Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1113 E. 2026/1278 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1113
Karar No
2026/1278
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/1113 (ESASTAN RET) KARAR NO : 2026/1278

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2024 ESAS-KARAR NO : 2023/206 E - 2024/497 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 05/10/2026 YAZILDIĞI TARİH : 15/10/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine senede dayalı icra takibi başlattığını, takip dayanağı 03/12/2014 tanzim ve 16/05/2016 vade tarihli 1.000.000 USD bedelli senette müvekkilinin kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, eş rızası bulunmadığından senedin geçersiz olduğunu, ayrıca senedin kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı amaçlarla düzenlendiğinden kesin olarak hükümsüz olduğunu, asıl borçlu ...'un sahibi olduğu şirketin yaptığı bir takım sözleşmelerdeki yükümlülükleri yerine getirmek için davalıdan 500.000 USD borç para aldığını, bu borç ilişkisini düzenleyen 14/11/2014 tarihli sözleşmede davalının asıl borçluya 750.000 USD borç para vermesi, bu para karşılığında asıl borçlunun davalıya 1.200.000 USD+l5.000.000 USD tutarında senet, maddi teminat ve bu senedin de ödenmemesi durumda ise senet teminatı olarak 30.000.000 USD + 2.400.000 USD bedelli başkaca bir senet vermesinin kararlaştırıldığını, dava konusu icra takibi ve takip dayanağı senedin asıl borçlusu ile davalı arasında kurulan sözleşmenin tefeciliğin delili niteliğinde olduğunu, asıl borçlu ile davalı arasında yapılan anlaşmanın asıl borçlunun ticari faaliyetlerindeki aksilik nedeniyle yerine getirilemediğini, davalı tarafın verdiği 500.000 USD karşılığında asıl borçluya 1.000.000 USD bedelli başkaca bir senet imzalattığını, davalının bu senedi asıl borçluyu tehdit ederek, korkutarak zorla imzalattığını, senet miktarının asıl borçlunun davalıdan aldığı meblağın iki katı olduğunu, bu hususta asıl borçlunun davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, asıl borçlu ile müvekkilinin turizm, enerji, finans ve ulaşım sektörlerinde danışmanlık başta olmak üzere ticari faaliyette bulunmak üzere 16/07/2014 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurduğunu, bu ortaklıktan haberdar olan davalının müvekkilinin üzerinde de baskı kurarak, tehdit etmek suretiyle korkutarak müvekkilini dava konusu takip dayanağı senede kefil olmaya zorladığını, asıl borçlunun davalıdan aldığı borcun müvekkili ile asıl borçlu arasındaki ortaklık ile ilgisinin bulunmadığını, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, tefecilik suçu ve senet yağmasına ilişkin soruşturmaların devam ettiğini, takip konusu senedin gerek tefecilik amacıyla düzenlenmiş olması, gerekse müvekkilinin tehdit edilmek suretiyle korkutularak kefil olması nedeniyle hükümsüz olduğunu belirterek, müvekkilinin takip ve senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedi tanzim etmek ticari iş niteliğinde olduğundan davacının kefilliği için eşinin rızasının alınmasına gerek olmadığını, müvekkili ...'ın, davacı ...’un ortağı olan dava dışı ...’a birlikte yapacakları ticari bir iş amacıyla farklı tarihlerde, bir kısmı elden ve büyük kısmı banka aracılığıyla olmak üzere yüksek meblağlarda para gönderdiğini, ...'un aldığı paralara karşılık müvekkili lehine 1.000.000 USD bedelli senet keşide ettiğini, senede davacının bilerek ve isteyerek aval olduğunu, davacının hiçbir baskı altında kalmadan senede kefil olduğunu, dava dışı ... ile müvekkili arasında gerçekleşmesi planlanan ticari işin müvekkilinin hiçbir dahli ve kusuru olmaksızın başarısız olduğunu, müvekkilinin hem davacı ile hem de ortağı ile defalarca iletişime geçtiğini ve ödediği paraların iadesini talep ettiğini, davacı ve ortağının borcu ödeyeceklerini söyleyerek bir yıl boyunca müvekkilini oyaladıklarını, ödeme olmayınca takip başlatıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece 22/09/2022 Tarih ve 2017/362 Esas, 2022/646 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 20/02/2023 Tarih, 2022/1879 Esas, 2023/180 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/167 Esas ve 2022/61 Karar sayılı