Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/684 E. 2026/920 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/684
Karar No
2026/920
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/684

KARAR NO: 2026/920

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/11/2023

NUMARASI: 2019/55 E. - 2023/850 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 20.. yılı Nisan ayı itibariyle davalı şirketin bayisi olarak alım hedeflerini tutturması ve davalı şirketin satış politikalarına uygun olarak 2013 yılı Nisan ayı itibarıyla 1 mağaza ile davalı şirketin bayisi olarak çalışmaya başladığını, bayiliğe başlanıldığında davalı tarafından müvekkili ve diğer bayilerine alım hedeflerinin tutturulması ve şirketin satış politikalarına uygun davranılması koşulu ile, toplam mağaza kiralarının %75'i oranında kira ödemesi, toplam cironun %15'i oranında ciro primi ve ayrıca rutin olmayan pazarlama bütçesi desteklerinin verildiğini, devam eden süreçte davalı yönetimi tarafından bayilere asgari 3 mağaza açmaları yönünde baskı yapıldığını, müvekkilinin ticari faaliyetini devam ettirebilmesi için yaşamsal önemde olan % 2 ciro priminin kesileceği yönünde baskıya maruz kaldığını, faaliyetlerini sürdürebilmek adına Franchise Usulü Bayilik Sözleşmesine ek bir protokolü 17.06.2016 tarihinde imzalamak zorunda kaldığını, akabinde 2016 yılı Temmuz ayında müvekkilinin ......'da bulunan mağazayı 3.mağazası olarak devraldığını, akabinde müvekkilinin 2 adet mağaza daha açarak, mağaza sayısını 5'e çıkardığını, müvekkilinin davalı ile çalıştığı 5 yıllık süreçte teslim ettiği teminat mektupları ve bankaların Doğrudan Tahsilat Sistemi limitleri dahilinde davalıdan mal alımı yaptığını, 01/01/2018 tarihi itibarıyla müvekkilinin davalı şirket nezdinde 4.330.000,00 TL'lik banka teminat mektubu ve 350.000,00 TL'lik DBS teminatı olmak üzere toplam 4.680.000,00 TL teminatının bulunduğunu, 01/01/2018 tarihi itibarıyla müvekkilinin davalı şirkete olan borcunun ise 4.253.458,50 TL olduğunu, dolayısı ile söz konusu tarih itibarıyla davalıdan asgari 426.541,50 TL tutarında alım yapmasının mümkün olduğunu, bu çerçevede müvekkilinin 08/01/2018 tarihinde davalı şirkete TV ve Beyaz Eşya siparişi geçtiğini, ancak davalı şirketin sipariş taleplerini kabul etmediğini, siparişi karşılanmayan ve mal sevkiyatı yapılmayan müvekkilinin, ulaşamadığı mal alım hedefi nedeniyle, artık davalı şirketten aldığı ara karlılık ödemelerini alamadığını, davalının kasıtlı olarak müvekkilinin sipariş talebini karşılamadığını ve müvekkilinin mal alım hedefini gerçekleştirmesini engelleyerek ekonomik mahvına neden olduğunu, müvekkilinin elinde kalan stoğu davalı şirket ile çalışan diğer bayilere satmak istediğini, ancak davalının bayilere baskı yaparak müvekkilinden mal alımı yapmalarını engellediğini, davalı şirketin bu tavrının rekabet hukukuna ve bayileri ile imzaladığı sözleşmelere aykırı olduğunu, müvekkilinin mağazaları devretmeye hazırlandığında ise, borcun vadesi geçmiş kısmının ihtarnameler ile talep edildiğini, söz konusu süreçte müvekkilinden alınan teminat mektuplarının tazmin edildiğini, dolayısı ile davalının haksız ve hukuka aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle; uğranılan zararın, davalının malları teslim etmemesinden dolayı 30.000 TL, elinde bulunan stoğun devrinden kaynaklı 60.000 TL, işletmenin devredildiği firmaya yapılan baskı sonucu çek kırılmasından dolayı 10.000 TL. olmak üzere 100.000 TL. olduğunu belirterek şimdilik 100.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

