Diğer ·

2024/143 E. 2026/156 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/143
Karar No
2026/156
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/143 KARAR NO : 2026/156

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2024 KARAR TARİHİ : 10/07/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vekil eden şirket ...A.Ş. (...), 1971 yılında kurulmuş olup, hem Türkiye'de hem de dünya genelinde geniş tanınırlığa sahip bir marka olduğunu, şirket, 04.06.1992 tarihinden itibaren ... Ticaret Odası'na “... A.Ş.” unvanıyla kayıtlı olarak faaliyet göstermiş, 27.08.2019 tarihinde unvanını “... A.Ş.” olarak değiştirdiğini,..., ... sektörünün öncülerinden olup, dünya lüks perakende sektöründe de önde gelen markalar arasında yer aldığını, 1400'ün üzerinde dünya markasını bünyesinde barındıran ..., kendi koleksiyonlarıyla da alanında en iyiler arasında gösterilmektedir. Müşteri memnuniyeti ve hizmet anlayışıyla farklı sektörlere de örnek teşkil ettiğini, ... markası, TÜRKPATENT nezdinde ... numara ile “tanınmış marka” olarak tescil edildiğini, ve özel koruma kapsamında olduğunu, Marka, Türkpatent'in özel korunan markalar veri tabanında da yer aldığını, vekil eden şirketin adına tescilli veya başvuru aşamasında olan yaklaşık 266 adet marka bulunduğunu, bu markaların büyük bölümü “...” ibaresini taşımakta olup, ...'in sunduğu çeşitli mal ve hizmetlerin “...” seri markası altında toplandığını, ...'in markaları, .... Nice sınıflarında yer alan çok sayıda gıda ve içecek ürününü kapsadığını, bu sınıflar, et ve süt ürünlerinden pastacılık mamullerine, içeceklere ve yiyecek hizmetlerine kadar geniş bir ürün yelpazesini içerdiğini, Ticaret sicil sorgulaması sonucunda, “...” unvanlı bir şirketin ticaret unvanında “...” ibaresini esas unsur olarak kullandığı tespit edilmiştir. Bu durum, tanınmış markanın ticaret unvanı olarak izinsiz biçimde kullanıldığı anlamına geldiğini, Davalı şirket, 03.11.2022 tarihinde, “... ŞİRKET” unvanlı ticaret unvanını sicile kaydettiğini, yukarıda yer verilen MERSİS kaydından da anlaşılmakta olduğu üzere davalı şirket, Şirket'in tescilli ve tanınmış markası ve aynı zamanda 1971 yılından bu yana tescilli olan ticaret unvanın esaslı unsuru olan “...” ibaresini, gerek ticaret unvanında gerekse de Vekil Eden Şirket'in markalarının tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlere yönelik ticari faaliyetlerinde izinsiz suretle kullanmakta olup, ... markasının tanınmışlığından haksız suretle kendi lehine menfaat sağlamayı amaçladığını. ...” unvanında yer alan “...” ibaresi, tüketici nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali yaratmakta olup, Vekil Eden Şirket'in tanınmış markasından haksız yararlanma ve ticari itibardan faydalanma amacı taşıdığını, Davalının, Vekil Eden Şirket ile özdeş nitelikteki “...” ibaresini ticaret unvanı olarak kullanması; Türk Ticaret Kanunu'nun 50, 52, 53 ve 56. maddeleri uyarınca ticaret unvanına tecavüz niteliğinde olduğunu, Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. ve 29. maddeleri kapsamında da marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7. maddesi, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğunu düzenlemekte; tanınmış markanın itibarından haksız yarar sağlayan veya itibarına zarar verecek nitelikteki her türlü kullanımın yasaklanabileceğini öngördüğünü, aynı maddenin 3. fıkrasında, işaretin ticaret unvanı olarak kullanılması da bu kapsama alındığını, SMK'nın29. maddesi uyarınca, markanın marka sahibinin izni olmaksızın ticari alanda kullanılması marka hakkına tecavüz sayılmaktadır. Davalı tarafın, “...” unvanında “...” ibaresini asli unsur olarak kullanması, SMK 7/2-c ve 7/3-e hükümleri kapsamında açıkça marka hakkı ihlali olduğunu, davalının “...” ibaresini ticaret unvanında esas unsur olarak kullanması, Vekil Eden Şirket'in tescilli ve tanınmış markasının itibarına zarar verme ve haksız yarar sağlama sonucunu doğurmakta olup, marka hakkına açık tecavüz niteliğinde olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi, ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanılması hâlinde hak sahibine; tecavüzün tespiti, yasaklanması, haksız unvanın değiştirilmesi veya silinmesi ve zarar varsa tazminat talep etme hakkı tanıdığını, bu kapsamda, davalı şirketin ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan “...” ibaresi, vekil eden şirketin unvanı ve markasıyla iltibas yaratmakta, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde Vekil Eden Şirket'in tanınmışlığından haksız yarar sağlama amacını .. 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin...E.,... K. sayılı 26.06.2024 tarihli kararında da benzer durumda, ticaret unvanındaki “...” ibaresinin silinmesine ve kullanımının yasaklanmasına hükmedilmiştir.Bu nedenlerle, davalının ticaret unvanındaki “...” ibaresinin kaldırılması, unvanın Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde silinmesi, ayrıca kararın yüksek tirajlı üç gazetede ilan yoluyla duyurulması talep edilmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak cevap verilmediği anlaşılmıştır. II.DELİLLER TPMK'dan ... sayılı ''...'' başvuru numaralı marka tescil dosyasına ilişkin, tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretleri celp edilmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 24/03/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; davacının davaya konu tescilli ... ibareli markalarının ve ayrıca tanınmış markasının davalının ticaret unvanındaki asıl unsur olan ... ibaresi ile aynı olup, mal veya hizmet ile tüketir kitlesi arasında bağlantı kurulması, davacı markasının fonksiyonlarına zarar verilme durumunun söz konusu olması dikkate alındığında kaydıyla SMK 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 7/3-e maddesi gereğince davacıya ait marka hakkına tecavüz nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; davalının, davacının ''...'' ibareli tescilli markalarına tecavüz teşkil eden eyleminin olup olmadığı, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkini ile kararın ilanı istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığına ilişkindir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenleyen SMK'nın 29/1(a) hükmü ile marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın da marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmiştir. SMK'nın 7/2 (b) hükmü ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının önlenmesini izni alınmayan hak sahibinin isteyebileceği, 7/3(e) hükmü ile de işaretin ticaret alanında ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının da ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabileceği düzenlenmiştir. (Yargıtay 11. H.D. ...E., ...K. Ve 26.02.2025 tarih) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı Ve İstisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ...E.,...K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih...E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., .... E. ... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Somut olayda davalı ..., 03.11.2022 tarihinde kurulmuş olup, .. Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne... numarasıyla kayıtlı ve ... MERSİS numarasıyla faaliyet gösterdiği, şirketin türü tek pay sahipli anonim şirket olduğu, firmanın merkezi adresi ... olduğu. Şirketin mevcut durumu aktif olup, ticari faaliyetlerine devam ettiği, firmanın ana faaliyet alanı süt ve süt mamullerinin (İŞLENMİŞ SÜT, SÜT TOZU, YOĞURT, PEYNİR, KAYMAK, TEREYAĞ VB.) toptan ticareti olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket ..., 14.01.1952 tarihinde ana sözleşmesinin tesciliyle kurulmuş olduğu, ... Ticaret Odası'na ... sicil numarasıyla kayıtlı olduğu, şirketin iş merkezi, ...adresinde bulunduğu, davacı şirketin faaliyet konusunun perakende ticaret, tekstil ve moda sektörleri başta olmak üzere oldukça geniş olduğu. ... A.Ş.; giyim, ayakkabı, çanta, aksesuar, kozmetik, ev eşyaları, mobilya, mücevher, oyuncak, bilgisayar, hırdavat ve benzeri ürünlerin perakende ve toptan ticareti, imalatı, ithalatı ve ihracatı faaliyetlerinde bulunduğu, ayrıca, tekstil ve konfeksiyon ürünleri ile bunların hammaddelerinin üretimi, işlenmesi, tasarımı, alımı, satımı ve dağıtımı da şirketin faaliyet alanı içerisinde olduğu görülmüştür. Türk Patent Enstitüsü tarafından yayımlanan ve 22 Temmuz 1997 tarihli Resmi Marka Gazetesi'nin özel sayısında; Bu özel sayı, 1883 tarihli Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1. maddesi uyarınca tanınmış markalar listesini içerdiği, gazetede yer alan “Üçüncü Bölüm” başlığı altında, Paris Sözleşmesi ve ilgili KHK hükümlerine göre Türkiye'de tanınmış markalar arasında yer alan ibareler gösterilmiştir. Bu bölümde, “...” markası ... numara ile TANINMIŞ MARKA olarak tescil edilmiş olduğu ve uluslararası düzeyde koruma altına alındığını gösteren resmi bir belge niteliğe haiz olduğu sabittir. Bilişim alanında uzman bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede; ... sayfasında davacı firma adına üretilmiş ürnlerin tanıtımın yapıldığı, Sayfada “Ürün Özellikleri başlığı altıdna;...A,$ tarafından ...A,Ş, adına Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarihli ... izni ile ...Kodeksine uygun olarak üretilmiştir. Serin ve kuru yerde 16-20 C de saklayınız. Işık koku ve nemden koruyunuz. Buzdolabına koymayınız. Ürünlerimizin hiçbirinde domuz yağı ve katkıları yoktur.” bilgisinin bulunduğu, ürünleri davacı adına ...A.Ş. tarafından üretildiği tespit edilmiştir. Tüm bu açıklamalar kapsamında; Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarih ve ... E.,... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere SMK'nın 29/1.(a) hükmü ile yapılan yollama gereği 7/3.(e) bendinde yer alan "işaretin Ticaret Unvanı Ve İşletme Adı Olarak Kullanılması" hükmünün işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7/3 hükmünde işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceğinin düzenlendiği, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilenin işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, diğer taraftan SMK'nın 7/3.(e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile ... sayılı ... Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedildiği ve anılan Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi numara 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre ticaret unvanının ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olup, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, SMK'nın 7/3-(e) hükmünün, marka sahibine, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanmasını yasaklama hakkını verdiği, tarafların ortak faaliyet alanının bulunduğu, davacının "..." TANINMIŞ MARKASINI bilen potansiyel alıcıların markayı çekirdek unsur olarak içeren davalının ... şeklindeki ticaret unvanı nedeniyle işletmeleri karıştırabileceği, davalının ticaret unvanında “...” ibaresini ön plana çıkaran markasal kullanımların olduğu ve bu kullanımların davacı marka tescili kapsamında kaldığı görüldüğünden davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine dair davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalının ticaret unvanından ''..'' ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine, 3-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 304,40.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 24.000,00.-TL, posta ve tebligat gideri 1.317,00.-TL, başvuru harcı 427,60.-TL, vekalet harcı 60,80.-TL olmak üzere toplam 25.805,40.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair karar Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/08/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2024/143, K. 2026/156, T. 10.07.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-143-e-2026-156-k-81baf09953cf