Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/105 E. 2026/926 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/105
Karar No
2026/926
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/105 - Karar No:2026/926 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md)

ESAS NO : 2025/105 KARAR NO : 2026/926

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2024 NUMARASI : 2021/772 E-2024/717 K

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR : 1 - VEKİLLERİ : Av. : 2 - DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/10/2026

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davalı ........ A. Ş hakkındaki davada karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... San ve ... A. Ş hakkındaki davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı ... San ve ... A. Ş vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili;davalı ile ... grup şirketlerinden olan ... A.Ş arasında 16/11/2016 tarihinde ''... Cephe Aydınlatma Projesi'' kapsamında 102.660,14 USD tutarında montaj dahil ürün teslimi için anlaşma yapıldığını, bu kapsamda ödemeler gerçekleştirildiğini, kararlaştırılan işin tamamının yapılmadığını, montaj ve işçilik dahil bazı ürünlerin teslim edilmediğini, davalıya 56.214,52 USD tutarında fazla ödeme yapıldığını, bu iş çerçevesinde yapım işinin önce ... A.Ş'ye ve sonra müvekkili ...'e devredildiğini, davalının borcunu ödemediğini, öncesinde ihtarname gönderildiğini, sözleşmede 6-8 hafta imalat, 8-12 hafta arası montaj yapılacağının kararlaştırıldığını ve halen alacağın ödenmediğini ileri sürerek, 56.214,58 USD'nin şimdilik kısmi dava değeri olan 1.000,00 TL'sinin karşılığının USD uygulanacak azami faizin tahsilini talep etmiş ıslah isteminde bulunarak 56.426,05 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren USD uygulanan mevduat faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalı vekili; alacağın devri sözleşmelerinin sahte ve muvazalı olduğunu, müvekkilinin tür ve vergi numarasının değiştiğini, temlik tarihi itibariyle değişim tarihlerinin bilinmesinin mümkün bulunmadığını, bu durumun savunmayı teyit ettiğini, temlik alan ve devir eden şirketlerin aynı temsilci ile temsil olunduğunu, iflas halindeki şirketin alacaklılarının haklarının iflas tarihinde kurulan şirketler vasıtasıyla tahsil edilmeye çalışıldığının, ... Ticaret A.Ş'nin iflasına karar verildiğini, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/27 Esas sayılı dosyası ile durumun sabit olduğunu, müvekkili ile akit şirket arasında 16/11/2016 tarihinden sonra 28/07/2017 tarihli başka bir sözleşmenin daha imzalandığını, halen alacaklı bulunduğunu, akitin iflas etmesi nedeniyle ticari ilişkinin devam etmediğini, davacının müflis şirketin alacaklarını kurtarmak için kurulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;" Dava, temlik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacının, dahil olduğu grupta yer alan ve alacağı temlik eden dava dışı ... ve Ticaret A.Ş. ile davalıyla birleşen ... Limited Şirketi arasında 16/11/2016 tarihli ''... Aydınlatma Projesi'' için anlaşma imzalandığını, bu kapsamda davalıyla birleşen şirketin aydınlatma malzemeleri satıp, montaj ve işçiliğini üstlendiğini, anılan sözleşme kapsamında ... ve Ticaret Şirketi'nin 102.660,14 USD bedeli peşin ödediğini, karşı tarafın ise ödenen tutar kadar mal teslim edilip montajını yapmadığını, daha sonra bu sözleşme ve alacağın önce dava dışı ... A.Ş.'ye ve daha sonra davacı ... A.