Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1001 E. 2026/2937 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1001
Karar No
2026/2937
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1001

KARAR NO : 2026/2937

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/10/2024

NUMARASI : 2023/592 Esas-2024/660 Karar

DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili bankanın Sultançiftliği müşterisi olan dava dışı...'un imza örneği ve telefon numarası 07/08/2020 tarihinde 3. Kişiler tarafından dolandırıcılık eylemi sonucu değiştirilerek, ... şifresi ve kimlik bilgilerinin ele geçirildiğini, ...'un hesabından davalı ... heesabına 250.000,00 TL EFT yapıldığını, müşteri...'un müvekkili bankaya yapmış olduğu itiraz üzerine, yapılan incelemede dolandırıcı/3. Kişiler tarafından müşteri...'un bilgisi ve onayı dışında davalı hesabına 250.000,00TL EFT yapıldığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkili bankanın müşterisi...'a oluşan maddi zararının tanzimi açısından 250.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalı ...'ın hesabına gönderilen 250.000,00 TL'nin tazmin ve iadesi için aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının dava dilekçesi ile iddia ettiği gibi müvekkilin ne bir dolandırma eylemi ne de söz konusu fiilden dolayı sağladığı bir yarar bulunmadığını, müvekkilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/84631 numarası ile soruşturma dosyasında verdiği ifadede söz konusu mağdurla bir konuşmasının olmadığını mağduru tanımadığını, müvekkili tanıyan ismi ... olan bir arkadaşının bir yerden para beklediğini hesaplarında bloke olması sebebiyle müvekkilden hesap bilgilerini istediğini ve müvekkilin kabul etmesi üzerine müvekkilinin hesabına gelen parayı ... Bankası Ümraniye şubesinden çektikten sonra bu parayı aynı bankanın girişinde ...'a teslim ettiğini, söz konusu dolandırıcılık suçundan yarar sağlayan kişi olan ... dururken davanın müvekkiline yöneltilmesinin husumet yönünden hatalı olduğunu, söz konusu dolandırıcılık eyleminin müvekkili tarafından yapılmadığını, davalı ile bir iletişimi bulunmadığını, davalının bilgilerini çalarak, davalının olayın akışında anlattığı olayları bir bir yapan şahsın maalesef ki müvekkilini de mağdur ettiğini, müvekkilinin Sözleşmeli Piyade Onbaşı olarak Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde çalıştığını, hali hazırda aldığı maaşın 40.000-TL civarında olduğunu, müvekkilin mesleği pahasına muhtaç olmadığı bir paraya tamah edip söz konusu dolandarıcılık suçunu işleyip mesleğini, mesleğin onurunu ve özgürlüğünü kaybetme pahasına eylemi gerçekleştirmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilin davacının dolandırmasıyla alakalı herhangi bir ilgisi bulunmadığını, almamış oldu bir para sebebiyle davacı tarafın başlattığı icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini belirterek, davacının hukuka aykırı ve mesnetsiz davasının reddi ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "...Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazı cevapları, tarafların bildirdiği belgeler, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/84631soruşturma no'lu dosyası, banka kayıtları, ödeme dekontu ile 07/06/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iş bu itirazın iptali davasının İİK'nun 67/1. maddesi gereğince 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacı banka tarafından davalı ...'ın hesabına davadışı...'un hesabından, davadışı...'un hesaplarından dolandırıcılar tarafından yapılan işlemler sonucunda 250.000,00 TL nin EFT yolu ile 07.08.2020 tarihinde arsa bedeli açıklaması ile tranfer edilmiş olduğu ve söz konusu tutarın davacı banka tarafından...'a 09.11.2020 tarihinde 250.000,00 TL olarak ödenmiş olduğu, dava konusu tutarın davalı ... tarafından paranın geçtiği ... Bankası nezdindeki hesabından 07.08.2020 tarihinde 249.072,42 TLsinin Şerifali/ İstanbul Şubesinden nakit çekildiği, 476,19 TL aynı gün paranın çekilmesi sebebi ile işlem masrafı alındığı ve 23,81 TL BSMV tahsil edildiği ve aynı tarihte hesapta kalan 450,00-TL nin de Fatih ... sinden nakit çekildiği, davalı tarafın söz konusu tutarı ...'a ödediğini beyan ettiği, ayrıca Jandarma ifadesinde de ... isimli şahıs ile tanıştığını, tanıştıktan sonra ... isimli şahsın benimle ortak bir iş yapacağını benim ise sadece banka hesabımı kullanacağını kullanması durumunda ise bana her bir para çekiminde 500 TL ödeme yapacağını söylediğini, kendisinin de maddi anlamda sıkıntılar çektiğinden dolayı ... isimli şahsın teklifini kabul ettiğini, tam tarihini hatırlamadığını ancak ... isimli şahıs hesabına 250.000 TL para gönderdiğini gelen paranın da kendisinin olduğunu, kimin gönderdiğini hatırlamadığını, gittiği şubeden 250.000 TL para çekmek için başvurduğunu, çekerken paranın kimden geldiğini sorduklarını kendisininde söylemiş oldukları ismi söylediğini ve arsa sattığından dolayı parayı aktardıklarını söylediğini, banka yetkililerinin de çekmek istediği 250.000 TL parayı dolar olarak verdiklerini, parayı aldıktan sonra bankadan dışarıya çıktığını ve Yasin'in parayı hemen aldığını ve çekmiş olduğu paradan hariç kendisine 500,00 TL para verdiğini belirterek hesabına gelen parayı kendisinin hesaplarından çektiğini beyan etmiş olduğu, bankacılık teamülleri gereği davacı bankanın davadışı...'un hesaplarından dolandırıcılık yolu ile gönderilen ve banka bünyesinden ödenen tutarları talep etme hakkı olduğu, ancak davalı ...'ın dava konusu tutarı ...'a vermiş olduğu beyanı dikkate alınarak, söz konusu tutar için ...'a dava açma hakkı olacağı,ancak davacı bankanın paranın gönderildi takip talebinde haklı olacağı kişiden gönderilen tutarı talep etme hakkının bulunduğu, bu sebeple davacı bankanın takip tarihi 26.08.2022 tarihi itibari ile davacı bankanın davalı borçludan talep edebileceği tutarın; söz konusu hesaplama da davacı bankanın faiz talebinin takip talebinde Yıllık En Yüksek Mevduat Faizi oranı olduğunun görüldüğü, TCMB tarafından yayınlanan Bankalarca Mevduata uygulanan Azami Faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamaya göre toplam 354.386,32 TL olacağının tespit edildiği, davacı alacaklı bankanın takip talebinde 368.821,45 TL talep etmiş olduğu, ancak yapılan hesaplama sonucu talep edilebilecek toplam tutarın 354.386,32 TL olacağı, kanaatine varılmıştır.

