Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/760 E. 2026/1188 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/760
- Karar No
- 2026/1188
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/760 Esas
KARAR NO: 2026/1188
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/09/2025
NUMARASI:2025/424 ESAS, 2025/545 KARAR
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:10/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... A.Ş'nin uluslararası lojistik taşımacılık hizmeti veren, merkezi yurtdışında bulunan bir ticari işletme olduğunu, göndereni ... Limited, Alıcısı ... olan toplam 46 adet ...marka aracın İngiltere'den Kazakistan'a uluslararası nakliyesi sırasında Türkiye üzerinden geçecek güzergâhta hizmet verecek bazı alt taşımacılarla anlaşma sağlanmış olduğunu, söz konusu taşıma faaliyetinde araçların gümrük çıkış işlemlerinin tamamlanmış ve navlun bedellerinin ödenmiş olduğunu, 46 adet ...marka araç 22.04.2025, 08.05.2025, 15.05.2025 ve 21.05.2025 tarihlerinde, Gebze ... ve Gebze ... limanlarından İtibaren karayolu İle Kazakistan'a uluslararası nakliyesi amacıyla, alt taşımacıları temsilen hareket eden davalılardan ... kontrol ve yönetiminde 23 adet tıra yüklenerek davalılara teslim edilmiş taşıma şekli ve rotası "Özel Talimat-Güzergah Taahhüdü" ile Gürcistan Sınır/Gümrük kapısından çıkışları yapılarak karayolu ile Kazakistan'a nakliyesi şeklinde taahhüt edilmiş, davalıları temsilen hareket eden ve taşıma operasyonunu yöneten davalılardan ...'ün bildirdiği alt taşıma şirketlerine navlun bedelleri ödenmiş ve bu sebeple,13.06.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 20.06.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 23.06.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 27.06.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 04.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 11.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 18.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 25.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00olmak üzere toplam 400.000,00 tutarında dökümü verilen çeklerin davalılara teslim edilmiş olduğunu, davalıların açık güzergah talimatı ve buna göre düzenlenen T1 Transit geçiş beyannameleri ile Gürcistan'a geçiş rotasında müvekkiline güzergah ve T1 beyannameleri göndermek sureti ile Gürcistan'a çıkış yapılmak üzere olunduğunun bildirilmiş olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davalıların Gürcistan sınır kapısından gönderdikleri güzergah ile Gürcistan'a çıkışların yapıldığını zannederek yükün Kazakistan'a teslimini beklerken, ... tarafından teslimatın yapılmadığının bildirilmesi üzerine müvekkilinin derhal alt taşımayı üstlenen davalı şirketler ve yetkilileri ile temas kurmak istemiş ve araçların konumlarına ulaşmaya çalışmış olduğunu ancak davalılara ve araçların konumlarına ulaşamamış olduğunu, yapılan sorgulamada bu davalı şirketlerin dışarıdan bağımsız görünmelerine rağmen hepsinin birbirine bağlı grup şirketleri olduğunu, her birinde aynı ailenin üyelerinin ortak/hissedar olduğu ve birlikte organize şekilde hareket ettiklerinin anlaşılmış olduğunu, davalıların 23 Tırda Yüklü 46 Adet ...marka aracı Gürcistan sınır kapısından çıkarak Kazakistan'a teslim etmeleri gerekirken, bunu yapmamış olduklarını, İran sınır kapısından çıkarak sınırdan geçtikten sonra da bu araçları kaçırmış ve zapt etmiş teslim etmemiş olduklarını, bu araçların nerede olduğu ve kimlerde olduğunun bilinmediğini, davalıların Gürcistan'dan çıkış yapmadıklarını müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında, yeni ve farklı T1 beyannameleri düzenleyerek güzergahı değiştirdiklerini ve İran sınırından çıkış yaptıklarının anlaşıldığını, davalıların yükümlülüklerine aykırı olarak, araçları Kazakistan’a ulaştırmak yerine başka ülkelere kaçırmış,olduklarını, araçlara ait sahte sevk irsaliyeleri ve sahte satış evrakları düzenleyerek müvekkilin rızası olmadan üçüncü kişilere devrettikleri istihbaratının alınmış olduğunu ve bu duruma ilişkin bir kısım sahte evraka da ulaşılmış olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik,13.06.2025... ... Şubesi ...$50.000,0020.06.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,0023.06.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,0027.06.2025... ...Şubesi...$50.000,0004.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,0011.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,0018.07.2025 ... ... Şubesi... 