Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/236 E. 2026/1299 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/236
- Karar No
- 2026/1299
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/236 Esas
KARAR NO : 2026/1299 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2023/422 Esas - 2024/573 Karar
TARİHİ: 03/10/2024
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında elektrik kablosu satımı hususunda görüşmeler ile müvekkili şirkete özel iskonto uygulanarak fiyat tekliği sunulduğunu ve kabul edildiğini, sözleşmenin akdedildiğini, toplam bedel ve birim fiyatlar konusunda mutabık kalındığını, davalının ürünleri süresinde teslim etmediğini, kısım kısım sevk etmeye başladığını, gelen ilk ürünlere ilişkin faturaların anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğini, ileri tarihli sevkiyatları anlaşmaya uygun olmayarak %59 iskonto yerine %50 iskonto ile düzenlendiğinin tespit edildiğini, yapılan görüşmelerde faturaların yanlış hesaplandığını, müvekkilinin %59 iskonto ile satış yapmaya devam edileceğini, tüm mallar teslim edildikten sonra hesaplama yapılarak gerektiği takdirde fiyat farkı faturası ile durumun düzeltileceğini bildirdiklerini, defalarca hesaplamanın yapılması bildirilmiş ise de davalının bu duruma yanaşmadığını, 27/12/2018 tarihli ... sıra numaralı fiyat farkı faturasının tanzim edilerek 28/12/2018 tarihli ihtarname ile davalı şirkete gönderildiğini,davalının müvekkilini telafisi imkansız zarara uğrattığını, müvekkilinin alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu bildirerek; itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde bulunan fiyat teklifinin taraflarınca ... ... adına çıkartılmış fiyat teklifi olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile sözleşme imzalamadığını fiyat teklifini içeren teklif kağıdını kaşeleyerek verdiğini, taraflar arasında basit/özel iskonto uygulanacağına ilişkin sözleşme yapılmadığını, teklif formunun sözleşme sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, sabit iskonto uygulanacağına dair taahhüt verilmediğini, fiyat teklifinin de ödeme günü 120 gün olarak belirlendiğini, teklifte belirlenen 2.345.486,68 TL bedelinin 120 günde gerçekleştirilmediğini, çeklere ilişkin tahsilat makbuzlarını sunduklarını, davacının kendi edimlerinin yerine getirmeden özel iskonto uygulaması hususunun kabul edilemeyeceğini, faturalara 8 gün içinde itiraz edilmediğini, faturalardan yaklaşık 1 yıl sonra iskonto faturası tanzim edildiğini, sunulan elektronik postalarda %59 iskonto uygulanacağına dair ibare bulunmadığını, e-maillerde yazışmalarda dahi iskonto oranları farkındalığı ile hareket edildiğini, müvekkilinin dahi o dönemde %59 iskonto ile mal alışı yapmadığını, bakır kablo firmasında üretici olmayan firmanın özel iskonto yapamayacağını, davacının basiretli tacir gibi davranmamasının sorumlusunun tarafları olmayacağını bildirerek; davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 03/10/2024 tarih ve 2023/422 Esas - 2024/573 Karar sayılı kararında;
"....Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda, davalının dosyaya delil olarak ibraz etmiş olduğu, 26/01/2018 tarihli e-mail'de ".. ... Ltd.Şti. olarak ... elektriğe sipariş ettiğimiz kabloların kalan bakiyemiz kadar olanını 27/01/2018 tarihine kadar tarafımıza sevkinin yapılmasını istiyoruz. 27/01/2018 tarihinde yapılmadığı takdirde, ... Elektriğin, ... elektriğe faturalandırdığı %50 iskontolu faturaların tekrardan %59 iskontoya yükseltilip, aradaki %9 puanlık iskonto farkının ... elektriğe kesilerek gereği yapılacaktır. .." şeklinde bildirimde bulunulduğu, 20/02/2018 tarihli e-mail'de, Satış destek iskonto kolonunda, ilk 8 mal karşılığının boş bırakıldığı, bunun altındakilere iskonto oranları yazıldığı, davalı tarafından gönderilen bu mail'den anlaşılacağı üzere, %59 iskonto vadinde bulunulmadığı, 8 adet sipariş için teklif yapma imkanının davalı tarafından davacıya verildiği, %59 iskonto yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, dava