27/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini toplam 3.215.175,38 TL'ye artırmıştır.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı taraf arasında 21/06/2013 tarihinde ...ve 24/07/2017 tarihinde ...açma, işletme, yalnızca ... ve SES mağazaları ile sınırlı olmak üzere ürünlerin yeniden satışını gerçekleştirme hakkı veren Franchise Usulü Bayilik Sözleşmesi imzalandığını; davacının mağaza sayısını kendi talep ve isteği ile arttırdığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir baskısı olmadığı gibi davacı müvekkili şirketin baskısı ile mağaza sayısını arttırdığını da ispat edemediğini, müvekkili şirket tarafından bayilerine yeni mağazalar açması için herhangi bir baskı yapılmadığını, davacının daha çok prime hak kazanma isteği ile yeni mağazalarını tümüyle kendi isteği ile bir ek Protokol akdetmek suretiyle açtığını, davacı 2013 yılı Haziran ayında .... ili ... ilçesindeki ... mağazasını, 2014 yılı Mayıs ayında .... ili, ....ki ... mağazasını, 20... yılı Temmuz ayında ... ili ... Bölgesindeki .... mağazasını, son olarak da 2017 yılı Mayıs ayında ise .... ili ...'ndeki SBS mağazasını açtığını, davacı yanın ... ilinde 4 adet mağazası bulunduğunu, davacının tüm mağazalarını kendi isteği ile herhangi bir baskı altında kalmadan daha çok prime ve kazanca hak kazanabilmek için açtığını, müvekkili şirket tarafından bayilerine bilgilendirme e-mailinin atıldığını, e-mailde yer alan ifadelerden de anlaşılacağı üzere, bayilere yeni mağaza açılması için herhangi bir baskı içeren ifadenin yer almadığını, davacının müvekkili şirketin sözde baskı yaptığına ilişkin e-maillerinin de müvekkili şirketin davacılara sunduğu ticari teşvikten öteye gitmediğini, ilgili e-mailler dahilinde müvekkili şirketin davacıya baskı uyguladığını gösterir hiçbir kanıt bulunmadığını, aksine şirket yetkililerinin davacı yana azami ölçüde destek sağladığını gösterdiğini, ilgili mail yazışmalarının ne şekilde ile baskı unsuru içerdiğinin iddia edildiğinin anlaşılamadığını, müvekkili şirketin bayilerine herhangi bir baskısının bulunmadığını, müvekkili şirketin böyle bir baskı yapmaya ihtiyacının da olmadığını, ancak şirket politikası doğrultusunda çok sayıda mağaza açan iş ortaklarını ödüllendirmek adına ilave bir prim verilmesinin baskı olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirketin bu mağazaların açılmasına yönelik hiçbir baskı uygulamadığını, bütün franchise ortakların 3 mağazasının olmamasının da buna bir delalet olduğunu, kaldı ki bu hususa istinaden bir baskı olsaydı zaten buna yönelik olarak bir prim uygulamasının yürürlüğe konmayarak baskı uygulamak suretiyle mağaza sayısının arttırılmasının sağlanmaya çalışılacağını, davacının müvekkil şirketin kusuru olmaksızın finansal durumunun kötüye gitmesi nedeniyle mal alımında sözleşmesel borcunu ifa edemediğini ve dolayısıyla temerrüde düştüğünü, bu nedenle davacı yana mal tedarik edilmediğini, bu durumun e-mailde açıkça ikrar edildiğini, davacı yanın teminat mektuplarının temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşme uyarınca nakde çevrildiğini, taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin 7.1 maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda müvekkili şirketin davacının teminatını nakde çevirebileceğini, davacının müvekkili şirkete 2.660.000 TL vadesi geçen borcunun bulunduğunu, bununla beraber, davacının teminat mektubunun 08/05/2018 ve 09/05/2018 tarihlerinde nakde çevrildiğini, teminat mektubunun nakde çevrildiğinde ise, davacının 136 gün vade aşımının olduğunu, davacının, basiretli tacir gibi davranmayarak daha çok kazanç elde edebilmek amacıyla yeni mağazalar açtığını, mağaza sayısının artması ile birlikte müvekkili ile imzaladığı Franchise Usulü Bayilik Sözleşmesi uyarınca ödeme yükümlüğünü ifa etmekte zorlanarak temerrüde düştüğünü, davacının basiretli tacir gibi davranmaması nedeniyle uğradığı zararı müvekkili şirkete mal etmeye çalıştığını, davacının iddia ettiği sözde zararı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir illiyet bağı