Ş'ye temlik edildiğini, bakiye alacağın tahsili için çekilen ihtarnamenin karşılıksız kaldığını ileri sürdüğü, davalının ise alacağın temlikinin muvaza içerdiğini, akit firmanın iflas etmesi sonrasında temliknamenin geriye doğru düzenlendiğini, temlikname tarihindeki müvekkili ünvanı ile vergi numarasının sonraki tarihli oluşu dikkate alındığında bu durumun sabit olduğunu, esasen ikinci bir sözleşme de bulunduğunu, mal teslimatının yapıldığını savunarak, davanın reddini istediği hususları dosya kapsamında sabittir. Toplanan kanıtlardan, temlik eden firma ile 16/11/2016 tarihli sözleşmeyi imzalayan ... Sanayi Limited Şirketinin önce ... Limited Şirketi ile birleştiği, bu birleşmenin 13/04/2018 tarihinde olduğu, daha sonra birleşilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tür değiştirerek 11/09/2020 tarihinde ''Anonim Şirket'' olarak faaliyetini devam ettirdiği, temlik eden akit firmanın iflasına karar verildiği, daha sonra iflasının kaldırıldığı ve halen faaliyetini sürdürdüğü, anılan akit firmanın alacağı temlik ettiği dava dışı ... A.Ş ile onun temlik ettiği davacı ... A.Ş'nin %100 hisselerinin ve temsilcilerinin aynı kişi olduğu yönleri de uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, temlik eden akit firma ile davalının birleştiği firma arasındaki 16/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında edimlerin tam olarak yerine getirilip getirilmediği, temliknamelerin muvaaza içerip içermediği, taraflar arasında 28/07/2017 tarihli ikinci bir sözleşmenin olup olmadığı, bu sözleşme kapsamında davalı tarafın teslimat yapıp yapmadığı, davacının dava tarihi itibariyle alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı yönlerinde toplanmaktadır. Davacı taraf, her ne kadar davasını ... Şirketi ile ... A.Ş aleyhine açmış ise de dava tarihi itibariyle ... Şirketi ünvanında bir tüzel kişilik olmadığı, öncesinde de diğer davalı ile birleşerek tüzel kişiliği sona erdiğinden bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar vermek gerekmiştir. Somut olayda iddia, savunma, toplanan kanıtlar, davalı ile dava dışı akit temlik eden firma ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen kök ve ek rapor, BA-BS formları, SGK çalışan listesi, fatura bilgileri, akit temlik eden firmaya ilişkin iflas dosyası ve iflasın kaldırılmasına ilişkin dosya içeriği, isticvap beyanı ile tüm kanıtlardan, davalı ile birleşen şirket ile temlik eden ... ve Ticaret A.Ş arasında 16/11/2016 tarihli sözleşmenin olduğu çekişmesizdir. Bu sözleşme kapsamında temlik eden akit firmanın 102.660,14 USD ödeme yaptığı tarafların kabulünde olduğu gibi, defter ve kayıtlar ile de sabittir. Yine, akit firmaların ticari defter ve kayıtlarından bu sözleşme kapsamında kısmi teslimat ve montajın yapıldığı, temlik eden akit firmanın 56.426,05 USD alacağının olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar davalı taraf 28/07/2017 tarihli sözleşme kapsamında da teslimat yaptığını savunmuş ise de, bu savunmasına ilişkin sadece irsaliyeler sunmuş, faturaları dahi defterine kaydetmemiştir. Gerek SGK cevabi yazı bilgilerinden gerekse sunduğu diğer belgelerden ikinci sözleşme kapsamında mal teslimatını ve montaj yaptığını usulüne uygun şekilde kanıtlayamamıştır. Öte yandan, akit temlik eden firmanın iflası sonrasında temliknamelerin muvaazalı olarak düzenlendiği savunması mevcut ve bu savunmaya bağlı olarak şirket unvanları ile vergi numaralarında karışıklık bulunduğu bildirilmiş ise de, gerek akit temlik eden firma gerekse davacı dahil temlik olunan firmaların tüm hisselerin ve temsilcisinin aynı kişi olduğu, bu karışıklığın finansal tabloların düzenlenmesinden kaynaklandığını bildirmesi, esasen akit temlik eden firmanın iflasının kaldırılarak faaliyetine devam ettirmesi, temliknamelerin bu şekilde düzenlenmesinin mevcut sözleşmeyi ortadan kaldırmayacağı, temliknamelerin her üç firmanın temsilcisi olan kişi tarafından geçerli olduğunun bildirilmesi ve muvafakat verilmiş sayılması nedeniyle muvaaza iddiası dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla, temlike konu sözleşmeden kaynaklı olarak davacının, davalıdan 56.426,05 USD alacaklı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı taraf ihtarnameye dayanılarak temerrüt talebinde bulunmuş ise de, ihtarname keşide