dosyası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/33563 Soruşturma ve 2024/20364 Karar sayılı dosyasına değinildikten sonra, dava konusu bononun ön yüzünde davacının kefil olarak imzasının bulunduğu, bono ön yüzünde konulan "kefil" ibaresinin aval niteliğinde olduğu, aval verenin bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen senet borcundan senet hamiline karşı sorumlu bulunduğu, Türk Ticaret Kanunu'nda özel hükümler olması nedeniyle kambiyo senetlerinde Türk Borçlar Kanunu'nun 584. ve 603. maddelerinin uygulanamayacağı, bu hali ile davacının eşinin izni alınmadığı için kefaletinin geçersiz olduğuna dair iddiasının yerinde görülmediği, senedin tefecilik işlemleri nedeniyle düzenlendiğine, senedin senet borçlusuna zorla imzalatıldığına, senede zorla kefil olarak imzanın alındığına, senedin kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı amaçlarla hazırlandığına ilişkin iddiaların ispat edilemediği, davalı hakkında yağma suçunu işlediği iddiasıyla İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/167 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde beraat hükmü kurulduğu ve söz konusu bu kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği, bu hali ile somut olayda davacı tarafın takip dayanağı senet borcundan senet lehdarı olan takip alacaklısı davalıya karşı asıl borçlu ile birlikte müteselsilen yükümlü olduğu, diğer yandan uygulanan tedbir kararının infaz edildiği ve ihtiyati tedbir nedeniyle davalının alacağına geç kavuştuğu, o halde İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca davalı lehine alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının haksız fiile dayalı olduğunu ve önceki istinaf sebeplerinin dikkate alınmadığını, davalının, müvekkilinin avalist olarak senedi imzaladığına ilişkin savunmasının gerçeği yansıtmadığını, aval müessesesinin şekil şartlarının açık olduğunu, davacının davalı yan ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı ile dava dışı ... arasında düzenlenen 14/11/2014 tarihli sözleşmeden müvekkilinin haberinin olmadığını, tefecilik suçundan verilen takipsizlik kararının kanun yararına bozulduğunu, buna karşın sonucunun beklenmediğini, diğer yandan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının Yargıtay aşamasında olduğunu ve kesinleşmediğini, ayrıca söz konusu davadaki beraat hükmünün delil yetersizliği nedeniyle verildiğini, dolayısıyla bu nitelikteki bir kararın kesin delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davalı ile dava dışı ... arasında astronomik rakamları içeren birçok senedin düzenlendiğini, yargılama sırasında davalının ticari sicil kayıtlarının getirtildiğini ve incelendiğini, buradan da görüleceği üzere davalının aktif ticari hayatının bulunmadığını, davalının tefecilik suçunu gizlemek amacıyla böyle bir yola başvurduğunu, davalı yanca başlatılan icra takibi kapsamında gönderilen tebligatın müvekkil tarafından alınmadığını, senette eş rızası bulunmadığı için kefaletin geçersiz olduğunu, davalının savunmasını ispat edemediğini, bunun yanı sıra davalının farklı tarihlerde verdiği dört (4) ayrı ifadenin bulunduğunu, davalının, müvekilin annesine ait vekaletnameyi eline geçirdiğini, söz konusu vekaletnamenin başka bir davada kullanılması için davacının eski avukatı olan ve şu an aralarında husumet bulunan ... tarafından davalıya teslim edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen %20 tazminatın müvekkilinin uğradığı hak kayıpları karşısında az olduğunu, %100 tazminat verilmesi gerektiğini savunarak, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddi sabit kalmak koşuluyla kötüniyet tazminat miktarının arttırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, senet ve takip nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, senet ve takibe dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dava konusu senedin yapılan incelemesine göre, senedin 03/12/2014 keşide tarihli, 16/05/2016 vade tarihli, 1.000.000 USD bedelli, keşidecisinin dava dışı ..., avalistinin davacı ..., lehtarının davalı ... olduğu, senedin kambiyo vasfına haiz bulunduğu anlaşılmıştır. Dayanak Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12550 Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesine göre, 14/06/2016 tarihinde alacaklı ... tarafından borçlular ... ve ... aleyhine dava konusu bonoya dayalı olarak 2.919.900,00 TL asıl alacak, 23.519,19 TL işlenmiş faiz ve 367,19 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 2.943.786,38 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür. Ceza soruşturma dosyalarının yapılan incelemesinde, müştekiler ... ve ...'un şikayeti üzerine şüpheli ... hakkındaki mağdurun bir senedi vermeğe mecbur edilmesi suretiyle yağma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01/11/2017 Tarih, 2017/77166 Soruşturma sayılı dosyasında uyuşmazlığın hukuki anlaşmazlık olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, takipsizlik kararına itiraz edilmesi üzerine Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 24/05/2018 Tarih ve 2018/3464 D.İş sayılı kararı ile itirazın kabul edildiği, bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/10/2018 Tarih, 2018/106868 Soruşturma ve 2018/105865 Karar sayılı dosyası üzerinden yapılan soruşturma soncunda tekrar takipsizlik kararı verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 08/03/2019 tarih ve 2019/1600 D.İş sayılı dosyasında itirazın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 22/10/2020 Tarih ve 2020/466 Esas, 2020/3620 Karar sayılı kararı ile kanun yararına bozulduğu, bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yağma suçundan İstanbul Cumhuriyet Savcılığına yetkisizlik kararı verildiği, İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/167 Esas sayılı dosyası üzerinden müşteki ...'a karşı mağduru bir senedi vermeğe mecbur edilmesi sebebiyle yağma suçundan sanık ... hakkında ceza davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 16/02/2022 Tarih ve 2021/167 Esas, 2022/61 Karar sayılı karar ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 13/06/2022 Tarih ve 2022/1361 Esas, 2022/1519 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, istinaf kararının temyiz edilmesi üzerine bu kez kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 09/05/2024 tarih ve 2023/842 Esas, 2024/5827 Karar sayılı kararı ile onandığı ve aynı tarihte kesinleştiği anlaşılmıştır. Diğer yandan davacı ...'un şikayeti üzerine davalı ... hakkında tefecilik suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26/10/2017 Tarih ve 2017/86875 Soruşturma, 2017/83005 Karar sayılı kararı ile takipsizlik kararı verildiği, takipsizlik kararına itiraz edilmesi üzerine Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11/01/2018 Tarih ve 2017/9931 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, söz konusu kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 30/06/2022 Tarih ve 2022/3881 Esas, 2022/8160 Karar sayılı kararı ile kanun yararına bozulduğu, bozma kararı üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2023/33563 Soruşturma sayılı dosyada yapılan inceleme neticesinde 02/02/2024 tarih ve 2024/20364 Karar sayılı kararı ile tekrar takipsizlik kararı verildiği, takipsizlik kararına itiraz edilmesi üzerine Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 06/02/2025 Tarih ve 2024/16156 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği tespit edilmiştir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/02/2022 Tarih ve 2021/167 Esas, 2022/61 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ın yağma suçundan beraat etmiş olmasına ve söz konusu beraat kararının kesinleştiğinin belirlenmesine, diğer yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02/02/2024 tarih ve 2023/33563 Soruşturma, 2024/20364 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ın tefecilik suçundan takipsizlik almasına ve söz konusu takipsizlik kararının kesinleştiğinin tespit edilmesine, bunun yanı sıra uygulanan tedbir kararının infaz edilmesi ve ihtiyati tedbir nedeniyle davalının alacağına geç kavuşması nedeniyle İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca davalı lehine alacağın %20'si oranında uygulanan kötüniyet tazminatı oranının yerinde ve yeterli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 05/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1113, K. 2026/1278, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1113-e-2026-1278-k-7a46fd34483e