kurulamadığı gibi davacının tüm iddialarının da mesnetsiz olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Davacı taraf, bayiliğini yürüttüğü davalı şirketin baskı suretiyle yeni mağaza açtırmadığını ve mal tedarik edememesi nedeniyle zarara uğratıldığını ileri sürmüş ise de, davacının bu iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı, tacir olan tarafların işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü oldukları, sözleşme ve protokollerin özgür irade ile imzalandığı, benimsenen 01/06/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasında yapılmış sözleşme hükümlerine uygun olarak hareket eden davalı şirketin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varıldığından," Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki 21.06.20...tarihli yazılı sözleşmenin 20... yılında dolduğunu, sonrasında dayatılan ağır şartlı yeni sözleşmenin imzalanmadığını, uyuşmazlık döneminde taraflar arasında yürürlükte olan yazılı bir metin bulunmadığını, buna rağmen ticari ilişkinin fiilen sürmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde tarafların farazi iradeleri ile güven teorisi ve dürüstlük kuralının esas alınması gerektiğini, bayilik sözleşmelerinin kendine özgü yapısı gereği üreticinin teslim borcu ile sadakat ve destekleme yükümlülüğünün devam ettiğini, bu yükümlülüklerin keyfi olarak reddedilemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin hatalı karar verdiğini, dosya kapsamındaki e-postaların, tanık beyanlarının ve davalı şirketin bayilere baskı yaptığı gerekçesiyle Rekabet Kurumu tarafından çarptırıldığı idari para cezasına ilişkin video kayıtlarının mahkemece yeterince dikkate alınmadığını, müvekkilinin bölgede ihtiyaç olmamasına rağmen 3 yıl içinde mağaza sayısını 2’den 5’e çıkarmaya zorlandığını ancak sonrasında mal sevkiyatı durdurularak ekonomik olarak bitirildiğini, haksız yere ürün sağlanmamasından doğan 969.767,83 TL tutarındaki zararı, stok devrinin ve mağaza satışının engellenmesi nedeniyle oluşan 1.532.407,55 TL tutarındaki kaybı ve çeklerin kabul edilmeyip teminat mektuplarının haksız tazmin edilmesi sonucu ortaya çıkan 713.000 TL tutarındaki zararı toplam 3.215.175,38 TL borçtan davalının sorumlu olduğunu belirterek 3.215.175,38 TL'nin davalıdan tahsilinin gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ithal ettiği ürünlerin davacıya satılmasına dayalı ticari ilişkide ödeme yapıldığı ölçüde mal verildiğini, davacının daha fazla prim kazanma hırsıyla, hiçbir baskı altında kalmadan, tamamen kendi isteği ve iradesiyle Antalya'nın farklı bölgelerinde dört adet mağaza açtığını, davacının iddia ettiği e-postaların aslında birer baskı unsuru değil ticari teşvik ve destek içerikli yazışmalar olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak finansal yönetimini yapamadığını ve nitekim bizzat şirket yetkililerine attığı maillerle finansal durumunun kötüye gittiğini ve temerrüde düştüğünü açıkça ikrar ettiğini, vadesi geçmiş borçlar varken müvekkil şirketin daha fazla ürün göndererek riskini artırmamasının ticari hayatın bir gereği olduğunu, davacının elinde 7 milyon TL'yi aşan stok bulunduğunu beyan etmesine rağmen mal verilmediği için battığı iddiasının çelişkili ve kötü niyetli olduğunu, davacının kendi hatalı kararları sonucu uğradığı zararı müvekkil şirkete yüklemeye çalıştığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; taraflar arasında yapılmış Franchise Usulü Bayilik Sözleşmesinden kaynaklı davalı tarafın hukuka aykırı davranışları nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Taraflar arasında Franchise Usulü Bayilik Sözleşmesi tanzim edildiği, davacı tarafından, davalı yanın hukuka aykırı eylemleri nedeniyle zarara uğratıldığını ileri sürerek zararın tazminini talep ve dava ettiği, davalı tarafından davacının Franchise Usulü Bayilik Sözleşmesi uyarınca ödeme yükümlüğünü ifa etmekte zorlanarak temerrüde düştüğü, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, zarar ile kendisi arasında illiyet bağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