edilen firmanın ihtar tarihi itibariyle tüzel kişiliğinin olmadığı ve içeriğinin tam olarak temerrüt iradesini taşımadığı anlaşıldığından, davalının dava tarihi ve ıslah edilen miktar itibariyle ıslah tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş, sözleşmenin USD üzerinden yapıldığı ve talebin bu para alacağı üzerinden gerçekleştiği dikkate alınarak yabancı para üzerinden hüküm kurulmuş, temerrüt oranı bakımından da 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi dikkate alınarak aşağıdaki şeklinde hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... San ve ... A. Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince ; Davacı şirketin eldeki davayı açma yönünde taraf ehliyetinin bulunmadığı olgusunun dikkate alınmadığını, teslimi yapılan ve ıslak imzalı sevk irsaliyeleriyle tesvik edilen mallara ilişkin teslim olgusunun haksız olarak değerlendirmeye alınmadığını, teslim olgusuna yönelik olarak, SGK'ya yazılan müzekkerede ıslah imzalı sevk irsaliyelerinin tarihleri kapsamında araştırma yapılmadığını, e-sevk irsaliyesi dönemine dair çalışan kayıtları kurumdan istenilerek, hatalı ve eksik inceleme yapıldığını, davacı şirketin temliknameler zincirinde olan ... şirketinin iflas sürecine yönelik hatalı hukuki değerlendirme yapıldığını, Temlikname zincirinde, temlik eden ... şirketinin, alacak temlik ettiği ... şirketinden temlik öncesinde de alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi tespitine değer verilmediğini, muvazaa iddiasının kısıtlı ve hatalı olarak incelendiğini, sözleşme ayakta iken iflas eden şirketin, dava açıldıktan uzun bir zaman sonra iflasının kaldırılması hukuksal durumuna yönelik hatalı değerlendirme yapıldığını, iflas halindeki şirketin iflas süreci içerisindeyken, iflas idaresi dışında aktettiği sözleşmelerin hukuksal sıhhatinin tartışılmadığını özetle ; 20.6.2019 tarihinde iflas eden ... şirketinin, bu tarihten sonra, ... imzasıyla temsil edilmesi, 1 nolu temliknamenin imza altına alınabilmesi, borç ve alacak yönünden anılan şirket yetkilisi imzasıyla işlem yapılabilmesinin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, kanuna aykırılık hali, muvazaa iddiasının temelini oluşturan butlanın gerçekten de temliknamelerde yaşandığını gösterdiğini, keza, ... Şirketinin, 30.11.2018 tarihinde imza altına aldığını beyan ettiği temliknamede, müvekkili şirketin ünvanının o tarihte limited şirket olmasına rağmen, her nasılsa Anonim Şirket olarak gösterilmesi, yine temlik tarihindeki vergi numarası yerine, 11.9.2020 tarihinden sonra ilgili vergi dairesince verilen vergi numarasının yazılmış olması tespitleri, davaya dayanak tutulan 30.11.2018 tarihli temliknamenin, 30.11.2018 tarihinde imza altına alınmadığını açıkça ve tartışmasız olarak gösterdiğini, Bu durumda, temliknamenin en erken 11.9.2020 tarihli müvekkil şirketin tür değişikliği sonrasında düzenlendiğinin kabulü gerektiğini, 1 nolu temliknamenin ise 11.9.2020 tarihinden sonra imza altına alındığı ortada olduğundan, temlik eden ... şirketinin ise anılan tarihte İflas idaresi yönetiminde olan ve tasfiye sürecinde olan bir şirket olduğu anlaşıldığına göre, dava tarihinden sonra iflasının kaldırılmasının da, temliknamenin hukuki sıhhatine ve butlanla sakat olmasına olumlu bir katkısı bulunmadığını, keza ... ve Ticaret Anonim Şirketinin basit bir anlatımla, 20 Haziran 2019 ile dava tarihinden çok sonra 16 Şubat 2023 tarihinde iflasının kaldırılmasına karar verilmiş olması, bu tarihler arasında ...'