Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/867 E. 2026/757 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/867
- Karar No
- 2026/757
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/867 Esas
KARAR NO: 2026/757
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/12/2023
NUMARASI: 2018/65 E. - 2023/1089 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nın, ... ...’nda PVC cam sistemleri yapan ... isimli işyerinin sahibi olduğunu, ... A.Ş.'nin, ... Şubesi tarafından müvekkile hitaben, değişik tarihlerde gönderilen 27.09.2017, 19.10.2017, 15.11.2017, 15.11.2017, 22.11.2017, 07.12.2017 ve 15.12.2017 tarihli ihbar yazıları ile, alacaklısının ... A.Ş. olduğu vade ve tutarları bildirilen senetlerin ödenmesinin talep edildiği ancak senet suretlerinin yazı ekinde gönderilmediğini, İlgili ihbar yazıları ile tarafımıza bildirilen senet ve borç bilgileri aşağıdaki gibi olduğunu; Banka Yazı- alacaklı, Vade, Tutar, Tarihi 27.9.2017 ... A.Ş,
31.12.2017 5.000,00 TL, ...A.Ş, 31.12.2017, 20.000,00 TL, 19.10.2017,... A.Ş. 31.1.2018 20.000,00 TL
15.11.2017, ... A.Ş 28.2.2018 5.000,00 TL 15.11.2017, ... A.Ş 28.2.2018 20.000,00 TL... A.Ş
31.1.2018 5.000,00 TL 22.11.2017 ... A.Ş 28.2.2018 15.000,00 TL7.12.2017... A.Ş 30.4.2018 20.000,00 TL... A.Ş 31.3.2018 20.000,00 TL ... A.Ş 30.4.2018 10.000,00 TL... A.Ş 31.3.2018 10.000,00 TL15.12.2017 ... A.Ş 31.5.2018 20.000,00 TL ... A.Ş 31.5.2018 10.000,00 TL
Müvekkili ile ... A.Ş şirketi arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, yine bu şirkete karşı hiçbir borcu da bulunmadığını, yukarıda bilgileri yer alan senetlerin müvekkil tarafından düzenlenmediğini, müvekkilin bu senetleri görmediğini, bu senetlerin varlıklarından banka yazıları ile haberdar olunduğunu, bu nedenle taraflarınca.... Noterliği’nin 26.12.2017 tarih... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, senetlere, senet altındaki imzalara, senet içeriğine itiraz edildiğini, ancak, T.C. ... ... şubesi tarafından, 31.12.2017 vadeli senetlerin ihtara rağmen ödenmediğinden bahisle, müvekkile karşı .... Noterliği’nin 04.01.2018 ... yevmiye numaralı ödememe protestosu ve .... Noterliği’ nin 04.01.2018 ...yevmiye numaralı ödememe protestosunun çekildiğini, Protesto evraklarında yer alan senet bilgilerinde, keşideci müvekkil ..., lehtar ise .... Şti. olarak görülmektedir. .... Şti’nin tam unvanı, ...Şti olup, ... (... A.Ş ) şirketinin bayisi ve müvekkilin mal aldığı firma olduğunu, müvekkilin, yukarıda bilgileri yer alan kambiyo senetlerinden hiç birisini düzenlenemediğini, bu senetlerdeki imzaların müvekkile ait olmadığını, müvekkilin, .... Şirketine bu senetler sebebi ile hiçbir borcu bulunmadığını, açıklamış olunduğu üzere, şu ana kadar bildiğimiz 13 adet imzası müvekkile ait olmayan sahte senet tanzim edildiği ve ...şirketi tarafından ciro yoluyla vadesinden önce ...şirketine devredilerek kullanıldığını, bu bonoların toplam bedeli 180.000 TL olduğunu, senetlerin sahte olarak düzenlendiğini, senetlerdeki imzaların müvekkile ait olmadığını, yapılacak imza incelemesi ile ortaya çıkacağını, taraflarınca sahte senetler sebebi ile resmi evrakta sahtecilik suçundan, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda da bulunulduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki kambiyo senetleri, sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli belge olduğundan, müvekkil icra tehdidi altında olduğunu,
Senetlerin protesto edilmesi, yine protesto edilen senetlerin Merkez Bankasına bildirilmesi ve bültende yayınlanması ile, bankalar nezdindeki kredi notu düşmekte ve ticari itibarı da zedelendiğini, müvekkil mağdur durumda olduğunu, iş bu davayı açmada hukuki menfaati olduğunu, bu sebeplerle sayın mahkemeniz nezdinde dava açma ve ihtiyati tedbir talep etme zorunluluğu doğduğunu, açıklanan olduğumuz üzere müvekkil keşide etmediği, sahte bonolar sebebi ile icra tehdidi altında olduğunu, ayrıca senetlerin tamamı ...- ... Gebze şubesine tahsil için verilmişolduğundan, vadesi geçince protesto edilmektedir.
