Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/926 E. 2026/1154 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/926
Karar No
2026/1154
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/926

KARAR NO: 2026/1154

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 29/02/2024

NUMARASI: 2022/323 E. - 2024/53 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına yapılan ... sayılı “....” ibareli marka başvurusunun ... Türkiye için dosyalanmış olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu - tarafından yapılan inceleme sonucunda SMK m.5/1-ç kapsamında kısmi olarak reddedildiğini, müvekkiline ait markanın idari başvuru sürecinin henüz tamamlanmadığını, Kurum kararında ret kararına gerekçe olarak davalı adına tescilli ... ibareli markanın gösterildiğini, davalı tarafın redde mesnet markayı kullanmadığını, müvekkilinin hukuki yararının başvurusunun reddedildiği anda ortaya çıktığını belirterek, davalı adına tescilli ... numaralı markanın kullanılmaması nedeniyle tescilli olduğu 18, 24 ve 25. sınıflardaki tüm mallar yönünden iptalini ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markanın ilk defa 04.07.1996 tarihinden itibaren davalı adına tescil edildiğini ve yenilemesinin yapıldığını, müvekkilinin “... +Şekil” ibareli markasını ilk günden itibaren kesintisiz olarak kullandığını, dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde söz konusu markanın toplam satışlar içerisindeki payının yüksek olduğunu, markanın kullanmama nedeni ile iptal şartlarının oluşmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalı adına tescilli markanın tescilli olduğu "kazak, tişört, sweatshort ve mont" emtialarında davalının işletme hacmine göre önemli bir ciroyu oluşturacak şekilde kullanıldığı, bu emtialar yönünden iptal koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Yerleşik Yargıtay içtihadı gereği kullanma olgusunu ispat külfeti davalıya ait olup, dava konusu markanın tescilli olduğu diğer emtialarda (elbise, pantolon, etek, ceket, gömlek, yelek, şort, bermuda, tayt, tulum, panço, pelerin, parka, kaban, palto, pardesü, yağmurluk, rüzgarlık, anorak, blujin, hırka, süeter, bluz, tunik, eşofman, şapka, bere, kep, kaşkol, atkı, fular, şal, büstiyer, kravat, papyon, eldiven, çorap, mayo, pijama, atlet, külot, fanila, kaşkorse, jüpon, kombinezon, gecelik, sabahlık, babydol, lizöz, body, forma, tozluk, bileklik, baş bandı, mendil, kumaş, çantalar, kemer, cüzdan, ayakkabı, bot, çizme, terlik) kullanım olgusu ispat edilememiştir.