ın şirketi temsil hakkının bulunmadığını, şirketi iflas idaresinin temsil edebileceğini gösterdiğini, Bu nedenledir ki, 1 nolu temliknamenin en erken 11.9.2020 tarihinde imza altına alınabileceği, dava dilekçesinin ise 21.12.2021 tarihinde KAYDA GİRDİĞİ ve temliknamenin dosyaya sunulduğu, haliyle bu tarihlerde temsil yetkisi olmayan ... tarafından imza altına alınan şirketi borçlandırıcı tüm işlemlerin kanuna aykırı olduğu, butlan ile sakat ve geçersiz olduğu, butlan nedeniyle de hiç yapılmamış kabul edilmesinin zorunlu olduğunun ortada olduğunu ..... Haliyle, ilk derece mahkemesinin muvazaaya, dava dosyasındaki belgelerin geçersizliğine yönelik tespit ve kabullerinin hukuki olmadığını, açıkça kanuna aykırı olarak imza altına temliknamenin geçersiz olduğunun tespitiyle, eldeki davanın dayanağı temliknamenin ancak iflas idaresi vasıtasıyla yapılabilecek (esas yönünden yine sakat olmakla birlikte) bir işlem olduğunun ortaya konulması ve kabul edilmesi gerektiğini... müvekkili şirketçe yapılan teslimlere ilişkin ortaya konulan gerekçenin hatalı olduğunu, Eksik ve hatalı inceleme sonucunda karar verildiğini, 12.1.2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile müvekkili şirketin yapmış olduğu tüm teslimlere özgü sevk irsaliyelerinin dosyaya kazandırıldığını, anılan dilekçe ekindeki sevk irsaliyeleri incelendiğinde ;8.3.2021, 9.10.2020, 8.10.2020, 7.10.2020 tarihlerinde elektronik irsaliye (e-İrsaliye) ile mal teslimi yapıldığı, fiziki sevk irsaliyesi ile ise 2017 yılında müteakip aylarda teslimler yapıldığının açık olduğunu, özetle, e-irsaliye sistemine bağlı kalınarak düzenlenen irsaliyelerin, dava dışı ... şirkete sistem üzerinden gönderilip mal teslimi yapıldığını, keza bu elektronik irsaliyeler itirazsız olarak kesinleştiğini, elektronik irsaliyelerin, şirketler arası vergi bilgi sistemi üzerinden düzenlenen ve karşı tarafa sunulan belgeler olduğunu, bu belgelere ancak sistem üzerinden itiraz edilebildiğini, 2017 yılının müteakip aylarında ise şirket çalışanları imzasına teslimler yapıldığını, İlk derece mahkemesince Sosyal Güvenlik Kurumuna 10.6.2024 tarihli müzekkere yazıldığını, yazılan müzekkerede ise 2020 ve 2021 yılına ait dava dışı şirket çalışanlarının listesinin istenildiğini, Oysa ki, e-irsaliye döneminden önce ve 2017 yılında yapılan teslimlere ilişkin araştırmaya yönelik yazılması gereken müzekkerenin 2017 yılı çalışan listesine yönelik olması gerekirken, e-irsaliye dönemine ait 2020-2021 yılı çalışan listesi mahkemece talep edildiğini, haliyle 2017 yılındaki teslimler kapsamında mahkemesince hiçbir araştırma yapılmadığını, 2020 irsaliyelerinin ise e-irsaliye olduğu gerçeği dikkate alınmayarak, bu irsaliyelerin sistem üzerinden kabulü-reddi yönünden araştırma da yapılmadığını, bu hususa bir çok dilekçemizle itiraz edilmesine rağmen, mahkemece eksik ve hatalı yazılan müzekkereyle sonuca gidildiğini, diğer yandan taraflar arasında aktedilen, 16.11.2016 tarihli sözleşmede Sipariş Onay Formu olarak dava dışı ... tarafından gönderilen belgede, teslim yeri olarak ; ... Ticaret Anonim Şirketi ünvanı gösterildiğini, İlk derece mahkemesince, SGK nezdinde, ...yönünden de hiçbir araştırma yapılmadığını, Bilirkişi ek raporunda toplam teslim edilen malların değerinin KDV'siz olarak hesaplandığını, bu hususun mahkemece gözardı edildiğini, Sayın Bilirkişi tarafından, tabloda gösterilen irsaliye ve e-irsaliyelere konu teslim tutarının toplam 50.912,80 USD olduğunun belirtildiğini, ancak bu hesaplamada, katma değer vergisİ hesaplaması yapılmadığını, haliyle toplan NET malzeme tutarına ayrıca (o tarihteki mevzuat hükmü uyarınca) %18 oranında KDV eklenmesi gerektiğini, Zira diğer tüm hesaplamalar KDV'li değer üzerinden yapıldığı ancak bu bölümde KDV hesaplaması yapılmadığını, bu bağlamda toplam teslim edilen malzeme değerinin ; 60.077,10 USD olduğunu, bu konudaki itirazlarının ise karşılıksız bırakıldığını, keza ilk derece mahkemesi kararında da, bilirkişi incelemeleri neticesinde ortaya konulan raporlara dahi atıfta bulunulmadığını, teslimi yapılan malların faturasının düzenlenmemesinin tek başına teslim olgusunun yapılmadığına karine olamayacağını, İsticvap edilen şirket yetkilisinin ise isticvap anında, malların kendilerine teslim edildiğini açıkça