İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/970 E. 2026/673 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/970
Karar No
2026/673
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/970 Esas KARAR NO : 2026/673

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 30/04/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E., ... karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevdi edildiği, (Kapatılan) ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, Hakimler Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile ... 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.07.2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına, ... 4 Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne devrine karar verildiği ve dosyanın yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşılan ve Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 30/04/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticaret unvanını davalı şirketten almış saygın bir firma olduğunu, resmi işlemlerde özellikle tapu işlemlerinde davalı şirket ile müvekkili şirketin karıştırıldığını, müvekkili firmanın ünvanı ile karşı taraf firmanın unvanın aynı olması Türk Ticaret Kanunu 52. madde anlamında yasal olmadığını, müvekkili şirketin kuruluşu ve tescili diğer firmadan önce olup ... ismi de tescilli olduğunu, iki firmanın aynı sektörde faaliyet göstermesi de karışıklığa neden olduğunu, bu nedenle karşı taraf firmanın bu ünvanı kullanmasının yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, ve internet sitelerinden kaldırılmasını ve 100.000 TL maddi tazminat, 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket yetkilisi ... 12/03/20216 tarihli duruşmada; "Biz bu şirketi 2011 yılında memleketimiz olan ...'tan esinlenerek ...olarak kurduk, ...'te aynı isimde bir şirket olduğunu bilmiyorduk, daha sonra benim kızım şirketimiz adına bir Instagram hesabı açmak istediğinde, davacı şirketi aynı isimde olduğunu fark etmiş, bizim şirketimiz önemli bir şirkettir, şuan sözleşmeleri vardır, biz davacı tarafa sözleşmeler kapsamında işlerimizi yaptıktan sonra şirketimizin adını ... olarak değiştireceğimizi söylemiştik, ancak bunu beklemeden dava açmışlar, ben davanın reddine karar verilmesini talep ederim, çünkü şirketimin sözleşmede üstlendiği işler vardır, şuan unvan değişikliği yapmak istemiyoruz, ancak işlerimizi bitirdikten sonra gerekli unvan değişikliğini yapacağız, gerekirse delillerimi sunmak üzere süre talep ederim, bana 3 ay gibi bir zaman lazım, zaten şirketin ismini değiştirmeyi ben de istiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLER: Bilirkişi Raporu, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, TTK 50 vd. maddeleri gereğince ticari unvanın korunması talebine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız kullanılan ve tescil ettirilen davalı ticaret unvanının davacı ile tamamen aynı olacak şekilde ... olarak yer aldığını, bu şekilde haksız tecavüzün ve hukuka aykırılığın önlenmesini, ortadan kaldırılmasını ayrıca davalıya ait olmak üzere kararın gazetede yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket yetkilisi 12/03/2026 tarihindeki duruşmada; "Biz bu şirketi 2011 yılında memleketimiz olan ...'tan esinlenerek ... olarak kurduk,...'te aynı isimde bir şirket olduğunu bilmiyorduk, daha sonra benim kızım şirketimiz adına bir ... hesabı açmak istediğinde, davacı şirketi aynı isimde olduğunu fark etmiş, bizim şirketimiz önemli bir şirkettir, şuan sözleşmeleri vardır, biz davacı tarafa sözleşmeler kapsamında işlerimizi yaptıktan sonra şirketimizin adını... olarak değiştireceğimizi söylemiştik, ancak bunu beklemeden dava açmışlar, ben davanın reddine karar verilmesini talep ederim, çünkü şirketimin sözleşmede üstlendiği işler vardır, şuan unvan değişikliği yapmak istemiyoruz, ancak işlerimizi bitirdikten sonra gerekli unvan değişikliğini yapacağız, gerekirse delillerimi sunmak üzere süre talep ederim, bana 3 ay gibi bir zaman lazım, zaten şirketin ismini değiştirmeyi ben de istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. 