Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1031 E. 2026/1129 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1031
- Karar No
- 2026/1129
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1031
KARAR NO: 2026/1129
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/03/2024
NUMARASI: 2022/226 E. - 2024/41 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, davacı şirketin ... numaralı ... markasının tescili için başvuruda bulunduğunu fakat davalının davaya konu ... numaralı ... ve ... numaralı ... ibareli markaları sebebiyle markanın tescil edilmediğini davalının bu markaları 5 yıllık yasal süresi içerisinde ciddi biçimde kullanmadığını bu sebeple markaların iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı şirket adına tescilli ... tescil numaralı, 02.05.2017 tescil tarihli “...” ve ... tescil numaralı, 03.02.2017 tescil tarihli “...” ibareli markaların iptaline, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Turkcell ibareli tescilli markanın tescilli sahibi olduğunu, davacının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının davaya konu markaları markasal olarak kullandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; dava davalı adına tescilli ... ve ... numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptaline ilişkin olup davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davacı şirketin ... numarası ile ... ibaresinin tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun davalının davaya konu iptali istenen markaların mevcudiyeti nedeniyle reddedildiği, davacı tarafından davalının davaya konu markalarının bu nedenle iptalinin istendiği, bu suretle davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin olduğu ve SMK 26. Maddesi kapsamında ilgili kişilerden sayılması gerektiği, davalının davaya konu markaları incelendiğinde ... numaralı ... ibareli 35,36,38,41 ve 42. Sınıflarda, ... numaralı ... ibareli markanın 35, 36, 38, 41 ve 42. Sınıflarda tescilli olduğu, marka iptalini düzenleyen SMK nun 9. Ve 26. Maddeleri değerlendirildiğinde SMK 9. Maddesine göre "tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği, mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan yada kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." denilmek suretiyle markanın nasıl kullanılacağının belirtildiği, SMK 26. Maddesine göre de kullanılmayan markaların iptalinin talep edilebileceği, iptal davalarında ispat yükü marka sahibi davalıya ait olup davalıya kullanıma ilişkin delillerini sunması için süre verilmiş fakat davalı tarafından kullanıma dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Delil sunulmaması sebebiyle bilirkişi tarafından incelenecek hususta olmadığından mahkememizce davalının marka kullanımlarını ispatlayamadığı anlaşıldığından," Davanın KABULÜ ile, Davalı adına tescilli ... ve ... numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptaline, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından davacı tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiğini, davanın davalı adına tescilli ... ve ... numaralı markaların kullanılmaması nedeniyle iptaline ilişkin olduğunu, davalının davaya konu markaları kullanmadığını ispatlayamadığı için davanın kabul edildiğini, halbuki davacının davayı 6769 sayılı SMK'nın 9 ve 26. maddelerine dayandırdığını, ancak 6769 sayılı SMK'nın 26. maddesinin henüz yürürlüğe girmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davalı şirketin "..." ve "..." ibaresi ile tescilli markalarını markasal olarak kullandığını, davacının daha önce davalı şirket adına tescil edilen markayı haksız bir şekilde kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını, ancak Türk Patent tarafından reddedildiğini, bu nedenle davacının kötü niyetli olduğunu, mahkemenin bu itirazları dikkate almadığını, belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf başvurusunun haksız ve kötü niyetli olduğunu, sürecin uzatılmasının amaçlandığını, davalı şirket ... Anonim Şirketi'ne ait ... tescil numaralı ve 02.05.2017 tescil tarihli ... ibareli marka ile ... tescil numaralı ve 03.02.2017 tescil tarihli co. one ibareli markaların beş yılı aşkın süredir kullanılmadığını, markaların kullanılmamasının ticari hayatta haksız bir yedek marka birikimine yol açtığını, müvekkili şirketin marka tescil ve kullanım süreçlerine engel teşkil ettiğini, markanın Türkiye'de ciddi şekilde kullanıldığını ispat yükünün davalı tarafta bulunduğunu, davalı tarafın markayı kullandığına dair hiçbir somut delil sunamadığını belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması ve kötü niyetli olarak süreci uzatan davalı taraf hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 351 ve 329 hükümleri uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu davalı adına tescilli, ... numaralı ... ve ... numaralı ... ibareli markaların kullanılmama sebebi ile iptali davasıdır.
