Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/252 E. 2026/1146 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/252
- Karar No
- 2026/1146
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/252 - 2026/1146 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/252 KARAR NO : 2026/1146
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :25/12/2024 NUMARASI :2024/35 Esas - 2024/715 Karar ASIL DAVA DAVACI :... VELİ :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :ES İNŞAAT OTOMOTİV AKARYAKIT GIDA TARIM HAYVANCILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ :24/01/2024 BİRLEŞEN DAVA :Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/95 Esas sayılı dosyası DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :ES İNŞAAT OTOMOTİV AKARYAKIT GIDA TARIM HAYVANCILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ :20/02/2024
KARAR TARİHİ :12/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ :02/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi olduğunu, hissedarlarının müteveffa ..., annesi ..., babası ..., kardeşi ... olduğunu, ...’nın 2017 yılında vefat etmesi üzerine paylarının oğlu ... ve ikinci eşi ...’a intikal ettiğini, şirket hisselerinin ve diğer mal varlıklarının davacı ...’a intikal etmesi sonrasında şirketin hissedarı olan diğer aile üyelerinin bu durumdan rahatsız olduğunu ve sorunlar yaşandığını, 2017 yılından itibaren yapılan olağan genel kurul toplantısında davacı hakkında ıskat kararı verebilmek için kötüniyetli şekilde sermaye artırımı yoluna gidildiğini, davacı hakkında birçok haksız dava ikame edildiğini, şirketlerin olağan genel kurul toplantılarında davacı aleyhine kararlar alındığını, işbu dava konusu 20.11.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların da davacıyı zor durumda bırakmak ve şirketten dışlamaya yönelik olduğunu, davacının şirket hisselerinin kendisine intikalinden itibaren davalı şirketin mali yapısı ve işleyişi ile ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadığını, hiçbir gelir elde edemediğini, davalı şirketin 31.03.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında da işbu davaya konu genel kurul kararına benzer nitelikte kararlar aldığını, bu nedenle iki ayrı genel kurul kararının iptali davası ikame ettiklerini, Kocaeli 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/242 E. sayılı dosyasında 4 ve 6 numaralı kararların iptaline, Kocaeli 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/248 E. sayılı dosyasında 4,7 ve 8 no.lu kararların iptaline karar verildiğini, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, bu hüküm usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurduklarını, 20.11.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının 6. maddesi ile ihtiyatlılık politikası gereği olarak, şirket varlığının azaltılmaması, mevcut özkaynak yapısının korunması, ilave finansman ihtiyacının doğmaması ve enflasyonist ortamda finansman ihtiyacının ortaya çıkacağı düşünülerek oy çokluğuyla kâr avansı ve kâr dağıtımı yapılmamasına karar verildiğini, anılan kararın 2 (iki) olumsuz oya karşın 3 (üç) olumlu oyla, oy çokluğuyla, kabul edildiğini, bu hususta olumsuz oy kullandıklarını, davalı şirket her sene kar elde etmiş olmasına rağmen zarar ettiklerini iddia ederek işbu kararları almış olup müvekkili maddi açıdan zor durumda bırakmayı amaçladıklarını, davalı şirketin bu uygulaması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun başta 608. maddesi olmak üzere ilgili sair yasal mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, Genel Kurul Toplantı Tutanağı ile sabit olduğu üzere, 20.11.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına davacılar adına ...’ın temsilcileri olarak katılım sağlandığını, toplantının baştan sona kesintisiz olarak izlendiğini, görüşülen her madde ile ilgili "olumlu" ya da "olumsuz" oy kullanıldığını, olumsuz oy kullanılan her maddenin altına muhalefet şerhini açık ve anlaşır şekilde yazmak, kayda geçirmek ve imzalamak suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun aradığı tüm koşulları yerine getirdiklerini, bu nedenlerle 20.11.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nın 6 numaralı maddenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/95 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürlerinden ve ortaklarından ...'