Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/832 E. 2026/987 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/832
Karar No
2026/987
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/832 Esas

KARAR NO: 2026/987

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 05/03/2024

NUMARASI: 2022/129 E. - 2024/56 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1984 yılından bu yana her hürlü profil dizaynı ve üretimi yapmakta olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu ... profil imalatı ile kullanmakta olduğu ... Anonim Şirketi markasını tanınmış hale getirdiğini, bu anlamda müvekkilinin TPMK nezdinde birçok marka tescilinin bulunduğunu, rekabetin oldukça fazla olduğu ... sektöründe davalının müvekkili ile birebir aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve aynı müşteri kitlesine hitap eden ".... Şti" ticaret unvanlı bir şirket olduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının ticari unvanının ayırt edici kısmının müvekkilinin tescilli markası ile korunan ibare olmasının ve sektörde, müşteriler nezdinde iltibasa neden olduğunu, davalının bu şekildeki kullanımlarını sonlandırması amacıyla müvekkili tarafından noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğini ancak davalının bu ihtara cevap vermeyerek söz konusu faaliyetlere devam ettiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini de iddia ederek, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kurucusu olduğu firmanın 2014 yılından itibaren aktif bir şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin tam sekiz yılı şakın süredir aktif bir şekilde ... üreticisi olarak çevresindeklier tarafından saygı gören ve bilinen bir işletme olduğunu, müvekkiline ait olan marka ile davacı markasının yazı karakterleri, renkleri ve logo örnekleri itibarıyla tamamen farklı olduğunu, markaların bütünsel imajları göz önüne alındığında müvekkili markası ile davacı markasının karıştırılmasının mümkün olmadığının açıkça anlaşılacağını, davacının ticaret unvanında yer alan ve aynı zamanda tescilli markası olan ibare "... ..." iken müvekkili şirketin unvanında yer alan ibare "... ..." olup, anlaşılabilir derecede farklı olduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin aynı firma olabileceğini ya da olduğunu çağrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit bulunmadığını, "..." ibaresinin müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektör olan ... Sanayinin birleştirilmesi ve kısaltması ile oluşturulduğunu, müvekkili markası ile davalı markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığını, davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının sessiz kalma yoluyla hak kaybı(hak düşürücü süre) nedeniyle REDDİNE," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ticaret unvanından "..." ibaresinin silinmesi, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulması ile maddi tazminat ödenmesi talebiyle açtığı davada yerel mahkemenin tecavüzü kabul etmesine rağmen davanın sessiz kalma yoluyla hak düşürücü süreden reddine karar verdiğini, ancak bu kararın kanuna ve dosyadaki delillere aykırı olduğunu, çünkü davalının ilk kurulduğunda farklı bir unvanla ve farklı bir sektörde faaliyet gösterdiğini, asıl iltibas ve tecavüzün davalının unvanını 2017 yılında "..." sektörünü kapsayacak şekilde değiştirmesi ve internet sitesini açmasıyla başladığını, davacının ise bu tarihten itibaren beş yıllık süre dolmadan ihtarname göndererek ve marka başvurularına itiraz ederek sessiz kalmadığını açıkça ortaya koyduğunu, mahkemenin süre hesabında pandemi dönemindeki durma sürelerini ve arabuluculukta geçen zamanı hiç hesaba katmadığını, otuz yedi yıldır ... profil sektöründe "... ..." olarak tanınan davacının emeğinin, davalının kasti ve fırsatçı tesciliyle sömürüldüğünü, "..." ve "..." ibarelerinin görsel ve işitsel olarak birbirine çok benzediğini ve internet aramalarında tüketicinin yanılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalının davacının tanınmışlığından haksız kazanç sağladığını ve bu kötü niyetli kullanımın ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin verdiği kararın yerinde olduğunu, davacının aslında uzun süre hareketsiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkili olan şirketin markası ile davacının markasının yazı karakterleri, renkleri ve logoları bakımından tamamen farklı olduğunu, bilirkişi raporlarında da internet siteleri arasında hiçbir benzerlik bulunmadığının ve aynı görsellerin kullanılmadığının açıkça ispat edildiğini, davacının "..." markasının "demir" ve "sanayi anonim şirketi" gibi sektörde herkesin kullandığı sıradan kelimelerin birleşmesinden oluştuğu için zayıf bir marka olduğunu, bu yüzden başkalarının benzer kullanımlarına katlanmak zorunda olduğunu, ayrıca bu sektördeki müşterilerin sıradan insanlar değil ne aldığını bilen nitelikli tacirler olması sebebiyle iki firmayı birbirine karıştırmalarının imkansız olduğunu, mahkemenin verdiği kararın usule uygun olduğunu belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, kaldırılması, ticaret unvanının terkini ve maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin 1984 yılından beri ... profil üretimi yaptığını, “...” ibaresini içeren markalarının TPMK nezdinde tescilli olduğunu ve sektörde tanınmış hale geldiğini, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve “... ... .... Şti.” unvanını kullanarak iltibasa yol açtığını ileri sürerek ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinini, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve 10.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin 2014 yılından beri faaliyet gösterdiğini, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, “... ...” ile “... ...” ibarelerinin ayırt edilebilir olduğunu, “...” ibaresinin demir sanayinin kısaltması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