Senetlerin "icra takibine konu yapılmaması", "protesto çekilmemesi", "çekilen protestoların T.C. Merkez Bankasına Bildirilmemesi" için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklamış olunan sebeplerle, fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalılardan ...Şti' nin lehtarı ve ... A.Ş'nin ciro ile senetleri devralan son hamili olduğu, 31.12.2017 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 31.12.2017 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli, 31.1.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,28.2.2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 28.2.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,31.1.2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,28.2.2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, 30.4.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli, 31.3.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli, 30.4.2018vade tarihli 10.000,00 TL bedelli,31.3.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, 31.5.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli, 31.5.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, 13 adet kambiyo senedinden dolayı, senetlerdeki imzaların davacıya ait olmaması sebebi ile davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, senetlerin iptalini, her bir senet için "icra takibine konu yapılmaması, "protesto çekilmemesi", "çekilen protestoların T.C. Merkez Bankasına Bildirilmemesi" için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından keşide edilerek diğer davalı ... Şti.’ne verilen; ... senet numaralı, 31.12.2017 vadeli, 5.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 31.12.2017 vadeli, 20.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 31.01.2018 vadeli, 20.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 28.02.2018 vadeli, 5.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 28.02.2018 vadeli, 20.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 31.01.2018 vadeli, 5.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 28.02.2018 vadeli, 15.000,00 TL bedelli, ...senet numaralı, 30.04.2018 vadeli, 20.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 31.03.2018 vadeli, 20.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 30.04.2018 vadeli, 10.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 31.03.2018 vadeli, 10.000,00 TL bedelli, ... senet numaralı, 31.05.2018 vadeli, 20.000,00 TL bedelli ve ... senet numaralı, 31.05.2018 vadeli, 10.000,00 TL bedelli senetlerin, davacı tarafından keşide edilmemiş olması sebebiyle bu senetlere ilişkin borcun mevcut olmadığı iddiasıyla huzurdaki dava ikame edilmiş ise de bu iddiaların somut gerçeklerden yoksun olduğunu, davacının dava konusu senetlerle aynı tarihte girişi yapılmış olan 30.11.2017 ve 31.10.2017 tarihli ve 20.000,00 tl bedelli iki senedi ödemesine rağmen huzurdaki davayı açmasının kötüniyetli ve çelişkili olduğunu, davacının dava konusu yaptığı senetlerin müvekkil şirket kayıtlarına 09.03.2017 tarihinde girdiğini ancak diğer davalı tarafından taraflarınca ciro edilerek, dava konusu senetlerle aynı tarihte müvekkil şirkete girişi yapılan 31.10.2017 vade tarihli 20.000,00 tl bedelli ve 30.11.2017 vade tarihli 20.000,00 tl bedelli 2 adet senetin, dava konusu senetlerle aynı imzaya ve aynı yazı karakterine sahip olup ödendiğini, 31.10.2017 tarihli senetin 1.11.2017 tarihinde ... ... şubesi'nden, 30.11.2017 tarihli senet ise 04.12.2017 tarihinde ... ... ... şubesi'nden ödendiğini, dolayısıyla davacının kötüniyetli olarak işbu davayı ikame ederek senetleri ödemek istemediğini, zira davacının tarafımızla doğrudan bir ticari ilişkisi bulunmadığını, yani direkt olarak ticari ilişkilerinin olmadığını, davacının diğer davalı şirkete işbu senetleri keşide ederek verdiğini ve işbu senetlerin müvekkil şirkete diğer davalı .... şti. tarafından ciro edilerek verildiğini, ancak davacının kendi el yazısıyla yazdığı senetlerden 31.10.2017 vade tarihli 20.000,00 tl bedelli ve 30.11.2017 vade tarihli 20.000,00 tl