Davalı vekili, bu emtiaların da 25. Sınıfta olup, kısmi iptal koşullarının oluşmadığını iddia etmiştir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2009/3224 Esas- 2011/1805 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davalı markasının aynı sınıf ve aynı alt gruptaki bir kısım mallar üzerinde kullanılması tescilli olduğu diğer 25. sınıf mallar bakımından da markanın ciddi bir şekilde kullanıldığı sonucunu doğurmaz. Şayet, dava konusu markanın tescilli olduğu 25. sınıftaki bir kısım mallar üzerinde 5 yıl süre ile kullanılmadığının saptanması halinde yalnız o mallar için hükümsüzlüğüne karar verilir. Bu durumda mahkemece davalının kullanıma dair sunduğu delillerin dava konusu ... markanın tescilli olduğu her bir emtia için ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle davalının markasının kullanılmadığı mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekir. Somut olayda da bu Yargıtay kararı ışığında davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 96/... tescil nolu markanın tescilli olduğu "kazak, tişört, sweatshort ve mont" emtiaları dışındaki emtialar yönünden kullanmama nedeniyle kısmi iptaline, "kazak, tişört, sweatshort ve mont" emtiaları yönünden talebin reddine" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Kısmen kabul kararının hukuki dayanaktan yoksun olup kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, SMK m. 26.7’ye göre iptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmî iptale karar verilir, Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemeyeceğini, diğer bir deyimle, marka hakkının anlamını yitirmemesine yol açacak kısmi iptal kararı verilemeyeceğini, Öğreti ve Yargıtay, markanın kullanılmadığı mal veya hizmetler tespit edilirken sınırlandırmanın makul ölçekte tutulması koşulu ile kısmî iptal kararı verilebileceğini kabul ettiğini, bu durumun markanın tescilli olduğu sınıfın kapsamı, sınıflandırma sisteminde oldukça geniş şekilde ifade edilmesi ve markanın sadece belirli bir ürün tipinde kullanılması hallerinde mümkün olacağı, bu durumda markanın bütün sınıf bakımından korama sağlamayacağı, çeşitli alt kategorilere ayrılan markanın , sadece spesifik olarak kullanıldığı mal ya da hizmetlerin yer aldığı alt kategori bakımından korunacağı kabul edildiğini, dava konusu ... tescil numaralı marka 25. Sınıfta olup, markanın tescil edildiği sınıf zaten yeterince dar ve belirli şekilde ifade edildiğini, kullanılmama nedeni ile kısmen iptal edilen ürünler birbirlerini tamamlayıcı ürünler olup bir birlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, sadece 25. Sınıfta koruma sağlayan davaya konu markanın, kararda belirtilen ürünler yönünden kısmi iptalin kabulü halinde, bir kısım haksız rekabete yol açacağı, markanın sahibine ve piyasaya sağladığı hak ve faydaları sağlayamayacağı ,ürünler yönünden ticari olarak kaosa neden olacağı ve en nihayetinde marka hakkının anlamını yitirmesine yol açacağını, kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Kararın gerekçelendirilmediğini, gerekçede Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2009/3224 Esas- 2011/1805 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davalı markasının aynı sınıf ve aynı alt gruptaki bir kısım mallar üzerinde kullanılması tescilli olduğu diğer 25. sınıf mallar bakımından da markanın ciddi bir şekilde kullanıldığı sonucunu doğurmayacağının belirtildiğini, tarafların rapora itirazlarına ilişkin açıklamalara yer verilerek tek bir Yargıtay kararına atıfla gerekçe kısmının yer alması Anayasanın kararların gerekçeli olması gerektiği hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, buna ek olarak; “Bu durumda mahkemece davalının kullanıma dair sunduğu delillerin dava konusu markanın tescilli olduğu her bir emtia için ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle davalının markasının kullanılmadığı mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğü gerekir.” kısmında da dava konusu markanın adı dahi yazılmadığını,

-Rapora itiraz dilekçelerinin kabul edilmemesi ve yeniden inceleme yapılmamasının usule ve hukuka aykırı olduğunu, dosyada bulunan ek rapor ile de kök raporda varılan sonucun aynısına ulaşılmış olmakla dosyada sektör bilirkişisinin olmaması nedeniyle varılan sonucun değişmediğini, sektör bilirkişisi eklenerek yeni rapor alınması gerektiğini,

-Kök rapor ile davalının sunduğu deliller ile kendi beyanı "tescilden itibaren markayı kullandıkları ancak 2020 yılından itibaren faturalarda yazıldığı iletilmiştir." bunun yanı sıra "dava konusu markanın dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süreye ait kullanımına dair tarih ihtiva eden broşür, reklam filmi, basılı reklam, fuar katılım belgesi, katalog, kataloğun basımına ilişkin fatura ve benzeri destekleyici enstrümanları da ibraz etmemiştir. sözlü beyanda markaya ait etiket vb. dışardan temin edilen malzemelerin alış faturalarının üzerinde sadece yapılan işin mahiyetinin yazıldığı, marka isminin yer almadığı belirtilmiştir." şeklinde olduğunu, rapora göre hüküm kurulmuş olmakla, bu haliyle infazda tereddüt yaşanacağını, kullanmadığı ispatlanmış olan örneğin panço bir mont türü değil midir? “panço, pelerin, parka, kaban, palto, pardesü, yağmurluk, rüzgarlık, anorak,” bunların hepsi kaban emtiası ile eşdeğer değil midir? Ya da kullanılmadığı ispatlanmış olan “hırka, süeter” emtiaları kazak ile eşdeğer değil midir? bu anlamda zaten geriye dönük 5 yıllık süre içerisinde aralıksız olarak dava konusu markanın kullanılmadığı hususu davalı ikrarı ile kabul edildiğini, 1996 yılından beri tescil edilmiş bir markanın 2020 yılına kadar faturalara yansımaması hayatın olağan akışına aykırı olmakla birlikte, vergi ve mali mevzuatı açısından akla bazı sorular getirdiğini, dava tarihinden geriye dönük 5 yıl süre ile etkin şekilde markanın kullanılmadığı kendi beyanları ile açık olmakla, incelenen defterler ile de teyitlenen şekilde Fire&lce markasının kullanılmama nedeniyle tüm sınıflar yönünde tescilinin iptali gerektiğini,