ın oğlu ...'ın 07/09/2017 tarihinde vefat ettiğini, Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1165 Esas 2017/1106 Karar sayılı ve 28/09/2017 tarihli veraset ilamı ile sabit olduğu üzere geriye mirasçı olarak ilk evliliğinden olan oğlu ... ve esi ...'ın kaldığını, yasal mevzuat uyarınca murisin terekesi üzerinde davacının 1/4 ve ...'ın 3/4 oranında hak sahipliğinin söz konusu olduğunu, muris ...'ın davalı şirkette ortak olmakla %19 oranında şirket payının da sahibi olduğunu, mirasın intikaline ilişkin yasal hükümlere göre söz konusu payların %4,75'i davacıya, %14,25'i ise küçük ...'a ait olduklarını, davalı şirket yetkilisi ve murisin aile üyeleri olan ... ve ...'ın hukuka ve iyi niyete aykırı tutum ve davranışları nedeniyle faydalanamadığını, aile şirketi görünümünde olan davalı şirketten dışlanmak istendiğini, 20/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan 7 madde ile ilgili olarak "Müdürler Kurulu üyesi ... oy çokluğu ile ibra edilmiştir. ...'ın temsilcisi ..., ...'ın kendisi için ibra aşamasında oy kullanmamıştır. Müdürler Kurulu üyesi ... oy çokluğu ile ibra edilmiştir. ...'ın temsilcisi ..., ...'ın kendisi için ibra aşamasında oy kullanmamıştır." şeklinde olduğunu, müdürler kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin işbu kararın kullandıkları oyla birlikte 2 olumsuz oya karşın 2 olumlu oyla kabul edildiğini, toplantı tutanağına muhalefet şerhi düştüklerini, genel kurulun ibra kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylar için söz konusu olduğunu, genel kurula sunulmayan veya açıklanmayan ya da genel kurulca bilinemeyecek nitelikteki işlem ve faaliyetler için şirket yöneticileri ibra edilmiş olamayacağını, genel kurulda alınan ibra kararının şirketin finansal tablolarındaki işlemlerin açıkça görüşülerek tartışılarak şirketin bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zararın ortaya konulacağını, genel kurulun bu konuda bilgilendirilerek alınmış olması gerektiğini, aksi halde davacı ve küçük ...'ın hiçbir konuda üzerine tartışılmadan alınmış soyut ve kapsamı belli olmayan ibra kararına karşı sorumluluk davası ikame etme hakkının bulunduğunu, gerek daha önceki olağan ve olağanüstü genel kurullarda ve gerek 20/11/2023 tarihli olağan genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı TTK ve sair ilgili yasal mevzuat ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğu ve 4721 sayılı TTK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olarak dürüstlük ve iyiniyet kuralları kapsamında alınmadığını, amacın davacının mirasçısı sıfatıyla elde ettiği haklara ulaşmasının engellemek olduğunu belirterek 6 ve 7 tarihli olağan genel kurul toplantısının dürüstlük ve iyi niyet kaideleri çerçevesinde yapılmaması sebebiyle toplantının 6 ve 7 numaralı maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin asıl ve birleşen davalarda cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan ve davalının bilgi edinme ve inceleme haklarının ihlal edildiğinin tespitine yönelik 2018/216 sayılı dosya ile davanın reddine karar verildiğini, kararın emsal olduğunu, benzer iddialarla açılan 2018/386 E. sayılı dosyada verilen karar ile 20.03.2018 tarihli genel kurul da alınan bilanço ve gelir tabloları ile faaliyet raporlarının kabulüne, kâr avansı ve kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararların iptaline yönelik davanın reddine karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinin 13. maddesine göre kârın hissedarlara dağıtımı, şirket sermayesinin %51’ini temsil eden hissedarların kararına bağlı olduğunu, bu çerçevede genel kurulda oylama yapıldığını ve sermayenin %51’inden fazlasını temsil eden hissedarların kâr avansı ve kâr dağıtımı yapılmaması, önceki dönem zararlarına mahsup edilmesi yönünde oy kullandıklarını ve karar verdiklerini, 2019/20 sayılı dosyada da verilen karar ile kâr payı ile kâr payı avans dağıtımının önceki yıllarda yapılmadığını, alınan kararın hakkaniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı gerekçesiyle özkaynaklardan sermaye artışına, kâr payı dağıtılmamasına ilişkin maddenin iptali talebini reddettiğini, kararın istinaf mahkemesince onandığını, davanın şirket işleyişini olanaksız hale getirmeye çalıştığını, şirketin menfaatlerini değil kendi menfaatlerini ön planda tuttuğunu, şirketin ticari itibarına ve kredibilitesine kasıtlı olarak zarar verdiğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı KABULÜNE, 2-Davalı Es İnşaat Otomotiv Akaryakıt Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 20/11/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (6) altı ve (7) yedi numaralı kararların İPTALİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 20.11.2023 tarihli Genel Kurulda alınan 6 nolu kararın iptaline ilişkin ilk derece mahkemesi tarafından aldırılan 25.