Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/929 E. 2026/1117 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/929
- Karar No
- 2026/1117
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/929 Esas
KARAR NO: 2026/1117
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/01/2024
NUMARASI: 2020/524 E. - 2024/15 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 26/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından düzenlenen 31.03.2014 ödeme günlü 15.000,00-TL bedelli ve 10.05.2014 ödeme günlü 30.000,00-TL bedelli senetlerin vade gününde tahsil edilememesi üzerine.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 04.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 07.05.2019 tarihinde borca, faize ve zamanaşımına itiraz ederek takibi durdurduğunu, uyuşmazlığın çözümü için 28.09.2020 tarihinde gerçekleştirilen zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, ...numaralı arabuluculuk dosyasının UYAP üzerinden kapatılmaması nedeniyle sisteme eklenemediğini, davalı tarafından yapılan zamanaşımı itirazının temel borç ilişkisi nedeniyle yersiz olduğunu, taraflar arasında temel borç ilişkisi bulunduğundan 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalının bonolardaki imzalara itiraz etmeyerek borcu ikrar ettiğini, takibe konu senetlerin kambiyo vasfını yitirmiş olsa dahi yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, davalının borcunun likit olması sebebiyle haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, davalının toplam takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ile müvekkili ... arasında bu senetlere dayanan herhangi bir temel borç-alacak ilişkisi olmadığını, Ticari ilişki tarafların ortağı oldukları şirketler arasında olduğunu, ...nin ortağı olduğu ... Limited Şirketine ile Müvekkili ... ortağı olduğu ...Limited Şirketi arasında alacak-borç ilişkisi olduğunu, davanın tarafları olan kişiler arasında kesinlikle hiçbir alacak - borç ilişkisi olmadığını, Dava konusu icra takibinin dayanağı olan 31.03.2014 tarihli 15.000,00-TL bedelli ve 10.05.2014 tarihli 30.000,00-TL bedelli senetler kişiler arasında herhangi bir alacak veya borca ilişkin olarak verilmediğini, senetler sadece şirketler arasındaki ticari ilişkide kayıt dışı olanları kayıt altına almak için kullanıldığını, şirketin doğan resmi borçlarının tamamı şirketin çekiyle ödendikten sonra bu senetlere ilişkin olanlarda şu çeklerle ... Şubesi ... seri nolu 30.04.2014 vadeli 53.000,00TL bedelli çek ve ... Şubesi ... seri nolu 31.08.2014 vadeli 30.000TL bedelli çek ile ödendiğini, çekler kayıt dışı borç olan senetler için şirketin çeki müvekkili şirket ortağı ...'in hamiline düzenlendiğini, müvekkili İskender tarafından cirolanarak ...'ye senetlerin ödemesi olarak verildiğini, müvekkili İskender kendi ortağı olduğu şirketiyle alacaklı-borçlu ilişkisine girdiğini, borçlu ...Limited Şirketi, alacaklı olan ... Limited Şirketine kayıt dışı borcunu ödediğini, senetler teminat gibi kullanıldığını, zamanaşımına uğradığında hiç bir hüküm doğurmayacağı tarafların kabulünde olduğunu, senetler bu sebeple davacı ...'da kaldığını, müvekkili aleyhine açılan dava haksız olup kötüniyetli olup davacı haksız menfaat temin etmeye çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesin kararıyla; davacı tarafça sunulan bonolar altındaki imza davalı tarafça inkar edilmemiş, fakat senedin veriliş gerekçesini ve senede ilişkin borcun ödendiğini iddia ettiği açıktır. Hal böyle olunca senede ilişkin borçsuzluk iddiasının ispat külfeti yer değiştirmiştir. Senedin varlığını fakat borcun doğumu ile borcu sona erdiren hukuki işlemin ispatı davalı üzerine almıştır.
