Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1817 E. 2026/68 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1817
Karar No
2026/68
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1817 KARAR NO : 2026/68

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/996 KARAR NO : 2025/587 DAVA TARİHİ : 20.02.2013 KARAR TARİHİ : 18.06.2025

DAVA : Alacak - Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15.01.2026 KARARIN YAZ. TARİH: 16.01.2026

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2025 tarih ve 2022/996 Esas, 2025/587 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin yapımını üstlendiği ... Belediyesine ait muhtelif cadde ve sokakların yapım işinin 8. Etabının davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 10/02/2011 tarihli sözleşme ile müvekkili şirkete taşeron edildiğini, toplam alanın 155.000 m² olduğunu, davalı şirketin sözleşmede kararlaştırılan 8. Etap dahilindeki işler yerine, müvekkili şirkete yapımı ve kazımı daha zor olan 5. Etaptaki cadde ve sokakların işlerinin yaptırıldığını, nispeten kolay ve daha az masraf gerektiren geniş cadde ve sokakların davalı şirket tarafından yapıldığını, taahhüt edilen malzemelerin verilmediğini, ödemelerin düzenli yapılmadığını, bu nedenlerle 26/05/2011 tarihinde söz konusu sözleşmenin müvekkili davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili tarafından imalatı yapılan 91 adet cadde ve sokakla ilgili olarak ... Belediyesi tarafından davalı şirkete ödenen hak edişlerin raporları istenmek suretiyle bu belgelere ilişkin olarak sözleşmesinde yazılı %8 tenzilat uygulanmadan yapılan hesapla belirlenecek olan, müvekkili şirketin hak ettiği bedelin ve ayrıca 40.000 metre civarında iş yapılmış olması, sözleşmede belirlenen 155.000 m² işin yapılamaması nedeniyle uğradıkları zararında hesap edilerek, sözleşmenin fesih tarihi olan 26/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili tarafından verilen 16.07.2024 tarihli değer arttırım dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde 15.000,00-TL olarak talep ettikleri miktarı, 1.300,565,07-TL arttırmış olup, 1.315.565,07-TL'ye çıkarılarak fesih tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları 15.000,00-TL'nin, 797.769,98-TL artırılarak 812.769,98-TL'ye çıkarılarak fesih tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı şirketin ... Belediyesinin açtığı Muhtelif Sokak Caddeler Yol, Kaldırım Yapılması İşinin 8. ve 5. Etaplarının ihalelerini kazanarak söz konusu işlerin yapımını üstlendiğini, davacı ile 5. Etap yapımı konusunda mutabık kalındığını, ancak sözleşmeye 5. Etap yerine hataen 8. Etap yazıldığını, davacının 2011 yılı şubat ayı başından mayıs ayı sonuna kadar bu konuda itiraz ortaya koymadan çalıştığını, davacının sözleşme konusu işi sözleşmede yazılı sürede yetiştiremediği gibi birçok hatalı ve kusurlu işler yaptığını ve davacının sözleşmeyi feshederek işyerini terk ettiğini, davacı ile yapılan hesap kesme hak edişinde yapılan işlere ilişkin tüm metrajlarda ve hak ettiği bedel konusunda karşılıklı mutabakata varıldığını, davacının davalı şiretten herhangi bir alacağının bulunmadığını, %8 tenzilat yapılmadan alacak talebinde bulunulmasının sözleşmeye ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 28.05.2019 tarih ve 2013/76 Esas, 2019/727 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mahkememizce dava konusu işin yapımına ilişkin proje, evrak, hak ediş raporları ve diğer tüm belgelerin ... Büyük Şehir Belediyesinde bulunması nedeniyle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştir. Bilirkişiler yukarıda özetlenen raporlarında yerinde yapılan incelemede davacının hak ediş tutanaklarında imzasının bulunduğu, itirazının olmadığı, 5. etapta iş yapmış olsa bile sözleşmede kararlaştırılan iş miktarından daha az iş yapmış olması nedeniyle davacının sözleşmede belirtilen yerden başka bir yerde iş yapmış olmasının davacının zararına neden olmadığı belirlenmiş, davacının hak edişi hesaplanmış, yaptığı iş bedelinin 636.589,17-TL belirlenmiş, dava dilekçesinde belirtilen ikinci talep olan zararın doğmaması nedeniyle ayrıca bir zarar hesabı yapılmamıştır. Yine mahkememizce alınan 27/01/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; davacının KDV dahil 636.589,17-TL hak ediş düzenlendiği, davacı tarafından 01/05/2011 tarih, 3815 no.lu KDV dahil 92.559,70-TL'lik fatura ile 24/05/2011 tarihli 3815 nolu KDV dahil 636.589,17-TL'lik faturalar düzenlendiği, bu faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belge bulunmadığı görülmüştür. Gerek bilirkişi raporları, gerekçe taraflar arasında düzenlenen hak ediş raporuna göre, davacının alacak miktarının fatura bedeli kadar