bedelli 2 adet senedi ödemesi fakat kalan senetler için dava açmasının açıkça kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla davacının bu çelişkili iddialarının kabulünün mümkün bulunmadığını, ... ... şubesi'ne ve ... ... .... şubesi'ne müzekkere yazılarak ödenen senetlerin görüntüsü ve diğer tüm bilgilerinin celbini, iyiniyetli hamil konumunda olan müvekkil şirkete huzurdaki davanın yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu senetlerin davacı tarafından diğer davalı şirket lehine keşide edildiğini, diğer davalı şirket ile müvekkil şirket arasında ise bayilik ilişkisi değil yetkili satıcılık ilişkisinin mevcut olduğunu, bu kapsamda diğer davalı şirketin müvekkil şirketle arasında herhangi bir organik veya hukuki bağ bulunmadığını, diğer davalı şirket müvekkil şirketten satın aldığı mallar karşılığında dava konusu senetleri ödeme aracı olarak kullandığını ve bu senetleri müvekkil şirkete ciro ettiğini, kambiyo senetleri sebepten soyut olduğundan, davacının müvekkil şirketle ticari ilişkisi olup olmadığı ya da müvekkil şirkete borcu olup olmadığı hususları müvekkil şirketi ilgilendirmeyeceğini, nitekim tacir sıfatına sahip davacının keşide ettiği senetlerin ciro yoluyla 3. kişilere devredileceğini ve bu 3. kişilerin hamil sıfatıyla anılan senetlerin tahsilini isteyebileceğini bilmesi gerektiğini, özetle davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, mahkememizin de takdir edeceği üzere, kambiyo senedi niteliğinde olan bu senetlerin ticari hayatın sürekliliğinin sağlanmasında kuvvetli bir etkisinin mevcut olduğunu, .bu bağlamda müvekkil şirketin, iyiniyetli hamil olarak yer aldığı ciro zincirinde, ciro edilen senetlerin imzalarının, keşidecinin ya da cirantaların huzurunda atılıp atılmadığına yönelik inceleme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkil şirketin bu hususta basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yargıtay’ın da yerleşik görüşünün de bu yönde olduğunu, kaldı ki; ticari hayatta aktif rol oynayan kıymetli evraklardan olan senetlerin iyiniyetli hamillerin elinde olması hayatın olağan akışı içerisindedir ve davacının işbu davasını müvekkil şirkete yöneltmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının kötüniyetli imza itirazına ilişkin, çalıştığı tüm bankalara ve resmi kurumlara müzekkere yazılarak davacının eski ve yeni imza ve yazı örneklerinin toplanması ve senet üzerindeki imza ile yazı örneklerinin incelenmesi gerektiğini, davacı yanın her ne kadar dava konusu senetleri görmediğini ve senet üzerindeki imzaların kendisi tarafından atılmadığını iddia etmişse de bu iddiaların asılsız olduğunu,
davacının aynı tarihte ve aynı yazı karakterine sahip 30.11.2017 tarihli 20.000 TL bedelli ve 31.10.2017 tarihli 20.000 TL bedelli 2 adet senedi ödediğini, davacının bu iki senedi ödeyip diğer senetleri inkar etmesi kötüniyetli olduğunu, bu aşamada davacının çalıştığı tüm bankalardan ve resmi kurumlardan eski tarihli ve yeni tarihli imza örneklerinin celbini, zira davacı dava konusu senetleri ödememek için bu yola başvurduğunu, davacı tarafından keşide edilen senetlerdeki imzaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti için mümkün olan en fazla sayıda imza örneğine ihtiyaç duyulduğunu, davacının bankalardaki ve imza örneklerinin mevcut olduğu resmi kurumlardaki tüm imza örneklerinin toplanarak senet üzerindeki imza ve yazı ile mukayese edilmesini, davacının kendisinin mahkemeniz huzurunda imza ve yazı örneklerinin alınmasını ve akabinde alanında uzman bir grafoloji uzmanına dosyanın gönderilmesini, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve re’sen incelenecek hususlara binaen ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; öncelikle davacının çalıştığı tüm bankalardan ve ilgili resmi kurumlardan imza ve yazı örneklerinin toplanmasını, davacıya ait imza ve yazı örneklerinin alınmasına ve yapılacak bilirkişi incelemesiyle birlikte davacının haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli davasının reddini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacının davalılardan .... Şti.'nin lehtarı ve ... A.Ş'nin son hamili olduğu,
