Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1660 E. 2026/1058 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1660
Karar No
2026/1058
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1660 Esas

KARAR NO:2026/1058

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:05/11/2024

NUMARASI:2023/60 Esas, 2024/200 Karar

DAVANIN KONUS0:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:01/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılında tescil ettirdiği "..." markasını seri markalar haline getirdiğini, "..." kelimesinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının ana unsuru olduğunu, davalılardan ...'ın "... ..." adı altında ... başta olmak üzere çikolatalı muhtelif şekerli ürünlerin üretim, satış ve dağıtımını yaptığını, diğer davalının da ... sayı ile "..." markasını 43. sınıfta kendi adına tescil ettirdiğini, her ne kadar işletmenin kendisi ve marka tescili davalılar adına ayrı ayrı kayıtlı bulunsa da, davalıların marka hakkına tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri birlikte gerçekleştirdiklerini, ayrıca ... sayılı "..." ve ... sayılı "... ...” markalarının da müvekkili adına 43. sınıfta tescilli olduğunu, davalı tarafa ait markanın da aynı sınıfta yer alan hizmetler için tescilli olduğunu, davalıların fiilen bir işletme adı ve ürün markası olarak kullandıkları markanın ... sayılı markadan çok farklı olduğunu, davalıların ... uzantılı internet sitesinde ve "... ..." kullanıcı adı ile oluşturduğu facebook hesabında "..." markasını kullanım biçiminin de bu farklılığı doğruladığını ve davalıların eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, marka hakkına, ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men ve ref’ini, durdurulmasını ve tecavüzün giderilmesini, davalı tarafından kötüniyetle ve müvekkilinin markasını taklit ederek tescil ettirildiğinden bahisle ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü veya iptalini ve sicilden terkinini, davalının ... uzantılı alan adının iptalini, davalının ... markası altında kullandığı facebook, instagram ve diğer sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, dava konusu markanın 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde tescilli olup, davacının “...” markasının ise 43. sınıfta tescilli olmadığını, davacının "..." ve "... ..." markaları için değil, "... ..." ibaresi için 06/02/2019 tarihinde...sayı ile tanınmış marka başvurusu yapmış olmasının dahi, davacının tanınmış marka iddiasını kendi kendine çürüttüğünü, davacıya ait markalarda yer alan ... ibaresi özgün ve orijinal olmadığından, ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, ... kelimesinin, her alanda oldukça sıkça kullanılan, seçkin, üst düzey, kaliteli anlamlarına gelen ayırt ediciliği zayıf, tesadüfen seçilebilecek ve herhangi bir kişinin aklına gelebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili ...’ın yaklaşık 10 yıl kadar önce ... ... işletme adıyla Beşiktaş İstanbul’da faaliyete başladığını, her iki markanın (...-tatlı/pastane) hizmetinin aynı ya da benzer olmadığını, müvekkili işletmesinde hiçbir zaman "... ..." veya "..." ibarelerini taşıyan davacıya ait ürünlerin ürün satışını yapmadığını, işletmesinin camına bu ibareleri taşıyan işaret, çıkartma vs. de yapıştırmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinafı üzerine ilk derece mahkemesince verilen bu karar; Dairemizin 2021/275 E. - 2023/73 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; önceki tarihli davacı markaları ile sonraki tarihli davalı ... adına tescilli ... tescil nolu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırma ihtimalini doğuracak benzerlik bulunduğu, markanın tescilli olduğu 43.sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden sınıfsal benzerliğin de bulunduğu, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, önceye dayalı kullanımın da davacıya ait olduğu; davalıların birlikte işlettikleri işletmelerinde davalıların, davalılardan ... adına tescilli ... tescil nolu "..." ibareli markayı tescil edildiği şeklinden farklı olarak davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalara yaklaştırarak ... ibaresini ön plana çıkararak ticari marka, işletme adı, alan adı, sosyal medya hesaplarında kullandıkları ve bu kullanımlarının davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve unvana dayalı olarak da haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı ... adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 43.sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sair hizmetler yönünden davanın reddine, adı geçen davalı adına tescilli ... tescil nolu "..." ibareli markayı