Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/733 E. 2026/875 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/733
Karar No
2026/875
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/733

KARAR NO: 2026/875

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 16/02/2024

NUMARASI: 2022/306 E. - 2024/34 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 18/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." ve "..." ismi ile 2017 yılından beri Türkiye'de ikamet etmek ve taşınmaz satın almak isteyen yabancı ülke vatandaşlarına taşınmaz satışı, ... ve inşaat sektöründe fiilen faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından 15/10/2017 tarihinde satın alınan ......, ......., ........, ........, ........ ve 02/05/2019'da satın alınan ....net isimli domaine ilişkin faturaların sunulduğunu, internet sitelerinin bu tarihten itibaren fiilen kullanıldığını, 2020 yılında ise ...tescil numarası ile 35,36 ve 37.sınıflarda "..." markası tescil edildiğini, müvekkili şirketin, "..." markası için de tescil talebinde bulunmuş olup ... sayı ile ... nezdinde halen işlem gördüğünü, ayrıca "... ....." markasının da ...sayı ile yayınlandığını, aynı zamanda ... tescil numarası ile 36,37 sınıflarında kayıtlı "... ..." markasının hak sahibi olan ...'nun müvekkil şirketin yetkilisi olduğunu, "..." marka tesciline de muvafakat verdiğini ve bu marka üzerindeki haklarını da devrettiğini, davacı şirket ortaklarından olan ..., 07/11/2019 tarihinde tüm hisselerini ve şirketle bağlantılı haklarını diğer ortak olan ...'e devrettiğini ve şirketle ilişkisini sonlandırdığını, davacı şirket ortaklığından çekilen ..., davacı şirket yetkililerinin bilgisi olmaksızın 12/06/2019 tarihinde ... ... ... Limited Şirketi'ni kurduğunu, ve 01/12/2020 tarihinde ise "... ... ..." marka tescili için başvuruda bulunduğunu ve bu marka ........ nezdinde 17/10/2022 tarihinde ...tescil numarası ile 35 sınıfında kaydedildiğini, bu durum itibariyle müvekkiline ait "..." ve yine hak sahibi olduğu "... ..." markaları ile davalının kullandığı ve tescil ettirdiği "... ..." markaları arasında ciddi düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, Yargıtay'ın birçok kararına göre, marka üzerinde öncelik hakkının, o markayı yaratan, kullanan ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğunu, davacının 2017 yılından beri "..." markasını kullandığını ve bu markanın piyasada tanınır hale gelmesi adına da reklam çalışmaları yaptığını, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğunu, basiretli tacir ilkesine, dürüstlük kuralına ve haksız rekabet hükümlerine ters düştüğünü, müvekkiline ait markalar 35, 36 ve 37.sınıfında kayıtlı iken, davalının markasının sadece 35.sınıfta kayıtlı olduğunu, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı adına ...tescil numarası ile sicilde kayıtlı "... ... ..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, iltibas, marka hakkına tecavüz, kötüniyet ve fiili kullanım sebebiyle müvekkilinin uğradığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davaya dayanak oluşturduğu ... tescil numaralı "... ..." markasının ...'na ait olduğunu, işbu konunun yine daha önce Mahkemede görülmüş olan 2021/574 Esas ve 2022/297 Karar Sayılı markanın kullanmama sebebiyle kısmen iptali davasında da sabit olduğunu, husumet yokluğu ve marka hak sahibinin başkası olması sebebiyle yargılama sırasında bahse konu markanın hükme esas alınmamasını, davacı yana ait olduğu iddia edilen ancak ... adına ... tescil numarası ile tescilli markanın önceki hak sahibinin ... olduğunu, gerek müvekkili firma markasına gerekse de davacı yana ait olan markalardan daha önceki tarihli olması ve "..." ibaresini içermesi sebebiyle davacı yan ve müvekkiline ait marka başvuruları sırasında ... tarafından sunulan itirazların haklı görülmesi sonucunun ortadan kaldırılması sebebiyle ... tarafından devralındığını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/7 E. Sayılı dosyası üzerinden markanın kullanmama sebebiyle tümüyle iptali talepli dava da ikame edildiğini, müvekkili firmanın ''... ... ...'' markasının 35. sınıfta tescilli olduğunu, ayrıca Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/373 Esas sayılı dosyası üzerinden YİDK kararının iptali ve çıkarılan 36. 37. Sınıflarında marka tesciline eklenmesi konulu dava ikame edildiğini, davacı sıfatı haiz firmanın ... ve ... tarafından birlikte kurulduğunu, ismin konuluşu sırasında ... ismi müvekkili firma yetkilisi ... tarafından yapılan anket sonucunda önerildiğini ve kabul edildiğini, müvekkili firma yetkilisinin firmanın kurucularından olduğunun ayrıca Ticaret Sicil Gazetesi'nde de mevcut olduğunu, sözleşmede yer alan imzanın davacı yan firma yetkilisi ...'e ait olduğunun kanıtlar nitelikteki imza sirkülerinin de sunulduğunu, davacı ve davalı markalarının kullanımın sözleşmeye uygun, anlaşma yaptıkları şekilde olduğunu, fakat yine de her iki markanın incelenmesinde, 6769 sayılı kanunun 6.1 fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında kendisinden önceki tarihli başvuru ve marka şartı arandığını, bu nedenle mesnet gösterilen ... ... markası davacı yana ait olmadığı için geriye kalan tek marka ...tescil numaralı yukarıda şekli belirtilen "..." olduğunu, esasen davacı yanın daha sonra tek başına "..." diye marka başvurusu yaparak anılan sözleşmeye de aykırı davrandığını, zira sonradan yapılan sadece ... unsurlu markalara da ayrıca kurum nezdinde itirazlar yapıldığını, davacı yan kötüniyetli olarak esaslı unsuru ... olan markasının davada dayanak olarak kullanabilmek için fiili kullanımı ... (boşluk) ... şeklinde yaparak esaslı unsurunun ... olduğu iddiasını ortaya atma gayretinde olduğunu, ...ve ... ... markalarında her ne kadar ... ibaresi geçse de bu durum ortaklık fesih sözleşmesi sırasında taraflar arasında anlaşılarak karar verildiğini, öte yandan bir ortağın ... ... markasını kullanırken diğerinin ...şeklinde kullanımının, davacı yanın markasının esaslı unsurunun tek başına ... olmadığını gösterdiğini, ...şeklinde olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir

Dairemiz 16/03/2023 tarihli 2023/440 E. 2023/265 K. Sayılı kararıyla; Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/12/2022 tarih ve 2022/306 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın dayanağı olarak yalnızca "..." markasını görmesinin hatalı olduğunu, "... ..." markasının da ... adına tescilli olup kullanım muvafakati verildiğini, bu markanın da değerlendirmeye alınması gerektiğini belirttiğini, imzalanan fesih sözleşmesinin davacı şirketi bağlamadığını ve sadece şahıslar arasında hüküm doğurduğunu, sözleşmede "..." ibaresinin yalnızca unvan olarak kullanımına izin verildiğini, bu iznin marka kullanımını kapsayacak şekilde geniş yorumlanamayacağını , ... markasının önceden üçüncü bir kişi adına tescilli olduğunu, bu markanın daha sonra ... tarafından satın alınarak davacı şirkete lisanslandığını, bu hakka dayanarak davalı dahil tüm üçüncü kişilere karşı önlem almanın yasal bir hak olduğunu, davalının dayandığı fesih sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arasında marka hakkı için kura çekilmesine dair başka anlaşmaların bulunduğunu ancak mahkemenin bu iddiaları ve tanık dinletme taleplerini dikkate almadığını , davalının ortaklık devam ederken aynı binada ve aynı logoyla benzer bir şirket kurarak kötü niyetli hareket ettiğini, mahkemenin ise logo benzerliği ve karıştırma ihtimali üzerinde hiçbir teknik inceleme yapmadığını, ayrıca davalının ortaklık sürecinde bazı satışları ve komisyon gelirlerini gizleyerek müşteri bilgilerini suiistimal ettiğini, bilirkişi raporunda markalar arası iltibas (karıştırılma tehlikesi) tespit edilmesine rağmen mahkemenin bu raporu görmezden geldiğini belirterek, yerel mahkeme kararının bozulmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, marka hükümsüzlüğü ile davalının, davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin 2017 yılından itibaren “...” ve “...” ibareleri ile ... ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, çeşitli domain isimlerini satın alarak fiilen kullandığını, ...tescil numarası ile “...” markasının 35, 36 ve 37. sınıflarda tescil edildiğini, ayrıca “...” ibaresi için başvuru yaptığını ve “... .....” markasının da yayımlandığını, davacı şirket yetkilisinin aynı zamanda ... tescil numaralı “... ...” markasının hak sahibi olduğunu ve bu marka üzerindeki hakların devredildiğini, davacı şirket ortağı ...’un 07/11/2019 tarihinde hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını, ancak davacıdan habersiz şekilde 12/06/2019 tarihinde davalı şirketi kurduğunu ve 01/12/2020 tarihinde “... ... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu markanın 17/10/2022 tarihinde ...tescil numarası ile tescil edildiğini, davalı markası ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, davacının markayı önce kullandığını ve piyasada tanınır hale getirdiğini, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, ayrıca şimdilik 5.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının dayandığı ... tescil numaralı markanın dava dışı üçüncü kişiye ait olduğunu, davalı markasının 35. sınıfta tescilli bulunduğunu, tarafların birlikte kurduğu şirketin ortaklarından olan ...’un marka ismini belirlediğini, taraflar arasında yapılan anlaşmaya uygun şekilde markaların kullanıldığını, davacının sonradan “...” ibaresini tek başına kullanmaya çalıştığını, davacı markasının esas unsurunun “...” olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği bir tarafın “... ...”, diğer tarafın “...” ibarelerini kullanmasının kararlaştırıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Davacı adına ...tescil numaralı 24/07/2020 başvuru tarihli “...” markasının 35, 36 ve 37. sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına ise ...tescil numaralı 01/12/2020 başvuru tarihli “... ... ...” markasının 35. sınıfta tescilli bulunduğu, tarafların daha önce ortak olarak 08/04/2019 tarihinde kurdukları şirket ortaklığını 20/03/2020 tarihli ortaklık fesih sözleşmesi ile sona erdirdikleri, anılan sözleşmede ...’un “... ... ...” ve “... ...”, diğer ortak ...’in ise “... ... ...” ve “...” ibarelerini kullanmalarının kararlaştırıldığı, sözleşmeye uygun şekilde davalının 01/12/2020 tarihinde “... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacının da 24/07/2020 tarihinde “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu, ... tescil numaralı “... ...” markasının ise dava dışı üçüncü kişi ...’na ait olduğu anlaşılmaktadır.

