Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1800 E. 2026/1063 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1800
Karar No
2026/1063
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1800 Esas 2026/1063 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1800 KARAR NO : 2026/1063 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2021/316 Esas 2023/431Karar

DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/05/2021 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalıların müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davacıya borçlu olmadıklarını, asıl borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, kefalet sözleşmesinin geçerli koşullarının oluşmadığını, davacının alacakları içerisinde rehine alacaklarının da bulunduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden dolayı davacı bankanın takip tarihi itibariyle 4.772.352,62 TL asıl alacak, 98.230,82 TL işlemiş faiz, 4.911,55 TL BSMV ve 981,93 TL masraf olmak üzere toplam 4.876.477,02 TL alacağının bulunduğu, takiple dava tarihi arasındaki tahsilatların mahsubu sonucu son tahsilat tarihi olan 18/12/2018 tarihi itibariyle davacı bankanın alacağı 4.772.852,62 TL asıl alacak, 42.402,37-TL işlemiş faiz, 2.120,11 TL BSMV olmak üzere 4.816.875,11 TL olduğu, bu alacağın ödenmesinden davalıların sözleşmelere müteselsil kefaletleri nedeniyle sorumlu oldukları, müteselsil kefalet nedeniyle alacaklının borçluyu takip etmeden ve rehinli taşınmazı paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, dava tarihi itibariyle davacı bankanın yukarıda belirlenen miktarda takipte haklı olduğu kanaatine varılmakla nakdi alacağa yönelik davanın kısmen kabulüne, 18/12/2018 son ödeme tarihinden itibaren 4.772.352,62 TL asıl alacağın, 99.863,06 TL'lik kısmına %33, kalan kısma %57 oranında temerrüt faizi işletilmesine, alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 963.375,02 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, her ne kadar gayri nakdi alacağın depo edilmesi için dava açılmış ise de, genel kredi sözleşmesinde gayri nakdi alacağın depo edilmesinin kefillerden istenebileceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığından depo talebinin davalılar yönünden haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2018/14658 Esas sayılı dosyasında davalılar tarafından ödeme emrine yapılan itirazın 4.772.852,62 TL asıl alacak, 42.402,37 TL işlemiş faiz, 2.120,11 TL BSMV olmak üzere 4.816.875,11 TL alacak miktarı üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 18/12/2018 son ödeme tarihinden itibaren 4.772.352,62 TL asıl alacağın, 99.863,06 TL'lik kısmına %33, kalan kısma %57 oranında temerrüt faizi işletilmesine, itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 963.375,02 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının nakdi alacak yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacının gayri nakdi alacağa yönelik davasının reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlular hakkında yapılan takibin usul ve yasaya uygun olduğunu, alacak tutarları arasındaki farkın temel sebebinin banka ve bilirkişi tarafından dikkate alınan faiz oranlarının farklı olmasından kaynaklandığını, bankaca uygulanan faiz oranlarının sözleşme hükümlerine dayandığını, alacaklarının dayanağı ticari iş niteliğinde olup, faiz oranının tarafların serbest iradesi ile belirleneceğini, dava konusu kredi için TCMB'ye faiz oranlarının bildirildiğini, davalı kefillerin gayrinakit borçtan sorumlu olduğunu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi raporu düzenlenerek alacağın tespiti gerektiğini, takipten sonra asıl alacağa işletilecek temerrüt faiz oranının, takip tarihinde Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının (%38) sözleşme hükümleri gereğince %50 fazlası olan %57 şeklinde hükme bağlanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, davalıların dava dışı asıl borçlu ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davacıya borçlu olunmadığını, asıl borçlunun iflas ettiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların sözleşmelerde müteselsil kefil olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı, kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; dava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %57 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece hüküm altına alınan asıl alacağın 99.863,06 TL'lik kısmına %33, kalan kısıma %57 oranında faiz işletilmesine karar verilmiştir. İstinaf incelemesine konu karar ile hüküm altına alınan alacağın 99.863,06 TL'lik kısmı dışında kalan kısıma takip talebinde yer alan faiz oranı ile aynı oranda temerrüt faizi işletildiğinden 99.863,06 TL'lik kısma ilişkin hüküm altına alınan temerrüt faiz oranına ilişkin inceleme yapılmıştır. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin müşterinin borçlar tamamen ödeninceye kadar yükümlülükleri ve temerrüt hükümleri başlıklı 4.2.2. Maddesinde müşterinin temerrüdü halinde temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TCMB'ye bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda, bu oranların değişmesi halinde ise değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda bankadan temerrüt tarihinde benzer kredilere uygulanan faiz oranlarının talep edildiği ancak ibraz edilmediği belirtildikten sonra borcun 99.863,06 TL'lik kısmının KMH kredisinden kaynaklandığı, 5464 Sayılı Kanun gereğince temerrüt faiz oranının %33 olduğu tespit edildiği gibi davacının davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespitine ilişkin hesaplamalarında ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, 99.863,06 TL alacağın KMH kredisinden kaynaklandığı, yasa hükmü gözetilerek temerrüt faiz oranının tespiti gerektiği gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesi kefiller yönünden nakit alacağın dışında bir sorumluluk doğurduğundan bu hususta genel kredi sözleşmelerinde açık hüküm bulunması gerekmektedir. Genel kredi sözleşmelerinde müşterinin çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin hüküm, müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefiller hakkında da uygulanacağına yönelik bir atıf hükmü ile kefillerin de gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacaktır. Hal böyle olunca, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmelerinde davalı kefillerin çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmadığı, davalı kefillerin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu tutulamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/07/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1800, K. 2026/1063, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1800-e-2026-1063-k-619464ebfc1e