-Davalı yanca sunulan delillerin, gerekçe olarak gösterilen markaların tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerektiğini, ciddi biçimde kullanma olgusunu kanıtlayamamasına rağmen davanın kısmen reddi kararı hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın kullanımını ortaya somut bir şekilde koyması gerektiğini, gerek Kök Rapor gerekse Ek Rapor ile varılan tespitler ile hüküm kurulması mümkün değil iken bu raporlara göre hüküm kurulduğunu,

-Davalı firmanın dava konusu edilen markasının tescilli olduğu emtialar yönünden tek tek bir inceleme yapılmış olsa dahi 25. sınıfa dâhil “Kazak”, “Tişört”, “Sweat-Shirt” ve “Mont” emtialarında SMK m.9'un aradığı anlamda kullanımının mevcut olmaması nedeniyle rapora karşı itirazlarının yeni bir heyetten rapor ya da heyete eklenecek sektör bilirkişisi eklenerek 2. ek rapor ile yeniden değerlendirilmesi gerektiğini,

-Davalı firmanın dava tarihinden geriye dönük beş yıllık süreçte dava konusu markayı taşıdığı kesin ve net bir biçimde ispatlanabilmiş faturalar üzerinden, bu ürünlerin satış maliyetlerinin, net satışların ve brüt kâr marjının hesaplanarak, markanın ticari etki yaratacak şekilde kullanılıp kullanılmadığı açısından değerlendirilme yapılması gerektiğini, Davalı yanın hazır giyim sektörü için ürün ürettiği ve/veya ürün sağladığı, bu duruma ek olarak ilgili sektördeki ürün fiyatlarının çok düşük olduğu düşünüldüğünde Türkiye'nin bahse konu sektöründe yer edinebilmesi için davalının “...” ibaresine haiz yüzbinler hatta milyonlarca ürün üretmesi/ hizmet sunması ve/veya “...” ibareli ürünleri/hizmetleri piyasaya sürmesi gerektiğini, dava kapsamında sundukları örnek ürün ve etiket görselleri ile sair belgeler ile tarihsiz belgeler ile kullanım ispatının yerine getirilmediğini, ek raporda yer verilen şekli ile sektör bilirkişisinin de heyette olmaması nedeniyle bu rapora göre hüküm kurulduğundan aleyhe kısımların kaldırılması talep edildiğini. 25. Sınıfın neredeyse tamamında yer alan ürünleri kullanmazken, “Kazak”, “Tişört”, “Sweat-Shirt” ve “Mont” emtiasını etkin şekilde kullanmamasına rağmen kullanıldığına delalet edilmesi somut durumla örtüşmediğini, davalı tarafından sunulan delillerin, göstermelik kullanımdan (token use) öteye gidemeyecek deliller olduğunu, davalı marka kullanım zorunluluğundan kaçınmak adına bazı deliller sunmuş olsa da, bu deliller “gerçek kullanım (genuine use)” niteliği taşımadığını,

-Somut durumda hazır giyim sektöründeki 25. Sınıftaki emtialar yönünden satış miktarının düşük olduğunu, her ne kadar ihtisas mahkemesi sıfatı ile dosyaya bakılmış olsa da sektör bilirkişisi yerine geçerek inceleme yapılması mümkün olmadığını, Yargıtay, ciddi kullanımın varlığı incelenirken faturalara, fatura düzenlenen şirketin marka sahibiyle ilişkisi bulunup bulunmadığına, benzer ürün üreten işletmelerin boyutları ve cirolarına, yapılan ürün satış miktarı ve bedelinin markanın ciddi ve pazar payı yaratmaya elverişli olup olmadığına bakılması gerektiğini belirtmiş olduğunu, ek ve kök rapor içerisinde yer verilen dava konusu markaların kullanıldığı iddia edilen faturaların kanıt niteliği taşıdığı mütalaa edilmiş ise de bu belgelerin taraflarınca incelememesi nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığı gibi davalı yan tarafından 1996 yılında tescil edilmiş bir marka hakkında 2020 senesinden öncesine kadar fatura ibraz edemediği markanın kullanılmadığının kanıtladığı ve iptal şartlarının oluştuğu apaçık ortada olduğunu,