16/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait ...tescil numaralı marka yönünden SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, davacı markasının tanınmışlığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı, kötüniyet değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu, iltibasın mevcut olduğu, ancak taraflar arasındaki ortaklık fesih sözleşmesinin hukuki geçerliliğinin tecavüz değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, tecavüzün varlığına ilişkin nihai değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, ayrıca davalı tarafın 2019-2022 dönemi faaliyet karının 4.399.038,35 TL olduğu ve tazminatın TBK 50-51 kapsamında takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mahkemece; fesih sözleşmesinde tarafların iradesinin bu ibarelerin hem ticaret unvanı hem de markasal kullanımını kapsadığı, sonradan sözleşmedeki düzenlemenin marka kullanımını kapsamadığını ileri sürmenin iyiniyetle bağdaşmadığı, davacının basiretli tacir olarak bu hususu açıkça düzenlemesi gerektiği, marka hükümsüzlüğü ve tecavüz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafa başvurmuştur.

Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dayandığı ... tescil numaralı “... ...” markasının dava dışı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu hususu sabit olup, davacı tarafça bu marka bakımından muvafakat, devir ve lisans ilişkisine dayalı hak iddiaları ileri sürülmüş ise de, bu iddiaları doğrulayan yazılı sözleşme sunulmadığı, başkasının markasına dayalı hükümsüzlük talep edilemeyeceği , tecavüz yönünden ise dava açma yetkisini içeren bir lisans sözleşmesinin bulunmadığı gözetildiğinde söz konusu markanın davaya mesnet olarak alınmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Davanın tarafı olan şirketlerin yetkilileri olan ... ve ...'in davacı şirketi Kasım 2017 tarihinde kurdukları, aralarında 1. 1.2019-31.12.2019 tarihlerinde geçerli bir ortaklık sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmede ... markasının ticaret unvanı, alan adlarını , satış ofisleri ile sözleşmelerini içerdiği, bu üç unsurun ticari değerlemesi ile maddi değerinin belirleneceği ve bu bedel üzerinden ortaklardan birine devredilebileceği düzenlenmiştir. ...'un şirketteki payını Kasım 2019 da diğer ortağa devrettiği ve 12.06.2019 tarihinde davalı şirketi kurduğu, 20/03/2020 tarihli ortaklık fesih sözleşmesi düzenledikleri anlaşılmaktadır. Davacı tarafın, ortaklık fesih sözleşmesinin yalnızca ticari unvan kullanımına ilişkin olduğu, marka kullanımını kapsamadığı yönündeki istinaf sebebi yönünden ise dosyaya sunulan fesih sözleşmesinde tarafların “... ...” ve “...” ibarelerini kullanacaklarının açıkça kararlaştırıldığı, tarafların bu iradelerini sözleşme sonrasında gerçekleştirdikleri fiili davranışlarla da ortaya koydukları, her iki tarafın da bu ibareleri içeren marka başvurularında bulundukları sözleşmede yer alan “isim kullanma” iradesinin yalnızca ticari unvan ile sınırlı tutulduğuna dair bir delil bulunmadığı gibi sözleşmenin geçersiz olduğuna ilişkin iddianın dayanağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen ortaklık fesih sözleşmesinin geçerli olduğu , davalının da bu sözleşmeye uygun şekilde marka başvurusunda bulunduğu ve fiili olarak “... ...” şeklinde kullanım gerçekleştirdiği, davacı tarafın ileri sürdüğü muvafakat, devir, lisans ve sair sözleşmelere dayalı iddiaların ise somut delillerle ispat edilemediği tarafların ... ibaresi üzerinden birbirlerine karşı öncelik hakkına sahip olmadıkları, iltibas, öncelik hakkı ve kötüniyetli tescil iddiaları ile markaya tecavüz iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmakla , ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde ve verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ../02/2024 tarih ve 2022/. E., 2024/. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/733, K. 2026/875, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-733-e-2026-875-k-1551edd44e57