ikrar ettiğini, taraflar arasında aktedilen 28.7.2017 tarihli sözleşme, bu sözleşme uyarınca takas-mahsup talepleri ve bu sözleşme kapsamında yapılan teslimlere ilişkin alacak taleplerine ilk derece mahkemesince değer verilmediğini, faturaların bulunmadığından bahisle bu taleplerinin reddedildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1- Taraflar arasında 2016 yılı içerisinde ... cephe aydınlatma projesi malzeme ve montajına ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen bu sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Genel olarak eser sözleşmelerinde yüklenicinin sadece eseri meydana getirmesi, aslî edim borcunu yerine getirdiği anlamına gelmemektedir. Yüklenici, sözleşmeye uygun meydana getirdiği eseri teslim borcu altındadır. Yüklenici üstlendiği eseri meydana getirecek ve meydana getirdiği bu eseri, iş sahibine usul ve yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edecektir. Eseri teslim borcu yüklenicide olduğundan eserin teslim edildiğini kanıtlama borcu da yükleniciye düşmektedir. Bir başka deyişle yüklenici, eseri, iş sahibine sözleşmeye uygun teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı yüklenici bedele hak kazanabilmesi için, eseri iş sahibine süresi içerisinde iş sahibinin iş yerinde teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır. Teslimi kanıtlama yükü davacı yüklenicide olmakla bu teslimin nasıl kanıtlaması gerektiği davanın çözüm noktasını oluşturmaktadır. Eserin teslim edilip edilmediğinin ispatında taraflar ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda sözleşmeye hüküm koyabilirler ve teslim konusunda bir delil sözleşmesi yapabilirler. Böyle bir delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; taraflar arasında kurulan sözleşme ilişkisinde sözleşmede yer alan teslime ilişkin bir delil sözleşmesi niteliğinde teslim vakıasının ispatına ilişkin bir hüküm bulunmadığından davacı yüklenici teslim vakıasını her tür delil ile kanıtlayabilecektir. (Yargıtay 15 H.D 2017/526 Esas -1199 K. vb. ) Bu itibarla, davacı dosya kapsamına 2017,2020 ve 2021 tarihli muhtelif sevk irsaliyeleri sunmuş olup, bunların bir kısmında isim ve imzalar bulunduğu, bir kısmının ise e-irsaliye olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece teslime ilişkin bu sevk irsaliyeleri üzerindeki isim ve imzalar araştırılmadığı gibi, e-irsaliyelerinde davalı tarafa ulaşıp ulaşmadığı incelenmemiştir. Bu durumda, dava dosyasına sunulan sevk irsaliyelerinin incelenip, üzerinde isim ve imzası bulunan kişilerin tanık olarak dinlenmesi ve e-irsaliyeler konusunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna gidilmelidir. 2- Yukarıda (1.) bentte açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra, aralarında eser sözleşmesinden anlayan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak taraflar arasındaki sözleşmeler gereğince teslimi yapılan ürünlerin ve toplam iş bedelinin tespit edilmesi, bu iş bedelinden kanıtlanan ödemelerin mahsup edilmesi ve bu sırada tarafların ve sözleşmenin tarafı olan dava dışı şirketin 2018,2019,2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin de incelenerek davacının alacaklı olup olmadığının belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gereklidir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... San ve ... A. Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... San ve ... A. Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2024 gün ve 2021/772 Esas 2024/717 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı ... San ve ... A. Ş tarafından yatırılan 18.069,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5--Davalı ... San ve ... A. Ş tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 01/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/105, K. 2026/926, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-105-e-2026-926-k-b5ab72ea430a