dışı ... Firmasına gönderilen teklif örneğinin davacıya da gönderildiği, davacının bu teklif formunu kabul ettiği ve taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ancak iskonto oranında taraflar arasında herhangi bir müzakere yapılmadığı, 26/01/2018 tarihli e-mail içeriğinden de taraflar arasındaki iskonto oranının %50 olarak uygulandığının yazılı olduğu, 27/01/2018 tarihine kadar teslimat yapılmaz ise %59 iskonto yapılacağının davalıya bildirildiği ancak bu bildirimi davalının kabul ettiğine ilişkin herhangi bir ispat vasıtasının sunulmadığı, davalının bu teklife karşı cevap vermediği bu sebeple %59 'luk iskonto oranını kabul etmediği, tek taraflı irade beyanının karşı tarafın kabulü olmadan geçerli olmayacağı ve borç doğurmayacağı dava konusu edilen faturaların %9'luk iskonto farkından kaynaklanan alacağa ilişkin olduğu, davacının bu faturaları alarak ticari defterlerine kayıt ettiği, faturalara karşı yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz da bulunmadığı, fatura içeriğinin de kabul edildiği, hüküm vermeye elverişli, denetime açık bilirkişi raporunda anlaşıldığından, davacının ispat edilemeyen davasının reddine, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığı ispat edilemediğinden, davalının %20 kötü niyet tazminatının da reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davanın REDDİNE, kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan 25/04/2024 tarihli bilirkişi raporunun yalnızca bir kişi tarafından oluşturulduğunu, diğer bilirkişilerin yalnızca imzaladığı bir rapor olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınması yönünde karar kurulmuşken bu lazımeye uyulmadan tek bir bilirkişi tarafından rapor ihdas edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca taraflar arasında sözleşme akdedilmiş olduğunu, TTK 21/2. madde ve fıkrasının olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, zira aksinin kabulü ahde vefa ilkesi ve dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil edeceğini, yine bilirkişinin icra inkar tazminatı ve likit alacak kavramına ilişkin tespitlerinin de mevzuata ve uygulamaya aykırılık teşkil ettiğini ve kabulünün mümkün olmadığını, denetime elverişli olmayan işbu raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden rapor istihsaline karar verilmesi gerektiğini,
Müvekkil ile davacı tarafın uzun yıllardır ticaret yaptığını ve taraflar arasında yüzlerce fiyat teklifi ve fatura bulunduğunu, müvekkil tarafından gönderildiği iddia edilen mailin dava konusu olayla alakalı olarak gönderildiğini iddia eden tarafın bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, ancak davalı tarafın hiçbir şekilde bu mailin dava konusu olayla alakalı olarak gönderildiğini ispat edemediğini, ancak bilirkişi tarafından bu mail dava konusu olaya hamledilerek hüküm ve sonuç çıkarılmaya çalışıldığını, buna ilişkin itirazlarının yerel mahkemece değerlendirilmediğini,
Yerel mahkemece bozma ilamına uygun olarak 26/01/2018 tarihli e-mail içeriğine ilişkin olarak usulüne uygun ve davayı aydınlatabilecek bir araştırma yapılmadığını, yalnızca taraflara 27.01.2018 tarihine kadar teslim edilen mal olup olmadığı ve var ise buna ilişkin belgeleri sunması için süre vermekle yetinildiğini, taraflar arasındaki ticari defterler ve faturalar incelendiği takdirde görüleceği üzere iki şirket arasında oldukça yüksek bedelli mal alışverişleri yapıldığını, bu alışverişe konu malların neredeyse tamamının birbirinden farklı ürünlerden oluştuğunu, hem ürünün niteliği ve markası hem de alışverişin bedeline göre tacirler arasında farklı iskonto oranlarının uygulanmasının oldukça normal olduğunu, ancak mahkemece buna ilişkin beyanlarının değerlendirilmediğini, bu nedenle de kurulan kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davanın kısmen veya tamamen reddedilmiş olması gerektiğini ve alacaklının icra takibine geçme ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli ve haksız olduğunun ispatlanması gerektiğini, dosya kapsamında