Davalı taraf senede ilişkin borçsuzluğunu ispata yarar delilleri sunamadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı için yemin delili hatırlatılmış süresi içerisinde yemin metnini sunarak davacıyı yemini eda etmeye davet etmiştir. Davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilen yemin metni davacı asile usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davacı asil 14.03.2023 tarihli celseye gelerek davalı tarafın mahkememize ibraz etmiş olduğu yemin metninde yer alan beyanları kendisine okunarak 2 adet bonodan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu mahkememize beyan etmiş ve bu hususta yemin etmesi karşısında,"
1-Davanın kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan itiraz iptali ile takibin 45.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile takibin devamına,
2-Kabul alacağın % 20'si olan 9.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 16.01.2024 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin mazeret dilekçesini reddederek savunma hakkını kısıtladığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, ispat külfetinin yanlış belirlendiğini, davacı ... ile müvekkili ... arasında şahsi bir borç-alacak ilişkisi bulunmadığını, dava konusu senetlerin zamanaşımına uğradığını, davacının davasını ispatlayacak hiçbir delil sunmadığını, mahkemenin delilleri toplamadan ve tanıkları dinlemeden hüküm kurduğunu, bilirkişi raporlarının masa başında hazırlandığını ve ticari defterlerin incelenmediğini, davacının ticari defterleri sunmaktan kaçındığını, davalı tarafın yemin teklif etmeye zorlanmasının usulsüz olduğunu, ispat yükü kendisinde olmayan tarafın yemin teklifinin hukuki sonuç doğurmayacağını, davacının kendi beyan dilekçesinde ispat yükünün kendisinde olduğunu kabul ettiğini, mahkemenin bu beyanlara aykırı karar verdiğini, senedin veriliş nedenine veya borcun ödendiğine dair bir iddialarının bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin ... Limited Şirketi ile ...Limited Şirketi arasında olduğunu, şahıslar arasında bir borç ilişkisi olmadığını, mahkemenin hatalı değerlendirmelerle davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafın yargılama sürecini uzatmak amacıyla mazeret dilekçeleri sunduğu, mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını ve kötü niyetli olduğunu, davalının cevap dilekçesinde icra takibine konu senetlerin varlığını ve borç ilişkisini ikrar ettiğini, davalının ödeme iddiasını ispatlayamadığını, ispat külfetinin davalıda olduğunu, davalı taraf dilekçesi ile icra takibine konu edilen borcun varlığı kabul ettiğini, sadece şahıslar arasında değil de şahısların yetkilisi oldukları şirketler arasında ki borç ilişkisine dayandığı ileri sürdüğünü, davalının bu iddiaları ile alacaklı oldukları hususunu ispat ettiklerini, senetlerin şahıslar arasında düzenlendiğini ve dava dışı şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesine gerek bulunmadığını, alınan bilirkişi raporlarıyla da müvekkilinin haklılığı ispatlandığını, temel borç ilişkisine dayalı olarak 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalının zaman aşımı itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunu, davalının istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğini, ancak mahkemece asıl alacağa yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, takip talebinde belirtilen yıllık %19,50 oranındaki avans faizi üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerektiğini belirtilerek, davalının istinaf başvurusunun reddine ve kararın faiz yönünden düzeltilerek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından davalı aleyhine iki adet bonoya istinaden alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Borçlu vekili itiraz dilekçesinde; müvekkilinin takip alacaklısına hiçbir borcu bulunmadığını alacağın zaman aşımına uğradığını, alacağa, faize ve tüm istenilenlere itiraz ettiğini belirtmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine,10.03.2014 keşide tarihli 10.05.2014 vade tarihli 30.000 TL bedelli ve 10.01.2014 keşide tarihli, 31.03.2014 vade tarihli 15.000 TL. bedelli zamanaşımına uğrayan bonolara istinaden 26/04/2019 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
11/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Huzurdaki davanın tarafları gerçek kişi olup, mahkemenin görevlendirme kararında da her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtların incelenmesine hükmedildiğinden, ayrıca dava dışı şirket kayıtlarının incelenmesi yönünden bir görevlendirme tesis edilmediğinden, tarafların ortağı oldukları dava dışı şirketler yönünden ticari defter incelemesi yapılmadığı, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı yanın, takibe konu senetlere ilişkin olarak ... Şubesi ... seri nolu 30.04.2014 vadeli 53.000,00TL bedelli çek ve ... Şubesi ... seri nolu 31.08.2014 vadeli 30.000TL bedelli çek ile ödeme yapıldığını beyan ettiği görülmekle, öyle bir durumun söz konusu olması halinde dahi, takibe konu senetlere karşılık olarak verilerek ödendikleri ileri sürülen çeklerin davacı yana verilmesi aşamasında, takibe konu senetlerin iade alınmış olması gerektiği değerlendirilmiş olup, takdirin mahkemeye ait olduğu, zira takibe konu senetlerin halen davacı yanın uhdesinde bulunması ve takibe konu edilmesi karşısında, davalı yan savlarının ispata muhtaç göründüğü, davalı yanın, takibe konu senetlerin zaman aşımına uğradığı yönündeki beyan ve itirazları yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.