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, "karın dağıtılmamasına ilişkin kararın iptalini gerektirici objektif iyiniyet kurallarına aykırı herhangi bir husus bulunmadığı" yönündeki tespitin doğru ve yerinde olduğunu ancak yerel mahkemece, bilirkişi raporunda yer alan kar dağıtımına ilişkin tespit ve değerlendirmenin hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, 20.11.2023 tarihli Genel Kurulda alınan 6. maddeye ilişkin ihtiyatlılık politikası gereği olarak, şirket varlığının nakit kar dağıtımı yapılmak suretiyle azaltılmaması, mevcut özkaynak yapısının korunması, ilave finansman ihtiyacının doğmaması ve enflasyonist ortamda finansman ihtiyacının ortaya çıkacağının değerlendirildiğini, ayrıca otomotiv sektöründe satışların azaldığını, sektörel bir daralmanın mevcut olduğunu, yüksek stok taşıma mecburiyetinin, nakit ihtiyacını gerektirdiğini, ayrıca otomobil fiyatlarının ve faizlerinin aşırı derecede yükselmesinden dolayı stok maliyetlerinin çok yükseldiğini, bu sebeple, işletmenin salahiyeti için kar avansı ve kar dağıtımı yapılmamasının doğru bir yöntem olacağını, 20.11.2023 tarihli Genel Kurulda alınan 7 nolu kararın iptaline ilişkin ortak ve aynı zamanda müdür olan ... ve ...’ın ibra kararında kullandığı oyların geçersizliğine ilişkin karara katılmanın mümkün olmadığını, ... için yapılan oylamada ..., ... için yapılan oylamada ...'ın oy kullanmadığını, kaldı ki, diğer ortaklar olan ... ve ...'ın ise davalı şirketle aralarında 20’ye yakın dava olan kişiler olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 436. maddesine göre bu kişilerin ibra oylamasında oy kullanmasının da mümkün olmadığını, ibra için gerekli karar yeter sayısının hesabında bu kişilerin oylarının dikkate alınmasının da mümkün olmadığını, davacıların sürekli davalı şirket aleyhine davalar açtığını, şirket işleyişini olanaksız hale getirmeye çalıştıklarını, şirketin menfaatlerini değil kendi menfaatlerini ön planda tuttuklarını ve böylelikle şirketin ticari itibarına ve kredibilitesine kasıtlı olarak zarar verdiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının babası vefat ettiğinden itibaren kasıtlı şekilde şirketlerde kar payı dağıtılmamasına yönelik kararlar alındığını, bu kararların tek gayesinin davacıyı kar payından mahrum bırakmaya çalıştığını, bu kararların tamamen kötüniyetli olup şirketin finansal durumuyla alakası bulunmadığını, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde bahsettiği kararlar tamamen mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, zira bahsi geçen kararlar istinaf ve temyiz aşamalarında davacı lehine bozulduğunu, davacının neredeyse her sene alınan bu kararlara karşı (kar payı dağıtılmaması) iptal davası açtığını ve bu davaların davacı lehine sonuçlandığını, davalı tarafın bu kararları bildirirken yalnıza aleyhe kısımlardan bahsettiğini, kararların sonraki safhalarda lehe değerlendirmelerle bozulduğundan bahsetmediğini, bu sebeple bu iddiaların dikkate alınmaması gerektiğini, konuyla ilgili her ne kadar bilirkişi raporu aksi yönde olsa da raporda hatalı tespitlerde bulunulduğunun gerekçeli kararda ifade edildiğini, zira bilindiği üzere mahkemenin bilirkişi raporlarına bağlı olmadığını, söz konusu uyuşmazlıkta mahkeme hakiminin bilgi sahibi olmayacağı uzmanlık isteyen bir alan olmadığını, zira uyuşmazlık konusu şirket genel kurulunda alınan bir karara ilişkin olup ticaret mahkemesi hakiminin pek tabi uzmanlığında olan bir konu olduğunu, mahkemelerin bilirkişi raporları doğrultusunda karar verme gibi bir zorunluluğu olmayıp gerekçeli kararda raporda yer alan tespitlerin neden karara esas alınmadığının açıklanmasıyla birlikte pek tabi rapordaki tespitlerin aksi yönünde karar vermesinin mümkün olduğunu, söz konusu gerekçeli kararda da bilirkişi raporunda yer alan tespitlere neden itibar edilmediği ve karara esas alınmadığının açıkça belirtildiğini, bu nedenlerle davalının bu yöndeki itirazlarının da kabulünün mümkün olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/12/2024 tarih, 2024/35 Esas - 2024/715 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar; genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacıların murisi ...'