Diğer ·
2024/141 E. 2026/155 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/141
- Karar No
- 2026/155
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/141 KARAR NO : 2026/155
DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) DAVA TARİHİ : 04/09/2024 KARAR TARİHİ : 10/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ-CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1986 yılından itibaren eğitim sektöründe faaliyet gösteren tanınmış bir marka olduğunu, 1992 yılından bu yana "..." ibareli markaların tescilli hak sahibi olduğunu, eğitim kurumlarının güncellenerek faaliyetlerine devam ettiğini, davalının ise müvekkil ile aynı sektörde faaliyet göstererek tescilli markaları haksız ve kötü niyetli bir şekilde tabelalarında ve internet ortamında kullandığını, bu durumun tüketiciler nezdinde iltibasa ve karışıklığa yol açtığını, söz konusu ihlalin daha önce alınan bir bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davalının eylemlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının ticari unvanında yer alan "..." ibaresini kullanmaya son vermesi gerektiğini belirterek, markaya yönelik tecavüzün tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, tecavüzün devamını önlemek üzere ürünlerin imhasına, kararın ilan edilmesine, davalının ticari unvanından "..." ibaresinin terkinine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 1986 yılında kurulduğunu iddia etmesine rağmen kuruluş tarihinin 07.09.1995 olduğunu ve kurulmamış bir şirketin yayıncılık faaliyetinden bahsedilemeyeceğini, müvekkil şirketin ise 23.06.2021 tarihinde kurulduğunu ve sadece dershanecilik hizmeti verdiğini, davacı şirketin hem okul hem yayıncılık faaliyetleri yürüten geniş kapsamlı bir yapıya sahip olduğunu, müvekkil şirketin ise sadece lise öğrencilerine ve mezun gruplarına yönelik kurs hizmeti sunduğunu, tarafların hizmet verdiği tüketici kitlelerinin ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davacının ... ve ... markaları üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etse de müvekkil şirketin sunduğu hizmetin özel okul veya yayıncılıkla karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının tescilli markalarına yönelik herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığını, müvekkil şirketin kullandığı logonun ve ismin davacıdan tamamen farklı olduğunu, ... isminin bir bütün olarak kullanıldığını, ... kelimesinin soyut anlamda tercih edildiğini, reklam afişlerinde ... markası olduğunun vurgulandığını, işletmenin yayıncılık faaliyetinin bulunmadığını, dolayısıyla marka tecavüzü veya iltibas yaratılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun teknik ve hukuki değerlendirmelerden uzak olduğunu, markaların görsel ve estetik açıdan birbirinden tamamen farklı olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu belirterek davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 1988 yılında ...Şirketi olarak kurulduğunu ve 1995 yılında limited şirkete dönüştüğünü belirttiğini, şirketin sadece yayıncılık değil eğitim-öğretim hizmetleri de verdiğini ve tüm seri markalarının .... sınıflarda tescilli olduğunu ifade ettiğini, 14 Mart 2014 tarihli kanun değişikliği ile dershanelerin kapatıldığını ve özel öğretim kurslarının tanımlandığını vurguladığını, davalının dershanecilik hizmeti verdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve yasal olarak dershanecilik hizmeti verilmesinin mümkün olmadığını bildirdiğini, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasında davalının markasal kullanımlarının "... " şeklinde olduğunun tespit edildiğini açıkladığını, bu kullanımların ... ve...tescil numaralı müvekkil markalarına tecavüz teşkil ettiğini savunduğunu, marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin ortalama tüketici nezdinde değerlendirilmesi gerektiğini ve öğrenci ile velilerin bu markaları karıştırabileceğini belirttiğini, müvekkil markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve davalının "..." yerine "... " ifadesini kullanarak müvekkil markasına yakınlaşma amacı güttüğünü iddia ettiğini, müvekkil markalarının kırmızı ve beyaz renklerde tescilli olduğunu ve davalının da aynı renkleri kullandığını ileri sürdüğünü, müvekkil şirketin Türkiye genelinde okulları ve kursları bulunduğunu ve markasını aktif şekilde kullandığını beyan ettiğini, sonuç olarak fiili tecavüzün tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, ele geçirilen ürünlerin imhasını, kararın ilan edilmesini, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin cevaba cevap dilekçesinde sunduğu eski Final ve yeni ... Kurs logolarının incelendiğini, davacının afişlerinde eski markanın devamı vurgusunun dikkat çektiğini, müvekkil şirketin logosunun ise köşeli kalkan yapısından farklı olarak kıvrımlı bir halka biçiminde kalem motifi ve yatay yerleştirilmiş ... ibaresini içerdiğini, müvekkilin sosyal medya hesaplarında ... ibaresini tercih ettiğini, kullanılan logo ve ibarelerin görsel ve içerik açısından davacı markasından ayırt edici özellikler taşıdığını, müvekkilin davacının marka algısından haksız yararlanma kastının bulunmadığını, davacının karışıklık iddialarının hukuki dayanağının olmadığını, Trabzon Ortahisar'da bulunan kurs tabelasında ... ibaresinin yer