hesaplandığı, davacının bu alacak miktarından başka bir alacağı ve farklı etapta çalıştırılması nedeniyle doğmuş tazminat alacağı bulunmadığı anlaşılmış olmakla davacının bakiye alacak ve tazminat talepli davasının reddine, " dair karar verilmiştir. Dairemiz tarafından verilen 30.11.2022 tarih, 2020/1523 Esas, 2022/1606 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Yerel mahkemece her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir. Şöyleki; Öncelikle, davacının talebi sözleşmenin kendisi tarafında haklı feshedilmesinden kaynaklanan zarar ve bakiye iş bedeli talebinden ibarettir. Bu nedenle davacının işin yapım sürecinde davalıya çektiği ihtar sonrası yaptığı fesihte haklı olup olmadığını(kusur), haklı ise bakiye alacağı ve varsa talep edebileceği maddi zararın bulunup bulunmadığının irdelenmesi, ayrıca kâr kaybı hesabı yönünden yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda kesinti yöntemine uygun bilirkişiden ek rapor alınması gerekmektedir. Fakat mahkemece bu yönde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle mahkemece öncelikle yapılacak iş; Davacı dava dilekçesinde harca esas değer olarak 30.000,00 TL olarak gösterip, maddi zarar ve bakiye alacağını talep ettiğinden 6100 sayılı HMK'nın 31.maddesi uyarınca davacı vekilinden 2 ayrı alacak kalemi için ne kadar talep ettiği konusunda talep sonucunun açıklattırılarak sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı maddi zarar talebine esasa kalemlerin tek tek ne olduğu hususunun sorulmasının ardından dosyada mevcut raporlar hüküm kurmaya elverişli olmadığı aralarında da çelişki olmakla aralarında 1 emekli sayıştay denetçisinin de bulunduğu 3 kişilik yeni uzman bilirkişi heyetinden zarureten yeniden rapor aldırılarak; Mevcut bilirkişi raporlarında da açıkça dosyada eksik olduğu belirtilen taraflara ait ve sözleşmeye konu dönemleri içeren 2011-2012 yıllarına ilişkin defterlerin temini ile veya yerinde bilirkişi inceleme yetkisi tanınarak dosyadaki raporlar arasındaki çelişkileri gidererek ( hangi rapora neden üstünlük tanındığının alınacak yeni raporda belirtilerek) taraflar arasında akdedilen sözleşme, dava dışı idare ile davalı şirket arasında akdedilen cari hesap ekstreleri, sözleşmeler ile hakediş ve hakedişe dayanak evrakların tamamının temin edilmek suretiyle sözleşme kapsamında yapılan ödemeler de göz önünde bulundurularak davacının bakiye iş bedeli olup olmadığı ve varsa talep edebileceği maddi zarar kalemlerinin tespiti, ayrıca kalan işin kâr kaybının kesinti yöntemiyle hesaplanması hususunda hüküm kurmaya ve istinaf denetimine elverişli rapor aldırıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmekten ibaret olmalıdır. Böylece yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına," dair karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 18.06.2025 tarih ve 2022/996 Esas, 2025/587 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Her ne kadar davacı tarafça, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında, davacı şirketin ifa ettiği edimleri karşılığı ödenmesi gereken miktarın davacı şirkete ödenmediği, bakiye 1.315.565,07-TL'sı alacakları bulunduğu iddiasında bulunmuşlar ise de, davacı şirketin sözleşme kapsamında KDV hariç toplam 553.555,80-TL'sı bedelli iş yaptığı, iş bu bedel içinde 95.524,00-TL tutarında kazı bedeli bulunduğu, kazı bedeli dışında yapılan iş tutarının 458.031,80-TL'sı olduğu, %8 eksiltme durumuna gör kazı bedeli ve diğer iş bedellerinin toplamının 516.913,26-TL'sı olduğu, davacı şirketin yapılan iş bedeline ilişkin tanzim ettiği 24/05/2011 tarihli, 636.589,17-TL'sı tutarındaki faturanın, davalı şirket defter ve kayıtlarında bedelinin ödenmiş olarak kayıtlı olduğu, davacı tarafın SMMM bilirkişisi ve bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan, iş bu tespitlerinin aksine, iş bu fatura bedelinin ödenmediğine dair iddia ve savunmasını ispata yönelik kanıt sunamadığı, ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmediğini, iş bu sebeple davalı tarafın incelenen ve sahibi lehine delil vasfına haiz olan ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği bu nedenle davacı tarafın, davalı şirketten cari hesap alacağı olduğuna dair iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı, iş bu sebeplerle davacının cari hesap alacağına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı olarak feshedildiği, sözleşmenin ifa edilmeyen kısmından dolayı davacı şirketin kâr kaybından doğan zararının oluştuğu, iş bu zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı işverenin, sözleşmede kararlaştırılan 8. Etaba ait işlerin yapımı yerine, 5. Etaba ait işlerin yapımı işini davacı şirkete yaptırmasından dolayı