50.000,0025.07.2025 ... ... Şubesi ... $50.000,00 olmak üzere toplam $400.000,00 tutarında çek için öncelikli olarak tayin ve takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek bu çeklerin karşılıksız işlemi görmesinin ve takip ve tahsil konusu yapılmasının tedbiren durdurulmasını, yargılama sonunda bahse konu çeklerin iptalini ve bu çekler ve karşılığı tutarlardan müvekkilin borçlu olmadığının tespitini, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:Davalı .... Şti vekili cevap dilekçesinde; Açılan menfi tespit konulu işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olduğu, işbu dava açılmadan önce davacı tarafça, kendileri yönünden herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmamış olup, .... Şti. ve davacı ... A.Ş. Arasında herhangi bir arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı, bu sebeple TTK'nın 5/A ve 6325 Sayılı Arabulculuk Kanunu 18/A maddeleri gereğince müvekkili şirkete karşı açılan işbu davanın usulden reddine karar verilmesini, aksi durumda ise dava dilekçesi ve eklerinin tebliği ile davaya cevap için tarafımıza süre verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.09.2025 Tarih 2025/424 Esas 2025/545 Kararı:"...Dava; Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasıdır.Kamuoyunun 7. Yargı Paketi olarak adlandırdığı “1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 3 (üç) maddesinde değişiklik içeren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 05.04.2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yapılan değişikliklerle beraber ticari davalar ve iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu düzenlenmiştir.31. Madde uyarınca; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.43. Madde uyarınca; Bu Kanunun;a) 31 inci, 34 üncü, 36 ncı, 37 nci, 38 inci ve 41 inci maddeleri 1/9/2023 tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer." şeklinde düzenlenmiştir. "6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır." hükmü uyarınca eldeki menfi tespit davası 17/06/2025 tarihinde açıldığından işbu davanın da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin 16/07/2025 tarihli ara kararı ile; "...Davacı tarafın arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunmadığı anlaşılmış olup, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunması için bir haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde gereğinin yerine getirilmemesi halinde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına..." karar verildiği, ara kararın davacı vekiline e-tebligat ile 23/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının aslı veya onaylı suretinin sunulmadığı, davacı tarafça dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmadığı ve zorunlu dava şartının yerine getirilmediği görülmüştür.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 20.06.2019 tarih, 2019/1038 Es. ve 2019/869 K. sayılı ilamında; "...TTK 5/A maddesi 1. fıkrasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve arabulucuya başvuru şartı mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartlarından olduğu anlaşılmakla, mahkemece verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı usul ve yasaya uygun olmakla ... " yönünde karar vermiştir.6325 sayılı yasanın 18/A Maddesi- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.)
''(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) ...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükmünü içermekte olup 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Mahkememize açılan işbu davanın başlangıçta arabuluculuğa başvurulmadığından TTK 5/A-(1) ve 6325 sayılı ''Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu''nun 18/A(2) maddeleri uyarınca HMK 114(2) ve 115(2) maddesi gereği dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-)Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararların, karar kesinleşinceye kadar devamına,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın kıymetli evrakın hükümsüzlüğüne bağlı olarak açıldığını ve bir miktar paranın ödenmesi konulu olmadığını,bu sebeple de dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulması zorunluluğu bulunmadığını, Davanın konusunun ve hukuki dayanağının irdelemediğini ve gerekçeli kararında da buna değinmediğini, dava konusunda menfi tespit veya istirdat yolu ile bir miktar paranın iadesi yada bir miktar paranın ödenmesi veya ödenmemesi bulunmadığını, dava konusunun ; hizmet ilişkisi kurulduğu inancı ile davalılara verilen kıymetli evrakın suça