-Kök raporda yer alan şekli ile 2017 yılı ile 2022 yılları arasındaki ... markalı ürün satışları incelendiğinde 2017'den 2019'a kadar dava konusu markanın kullanıldığına dair hiçbir evrak sunamadığını ve bilirkişi 2020 yılı ve 2022 yılları arasındaki “...” markalı ürünlerin satışlarının.... ŞTİ.'nin 2020 yılındaki net satışları içindeki payı içinde 0.004 (Binde dört), 2021 yılındaki net satışları içindeki payı 0.01 (Yüzde bir) ve 2022 yılındaki net satışları içindeki payının ise tekrardan 0.01 (Yüzde bir) olarak hesapladığını, bütün bu ürün satış hesaplaması göz önüne alındığında son beş sene içinde 2 sene kullanımını ispat edememiş, ispat ettiği yıllar içinse satışların “sweat”, “t-shirt” ve “kazak” gibi tekstil firmaları için üretmesi basit ürünler olduğu ve bu ürünlerin satışların 3 sene içinde net satışların 0.001'i (binde bir) bile etmediği bu satışların dava konusu markayı kötü niyetle elinde tutmak amacıyla üretilebilmiş olduğu şüphesini uyandırdığını,

-Davalı tarafından düzenlenen faturaların toplam tutarlarının markanın ciddi kullanımını ispatlamaya yetmediği, ayrıca faturalarda, ilgili markanın şekli kullanımına ilişkin bilgiye rastlanamadığı, dolayısıyla da usulüne uygun kullanım sağlanamadığını, faturalarda atıfta bulunulan ürüne ait marka yer almadığı gibi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun'daki gibi bir kullanımı olsa dahi belirtilen meblağların dava konusu markaların ciddi kullanımını teşkil edecek derecede bir kullanım olmadığı açıklıkla ortada iken kısmen red kararının kaldırılması ve istinaf incelemesinin duruşmalı olarak gerçekleştirilmesi ve istinaf taleplerine ait yeniden sektör bilirkişisi eklenerek inceleme yapılması ve Dava konusu edilen markaların emtia listesinde yer alan ürünlerin 2020 senesinden önce hiçbir şekilde dava konusu markanın kullanımına ait bir belge sunamadığı dikkate alınarak SMK m. 9'da belirtilen kullanma biçimlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek markanın iptaline buna göre karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının "kısmi iptal kararı verilemeyeceği" ile ilgili istinaf dilekçesinde yer alan kısım; https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/623641 linkinde yer alan makaleden alındığını, markanın kısmen iptal edilmesi, daha ziyade kullanmama nedeniyle açılan iptal davalarında; markanın kullanılmayan sınıflar yönünden iptal edilmesi şeklinde ortaya çıktığını ancak elbette diğer iptal sebeplerinden hareketle de kısmî iptal kararı verilebildiğini, söz gelimi marka sahibinin davranışları sonucunda yanıltıcı hâle gelen bir markanın, sadece yanıltıcı hâle geldiği mal veya hizmetlerle sınırlı olarak iptalinin olanaklı olduğunu, davanın tümüyle kabulüne karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğun, bir malın, içerik maddesi ya da hammaddesiyle aynı markaya tescilli olması mümkün olup, markanın yalnızca ilgili mal üzerinde kullanılması, hammadde veya içerik maddeler açısından kullanıldığını göstermediğini, bu durumda hammadde veya içerik maddeler yönünden markanın kısmen iptali söz konusu olabildiğini, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalı adına tescilli 1996/... tescil nolu markanın tescilli olduğu 18/24/25. sınıftaki tüm emtialar yönünden kullanmama nedeniyle iptali taleplidir.

Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı markanın davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Taraf vekillerince deliller sunulduktan ve resen celbi gereken deliller de toplandıktan sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 26/07/2023 havale tarihli raporda sonuç olarak; davalının, dava konusu ... tescil numaralı markayı, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süreçte, tescilli olduğu “Kazak”, “Tişört”, “Sweat-Shirt” ve “Mont” emtialarında SMK m.9'un aradığı anlamda kullanımının mevcut olup, bu emtialar yönünden kullanılmama nedeniyle iptali şartlarının oluşmadığı yönünde kanaat oluştuğunu, dava konusu markanın, tescilli olduğu diğer emtialarda (elbise, pantolon, etek, ceket, gömlek, yelek, şort, bermuda, tayt, tulum, panço, pelerin, parka, kaban, palto, pardesü, yağmurluk, rüzgarlık, anorak, blujin, hırka, süeter, bluz, tunik, eşofiman, şapka, bere, kep, kaşkol, atkı, fular, şal, büstiyer, kravat, papyon, eldiven, çorap, mayo, pijama, atlet, külot, fanila, kaşkorse, jüpon, kombinezon, gecelik, sabahlık, babydol, lizöz, body, forma, tozluk, bileklik, baş bandı, mendil, kumaş, çantalar, kemer, cüzdan, ayakkabı, bot, çizme, terlik) kullanılmadığı tespit edilmiş olup, bu emtialar yönünden kullanılmama nedeniyle (kısmen) iptali şartlarının oluştuğunu bildirmiştir.

Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazları üzerine dosya tarafların itirazlarını karşılamak üzere önceki heyete tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 16/02/2024; Kök raporda davalı markasının kazak, tişört, sweat-shirt ve mont emtiaları yönünden kullanılmama nedeniyle iptali şartlarının oluşmadığı, tescilli olduğu diğer emtialar yönünden ise iptali şartlarının oluştuğu yönünde kanaat bildirdiklerini, markanın kullanılmama nedeniyle iptali davasına ilişkin temel esasların ışığında ve 25. sınıf emtiaların piyasasına ilişkin genel hayat bilgi ve tecrübeleri çerçevesinde kök raporda bildirilen kanaatini muhafaza ettiklerini, davalı itirazının değerlendirilmesi neticesinde de kök raporda yapılmış olan tespit ve değerlendirmeden dönülmesini gerektiren bir durum tespit edilmediğini bildirmiştir.

Marka sahibinin tescilli markasını fiilen tescil kapsamındaki tüm emtialarda kullanma yükümlülüğü söz konusudur. 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, düzenlenmiş olup, 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı kapsar. Söz konusu yasal düzenlemelerin amacı, markanın işlevine uygun şekilde tescilli olduğu tüm emtialarda kullanılması gerekliliğini sağlamak , marka sicilinin kullanılmayan markalarla işgal edilmesinin, marka ticareti ve stok yapılmasının önüne geçmektir. Buradaki 5 yıllık süre şartı, markanın 5 yıl boyunca kesintisiz kullanımının esas alınmasına ilişkin olmayıp, dava tarihinden önceki 5 yıl boyunca hiç kullanılmaması esasına ilişkin olduğundan, davacının bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı, 2020 yılından sonraki kullanımların da kullanım içinde değerlendirilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacı ve davalı tarafça rapora itirazlar sunulmuş ise de, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup, denetlenebilir olduğu, marka sahibinin tescilli markasını fiilen tescil kapsamındaki tüm emtialarda kullanma yükümlülüğü olduğunu, bilirkişi raporunda her bir emtia ayrı ayrı incelenerek raporun oluşturulduğu, davacının ürün çeşitliliği gözetilerek dava konusu markalı ürünlerin benzer emtialarda bulunduğu ileri sürülmüş ise de, fiilen tescil kapsamındaki tüm emtialarda kullanma yükümlülüğü bulunduğundan bu konudaki istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, davalı işletmesinin büyüklüğüne göre, davalının da tüm satışlar içindeki payı dava konusu ürünün yıllık ciro içerisindeki payı gözönüne alınarak pazar payı yaratacak yada pazar payını koruyacak kullanım olup olmadığı hususuna da açıklık getirilmiş olduğu, davalının kendi tescil sınıfında her bir emtia yönünden kullanma yükümlülüğü mevcut olup, iş bu dava kapsamında yalnızca ciddi kullanım olup olmadığının incelenmesi gerekmekle, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan malların menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde , elbise, pantolon, etek, ceket, gömlek, yelek, şort, bermuda, tayt, tulum, panço, pelerin, parka, kaban, palto, pardesü, yağmurluk, rüzgarlık, anorak, blujin, hırka, süeter, bluz, tunik, eşofiman, şapka, bere, kep, kaşkol, atkı, fular, şal, büstiyer, kravat, papyon, eldiven, çorap, mayo, pijama, atlet, külot, fanila, kaşkorse, jüpon, kombinezon, gecelik, sabahlık, babydol, lizöz, body, forma, tozluk, bileklik, baş bandı, mendil, kumaş, çantalar, kemer, cüzdan, ayakkabı, bot, çizme, terlik emtialarında kullanıldığı ispatlanamadığından, davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/926, K. 2026/1154, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-926-e-2026-1154-k-cea842476883