ın davalı şirketin ortağı iken 07/09/2017 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçıları olarak davacı eşi ... ve oğlu ...'ın kaldığı, şirketteki hisselerinin de davacılara intikal ettiği, hisse intikal işlemlerinin yapılmasından sonra ... %14,25 ve ... %4,75 hisse şeklinde oluştuğu, şirketin 20/11/2023 tarihinde genel kurul toplantısını yaptığı, davacıların yasal süresi içerisinde eldeki davayı açtıkları ve asıl dosyada genel kurulda alınan 6 nolu kararın, birleşen dosyada genel kurulda alınan 6 ve 7 nolu kararların iptalini talep ettikleri, davalı şirketin davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince bilirkişiden rapor alındıktan sonra asıl dosya açısından davanın kabulü ile genel kurulda alınan 6 ve 7 nolu kararların iptaline karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, iptali istenen genel kurulda alınan 6 ve 7 nolu kararların iptal koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davalı şirketin türü limited şirkettir. Asıl ve birleşen davaların davacılarının mirasçı sıfatıyla şirket ortağı oldukları, asıl davanın davacısının 20/11/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve dava konusu edilen 6 numaralı karara red oyu vererek tutanağa muhalefet şerhlerini işlediği, birleşen davanın davacısının aynı genel kurulda alınan ve dava konusu edilen 6 ve 7 numaralı kararlara red oyu vererek tutanağa muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırdıkları anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesinde, "Bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır." hükmü, 617-(3) maddesinde ise; "Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir." hükmü bulunmaktadır. Davalı şirketin 20/11/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının; 6. maddesinde: "Kâr Avansı ve Kâr Dağıtımı hususu görüşülmüş olup, bu çerçevede ihtiyatlılık politikası gereği olarak, şirket varlığının azaltılmaması, mevcut özkaynak yapısının korunması, ilave finansman ihtiyacının doğmaması ve enflasyonist ortamda finansman ihtiyacının ortaya çıkacağı düşünülerek oy çokluğuyla Kâr Avansı ve Kâr Dağıtımı yapılmamasına karar verilmiştir." şeklinde karar alındığı, 7. maddesinde: "Müdürler Kurulu üyesi ... oy çokluğu ile ibra edilmiştir. ...'ın temsilcisi ..., ...'ın kendisi için ibra aşamasında oy kullanmamıştır. Müdürler Kurulu üyesi ... oy çokluğu ile ibra edilmiştir. ...'ın temsilcisi ..., ...'ın kendisi için ibra aşamasında oy kullanmamıştır." şeklinde karar alındığı görülmüştür. Davalı şirket vekilinin Kâr Avansı ve Kâr Dağıtımı yapılmamasına ilişkin 6 nolu kararın iptaline ile ilişkin istinaf incelemesinde; Bilindiği üzere limited şirketlerde karın dağıtımına ilişkin esasların 6102 sayılı TTK'nın 608 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, TTK'nın 608. maddesi hükmüne göre, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça, ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabileceği, kâr payı dağıtımının ancak kanun ve şirket ana sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe kâr payının esas sermaye payının itibari değerine oranla hesaplanacağı, bir sermaye ortaklığı sayılan limited ortaklıkta, çıkarılan ticari bilançoya göre saptanan kâr dağıtılabileceği, kârın dağıtılması için çıkarılması gereken ortaklık bilançosunun, TTK'nın 616. maddesi hükmüne göre, genel kurulun kararı ile kesinleşeceği, buna göre, kârın dağıtımına genel kurulun karar verebileceği, mahkemece, genel kurulun yerine geçilerek, kâr dağıtımına karar verilemeyeceği, kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisinin genel kurula ait olup, bu yetkinin başka bir organa devredilemeyeceği gibi genel kurulun, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağının dava açarak kendisine ait kârı isteyemeyeceği, bu kuralın buyurucu nitelikte olduğu, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamayacağı açıktır. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda hazırlanan raporda, davalı şirketin 2022 yılı için 34.306.628,03-TL dağıtılabilir kâr beyan ettiği, öz kaynaklarının 59.226.922,28-TL olduğu, davalı şirketin 2022 yılı bilançosuna göre borç ödeyebilme yeterliliğine ilişkin cari oranın 2,098, likidite oranın 1,46, nakit oranının 0,79 olduğu, söz konusu oranlara bakıldığında, davalı şirkete ait cari oran, likidite oranı ve nakit oranlarının referans değer olarak genel kabul görmüş oranların üstünde olduğu, işletmenin borçlarını ödemesinde likidite sorunu yaşamayacağı, stoklarının bir önceki yıla göre 2022 yılında %20 arttığı, 2023 yılında ise 2022 yılına göre 4,3 kat arttığı, ticari malların maliyetinin bir önceki yıla göre 2022 yılında 2,08 kat arttığı tespit edilmiştir. Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin Kanundaki sınırlara uygun olarak kullanılması gerekir. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır. Somut olayda; davalı şirketin incelenen mali yapısı ve taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında şirket karının sermaye arttırımında da kullanılmaması, yukarıda belirtilen maddelerin hükümleri çerçevesinde ortakların kar paylarını isteme hakkı olduğu ve sınırlandırılamayacağı, ortakların istemesi durumunda kar payı dağıtımı yapılması gerektiğinden Mahkemece bu kararın iptal edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalı şirket vekilinin müdür olan ... ve ...'ın ibra kararına ilişkin 7 nolu kararın iptaline ile ilişkin istinaf incelemesinde; İbra kararını alma yetkisi genel kuruldadır. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkilerindendir (TK 616/1 f). İbra kararı açık olabileceği gibi, örtülü de olabilir. TK 424'e göre, bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, aksine açıklık bulunmadığı takdirde, müdürlerin ibrası sonucunu doğurur. Buna göre, bilanço genel kurulda onaylanmışsa ve kararda müdürlerin ibra edilmedikleri açıkça belirtilmemişse, onama kararı müdürlerin ibra edildikleri anlamına gelir. Ancak, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi gösterilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususlar içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse, onama ibra etkisini doğurmaz. İbranın kapsamına, genel kurulun bilgisine ulaşan işlem ve konular girer. Sunulan belge ve hesaplardan veya yapılan ek açıklamalardan, genel kurulda anlaşılan ve öğrenilen konu ve işlemler ibranın kapsamını belirler. Genel kurulun hiçbir şekilde bilmediği ve öğrenme imkanı da olmayan konu ve işlemler ibra dışıdır. Zira, görüşülmeyen, bilinmeyen bir konuda ibra verilmesi söz konusu değildir veya verilen ibra sakatlık tehlikesi ile karşılaşır. İbra, genel kurul tarafından bilinen konular yanında, bilinebilecek, anlaşılabilecek konuları da kapsar. Hesaplarda ve açıklamalarda açıkça yer alan hususların yanı sıra, bunlardan çıkarılabilecek veya anlaşılabilecek konularda da ibra verilmiş sayılır. Ayrıca, genel kurulun mutlaka o genel kurul toplantısında sunulan belge ve yapılan açıklamalardan bilgi edinmesi şart değildir. O iş yılı içinde herhangi bir şekilde ulaştırılan ve gönderilen bilgiler, ibra kapsamına dahil kabul edilmektedir. İbra kararına kaynak oluşturan belgeler, TK 424'de bilançonun yanı sıra tüm finansal raporlar, müdürlerin yıllık faaliyet raporu bağımsız denetçi raporları ve özel denetçi raporlarıdır. İbra kararı kural olarak olağan genel kurulda alınır. Bununla birlikte olağanüstü genel kurulda alınması da mümkündür. Karar için kanunda özel bir yeter sayı öngörülmediği için, salt çoğunlukla alınır. Yani, toplantıda temsil edilen oyların çoğunluğuyla müdürler ibra edilirler (TK 620). TK 619/I'e göre, herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış olanlar müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. Yönetime herhangi bir şekilde katılmış olan kişiler bu yasağın kapsamına dahildir. Bu gruba müdürler, ticari temsilciler ve ticari vekiller girer. Bu kişiler temsilcileri aracılığıyla da oy kullanamazlar. Oydan yoksunluğa ilişkin TK 619 tek kişilik şirketlerde uygulanmaz. Zira, bu Şirketlerde ortakların ve şirketin korunmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. ... ve ...'