Davacı tarafından, ... numarası ile ... ibaresinin tescili için başvuruda bulunduğunu, başvurunun davalının davaya konu iptali istenen markaların mevcudiyeti nedeniyle reddedildiğini, SMK 26. Maddesi kapsamında ilgili kişilerden sayılması gerektiğini davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğunu ileri sürmektedir.
Kanun koyucu davayı açabilecek, yani davacı olabilecek kişiler için "ilgili kişiler" tanımını kullanmıştır. Hukuki yarar tespit edilirken "ilgili kişi" kavramına ticari rakiplerin de girdiğinin kabulü gerekir. Somut olayda tarafların aynı sınıflar bakımından ticari faaliyette bulunuyor olmaları, davacının hukuki yararının varlığını kabule yeterlidir. "Tescil tarihinden itibaren doğan tekel hakkı, marka sahibine, markanın üçüncü kişiler tarafından markaya tecavüzü engelleme ve markanın kullanımını yasaklama imkanı sağlamaktadır. Fakat, marka sahipleri tarafından kullanılmayan, ancak diğer yandan marka hakkı sahiplerine tekel hakkı tanımaya devam eden ve üçüncü şahısların kullanımına kapatılan markaların ölçüsüz artışı, marka sicilini gereksiz yere şişirecektir. Şüphesiz bu durum aynı veya benzer mal veya hizmetler için, aynı veya benzeri işaretleri tescil ettirmek isteyen diğer işletme sahipleri için ticari alanda özgürlüğü sınırlayıcı bir durum teşkil edecektir.
Bu bağlamda markanın kullanılmaması nedeniyle iptal edilmesinde kamu yararı da vardır." (Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2004, s.423)
6769 sayılı SMK 9. maddesine göre; tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde farklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından ciddi biçimde kullanılmayan, kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.
SMK 26 maddesi SMK 192/1 maddesine göre, bu kanunun 26 maddesi yayımı itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceğinin belirtildiği, SMK 26 maddesi, Kurum tarafından markanın iptaline karar verileceği halleri düzenlediği somut olayımızda kurum tarafından markanın iptali söz konusu olmadığından ve davacının marka başvurusu davalının markaları sebebi ile reddine karar verildiği davacının ilgili kişi olması sebebi ile markanın iptali davası açabileceği anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde değildir.
Davalı istinafında, Anayasa Mahkemesi bir iptal nedeni olan “Markanın Kullanılmamasını” hükümsüzlük nedeni
olarak düzenleyen 556 sayılı KHK md.42.1.c. hükmünü daha sonra ise md.14 hükmünü iptal ettiğini, dava konusu markaların başvuru tarihleri de 6769 sayılı SMK’nın yürürlük tarihinden
öncesine tekabül ettiğini ve 6769 sayılı SMK’nın “İptal Halleri ve İptal Talebi” başlıklı 26. Maddesinde
ifade edildiği üzere markanın iptaline ilişkin talebin ibraz edileceği makam TÜRKPATENT olduğunu,mahkemece incelenebilme imkanı mevcut olmayıp huzurdaki davanın görevsizlik nedeniyle usulden
reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dava tarihi itibarı ile SMK hükümleri uygulanacağından FSHHM görevli ve yetkili olduğundan bu istinaf sebebi yerinde değildir.
Davalı istinafında, marka başvurusundan 5 yıl sonra, davacının bu ibareyi ticaret unvanı olarak seçmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de, ama markanın iptali davasında bu iddia değerlendirilemez.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalıya ait markaların kullanılmama sebebi ile iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı tarafından markanın kullanıldığının ispat edilmesi gerektiği davalı tarafından kullanıma ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, davacının ilgili kişi olması sebebi ile dava açma hakkı bulunduğu, davalı tarafından markalarının son 5 yıldır ciddi bir şekilde kullanımı ispat edilemediğinden mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ..... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026