maruz kalan müvekkili şirketçe ödeme yükümlülüğünün olmadığının ve kıymetli evrakın hükümsüzlüğünün tespiti ile birlikte çeklerin iptali istemi olduğunu, ödeme yükümlülüğünün ortadan kalkmasına bağlı kıymetli evrak iptali davası eda davası olmadığını, tespit davası olduğunu, bu sebeple zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün ortadan kalkmış olması ise ; davalıların müvekkil şirketin 46 adet aracını taşıma taahhüdü ile aldıktan sonra organize ve örgütlü bir eylem ile kaçırmaları ve zapt etmelerine bağlı olarak gerçekleşmesi sebebi ile olduğunu, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/24058 Soruşturma dosyasında ; davalıların bu eyleminin suç teşkil ettiği tespit olunduğunu, davalıların çok sayıda suç işlediklerini ve sabıka kayıtlarının olduğunun bildirildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı ... ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından TTK'nın 5/A ve 6325 Sayılı Arabulculuk Kanunu 18/A maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğunu, Ancak Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan bu kadar net bir sebep ile reddedilmesine karşın ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel mahkemece davanın reddine karar verildiğini, ancak mahkemenin 31.07.2025 tarihli ara karar gereği konulan hem de İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/328 D. İş Sayılı VE 19.06.2025 tarihli tedbir kararı ile verilen '' ... Seri çek nolu, 20.06.2025 Vade tarihli, 50.0000,00 USD AMERİKAN DOLARI bedelli ve ... Seri çek nolu; 13.06.2025 Vade tarihli, 50.0000,00 USD AMERİKAN DOLARI bedelli çek; ile ilgili İKİ (2) adet çekin işbu dosyanın tarafları arasında geçerli olmak üzere İİK m.72 hükmü uyarınca talep ve dava tarihi olan 17/06/2025 tarihinden itibaren icra TAKİBİNE KONULMAMASI, bu tarih ve sonrasında başlatılacak olan icra takiplerinin DURDURULMASI yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, çekin icra takibine konu edildiğinin bildirilmesi halinde ihtiyati tedbir kararının ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesine,' şeklindeki ihtiyati tedbire ilişkin usul ve yasaya aykırı olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili lehine cirolanan çekler diğer davalı ... Şirketine Nisan 2025 tarihinde teslim edildiğini, bu hususun davalı ...ve taraflarınca sunulan şirketin muavin defter kayıtlarında da sabit olduğunu, Ancak davacı tarafın iddiaları Mayıs 2025 döneminde kurulan sözleşmelere ilişkin olup söz konusu çekler ile davacının iddia ettiği ticari iş ve işlemler arasında herhangi bir hukuki bağ bulunmadığını, Nitekim davacı tarafın müvekkil şirketin hangi iş ve işlemi üstlendiğini hangilerini gerçekleştirmediğini de dilekçesinde belirtmediğini, Bu kadar muğlak ifadelerle ve kül halinde bir takım tarafların ve işlemlerin alelade iddialar ile birbirine bağlandığı bir davada ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkili şirketin oldukça zor bir duruma düşürüldüğünü, Yargıtayın yerleşik kararlarında da çeklere ilişkin menfi tespit davalarında çeklerin aksinin ispatı yazılı belge ispatlanır şeklindeki içtihatları doğrultusunda somut olayda davacı tarafından da yazılı ispat kuralı yerine getirilmediğini, bu sebeplerle yaklaşık ispat kuralı dahi mevcut olmadığından ihtiyati tedbirin de HMK kapsamında kaldırılması gerektiğini, mahkemece kurulan hükümde "4-)Kendini vekil ile temsil ettiren bir kısım davalılar yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davalılara verilmesine," şeklinde hüküm kurulduğunu, ancak bu hükümde her bir davalı yönünde ayrı ayrı 30.000 TL vekalet ücreti mi ödeneceği yoksa bütün davalılar yönünden tek bir 30.000 TL vekalet ücreti mi ödeneceği hususu net bir şekilde belirtilmediğini, bu husus kararın infazı aşamasında sorun yaratacağını, bu sebeple hükmün vekalet ücreti yönünden bu kısmın, her bir davalı yönünden ayrı vekalet ücreti ödenecek şekilde düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; Menfi Tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde davanın başlangıçta arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