ın şirket müdürü olmaları nedeniyle kendi ibraları ile birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacakları(6102 sayılı TTK m.619/1), bu durumda ibra yönündeki tek olumlu oyun ...'a ait olduğu, oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları dışında 600 adet paydan ...'ın olumlu oyunun 220 olduğu, toplam 380 pay sahibi ortakların olumsuz oy verdiği gözetildiğinde karar nisabına uygun alınmış, böylelikle ibra yönünden gerekli salt çoğunluğun sağlanamadığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 436. maddesinin ikinci fıkrasına göre, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı, kullanmaları halinde bu oylarla alınan kararın geçersiz olacağı, belirtilen kural emredici nitelikte olduğundan resen gözetilmesi gerektiği, Yargıtay 11. HD'nin 30/05/2023 tarih, 2021/9216 Esas ve 2023/3370 Karar sayılı ilamı ile de; "davaya konu genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı karar, yeterli karar nisabı bulunmadığından yok hükmünde olup Bölge Adliye Mahkemesince anılan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir" kararı verilerek bu şekilde oy kullanıldığı takdirde sonucu karar nisabı da sağlanamadığında yok hükmünde olacaktır.
Somut olayda; 20/11/2023 tarihli Genel Kurulun 7 numaralı gündem maddesi açısından somut olaya dönüldüğünde; şirketin müdürler kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın yeterli karar nisabı bulunmadığından yok hükmünde olduğu görülmekle; ilk derece mahkemesince anılan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi isabetli olmamıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/407 esas 2024/8465 karar sayılı ilamı) (Benzer şekilde Dairemizin 2023/1939 Esas ve 2025/379 Karar,2023/1430 Esas ve 2024/1925 Karar sayılı ilamları) Asıl davada dairemizce henüz karar verilmeden ve hüküm kesinleşmeden davacı küçük ... adına velisinin davadan feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirdiği görülmüştür. Davacı vekilinin dilekçesini UYAP üzerinden ve elektronik imzayla imzalamak suretiyle gönderdiği, vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl dava yönünden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, feragat nedeniyle davanın reddine, birleşen dava yönünden davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, 7 numaralı gündem maddesi açısından yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi isabetli olmadığından yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davacı vekilinin feragati, birleşen davada kamu düzeni nedeniyle Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/12/2024 tarih, 2024/35 Esas ve 2024/715 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Asıl dava yönünden davanın feragat nedeniyle REDDİNE, b)Birleşen dava yönünden davanın KABULÜNE, -Davalı Es İnşaat Otomotiv Akaryakıt Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 20/11/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (6) altı numaralı kararın İPTALİNE, -Davalı Es İnşaat Otomotiv Akaryakıt Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 20/11/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (7) yedi numaralı kararın YOKLUKLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, I-Asıl dava yönünden; a)Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b)Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesi yer olmadığına, d)Davalı vekili vekalet ücreti talep etmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, II-Birleşen dava yönünden; a)Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b)Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, c)Davacı ... tarafından peşin yatırılan 427,60-TL harç ve 5.012,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, III-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf kanun yoluna başvuru harçlarının hazineye irat kaydına, b)Asıl ve birleşen davalar yönünden gereken toplam (732,00-TLx2) 1.464,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan (615,40-TLx2) 1.230,80-TL'nin mahsubu ile kalan 233,20-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, c)İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, ç)İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İİK'nın 36/5 maddesi gereğince Bakırköy 11. İcra Dairesinin 2025/438 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatırana iadesine, 5-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/06/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*