tescil edildiği şeklinden farklı olarak davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalara yaklaştırarak ... ibaresini ön plana çıkararak ticari marka, işletme adı, alan adı, sosyal medya hesaplarında kullanması şeklindeki eylemlerinin davacının marka ve ticaret unvanından kaynaklı haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu fiil ve hareketlerin menine, durdurulmasına, giderilmesine ve ortadan kaldırılmasına, davalı tarafa ait "..." alan adından "..." ibaresinin çıkarılmasına, aksi takdirde erişimin engellenmesine, ihlal teşkil eden içeriklerin davalıların facebook, instagram ve diğer sosyal medya hesaplarından çıkarılmasına aksi takdirde erişimin engellenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; bilirkişi heyeti tarafından BAM kararı ve ilk derece mahkemesinin ek rapor tanzimine ilişkin kararında belirtilen hiçbir incelemenin yapılmadığını, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, pasif husumet ehliyeti bulunmayan davalı yönünden red kararı verilmesi ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından, 'ticaret sicilinden ... ibaresinin silinmesi' yönündeki davacı talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup, davacının bu talebinin reddi ile davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, BAM kararında işaret edildiği üzere, davacının, varlığını iddia ettiği 'marka hakkına tecavüze' karşı 10,5 sene sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı iddiasının incelenmesi ve neticede davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, BAM kararında işaret edildiği üzere, "tescile konu mal ve hizmetler dikkate alınarak" benzerlik incelenmesi ve neticede davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, markaların ortak olarak bulundurdukları "..." ibaresinin karşılaştırılması suretiyle yapılan benzerlik değerlendirmesi ve neticede verilen hükümsüzlük kararı hukuka aykırı olduğunu, markanın tescilli olduğundan farklı olarak, davacı markalarına yaklaştırılarak kullanıldığı tespitinin maddi gerçeğe aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bahsi geçen fiili kullanım, marka ve ticaret unvanından kaynaklanan haklara tecavüz veya haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, ... ... ibaresinin kullanılmasının, davalı ...'ın TTK. 50.madde hükmü uyarınca meşru hakkı olduğunu, davacının hükümsüzlük talebi yönünden de sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, müvekkilinin önceye dayalı kullanım hakkı mevcut olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, marka hükümsüzlüğü, markaya, ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile alan adının iptali ve davalının ticaret unvan terkinitalebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının ilki 1986 yılında tescil edilmiş, ... esas unsurlu 29.30 ve 43.sınıfta tescilli çok sayıda markası bulunduğu, davacı markalarının tanınmış marka olduğu, ... ibaresinin kullanımında davacının önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu, ... no'lu "..." ibareli markanın davalı ... adına tescilli olduğu, adı geçen davalının kardeşi olan diğer davalı ... ile birlikte işlettikleri işletmelerinde, söz konusu markayı tescil edildiği şeklinden farklı olarak davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalara yaklaştırarak, ... ibaresini ön plana çıkararak ticari marka, işletme adı, alan adı, sosyal medya hesaplarında kullandıkları ve bu kullanımlarının davacının markadan doğan haklarına tecavüz oluşturduğu; önceki tarihli davacı markaları ile sonraki tarihli davalı ... adına tescilli ... tescil nolu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırma ihtimalini doğuracak benzerlik bulunduğu, markanın tescilli olduğu 43.sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden sınıfsal benzerliğin de bulunduğu, davalı markasının 22/08/2013 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 5 yıllık süre dolmadan 17/08/2018 tarihinde açıldığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince markaya tecavüz talebi yönünden davanın kabulüne, markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden kısmen davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, dava dilekçesindeki ticaret sicilinden ... ibaresinin silinmesi yönündeki davacı talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemişse de bu hususta davacının istinaf talebinin bulunmadığı, olumlu veya olumsuz karar verilmeyen hususta vekalet ücreti takdirinin de söz konusu olmayacağı anlaşılmakla, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1660, K. 2026/1058, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1660-e-2026-1058-k-fc1f3394cbfe