Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/243 E. 2026/886 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/243
Karar No
2026/886
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/243 Esas

KARAR NO:2026/886

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/03/2024

NUMARASI:2021/376 Esas, 2024/186 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ:04/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında ticari bir borç ilişkisi doğduğunu, cari hesap ekstresine göre davalı şirketin müvekkili şirkete 759.762,50 TL tutarında borçlu olduğunu,davalı şirketin borçtan kurtulmak maksadıyla 27.02.2020 tarihli ... no'lu 784.762,55 TL bedelli fatura tanzim ettiğini, davalı şirket tarafından keşide edilen faturaya müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, söz konusu itiraza yönelik davalı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamede ilgili fatura hakkında "konkordato kesin mühlet tarihine kadar tahakkuk ettirilmiş bir kısım faiz tutarıdır." şeklinde açıklamalara yer verildiğini, anılan ihtarnameye karşı müvekkili şirket tarafından keşide edilen ihtarnamede "konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin duracağı" hakkında açıklamalara yer verilerek faturanın kabul edilmediğinin bildirildiğini, söz konusu ihtarname sonrasında da karşılıklı ihtarname süreci gerçekleşmesine rağmen müvekkili şirketin alacağının ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe davalı şirket tarafından 29.12.2020 tarihinde itiraz edildiğini, davalı şirketin İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, takibin devamına, icra takibine konu alacağın faiziyle birlikte tahsiline, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketİ ile davacı şirket arasında temliknamelere dayalı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 27.02.2020 tarihli, ... no'lu, 781.762,55 TL tutarlı fatura keşide edildiğini, söz konusu faturanın konusunu davacı şirket lehine Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/704 E. sayılı dosyada verilen konkordato kesin mühlet kararına kadarki döneme tahakkuk ettirilmiş faiz tutarının oluşturduğunu, davacı şirket tarafından ilgili faturaya itiraz edildiğini, taraflar arasında konuya ilişkin ihtarname trafiğinin yaşandığını, söz konusu ihtarname süreci sonunda davacı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından 29.12.2020 tarihinde icra takibine itiraz edildiğini, davacı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamelerde İİK m.294/3 uyarınca faiz işlemesinin durdurduğu bildirilmişse de geçici mühlet kararının faize etkisinin bulunmadığını, konkordato kesin mühlet kararının alacaklılar bakımından sonuçlarının İİK m. 294/3'te "tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği taktirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur." şeklinde düzenlendiğini, İİK 288/1 'deki düzenlemenin konkordato ile ilgili tedbirler bakımından önem arz ettiğini, bu hükmün İİK m.294/3'te açıkça belirtilen konkordato kesin mühlet kararından itibaren faiz işlemesinin duracağı düzenlemesini ortadan kaldırmadığını, İİK m.294/3'te tasdik edilen konkordato projesine atıf yapıldığını, anılan hükümde projede aksine hüküm bulunmadığı durumlarda İİK m. 294/3'ün uygulanabileceğinin belirtildiğini, İİK m. 294/3'teki düzenlemenin tasdik edilen konkordato projesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, geçici mühlet kararı verildiği tarihte tasdik edilen konkordato projesi hukuken ve fiilen mevcut olmadığından geçici mühlet kararının İİK m. 294/3 uyarınca faiz işlemesini durdurucu nitelikte olmadığını, doktrinde faizin kesin mühlet kararına kadar işleyeceği görüşünün hakim olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine, %20'den az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 759.762,50 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; 24.02.2020 tarihi itibariyle davalının davacı şirkete 759.762,54 TL tutarında borcunun bulunduğu, davalı şirketin ticari defterlerine göre davacıya borç olarak görülen 759.762,54 TL ile birlikte 25.000,00 TL’nin toplamı olan (759.762,54 TL + 25.000,00 TL) 784.762,54 TL tutarındaki 27.02.2020 tarihli “faktoring işlem faizi” faturasının davalı tarafından davacı adına düzenlendiği, dava tarihi itibari ile ve fatura tarihi itibari ile davalının davacıdan faiz talep hakkının mevcut olmadığı, İstanbul 31 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davacının talep ettiği alacak tutarının içerisinde geçici mühlet tarihi olan 24/09/2019 tarihinden sonraki zamanda işletilen ve davacı tarafça tahsil edilen bir faiz alacağının bulunmadığı, bu kapsamda davacının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyasında davalı itirazlarının kısmen iptali gerekip, takibin 759.762,50-TL asıl alacak ve 63.725,08-TL faiz olmak üzere toplam 823.487,58-TL üzerinden devamı ile davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet vermesi nedeni ile toplam alacağın % 20 si üzerinden icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği gerektiği kanaatine varılarak;