31/12/2017 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,
31.12.2017 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
31.01.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
28.02.2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,
31.01.2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,
28.02.2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli,
30.04.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
31.03.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
30.04.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli,
31.03.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli,
31.05.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
31.05.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli bonolardan BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-28.02.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli bono yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; imza itirazına dayalı menfi tespit ve senet iptali davasında yerel mahkemece 13 senetten 12’si yönünden kabul, bir senet yönünden ise red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirttiğini, dava konusu senetlerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını ve varlığından ancak banka ihbarnameleriyle haberdar olunduğunu savunduğunu, reddine karar verilen 20.000,00 TL bedelli senedin davalı tarafça dosyaya sunulmadığını, senedin akıbetinin banka kayıtlarıyla davalı yedinde olduğunun sabit olduğunu ve senet aslının ibraz edilmemesinin davanın kabulü gerektirdiğine dair Yargıtay içtihatlarını sunduğunu, davalının dava açıldıktan iki yıl sonra zayi davası açmasının kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu ve en kötü ihtimalle davanın konusuz kaldığına karar verilmesi gerekirken aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu vurguladığını, ayrıca beş yıl süren yargılama boyunca dosyada tutulan teminatın nemalandırılma -masının ve iadesine karar verilmemesinin müvekkili mağdur ettiğini ileri sürerek; yerel mahkeme kararının reddedilen senet ve yargılama giderleri yönünden kaldırılmasını, senedin kabulünü veya konusuz kaldığının tespitini, teminatın ise nemalandırılarak iadesini talep ettiğini bildirmiştir.
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/65 E. ve 2023/1089 K. sayılı kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep ederek, davacının imza itirazında bulunduğu senetlerle aynı dönemde ciro edilen ve aynı karakterdeki iki adet senedi sorunsuz ödediğini, bu durumun davacının kötü niyetli ve çelişkili olduğunu gösterdiğini, yerel mahkemenin bu kötü niyet iddiasını hiç değerlendirmediğini, müvekkili şirketin senetleri yetkili satıcılık ilişkisi kapsamında ciro yoluyla devralan iyi niyetli hamil konumunda bulunduğunu, kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereği imza inceleme yükümlülüğünün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmektedir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili , toplam 13 adet bonoda yer alan keşideci imzalarının müvekkiline ait olmadığını, bu bonoları düzenlemediğini, ...ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, ve bu bonolar nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı ...vekili, dava konusu 13 senedin davacı tarafından keşide edilerek diğer davalı .... Şti.’ne verildiğini, bu senetlerin ...tarafından ciro edilerek müvekkiline devredildiğini, davacının bu senetleri keşide etmediği yönündeki iddiasının gerçek dışı olduğunu savunmuştur.
Dava konusu, 13 adet bononun tamamında keşideci olarak davacı ..., lehtar olarak .... Şti., son hamil olarak da ... A.Ş.yer aldığı , bonoların 31.12.2017 vadeli 5.000 TL ve 20.000 TL, 31.01.2018 vadeli 20.000 TL ve 5.000 TL, 28.02.2018 vadeli 5.000 TL, 20.000 TL ve 15.000 TL, 31.03.2018 vadeli 20.000 TL ve 10.000 TL, 30.04.2018 vadeli 20.000 TL ve 10.000 TL, 31.05.2018 vadeli 20.000 TL ve 10.000 TL bedelli olduğu görülmektedir.