25/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "Tarafların unvan ve faaliyet konuları aynı olmakla, unvanlar arasında iltibas ve karışıklık yarattığı sabit olmakla sonradan tescil edilen...Ticaret Sicil Müdürlüğü 07.01.2011tarihinde tescil edilen ...sicil nolu ... Vergi Dairesi ... de kayıtlı "..." unvanlı şirketin terkinine , tecavüze ilişkin görünen işlemlerin ortadan kaldırılması," yönünde kanaat bildirilmiştir. Ticaret unvanının korunması 6102 Sayılı TTK'nın 52 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı,unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Öte yandan bir başka tacire ait ticaret unvanının terkinini talep eden tarafın davasını belirli ve makul bir süre içinde açması gerekir. Ticaret unvanları tescil ve ilana tabi bulunduğundan makul sürenin hesabında bunun da nazara alınması icap eder. Makul sürenin geçirilmesi halinde sessiz kalma nedeni ile hak kaybı oluşur. Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı, TTK’da düzenlenmiş değildir. Bu durum Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uygulaması ile hukukumuza yerleşmiş olup, yasal dayanağı da TMK’nin 2. maddesidir. Sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluşması için öncelik hakkı sahibinin kullanımdan haberdar olması gerekmekte ise de sessiz kalmanın kaç yıl sonra hak kaybına yol açacağı ile ilgili kesin bir süre vermek mümkün değildir. Burada önemli olan öncelik hakkı sahibinin sonraki kullanıma bir süre katlanmış olmasıdır. Bu itibarla bu sürenin belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Terkin talep eden tarafın, sessiz kalma ve göz yumma kast ve iradesi olmasa dahi geçen süre zarfında ticaret unvanının terkini talep olunan tacirin, yapmış olduğu belirli yatırımlarla müşteri çevresi oluşturması, işletmesini geliştirerek belirli kesimlerce tanınır hale getirmesi de mümkündür. Bu açıdan bakıldığında, davanın ihmal yolu ile de geç açılıp hak kaybına uğranması mümkün hale gelebilecektir.(Yargıtay 11.HD , 03.04.2013 tarih, ... E., ... K. sayılı ilamı) TTK 45. Maddesi ve 28913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğinin 5. Maddesine göre; "Bir ticaret unvanı, Türkiye'nin herhangi bir sicil müdürlüğüne daha önce tescil edilmiş bulunan bir unvandan ayır edilmesi için gerekli olan ek yapılmadan tescil edilemez." denilmektedir. Dosya kapsamında celp edilen sicil kayıtlarından davacı şirketin 01/03/2006 tarihinde, davalı şirketin ise 07/01/2011 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Huzurdaki davada, davacı ve davalı şirketin ticaret unvanlarının ve eklerinin tamamen aynı olacak şekilde "..." olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle iki şirket arasında tescil edildikleri sicil müdürlüğü dışında hiçbir farkın olmadığı, bu nedenle ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve TTK 45. Maddesi bağlamında ayırt ediciliği sağlamadığı, TTK 55/1-a(4) bendi gereğince karıştırılma tehlikesi arz ettiği, davacı tarafından ticaret unvanın korunmasına yönelik talebinin yerinde olduğu, davalı şirketin kuruluş tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında davacı tarafından iş bu davanın makul süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla davanın kabulü ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün... sicil numarasına kayıtlı davalı ... unvanındaki "..." ibaresinin sicilden terkinine ve karar kesinleştiğinde ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine ve TTK 52/2 maddesi uyarınca masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilan yapılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili maddi ve manevi tazminat taleplerinden 26/03/2026 tarihli dilekçesi ile vazgeçtiğini beyan etmiş ise de davalı yanın HMK madde 123 gereği açık muvafakati olmadığından ve tazminat taleplerini haklı gösterecek belge sunulmadığında bu yöndeki taleplerinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı davalı ... unvanındaki "..." ibaresinin sicilden TERKİNİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine ve TTK 52/2 maddesi uyarınca masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilan yapılmasına, 3-Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 4-Alınması gereken 732,00 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 116,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 5-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 285,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.603,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 8-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/970, K. 2026/673, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-970-e-2026-673-k-857fc82f6300