-Talimat ile aldırılan 24/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davacı taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıya 3.065.059,04 TL borçlu olduğu; davacının davalıya 2017 yılında toplam 2.707.304,69 TL tutarında ciro primi ve 690.714,47 TL kira yardım faturası düzenlendiği yönünde görüş bildirilmiş; 01/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacının davalıya 3.065.059,04 TL borçlu olduğu ancak, 04/07/2018 tarihli mutabakat mektubuna göre davalı şirketin bakiye 142.467,42 TL davacıdan alacaklı olduğu; davacının elinde kalan malların ucuza satılmasından dolayı 295.447,26 TL brüt satış zararına uğradığı, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı yasal haklarını kullandığı, iyi niyet inisiyatifi kullanmadığı, teminat mektubunu bozdurarak davacının ticaretinin sonlanmasına sebep olduğu"belirtilmiştir.

-07/06/2022 tarihli ... ve Dr......tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davacı ...'in aniden karşı karşıya kaldığı, mal satışının durdurulması, mevcut borcun ödenmesi talebi ve Acentelik sözleşmesinin iptali nedeniyle; Davalı ... A.Ş.'nin elindeki teminat mektuplarının bankalardan nakte çevrilmesi işini yapabilme yeteneğinin kalmaması gibi nedenlerle diğer bankaların da alacaklarının tahsilinin imkansız olacağı ihtimaliyle yasal yollara başvurmasının, davacının ticaret hayatına devamının imkansızlaştırıldığı, tüm nakit akış kapılarının kapanmasına yol açtığı; tacirin ekonomik olarak mahvına yol açtığının gözlemlendiğini, Davacı ...'in borçlunun edimini yerine getirmesi imkansızlaştığı, bankalara ve müşterilerine karşı itibarının tamir olamayacak kadar kötü biçimde zedelenmesi nedeniyle tekrar ticaretini yapabilme olanağının kalmadığı, ciddi maddi zarara uğradığı gözlenmekle;

Davacı taraf ... 'in talepleri incelenerek hesaplandığı; davalı ... A.S. tarafından ödenmeyen 3.215.175,38 TL., sonucuna ulaşıldığı" belirtilmiştir.

-01/06/2023 tarihli ..., Prof.dr. ... ve ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, Davacı yanın ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı yandan 31.12.2017 tarihi itibarı ile KAYDİ olarak 4.253.458,50 TL alacaklı göründüğü, Davacı yanın ticari defterlerinde talimat yolu yapılan inceleme neticesinde, davalı yana takip tarihi itibarı ile KAYDİ olarak 3.065.059,04 TL borcunun göründüğü, Tarafların ticari defterlerindeki bakiye farkın; davalı yan tarafından nakde çevrilen teminat mektubunun, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, Davalının fiillerinin sözleşmedeki hükümlere uygun olduğu, ancak iyiniyetli olup

olmadığının hukuki takdirinin mahkemenin olduğu" belirtilmiştir.