Adli Tıp Kurumu’nun 02.06.2023 tarihli raporunda, inceleme konusu senetlerdeki borçlu imzaları ile ...’nın mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönlerinden farklılık saptandığı, bu nedenle söz konusu imzaların ...’nın eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiştir.28.02.2018 vadeli 20.000 TL bedelli bono temin edilemediğinden imza incelemesi yapılamamıştır.
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/1223 soruşturma sayılı dosyasında, borçlusu .../..., alacaklısı .... Şti. olan senetlerde yaptırılan incelemede senetteki imza ve yazıların davacının eli ürünü olmadığı yönünde rapor sunulmuştur.
Mahkemece, dava konusu senetlerdeki keşideci imzalarının davacıya ait olmadığı gerekçesi ile 12 adet bono yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, temin edilemeyen 28.02.2018 vadeli 20.000 TL bedelli bono yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ...A.Ş. Vekili ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İmzanın aidiyeti ancak senet aslı üzerinde inceleme yapılarak tespit edilebileceğinden , senet aslının ibraz edilmemesinin sonucu imzanın borçluya ait olduğu yönündeki ispat külfetinin yerine getirilmediği sonucunu doğurur.
Somut dosyada, dava konusu 12 adet bonoda imza incelemesi yapılmış , ibraz olunan ATK raporunda bonolardaki keşideci imzalarının davacı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bu rapora itibar edilerek, temin edilen bonolar yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davalı tarafın, davacının aynı mahiyette başka senetleri ödemiş olduğu, bu nedenle eldeki senetler yönünden imza inkârında bulunamayacağı ve iyi niyetli hamil konumunda bulunduğu yönündeki istinaf itirazları ise imza inkârı, mutlak defi niteliğinde olup, borçlunun başka senetlere ilişkin ödemede bulunmuş olması işbu davaya konu senetlerdeki imzaya itiraz etmesine engel teşkil etmeyeceğinden, yine hamilin iyiniyetli olması veya temel ilişkiden doğan bir alacağın bulunması da borçluya ait olmayan imzayı geçerli hâle getirmeyeceğinden mahkemenin kabul hükmüne yönelen bu istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalı vekilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik istinaf itirazları da , davanın kabulüne karar verilmesi karşısında, HMK m.326 uyarınca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin haksız çıkan davalı üzerinde bırakılması gerektiği , açılan davayı kabul etmeyen davalının aleyhine sonuçlanan davada iyi niyetli hamil olduğu yönündeki savunmasının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği sonucuna etkili olmadığından yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan, mahkemece dava konusu 28.02.2018 vadeli 20.000 TL bedelli bono yönünden, senet aslının dosyaya ibraz edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, takip dayanağı senet aslını ibraz ederek imzanın borçluya ait olduğunu ispat etmek yükümlülüğü davalı alacaklıya aittir. Senet aslı ibraz edilmediği ve bu nedenle imza incelemesi yapılamadığı durumda, davalının ispat yükünü yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğinden senet aslı temin edilemeyen bono yönünden de menfi tespit talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin, reddedilen bono yönünden istinaf sebepleri yerindedir.
Diğer yandan davacının teminatın nemalandırması talebinin yasal dayanağı bulunmadığından reddine, teminatın iadesi talebinin ise, HMK 392/2 maddesindeki asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir düzenlemesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bu açıklamalara göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında, dava konusu tüm bonolar yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
3-İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../12/2023 tarih, 2018/... E. 2023/.. K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
-Davanın KABULÜ ile,
-Davacının davalılardan .... Şti.'nin lehtarı ve ... A.Ş'nin son hamili olduğu,
31/12/2017 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,
31.12.2017 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
31.01.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
28.02.2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,
31.01.2018 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli,
28.02.2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli,
30.04.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
31.03.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
30.04.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli,
31.03.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli,
31.05.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli,
31.05.2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli
28.02.2018 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli bonolardan davalılara BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Davacının teminatın nemalandırması ve iadesi talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.295,80 TL karar harcından peşin alınan 3.073,95 TL'nin mahsubu ile 9.221,95 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 3.073,95 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 4.945,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 8.060,05 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.295,80-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.732,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.563,40-TL harcın davalı ...'ten tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 215,45 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.384,85 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/ç-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026