kaynaklandığı, iş bu nedenle sözleşmenin, davacı tarafça haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği, sözleşmenin feshi halinde davacı tarafın, sözleşmenin ifa edilen kısmı yönünden, sözleşmede kararlaştırılan bedel ile birlikte, sözleşmenin ifa edileceği inancı ile yapmış olduğu giderler ile iş bu dönemde kaçırdığı yeni iş fırsatlarından kaynaklı menfi zararlarını talep edebileceği, davacının gerek dava dilekçesinde ve gerekse de ıslah talebinde menfi zararları yerine, müspet zarar niteliğindeki yoksun kalınan kâr tazminatı isteminde bulunduğu, davacının menfi zararının ve talep ettiği müspet zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise ne miktarda oluştuğunun tespiti, davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucu tespit edilebileceği, davacı tarafın iddia edilen zararlarının oluşup oluşmadığın tespiti hususunda ihtar edilmesine karşın defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmadığı, bu nedenle davacının tazminat isteminin reddine, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 28.10.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel mahkemenin sadece müvekkilinin iddia ettiği fesih gerekçelerden sadece bir tanesi üzerinde değerlendirme yaptığını, yaptığı bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, diğer feshi nedenlerine hiç değinilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen yer ile müvekkile yaptırılan yerine farklı olduğunu, müvekkilinin zarara uğradığının açık oluşu ve feshin haklı olduğuna dair mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtilen yüklenici açısından haklı durumda olması gerektiğini, sözleşme konusu protokolde belirlenen işi dışında bir iş yaptırılması nedeniyle fesih işinin haklı olduğunun değerlendirildiğini, dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan sözleşmede ... Büyükşehir Belediyesi'nin sokak ve cadde yapım işinden 8. Etabın müvekkili şirket tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı hususunda tereddütün bulunmadığını ancak müvekkili şirkete iş yapımı için 5. Etabın verildiğini, bu bölge sözleşmeye konu bölgeye göre daha dar ve küçük olduğunu, iş yapım koşullarının daha zor olduğunu, yapım birim fiyatının farklı olduğunu, müvekkilini zarara uğrattığını, ilk derece yargılaması sonucunda müvekkilinin sözleşmeye konu bölgenin dışında ondan farklı bir bölgede iş yaptırılmasının müvekkilini zarara uğrattığını ancak bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşme konusu 8. Etap 155.000 m² olduğunu ve daha geniş bir alana sahip olduğundan yapımının daha kolay olduğunu ancak müvekkili şirketin işe başlatıldığı 5. Etabın ise 125.000 m² alanı kapsamında daha dar olduğunu, birlikte iş yapımının daha zor ve masraflı olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun bir şekilde 8. Etapta iş yapmış olsa idi daha az masraf yapmış olacağını, daha geniş bir alanda iş yaptığı için buna uygun hak ediş elde edebileceğini, bu nedenle davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili işe başlatılmasında ve sözleşmede belirtilen işlerin yapılmasında gereken edimleri yerine getirmediğini, sürekli bahaneler üreterek müvekkilinin iş yapımına engel olduğunu, bu durumun müvekkilinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunu, müvekkilinin hak ediş ödemelerinin yapılmış olması nedeniyle sözleşmenin feshinde haklı olduğunu, müvekkilinin yapılan işten kaynaklı ödemesi yapılmadığını, davalı tarafından toplam 636.589,17-TL'nin ödendiğinin belirtildiğini ancak müvekkili yapmış olduğu işin bedelinin 1.952.154,24-TL KDV dahil fiyatı olduğunu, davalının ödemiş olduğu miktarın mahsup edildiğinde müvekkilinin yaptığı işten dolayı ödemesi gereken tutarın 1.315.565,07-TL olduğunu, davalı şirketin daha az masrafla daha kolay işi yapmak suretiyle daha fazla ücret elde etmeyi amaçladığını, müvekkiline sözleşme konusunun dışında ayrı bir etabı yaptırarak daha çok masraf etmesine sebep olduğunu, sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle kardan mahrum bıraktığını, davalı şirketin açıkça kötü niyetli davrandığını, sözleşmeye güven ve sadakat yükümlülüğüne uygun davranmadığını, izah ettikleri nedenlerle yerel mahkeme neticesinde verilen kararın kaldırılmasına, dava dilekçelerindeki artırım dilekçesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapmıştır. Davalı vekili tarafından verilen 30.10.