17/06/2016 tarihli EK Franchise sözleşmesinin 3.2 maddesine göre;, ek prim her halükarda 31/12/2017 tarihinde sonlandırılacaktır. Franchise alan ek pirimin belirli geçici bir süreyle sağlandığı ve kazanılmış hak teşkil etmediği hususlarını kabul ettiğini ek primin sonlandırılması ve/ veya devam ettirilmemesi sebebiyle samsungtan tazminat dahil herhangi bir nam altında herhangi bir hak alacak talepte bulunmayacağını kabul beyan ve taahhüt eder.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davacı, davalı ile çalıştığı 5 yıllık süreçte teslim ettiği teminat mektupları ve bankaların Doğrudan Tahsilat Sistemi limitleri dahilinde davalıdan mal alımı yaptığını, 01/01/2018 tarihi itibarıyla davalı şirket nezdinde 4.330.000,00 TL'lik banka teminat mektubu ve 350.000,00 TL'lik DBS teminatı olmak üzere toplam 4.680.000,00 TL teminatının bulunduğunu, 01/01/2018 tarihi itibarıyla davalı şirkete olan borcunun ise 4.253.458,50 TL. olduğunu, dolayısı ile söz konusu tarih itibarıyla davalıdan asgari 426.541,50 TL. tutarında alım yapmasının mümkün olduğunu, bu çerçevede, 08/01/2018 tarihinde davalı şirkete TV ve Beyaz eşya siparişi geçtiğini, ancak davalı şirketin sipariş taleplerini kabul etmediğini, siparişi karşılanmayan ve mal sevkıyatı yapılamaması sebebi ile ulaşamadığı mal alım hedefi nedeniyle, artık davalı şirketten aldığı ara karlılık ödemelerini alamadığını, davalının kasıtlı olarak sipariş talebini karşılamadığını ve mal alım hedefini gerçekleştirmesini engelleyerek ekonomik mahvına neden olduğunu, %15 oranında ciro priminin %13'e düşürülerek 3 dükkan açmaya zorlandığını ileri sürmüştür.

Dosyadaki mail yazışmalarından (davacının davalı şirket yetkilisi Mr. ...'a attığı 25 Ocak 20.... tarihli e-mail) davacının 4 adet işyerinin bulunduğu, ...'de açtığı işyerinden sonra maddi problemlerle karşılaştığı, dükkan açmaya zorlandığına dair iddiasının ispatlanamadığı, ciro priminin düşmemesi için işyeri açan ve tacir olan davalının basiretli davranması gerektiği anlaşılmıştır.

Davacının finansal durumunun kötüye gitmesi nedeniyle mal alımında sözleşmesel borcunu ifa edemediği ve temerrüde düştüğü, mahkemece talimatla alınan 24/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalıya 3.065.059,04 TL borçlu olduğu, davalı tarafın 12/02/2018 tarihli ve 19/03/2018 tarihli e-mail ile vadesi gelen borçların ödenmesinin istenildiği, davacının 12/03/2018 tarihli e-mail de kredi temin edemediklerini, mağazaları devretmek istediklerini, bu yönde olumlu gelişme olmaması halinde stoğu toplu olarak satıp borcu ödemek istediklerini bildirdiği anlaşılmıştır. Borçlarını ödemekte temerrüde düşen davacıya mal tedariki yapılmamasının davalının ticari kararı olduğu, kusurunun bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde 7.250.000,00 TL mal stoğu bulunduğunu, 1.000.000,00 TL teşhir ürünleri kısmını ...'a devrine izin verildiğini beyan ettiği, mal stoğunun bulunduğu da anlaşılmıştır.

Davacı tarafça 6.250.000,00 TL mal stoğunun satın alınmaması konusunda baskı yapıldığı ileri sürülmüşse de, bu hususta delil bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin 7.1 maddesine göre davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda davacının teminatını nakde çevirebileceği, davalı tarafından davacının temerrütü nedeni ile sözleşmeye göre teminat mektubunun paraya çevrildiği, tacir olan tarafların işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü oldukları, sözleşme ve protokollerin özgür irade ile imzalandığı, taraflar arasında yapılmış sözleşme hükümlerine uygun olarak hareket eden davalı şirketin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının istediği kişiye bayisini devretme hakkı da bulunmadığı anlaşılmakla, sübut bulmayan davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../11/2023 tarih ve 2019/... E., 2023/. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/684, K. 2026/920, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-684-e-2026-920-k-bc892b035c37