalıya iade etmesinin gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/01/2025 tarih, 2024/135 Esas - 2025/9 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davalının davacının 2018 yılı şubat ayından 2019 yılı kasım ayına kadar işlettiği “Kahve Parkı” isimli işletmeye ortak olmak istediği, bu kapsamda davalının davacıya 150.000,00 TL devir bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalının ödemeleri zamanında yapmaması üzerine davacının devirden vazgeçtiği, ancak davalının işletmenin tamamının davalıya devredilmesi talebinde bulunduğu, davacının bunu kabul ederek ödemelerin eksik yapılmasına rağmen davalıya işletme hakkını devrettiği, davalının işletme ruhsatı sahibi olan dava dışı ... ile işyerinin kiralanması hususunda sözleşme yaptıkları, davalının dava dışı kişilerle işyerini işletmek amacıyla adi ortaklık kurduklarını, davacının üzerine düşen edimi ifa ettiğinden davalıya borcu olmadığının tespitinin talep edildiği; davalı tarafça davalının anılan işyerine ortak olmak için 170.000,00 TL ödeme yaptığı, davacının üzerine düşen devir borcunu yerine getirmediğinden davanın reddinin talep edildiği, Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine karar verildiği Dairemizin 2022/2448 esas 2024/180 karar sayılı ilamı ile “…taraflar arasındaki “Kahve Parkı” isimli işletme devrinden kaynaklanan uyuşmazlık mutlak ticari davalardan olduğundan davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde değil, Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerekir. TTK'nun 5/(3).maddesi gereğince " Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". Somut uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan mahkemece görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/12953 esas 2016/9371 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/3123 esas 2014/6129 karar sayılı ilamı)…” gerekçesiyle anılan kararın kaldırıldığı, kaldırma sonra Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Somut olayda; tarafların aşamalardaki yazılı beyanları ve 02.07.2021 tarihli öninceleme aşamasındaki beyanları dikkate alındığında davacı ile davalı arasında ... mahallesi ... caddesi ... Apartmanı No:2H/33 Avcılar/İstanbul adresinde bulunan “Kahve Parkı” isimli işletmenin işletme hakkının devri hususunda anlaşma yapıldığı, öncelikle davacı ile davalının ortak olarak işletmek üzere anlaştıkları, daha sonra davacının anılan işletmeyi davacıya tamamen devretmeyi taahhüt ettiği, bu kapsamda davalının davacıya ödeme yaptığı, eldeki davaya konu takibin bu bedelin iadesi amacıyla başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık işletme hakkının davacı tarafından davalıya devredilip devredilmediği hususlarındadır. Dosyaya gelen anılan işyerine ait vergi levhasında dava dışı ...’un vergi yükümlüsü olduğu, uyuşmazlık konusu dönemde işyerine ait telefon, internet ve su aboneliklerinin davalı adına olduğu, davalının anılan abonelikleri kendi adına başlattığı, yine İSKİ tarafından gönderilen evraklarda davalının 25.12.2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalının anılan işyerini bir yıllığına kiraladığının anlaşıldığı, yine davalının dosyaya sunulan 19.12.2019 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile anılan işyerinin işletilmesi hususunda Kaan İkizceli isimli kişi ile anlaşma yaptığı hususları ve bu hususları destekleyen tanık beyanlarına göre de davacının işletme hakkını davalıya devrettiği anlaşılmış bu şekilde üzerine düşen edimi ifa ettiği anlaşılmakla davacının davalıya borcu olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 11.701,47-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.925,4-TL'nin mahsubu ile kalan 8.776,07-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/06/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır ip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*