31/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin “... ...” ibaresini ticaret unvanı sınırlarını aşacak şekilde markasal kullanım niteliğinde kullandığı, davacıya ait “...” ibareli markalar ile davalı kullanımının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı ve bu nedenle iltibas tehlikesi oluşturduğu, davalı kullanımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, unvan terkini şartlarının oluştuğu ancak sessiz kalma suretiyle hak kaybının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. 25/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ise; aynı görüş muhafa edilmiş, davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığından tazminat hesabının yapılamadığı belirtilmiştir.

Mahkemece, davacının marka ve ticaret unvanı bakımından öncelik hakkına sahip olduğunu, davalının kullanımının markasal nitelik taşıdığını ve iltibas oluşturduğu ancak davacının davalı kullanımını uzun süre bilmesine rağmen dava açmayarak sessiz kaldığı, bu nedenle TMK m.2 kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir .Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır.

Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.(bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı).

Dosya kapsamı, ticaret sicil kayıtları, marka başvuruları, ihtarname ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin ticaret unvanının ilk olarak 13.03.2014 tarihinde “.... Şti.” unvanı ile kurulduğu, 02.07.2014 tarihinde “... ... Limited Şirketi” unvanını aldığı ve nihayet 14.04.2017 tarihinde “... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” unvanına dönüştüğü anlaşılmaktadır. Davacı adına ..., ..., ... ve ... tescil numaralı “...” ibareli markaların 06-17-19-35 sınıflarda tescilli olduğu, davacı şirketin 04.11.1983 tarihinde kurulduğu meslek grubunun 56 demir dışı metaller olduğu, davalı ... ... . Şti ise 13/03/2014 tarihinde ticaret siciline 56 demir dışı metaller meslek grubunda tescil edildiği, davalının ....com ibareli alan adını Mart 2017 yılında aldığı , bilirkişilerce tespit edilen ... ... şeklindeki markasal kullanımların da 14.04.2017 tarihli unvan değişikliği sonrasında gerçekleştiği görülmektedir.

Tarafların faaliyet alanları incelendiğinde, davacının kuruluşundan itibaren ... profil üretimi alanında faaliyet gösterdiği, davalının ise özellikle 14.04.2017 tarihli unvan değişikliği ile “...” ibaresini unvanına ekleyerek davacı ile aynı faaliyet alanında ve aynı müşteri kitlesine hitap ettiği, bu nedenl tecavüz iddiasına konu kullanımın başladığı tarihin 14.04.2017 olarak dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. Somut olayda davalı tarafça “... ...” ibaresi için aynı/benzer sınıflarda yapılan ... ve ...sayılı marka başvurularına davacı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmiş ve bu başvuruların tescil edilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca davalının marka başvuruları reddedilmesine rağmen aynı ibareyi kullanmaya devam etmesi üzerine davacı tarafından davalıya .... Noterliği’nin 22.12.2021 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği görülmektedir.

Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının Nisan 2017 tarihli unvan değişikliği sonrası başlayan markasal kullanımlarına davacı tarafça gerek 2020 tarihli marka başvurularında gerekse markasal kullanımlara 2021 tarihli ihtar yoluyla karşı çıkıldığı ve makul süre içinde dava açıldığı ,ayrıca sessiz kalma yolu ile hak kaybının ancak iyi niyetli bir şekilde gerçekleşen kullanımlarda söz konusu olabileceği somut olayda ise davalının benzerlik nedeniyle marka başvuruları reddedildiği halde bu ibareyi kullanmaya sürdürmesinin iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı , kötüniyet halinde ise sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olmayacağı tüm bu nedenlerle davacının markasal kullanıma ve ticaret unvanına sessiz kaldığından söz edilemeyeceği sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacının önceki tarihli “...” ibareli markalarının bulunduğu, davalının ise “... ...” ibaresini ön plana çıkararak markasal biçimde kullandığı, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri ve işaretler arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik birlikte değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve davalının kullanımının, 6769 sayılı SMK’nın 7/3-e ve 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır.

Ayrıca davalı tarafından “...” ibaresinin ticaret unvanında ayırt edici unsur olarak kullanılması ve bu kullanımın davacının önceki tarihli ticaret unvanı ile iltibasa sebebiyet vermesi karşısında, 6102 sayılı TTK’nın 52. maddesi uyarınca bu ibarenin davalının ticaret unvandan terkini koşullarının mevcut olduğu görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı ve davacının tazminat talebi bulunduğu, bu talebin esasa girilerek değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih, 2022/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/832, K. 2026/987, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-832-e-2026-987-k-a26f73d814f9