14/06/2022 tarihli farklı bilirkişi raporunda özetle: " Taraflar 07.04.2022 tarihindeki incelemeye katılmamış olup her iki tarafta yerinde inceleme talebinde bulunmuştur. Tarafların defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak üzere davacı vekili Av. ... ile davacı ... ile görüşülmüş durum kendisine anlatılmış alınan cevapta "iş bu senetlerin defterlerinde kayıtlı olmadığı zira bu senetlerin davalı ile birlikte üçüncü bir şahıstan olan ortak alacaklarına karşılık olarak, kendi hissesine ait tutar için davalı tarafından verildiği davalı yanca bu borcun ödenmemesi nediyle de senetlerin tahsile verdik." şeklinde ifade edilmiş bu nedenle defter ve kayıtlar üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Aynı şekilde davalı tarafta 07.04.2022 tarihindeki incelemeye katılmamış ve tarafıma defter-belge ibraz etmemiştir. Davalının savunmasında beyan ettiği " Öncelikle belirtelim ki davacı ... ile müvekkil ... arasında bu senetlere dayanan herhangi bir temel borç-alacak ilişkisi yoktur. Ticari ilişki tarafların ortağı oldukları şirketler arasındadır. ...nin ortağı olduğu ... Limited Şirketine ile Müvekkil ... ortağı olduğu ...Limited Şirketi arasında alacak-borç ilişkisi olmuştur. Ancak davanın tarafları olan kişiler arasında kesinlikle hiçbir alacak - borç ilişkisi yoktur." ifadesi görülmüş olup aynı şekilde bu senetlerin kayıt dışı olan borçların kayıt altına alınması için verildiği iddiasında göz önünde bulundurulduğunda Bilirkişi ... tarafından hazırlanan Bilirkişi Raporunun 3. Bölümünde yapılan tespit ve değerlendirmelerle paralel görüşte olunduğu, dolayısı ile davalı yan savunmalarının ispata muhtaç olduğu," belirtilmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde taraflar arasında borç ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek temel ilişkiye dayandığı anlaşılıyorsa da, temel borç ilişkisinin nereden kaynaklandığını açıklamadığı anlaşılmaktadır.
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu icra takibinin dayanağı olan senetlerin kişiler arasında herhangi bir alacak veya borca ilişkin olarak verilmediğini, senetlerin sadece şirketler arasındaki ticari ilişkide kayıt dışı olanları kayıt altına almak için kullanıldığını, şirketin doğan resmi borçlarının tamamı şirketin çekiyle ödendikten sonra bu senetlere ilişkin olanların da, ... Şubesi ... seri nolu 30.04.2014 vadeli 53.000,00TL bedelli çek ve ... Şubesi ... seri nolu 31.08.2014 vadeli 30.000TL bedelli çek ile ödendiğini, senetlerin şirketin kayıt dışı borcu için müvekkili şirket ortağı ...'in hamiline düzenlendiğini ve müvekkili İskender tarafından cirolanarak ...'ye senetlerin ödemesi olarak verildiğini, Borçlu olan ...Limited Şirketi, alacaklı olan ... Limited Şirketine kayıt dışı borcunu ödediğini ileri sürerek davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece takibe konu senedin varlığının kabul edildiği, fakat senedin veriliş gerekçesini ve senede ilişkin borcun ödendiğini iddia ettiği, ispat yükünün davacıda olduğu, davalının iddialarını ispatlayamadığı, davalı tarafça teklif edilen yeminin davacı tarafça eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı tarafından takip tarihi itibarı ile zaman aşımına uğrayan iki adet senede istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, zamanaşımına uğrayan ve kambiyo vasfını kaybeden senetlerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davacı tarafından taraflar arasındaki temel ilişkiye gidilebileceği ve davacı alacaklı tarafından alacağın varlığının ispat edilmesi gerektiği, mahkemenin ispat yükünün yer değiştirdiğine yönelik gerekçesinin yerinde olmadığı, ispat yükü yer değiştirmediğinden davacı tarafa teklif edilen yeminin de sonuç doğurmayacağı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın dava dilekçesinde temel borç ilişkisi bulunduğunu ileri sürdüğü, temel borç ilişkisine yönelik herhangi bir açıklama yapılmadığı, mahkemece 01/01/2020 tarihli tensip tutanağında 6 numaralı bendinde, davacı tarafa dayandığı delillerini sunması için iki hafta kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, davacı tarafça delil sunulmadığı, ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, davacı tarafa davalıya yemin teklifinde bulunup bulunmayacağının sorularak usulü işlemlerin tamamlanmasından sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece ispat yükünün hatalı olarak davalıya ait olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, bu aşamada davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA
3- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih, 2020/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026