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; davacı tarafın davasında 10.02.2021 tarihli iş yapım sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenmeyen alacaklarının haksız fesih iddiasıyla kar kaybı talebinde bulunduğunu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde haklı şekilde davanın esastan reddine karar verildiğini, ancak hüküm kısmında davacının ıslah yoluyla artırdığı talepleri, ödenmeyen ücret alacağı talep miktarı olan 1.315.565,07-TL bakımından nispi vekalet ücreti, haksız fesih nedeniyle kar kaybı talep alacağı miktarının 812.769,98-TL bakımından maktu vekalet ücreti takdir edildiğini ancak her iki alacak bakımından da nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ve ilgili Yargıtay kararını da dilekçelerinde belirttiklerini, yerel mahkemenin tesis ettiği kararın vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olup kararın esasına ilişkin bir itirazları olmadığından kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle bakiye iş bedeli ve tazminat istemi ile açılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 tarih, 2010/14-244 esas, 2010/260 karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haklı feshedildiği hallerde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunundaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Kesinti yöntemine göre; yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır (Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 11.4.2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 9.5.2013 gün ve 7521-3029 sayılı, 27.03.2017 gün ve 2016/1750 – 1330 sayılı kararları.). Somut olayda, dava dışı ... Belediyesi ile davalı yüklenici arasında "... Belediyesi Muhtelif Sokak ve Caddeler için Yol ve Kaldırım yapım işi" 5. Etap ve 8. Etap için 28/10/2010 tarihinde sözleşme imzalandığı, 8. Etap yapım işi için yüklenici ... A.Ş. ile söz konusu işin sözleşme şartları dahilinde yapılması için kazı işleri hariç %8 (yüzde sekiz) indirimle davacı ... Şti.arasında 10/02/2011 tarihinde protokol imzalandığı, yüklenici ... A.Ş.nin 8. Etap yerine 5. Etaptaki işlerin yapılmasını talep ettiği, ... Şti’nin Yüklenicinin isteği doğrultusunda (KDV hariç) 553.555,80-TL bedelli iş yaptığı, ... Şti. protokol kapsamındaki( 2010/113866) işin yüklenici tarafından yapılması nedeniyle işi 26/05/2011 tarihinde feshetttğini yükleniciye yazılı olarak bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacının sözleşme konusu 8. etapta bir çalışma yapmadığı, davalının yönlendirmesi ile sözleşme dışı olarak 5. etapta bir takım işler yaptığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Eser sözleşmelerinde sözleşme dışı ya da ilave iş, sözleşmede kararlaştırılan iş ve imalâtlar dışında iş sahibinin talimatıyla ya da talimatı olmaksızın işin gereği olarak yüklenici tarafından gerçekleştirilen iş ve imalâtlar olup, bunların bedelinin talep edilebilmesi için sözleşme yapılması ya da asıl sözleşmenin değiştirilmesine gerek bulunmamaktadır. Sözleşme dışı iş ve imalâtların yapılmış olup da iş sahibi yararına olması halinde bedelinin ödenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD'nin 2021/169 Esas ve 2022/320 Karar sayılı kararı) Sözleşme kapsamı dışında kalan fazla işlerin yapılması halinde ise bedelinin 6098 sayılı TBK 526. ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca, imalâtın yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanan bu tutara KDV ve yüklenici kârı dahil olduğundan, ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin hesaplanması gerekir. (Yargıtay 15.H.D'nin 2020/2239 Esas ve 2020/2689 Karar sayılı kararı) Ancak taraflar arasındaki sözleşmede sözleşme dışı işlerin hak edişlere ilave edileceği ve sözleşme hükümlerine göre bedelinin belirleneceği kararlaştırıldığından 08/05/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasındaki 10/02/2011 tarihli "Protokol" başlıklı sözleşmenin 18. maddesinde yer alan , "Sözleşme bedeli üzerinden %8 tenzilat yapılacaktır. Projede olmayıp da yapımına karar verilen imalatlar hak edişe ilave edilir" düzenlemesine uygun şekilde iş bedeli sözleme hükümleri esas alınarak hesaplama yapılması doğrudur. Kaldırma ilamı sonrasında alınan 29/08/2023 tarihli raporda da davacının iş bedeli yönünden bir alacağı bulunmadığı denetime elverişli olarak tespit edilmiştir. Yüklenicinin, işin yapımına başlarken çalışacağı yerin sözleşme konusu yer olup olmadığını araştırarak işe başlaması gerektiği, yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını da sunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik istinaf istemine gelince; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca; "bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi dikkate alınarak hesaplama yapılması dosya kapsamına uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2025 tarih ve 2022/996 Esas, 2025/587 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1817, K. 2026/68, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1817-e-2026-68-k-72a9de7340bd