07/06/2024 tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli bulunduğundan Mahkememizce hükme esas alınarak taleple bağlılık ilkesi mucibince; davanın kısmen kabulü ile İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 250.000,00 TL asıl alacak, 104.386,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 354.386,32 TL alacak üzerinden takipteki diğer koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak miktarının likit yani belirlenebilir bir alacak miktarı olduğu kanaati ile, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince hükmolunan 354.386,32-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

1-Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 250.000,00 TL asıl alacak, 104.386,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 354.386,32 TL alacak üzerinden takipteki diğer koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Hükmolunan 354.386,32-TL'nin %20'si oranında (70.877,26-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.

Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili banka, müşterisi...'un oluşan maddi zararını tazmin etmiş ve...'a toplamda 259.122,49 TL ödeme yaptığını, ilk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunun hatalı olmasından dolayı hükme esas alınaması gerektiği sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Dolandırıcılık suçundan yarar sağlayan ... dururken davanın müvekkiline yöneltilmesinin husumet yönünden hatalı olduğunu, dolandırıcılık eylemini müvekkili tarafından yapılmadığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/84631 numarası ile soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; Haksız eylemden dolayı itirazın iptali davasıdır.

TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.

Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, dava konusu eylem sebebiyle maddi zarara uğradığı iddiasını ispat ettiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/592 Esas 2024/660 Karar sayılı 24/10/2024 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.208,12 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 6.053,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 18.155,12 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

7-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1001, K. 2026/2937, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1001-e-2026-2937-k-e843b5511b95