1-Davalı .... Şti. vekili tarafından, davanın reddine karar verilmesine karşın hüküm fıkrasında ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilemeyeceğini ve ihtiyati tedbir kararın yönelik olarak da "yaklaşık ispat" koşulları bulunmadığına ilişkin istinaf sebepleri ileri sürmüştür.HMK'nın 341/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ile karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları ile karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itirazlar üzerine verilen kararlar istinafa tabidir.Dosya incelendiğinde, istinafa başvuran davalı ... şirketine dava dilekçesinin tebliğ edilmediği, dolayısıyla davada taraf teşkili sağlanmadığı; ayrıca ilk derece mahkemesinin 31/07/2025 tarihli ara kararı ile davaya konu çekler yönünden "dava tarihinden geçerli olmak üzere takibe konulmaması, bu tarihten sonrasında başlatılacak icra takiplerinin ise durdurulmasına" ilişkin ihtiyati tedbir kararının tarafların yokluğunda verildiği, ara kararın davalı ... şirketi vekiline 13.08.2025 tarihinde UTS yoluyla tebliğ edildiği, davalı tarafından 15.08.2025 tarihli dilekçe ile ihtiyati haciz kararına itirazlarını sunduğu görülmüş ise de; İlk derece mahkemesince, davalı ... şirketinin ihtiyati tedbir kararına itirazlarını olumlu/olumsuz değerlendirmeden yargılamanın sonlandırılması hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarına aykırılık teşkil ettiği gibi huzurda ihtiyati tedbirin esasına ilişkin istinaf incelemesi yapılacak ilk derece mahkeme kararı da bulunmadığından, ihtiyati tedbir kararına karşı yaklaşık ispat ölçüsünde ileri sürülen istinaf sebeplerinin Dairemizce incelenmesi mümkün değildir.Ancak; HMK'nun 397/2. maddesine göre; “İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.” İİK'nun 72/4. maddesinde ise; “Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.” hükmüne yer verilmiştir.İlk derece mahkemesince her ne kadar 'ihtiyati tedbir kararının, hükmün kesinleşmesine kadar devamına" karar verilmiş ise de; İİK'nun 72/4 madde gereği davanın usulden ya da esastan reddine karar verilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar. İİK 72/4 maddesi emredici nitelikte bir düzenleme olduğundan, menfi tespit davasında karar veren mahkemece kanun hükmüne aykırı şekilde tedbir kararının devamına karar verilemez. Kabule göre; dava şartı yokluğu nedeniyle red edildiğine göre, huzurda usulüne uygun şekilde açılmayan bir dava da bulunduğu sabit olup, derdest yargılamada verilen tedbir kararının da dava şartı eksikliğinin tespit edildiği sırada kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.Bununla birlikte, yine emredici nitelikteki İİK 72/4 maddesine göre, dava alacaklı lehine neticelendiğinden, alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar, aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bunun için talepte bulunulması da gerekmez.Bu kapsamda dosya incelendiğinde; Huzurda birden fazla çekin konu edildiği dava söz konusu olup, ihtiyati tedbir kararı gereği, mahkemece takdir edilen teminat, teminat mektubu şeklinde dosyaya sunulduğu ve ancak tedbir kararının infaz edilip edilmediği dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi, UYAP kayıtlarında yer alan Mersin 1. İcra Müdürlüğünün...sayılı icra takibinde, takip konusunun huzurdaki davaya konu çeklerden 13.06.2025 keşide tarihli ... seri numaralı çek olduğu, takibin 23.06.2025 tarihinde açıldığı, icra dosyasının UYAP kayıtlarından icra takibinde borçlu sıfatıyla yer alan huzurdaki davacı ... şirketince takip konusu borcun ödendiğinin ve çekin iadesinin talep edildiği görüldüğü, yine başkaca icra takibi bulunduğu, dava dilekçesi ve dosya kapsamından hangi davalının hangi çekler ile ilişkilendirildiğinin anlaşılamadığı, İİK 72. Maddesine dayalı açılan davada her ne kadar dava şartı yokluğu tespit edilmiş ise de verilen tedbir kararın niteliği, ihtiyati tedbir kararının etkileri ve sonuçları üzerinde durularak ve gerekçeleri karar yerinde tartışılarak hüküm kurulması kanuni zorunluluk olup, dosyada taraf teşkili sağlanarak mevcut eksiklikler giderilmeden tahkikatın sona erdirilmesi yerinde olmadığı gibi, mevcut şartlarda Dairemizce de hüküm tesisi mümkün olmadığından, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde inceleme yapılarak, yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacının tüm, istinafa gelen davalının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... Şirketi vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.09.2025 Tarih 2025/424 Esas 2025/545 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde inceleme yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Kaldırma sebep ve şekline göre davacının tüm, istinafa gelen davalının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine,
6-İstinaf aşamasında davalı ... Şirketi tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.10/07/2026