Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/389 E. 2026/1259 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/389
Karar No
2026/1259
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/389 - 2026/1259 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/389 KARAR NO : 2026/1259

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :07/01/2025 NUMARASI :2024/463 Esas - 2025/4 Karar

DAVACI :ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI TÜRKİYE RAYLI SİSTEM ARAÇLARI SANAYİİ ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :KULE ASANSÖR ELKT İNŞ TEK GIDA SAN VE TİC LTD ŞTİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :17/07/2024

KARAR TARİHİ :26/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ :16/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı firmanın bir dönem işçileri olan dava dışı ...'e asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödendiğini, dava dışı işçilerin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderildiğini ancak davalı tarafın yapılan ihtara cevap vermediğini ve herhangi bir ödemede bulunmadığını, davalı ile davacı arasında ... ihale kayıt nolu 03/12/2012 sözleşme tarihli T 18713 İş Makinaları Sürücülüğü ve Ambar Faaliyetleri Hizmeti Konulu sözleşme akdedilmiş olup dava dışı işçi ... bu sözleşmeye istinaden davalı nezdinde çalıştırıldığını, sözleşmenin 22. maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları belirlenmiş olup 22.1. Bendinde "yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." denildiğini, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü "Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel , Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları" başlığı altında düzenlendiğini, "Çalışanların Özlük Hakları" başlıklı 38. maddenin 4. bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki (işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez" şeklinde belirtildiğini, davacı şirketin sadece ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, başka sorumluluğunun bulunmadığını, bu sebeple dava dışı işçiye davacı şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatın davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -65.993,51 TL tutarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava öncesi zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunda söz konusu hizmet ve bedele ilişkin yapılan değerlendirmelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin söz konusu hizmeti kanuna aykırı değerlendirerek hatalı hesapladığını, davalı yüklenicinin kıdem tazminatı sorumluluğunun, dava dışı işçi ...'ün sözleşmesini devrettiği tarihteki giydirilmiş brüt ücretle sınırlı olduğunu, davacı tarafın kıdem tazminatı ödemesine ilişkin olarak işçinin 3 aylık maaş tutarı kadar sorumlu olduğunu, davacı tarafın, dava konusu alacak ile ilgili davalıya eksik ve hatalı ihtarda bulunarak alacağını talep ettiğini, zira davacı tarafın ihtarı incelendiğinde, sadece dava dışı işçi ...'ün kıdem alacağına ilişkin ödemiş oldukları toplam kıdem tazminatını ve davalıya düşen kıdem tazminatı bedelini beyan ettiğini, nitekim kanun hükümleri incelendiğinde davacı tarafın bu hususta davalıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve varsa fazla mesai alacağının ödendiğini gösterir banka dekontu, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığına dair belgeler, her bir personel tarafından imzalanmış ibraname ve SGK işten çıkış bildirgelerini sunmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın eksik belgelerle yapmış olduğu ihtarı dikkate alındığında eksik hususlardan dolayı hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/01/2025 tarih, 2024/463 Esas - 2025/4 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; işçilik alacaklarından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı ile davalı şirket arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında işçi olarak çalışan ...'e sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle kurum tarafından kendisine ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuen tahsili için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince deliller toplandıktan sonra alınan 11/12/2024 tarihli bilirkişi raporu üzerine davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” 6098 sayılı TBK’nın 167. maddesinde; “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” 6098 sayılı TBK’nın 168. maddesinde; “Diğerlerine rücu hakkına sahip borçlulardan herbiri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur” hükmü düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı konusundaki 6552 sayılı Yasanın 8. maddesi ile değişik 4857 sayılı Yasanın 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21/04/2016 tarihli 2016/7178 E. ve 2016/11227 K. sayılı ilamı da bu yöndedir). 6552 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 4857 sayılı Kanunun 112. maddesinde; (kamu) asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme de bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesi halen yürürlükte olduğundan, aksinin kabulü de mümkün değildir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 10/11/2016 Tarih 2016/2166 Esas 2016/23195 Karar). Alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olduğu durumda, asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada; kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçilere karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve Sözleşme Hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. TBK'nın 167. maddesi uyarınca; alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlu, alacaklının halefi olarak ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmeyecektir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçilerin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçilerin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenlerin sorumluluğu da sadece kendi dönemleri ile sınırlı olmalıdır. Taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinin 22. maddesinde; çalıştırılan personele ilişkin sorumluluklar yönünden mevzuatın emredici hükümleri ile genel şartnamenin 6. bölümünde düzenlediği ve yüklenicinin bu hükümlere aynen uyması gerektiği belirtilmiştir. Hizmet sözleşmesinin eki olan Genel Şartnamenin 6. bölümünün 38. maddesinde; “ ... yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur... ” hükmü mevcuttur. Somut olayda; 11/12/2024 tarihli bilirkişi raporu uyarınca istinafa gelen davalı işverenin dava dışı işçi ...'e ödenen 65.993,51-TL kıdem tazminatından sorumlu olduğunun belirlendiği, bu belirlemenin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tarafça zorunlu arabuluculuğa başvurarak, 03/06/2024 tarihli arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinin ekinde sunduğu görülmekle davalı vekilinin arabuluculuğa başvurulmadığı yönündeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 4.508,02-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.127,00-TL'nin mahsubu ile kalan 3.381,02-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/389, K. 2026/1259, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-389-e-2026-1259-k-7e170fc48cdb