-Davanın KISMEN KABULÜ ile İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın KISMEN KABULÜ ile takibin 759.762,50-TL asıl alacak ve 63.725,08-TL faiz olmak üzere toplam 823.487,58-TL üzerinden devamına, fazla istemin REDDİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,

2-Davalıların likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet vermesi nedeni ile toplam alacağın % 20 si üzerinden hesaplanan 164.697,50-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

3-Davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Geçici mühlet kararının faize etkisi bulunmadığını, müvekkili tarafından tanzim edilen 27.02.2020 tarihli, ... numaralı 781.762,55-TL bedelli faturanın düzenlenmesinde hukuka aykırılık olmadığını, İİK m.294/3 uyarınca faizin durması için tasdik edilen konkordato projesi aranmakta ve proje doğrultusunda aksine hüküm bulunmaması gerektiğini, her ne kadar konkordato geçici mühletin İİK m.288 uyarınca kesin mühlet sonucu doğuracağı düzenlenmişse de, İİK m.294/3'de yer alan düzenlemenin kanunun doğası gereği geçici mühlete uygulanması hukuken mümkün olmadığını,Söz konusu düzenleme ile açıkça kesin mühlet kararının verildiği tarihten itibaren her türlü alacağa faiz işlemesinin duracağının düzenlendiğini, doktrinde de faizin, kesin mühlet kararına kadar işleyeceği görüşünün hakim olduğunu, rapora itirazların değerlendirilmediğini, 20.06.2023 tarihinde sunulan ek bilirkişi raporunda "Konkordatonun reddine karar verildiğinden ve buna bağlı olarak mühletin geçmişe etkili olarak ortadan kalktığından, geçici mühlet tarihi itibariyle işlemesi duran faiz kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.Dolayısıyla, mevcut durum itibariyle davalı faktoring şirketinin faiz istemlerine konkordato hükümlerinin herhangi bir etkisi bulunmamaktadır." değerlendirmesi yapılmış olup, bu değerlendirme huzurdaki dava açısından haklılığı ortaya koyduğunu, Davacı tarafın 23.12.2020 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi dayanağı cari hesabın gerçeği yansıtmadığını,Gerekçeli kararda açıklandığı üzere faiz istemlerine konkordato hükümlerinin herhangi bir etkisi bulunmadığını,davada haklılık kanıtlanmış olsa da "Davanın Kısmen Kabulü" kararı verilmesini yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça davalı aleyhine 759.762,50TL asıl alacak ile 79.853,12TL işlemiş faiz ki toplam 839.615,62TL'nin tahsili talebi ile ilamsız takip başlatıldığı, tarafların ticari defterlerine göre; 24.02.2020 tarihi itibariyle davalının davacı şirkete 759.762,54 TL tutarında borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı yanca 784.762,55TL'lik fatura düzenlenmiş ise de faturaya davacının itiraz ettiği, davalı yanın ise faturanın kesin mühlet kararı verilen tarihe kadar tahakkuk ettirilen faiz bedeli olduğunu açıkladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporları yeterli ve hükme elverişli nitelikte olup raporda; konkordatoda faiz işlemesinin geçici mühlet tarihi itibarı ile durdurduğu, bu nedenle davalının kesin mühlet tarihine kadar faiz işletilebileceği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, davacının talep ettiği alacak tutarı içinde geçici mühlet tarihi olan 24/09/2020'den sonraki zamanda işletilen ve davacı tarafça tahsil edilen bir faiz alacağının bulunmadığı, İstanbul BAM 17.HD2021/182, 2023/398 Karar sayılı ilamı ile konkordatonun reddine karar verilmiş ise de; istinaf kararının takip ve dava tarihinden sonra olduğu tespit edilmiş olmakla neticeten ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 56.252,44-TL harçtan peşin alınan 14,063,40TL harcın mahsubu ile bakiye 42.189,04TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/243, K. 2026/886, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-243-e-2026-886-k-e528c862d920