bilirkişi heyetince verilen raporda davacının haksız olmasının yanında kötü niyetli olduğun da ispatlandığını, yerel mahkeme gerekçesinde kötüniyetli takip yapıldığının ispat edilmediği şeklinde hüküm kurulmuş ise de, yine aynı yazdığı gerekçede tek tek davacının nasıl kötüniyetle hareket ettiğinin sayıldığını, Müvekkil şirket tarafından davacı yana %59 iskonto uygulayacağına yönelik bir taahhüt verilmediğini, davacı yanın elektronik posta yazışmalarında iskontonun az olduğunu iddia ettiği faturalara konu mallara ne kadar iskonto uyguladığının farkında olduğunu, bu hususun gerekçeli kararda belirtildiğini, davacının bu hacimde bir alım satım ilişkisinde her faturanın geldiği andan itibaren ne kadar iskonto yapıldığını anlayacak konumda olduğunu, davacı yan ile yapılan elektronik yazışmalardan bu durumun bilgileri dahilinde olduğunun ispat edildiğini, davacı yanın işbu iddiayı bir yıla aşkın süre sonra yargılamaya konu ettiğini, davacının bu iskonto iddiasına yönelik bir elektronik posta dahi atmadan bir yıl beklediğini, ayrıca davacının haksız ve kötüniyetli olarak 2019 yılında icra takibine giriştiğini, o dönemdeki dolar kuruna bakılacak olursa davacın iddia ettiği iskonto bedeli için basiretli tacirin bir gün dahi beklemeden iletişime geçeceği ya da yargı yoluna başvuracağının açık olduğunu, ancak davacının amacının tamamen müvekkili zarara uğratmak ve kendine menfaat sağlamak olduğunu, ancak kötüniyetli davasının reddedildiğini, davacının iskonto yapılmadığını iddia ettiği faturaların içeriğine 8 gün içersinde itiraz dahi etmediğini, zaten taraflar arasında böyle bir taahhüdün olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen fiyat farkı açıklamalı 1 adet faturadan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkemece, dairemizin 08/06/2023 tarih ve 2021/371 Esas - 2023/948 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.
HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi heyet raporundaki tesbitler gözetildiğinde, davacı vekilinin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davacı vekili tarafından ileri sürülen diğer istinaf sebepleri yargılama aşamasında verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden alınan raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre; Davacı şirket tarafından 26.01.2018 tarihinde davalı şirkete gönderilen mailde, mal teslimi olmaz ise %50 iskontolu kesilen faturaların tekrar % 59 iskontoya yükseltileceğinin bildirildiği, mail içeriğine göre davacı tarafın, faturaların içeriğini bildiği ancak 27.01.2018 tarihine kadar mal teslimi yapılmaz ise % 59 iskonto talep ettiği belirtilmiş, dava konusu edilen faturanın %9'luk iskontodan kaynaklanan fiyat farkı alacağına ilişkin olduğu, davacının fiyat farkına dayanak faturaları kabul ederek ticari defterlerine kayıt ettiği, faturalara karşı yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz da bulunmadığı, fatura içeriğinin de kabul edildiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, davacı tarafın fiyat farkı açıklamalı faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşılmıştır. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle davanın reddine ilişkin hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,
Yargıtay 13. HD.'nin 03/04/2013 tarih ve 2012/26728 Esas - 2013/8605 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, İİK 67/2 maddesi, takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca alacaklı-davacı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır.
Dosya kapsamı itibariyle, davacının davaya konu fatura yönünden takip yapmakta ve itirazın iptali davası açmakta haksız olduğu sabit ise de davacının kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle davacının kötü niyetinin ispatlanamamış olması karşısında, İİK 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatı koşulların oluşmadığı, Mahkemece, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup davalı vekilinin bu yönde ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.