aldığını, davacının tabelalarında ise ... ibaresinin bulunduğunu, bu ibarelerin içerik ve anlam açısından farklılık gösterdiğini, müvekkilin kullandığı ... ibaresinin davacının ... ibaresinden farklı bir vurguyla sunulduğunu, ... ifadesinin ayrı bir anlam kazandırdığını, davacının tabelasındaki ... ifadesinin farklı bir ... kitleye yönelik içerik ve yaklaşım sergilediğini, tabelalardaki ifadelerin özgünlüğünün markaların sundukları hizmetlerde ve pazarlama stratejilerinde birbirinden bağımsız olduklarını ortaya koyduğunu, bu ayrımın ortalama tüketicinin yanıltılmasını önleyecek nitelikte olduğunu, davacının marka tecavüzü iddiasına konu ettiği ... ibaresini yayıncılık hayatında kullandığını, müvekkil şirketin herhangi bir yayıncılık faaliyetinin bulunmadığını ve sadece öğretim kursu hizmeti sunduğunu, aynı faaliyetleri göstermeyen taraflar arasında ortalama tüketici nezdinde karışıklığın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin ticari unvanı ve sosyal medya hesaplarının karışıklığa neden olmadığını, davacı şirketin markalarında ... yaparken müvekkilin bir ... markası olduğunu belirttiğini, müvekkilin ..., ... veya ... ibarelerini tek başına kullanmadığını, ... ibaresini logo, punto ve renklerle birlikte kullanarak karıştırılmaya imkan vermediğini, uyuşmazlığa konu markanın uzman bilirkişilerce incelenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun markanın bütünsel yapısını, sektördeki algısını, tüketici tarafından nasıl tanındığını ve ayırt edici niteliğini değerlendiren bir analiz sunması gerektiğini, eksik değerlendirme yapılması durumunda raporun yetersiz kabul edilmesi gerektiğini, tüm bu hususlar dikkate alınarak haksız ikame edilen davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II.DELİLLER "..." ve "..." markalara ait tescil dosyalarına ilişkin belgelerin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının bildirilmesi, onaylı suretlerinin celp edildiği anlaşılmıştır. ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden ...D.İş dosyası istenmiştir. ..'na müzekkere yazılarak dershaneyi tercih eden, özel okulları tercih eden öğrenci sayılarına ve ortak kesişime ilişkin sayısal veri analizleri istenmiştir. ... Arabuluculuk Bürosu'ndan ... sayılı dosyası Uyap üzerinden istenmiştir. ...'ne müzekkere yazılarak dershaneyi tercih eden, özel okulları tercih eden öğrenci sayılarına ve ortak kesişime ilişkin sayısal veri analizleri istenmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ... ve eğitimci bilirkişi ... tarafından düzenlenen 18/03/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davalının faaliyetlerinin ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratarak davacının marka haklarına tecavüz teşkil edebileceği değerlendirilmiştir. Ancak haksız rekabet iddiası açısından, Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerin ayrıca haksız rekabet olarak kabul edilip edilemeyeceği hususu tereddüt yarattığından, bu konudaki nihai takdir ve hukuki yorum mahkemeye bırakılmıştır. ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden istenilen ...D.iş dosyasındaki bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Karşı tarafın işletmesinde kullandığı markaların ... Şirketi adına tescilli markalarla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, bu kullanımın orta düzeydeki tüketiciler üzerinde karışıklığa yol açabileceği ve dolayısıyla karşı tarafın ''... '' marka ve logosuyla yürüttüğü ticari faaliyetleri nedeniyle ...'ın marka hakkına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. Maddesinin birinci fıkrası kapsamında tecavüz fiilini gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davalının "... " ibareli markasal kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali oluşturmak sureti ile davacının (... ve ...) marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, ele geçirilen ürünlerin ve tabelanın imhası, kararın ilan edilmesi ile davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığına yöneliktir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenleyen SMK'nın 29/1(a) hükmü ile marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın da marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmiştir. SMK'nın 7/2 (b) hükmü ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının önlenmesini izni alınmayan hak sahibinin isteyebileceği, 7/3(e) hükmü ile de işaretin ticaret alanında ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının da ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabileceği düzenlenmiştir. (Yargıtay 11. H.D...E., ...K. Ve 26.02.2025 tarih) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı Ve İstisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ...E., ...K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, ... E., ... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E. ... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Davalı taraf işletmede ... şeklinde kullanılan marka ve logo ibaresi göz önüne alındığında "..." ibaresinin esas marka olarak kullanıldığı, davalı taraf işletmenin marka kullanım şekli, davacı ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ adına tescilli bulunan markalarının tescil kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ya da aynı türden olduğu, davalı tarafın marka kullanımı ve işletme içerisinde bulunan markaların davacı ... ŞİRKETİ adına muhtelif sayılar ile tescilli bulunan markaları ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı taraf işletmede kullanılan marka adı, ortalama tüketici-kullanıcı grubu da dikkate alındığında davacı ... ŞİRKETİ 'ne ait markaları ile aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle hizmetin kaynağı konusunda doğrudan çağrıştıracak ve dolayısıyla hizmetlerin kaynağı konusunda karıştırılma ihtimalinin, iltibasın oluşmasına sebep olacak nitelikte olduğu olduğu değerlendirilmiştir. Yargıtay 11. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 30/04/2025 tarihli "...Davalı yanın kullanımında olan ve 23.07.2019 tarihinde tescil edilen “...” alan adında “...” ibaresinin yer aldığı, site içinde de ... Şekil, ... şeklinde markasal kullanımların olduğu, iş yeri tabelasında, iş yerindeki broşürlerde, vitrindeki kitaplarda ....,..., ..., ... dershaneleri ibarelerinin kullanıldığı, davalıların kullanımının davacının markasının tescil sınıfında olduğu, keza ... sınıftaki “basılı yayınlar kitaplar, dergiler” emtiası ve .... sınıftaki “eğitim öğretim hizmetlerinin” benzerlik içerdiği, davacının “...” esas unsurlu pek çok markasının bulunduğu, “...” ibareli ... numaralı markasının 09.07.1992 tarihinden beri .... sınıfta, “...” ibareli ... numaralı markasının ise 04.06.1999 tarihinden beri .... sınıfta tescilli olduğu, davalılardan .. Tic. Ltd. Şti.'nin ... numaralı “...” ibareli .... sınıfta markası mevcut ise de; tescil sınıfının “eğitim öğretim hizmetlerini içermediği”, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı ilamında da bu hizmetler yönünden davalıya öncelik hakkı tanınmadığı, davacının ... numaralı markasının ise davacının marka başvurularından sonraki tarihli olduğu, SMK’nın 155. maddesi gereğince savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davalıların eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına..." şeklindeki ilk derece mahkemesi kararının tecavüze konu iddialar yönünden ONAMASINA konu karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 30/05/2024 tarihli; "....Somut uyuşmazlıkta; delil tespit dosyasına göre, davalı yanın kullanımında olan "..." şeklindeki 23.07.2019'da tescil edilen web sitesinin alan adında "..." ibaresin yer aldığı, site içinde de ..., ..., ... şeklinde markasal kullanımlar olduğu, işyeri tabelasında, işyerindeki broşürlerde, vitrindeki kitaplarda ...,..., ..., ... dershaneleri ibarelerinin kullanıldığı, davalıların kullanımının davacının markasının tescil sınıfında olduğu, keza ....sınıftaki "basılı yayınlar kitaplar, dergiler" emtiası ve ....sınıftaki "eğitim öğretim hizmetlerinin" benzer olduğu, davacının ... esas unsurlu pek çok markası mevcut olup ... ibareli ... numaralı markasının 09.07.1992'den beri ....sınıfta, ... ibareli ... numaralı markasının ise 04.06.1999'dan beri ...sınıfta tescilli olduğu, davalılardan ....ŞTİ'nin ... numaralı ... ibareli ....sınıfta markası mevcut ise de; tescil sınıfının "eğitim öğretim hizmetlerini içermediği", ... FSHHM' nin ...E, ... K sayılı ilamında da bu hizmetler yönünden davalıya öncelik hakkı tanınmadığı, davacının ... numaralı markasının ise davacının marka başvurularından sonraki tarihli olup SMK 155.md gereğince savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla mahkemece markaya tecavüze dayalı istemin kabulüne karar verilmesi yerindedir...",İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 02/04/2026 tarihli "Davalı kurumun “...” harfini ön plana çıkartarak sarı zemin üzerine lacivert “...” harfini kullanması davacı tarafın tescilli ve tanınmış markası ile benzerlik gösterdiği, davacı ve davalı tarafın hitap ettiği tüketici kesiminin aynı olduğu, markanın eğitim-öğretim alanında kullanıldığı, eğitim faaliyetlerinde benzer ya da farklı hedefler koymalarının markasal kullanımlar arasındaki benzerliğin tespitine bir etkisi bulunmadığı, davalı kullanımlarının eğitim alanında olduğu gece eğitiminde kullanılmasının sonuca etkisi bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğu davalı kullanımının davacı markasına yaklaştırarak kullandığı, bilirkişi heyet raporu ile de tespit edilmiş olmakla mahkemece markaya tecavüz yönünden davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir..." ve benzer minvaldeki yüksek derece mahkeme kararları kapsamında somut olay incelendiğinde; davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine dair davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine, 3-Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 1. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız davalı tarafın adresinde mevcut ... esas unsurlu ürünlere (tabela, bayrak, flama, dergi, ders kitabı, forma vb.) toplatılarak el konulmasına, -Karar kesinleştiğinde el konulan ürünlerin masrafı davalıdan alınmak üzere imhasına, 4-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 304,40.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 16.000,00.-TL, posta ve tebligat gideri 813,30.-TL, başvuru harcı 427,60.-TL, vekalet harcı 60,80.-TL olmak üzere toplam 17.301,70.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/08/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır