Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1706 E. 2026/1266 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1706
- Karar No
- 2026/1266
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1706 - 2026/1266 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1706 KARAR NO : 2026/1266
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :28/05/2025 NUMARASI :2024/494 Esas - 2025/506 Karar
DAVACI :TÜREKİM ENDÜSTRİYEL YAĞLAR KİMYASAL ÜRÜNLER TEKNİK HIRDAVAT MAKİNA TEÇHİZAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :DÖKSAN BASINÇLI DÖKÜM VE MAKİNA SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :21/06/2024
KARAR TARİHİ :26/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ :16/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kimyasal yağları Shell Petrol ofisi, Total, Castrol gibi tanınmış firmalardan alarak tedarikçi olarak nitelenen faaliyetini sürdürdüğünü, faturalarda ve irsaliyelerde belirtilen miktarı ve nitelikleri yazılı emtiayı davalı şirkete satışı gerçekleştirildiğini ve teslim edildiğini, davalıya satılan emtialara ilgili faturalar ve irsaliyeler gönderildiği ve faturaların ticari defterlere işlendiğini, cari hesap şeklinde çalışıldığını, davalının satıştan doğan bakiye 398.737,10-TL borcunu ödemediğini, davalı hakkında Gebze İcra Dairesinin 2024/12046 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak borcun aslına ve ferilerine itiraz ettiğini, davacıya satılan emtia irsaliye ve faturalarla bedel sabit olduğunu, itirazın iptali ile borca kötü niyetli olarak haksız itiraz edildiğinden %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı şirket tarafından, davalı şirket aleyhine Gebze İcra Dairesinin 2024/12046 Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış olsa dahi işbu takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu takibe itirazlarının yerinde olduğunu, davalının, alacaklı görünen şirkete karşı ödeme emrinde belirtilen alacak kadar bir borcu bulunmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirketin iddia konusu borç nedeniyle temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin haksız olduğunu, davacı taraf ile davalı şirket arasında herhangi bir alacak-borç bakiyesi bulunmadığını, davacı ile davalı şirket arasında ödenmeyen cari hesap bulunmadığından davalı şirketin temerrüde düşürülmediği göz önüne alındığında muaccel olmayan alacak iddiasında bulunmanın hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ve davacının aralarında ticari ilişkiden kaynaklanan bir alacağın mevcut olabilmesi için aralarında ticari ilişkinin kurulmuş olması gerektiğini, işbu ticari ilişkinin ise davalı şirket ve davacının arasındaki mevcut ticari sözleşmeden kaynaklanması gerektiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari sözleşmenin mevcut olmadığını, davacı mevcut durumda her ne kadar faturaları ibraz etmiş olsa da faturaların tek başına alacağın kanıtlanması için yeterli olmadığını, faturalara itiraz için özel bir şekil ve usul şartı aranmadığından faturaya itirazın herhangi bir şekilde yapılması mümkün olup, bu kapsamda alacağın varlığını ispatla birlikte ortada kesinleşmiş bir fatura bulunduğunun ispat yükünün de faturaları keşide eden davacı şirket üzerinde olduğunu, fatura bir akit olmadığından muteber bir akdin ifası ile ilgili ticari vesika olduğundan bizzat fatura tebliği herhangi bir alacak hakkı doğurmadığını, davacı taraf fatura düzenleyerek icra takibine konu tutarı davalıdan tahsil etmek istemekte ise de, faturaya konu ürünlerin davalıya tesliminin gerçekleştiğine dair herhangi bir ispata yarar sevk irsaliyesi, teslim makbuzu ve irsaliyeli fatura gibi belge bulunmadığını, davacı şirketin haksız ve hukuka aykırı olarak alacak talebinde bulunulduğunu, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, Yargıtay'ın içtihat haline gelmiş kararlarıyla, faturanın tesliminin dahi tek başına malların teslim edildiğini ispat etmeye yeterli olmadığının hüküm altına alındığını, bu anlamda davacı tarafın, faturada belirtilen malların teslim edildiğini dava kapsamında ispatlamak zorunda olduğunu, taraflar arasında sözleşmeye dayalı olarak süregelen düzenli ve belirli bir ticari ilişki bulunmadığını, ticari faizin talep edilebilmesi için bu ticari ilişkinin ispatı gerektiğini, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalının davacıya borcu bulunduğu varsayımında dahi, her iki tarafın tacir olması nedeniyle uygulanması gereken faiz oranı belirli olup, bu orana aykırı düzenlenmek suretiyle (%50,75 reeskont faizi şeklinde) gönderilmiş ödeme emrinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığından, iddia edilen alacağın davalı şirket tarafından Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere tüm unsurlarıyla bilinmesi ve belirlenebilir olmasının mümkün olmadığını, davalının şirket tarafından bilinebilir ve belirlenebilir olmadan talep edilen alacak likit bir alacak olmadığından, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, davacı taraf haksız ve kötü niyetli bir şekilde işbu icra takibini başlatmış olup akabinde huzurdaki davayı ikame ettiğini, davalının borçlu olmadığı halde kendisine icra takibi başlatılması sonucunda yaptığı itirazın haklı olduğunu ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini gerektirecek makul bir sebep bulunmadığını, aksine haksız ve asılsız şekilde açılan icra takibine karşı kötü niyetli davacıya meblağın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, davacı tarafından sunulan faturaları tek başına alacağın ispatı için yeterli kabul ederek, davalı şirketin ticari ilişkiyi inkar ettiği durumda somut teslim belgelerinin (sevk irsaliyesi, teslim makbuzu vb.) zorunluluğunu göz ardı ettiğini, bilirkişi raporundaki eksiklik ve çelişkileri gidermeden, raporu adeta belirleyici kabul ederek “alacağın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu” sonucuna vardığını, somut olayda davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari sözleşme bulunmadığını, faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını ve ürün teslimine ilişkin somut delilin mevcut olmadığını, buna rağmen yerel mahkemenin davacının iddialarını Yargıtay içtihatlarına aykırı biçimde yorumladığını, davalının itirazlarını yeterince değerlendirmediğini ve icra inkar tazminatı için kötü niyet unsurunu somut verilere dayandırmadan hükmettiğini, bilirkişi raporunun ise yerel mahkemenin ara kararla sorduğu temel sorulara (ticari ilişkinin sözleşmeye dayalı ispatı, teslim belgelerinin varlığı, faturaların tek başına yeterliliği vb.) cevap vermezken, defter incelemelerinde kendi içinde çelişen tespitlere dayandığını, davalı şirketin borcu bulunmadığını, ticari ilişki ve alacağın ispatlanmadığını, teslim belgeleri mevcut olmadığından alacağın likit ve muaccel olmadığını, icra inkar tazminatının haksız olduğunu, bilirkişi raporunun usule ve esasa aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklarının davalı şirket muhasebesi ile defalarca yapılan mutabakatla teyit edildiğini ve likit bir alacak olduğunu, davalının ticari defterlerine işlendiğini ve borçlu olarak gözüktüğünü, bu hususta davacı ve davalı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile alacağın sabit ve likit olduğunun tespit edildiğini, her iki şirketin ticari defterlerinde borç ve alacak miktarının aynı olduğunun tespit edildiğini, %20 inkâr tazminatı verilmesinde usulsüzlük bulunmadığı gibi ileri sürülen diğer tüm itirazların da yersiz mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/05/2025 tarih, 2024/494 Esas - 2025/506 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; cari hesaptan kaynaklanan alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacak miktarı olan 398.737,10 TL'nin %20'si olan 79.747,42 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalının satıştan doğan bakiye 398.737,10-TL borcunu ödemediği, bunun üzerine Gebze İcra Dairesinin 2024/12046 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile davalının Gebze İcra Dairesinin 2024/12046 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalının cevap dilekçesi ile davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın konusuz kalması nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada; davacı tarafından davalı hakkında Gebze İcra Dairesinin 2024/12046 Esas esas sayılı takip dosyası ile cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, her iki tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporlarına göre davalının eldeki dava açıldıktan sonra, 13.08.2024 tarihinde Gebze İcra Dairesinin 2024/12046 Esas sayılı takip dosyasındaki borcunu ödediği, davalının, takibe konu borca önce itiraz edip durdurması ve sonrasında dosya borcunu kapatması hususları nazara alındığında borca itiraz etmesinde davalının haksız olduğu, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek, ilk derece mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalının itirazında haksız olduğu ve dava açılmasına sebep olduğu nazara alındığında icra inkar tazminatından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalının adresinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*