İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/880 E. 2026/537 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/880
- Karar No
- 2026/537
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/880 Esas KARAR NO : 2026/537
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/11/2025 KARAR TARİHİ:07/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının başlatmış olduğu kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu senette müvekkilinin herhangi bir imzasının bulunmadığını, müvekkilinin borçlu olmadığı bir senet nedeniyle icra takibine maruz bırakılarak malvarlığına haciz uygulandığını, davalının gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak takip başlattığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, öncelikle müvekkilinin takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takibi sebebiyle müvekkil lehine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Açılan dava zamanaşımına uğramış olup icra takibi 2001 senesine aittir. Davacı şahıs bu dosyada borcunu ödememiştir. Bu nedenler İİK.72. Maddesi uyarınca dava zamanaşıma uğramıştır. Takip davalı hakkında kesinleşmiş olup takibe itiraz edilmemiştir. Daha önce de böyle bir menfi tespit davası açılmamıştır. Mahkemeniz bu davada görevli değildir. Bu nedenle görevsizlik itirazımız vardır. Gözümden ameliyat geçirdiğim için arabuluculuk toplantısına katılamamıştım. Bu durumu arabulucuya ilettiğim halde gelmediğim yönünde zabıt tutulmuştur. Davanın önce usulden mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, davanın haksız ve kötü niyetli şekilde ikame edilmiş olması nedeniyle uğrayacağım zarar nispetinde tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kambiyo senetlerine özgü icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine 16.09.1998 vade tarihli 2.500 TL (senetteki altı sıfır atılmadan önceki haliyle 2.500.000.000 TL) bedelli senede dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takibinden kaynaklı olarak senette davacının imzasının bulunmaması sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemi ile işbu davanın açılmış olduğu, davalı tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunulmuş olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nın Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72. Maddesinin "(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. (2)İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. (3)İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (4)Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6) Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. (8)Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." şeklindeki düzenlemesi uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir. 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). Menfi tespit davaları mahiyeti itibariyle zamanaşımı süresine tabi değildir. Bu sebeple davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama esnasında davaya konu icra dosyası UYAP sisteminden dosyamız arasına alınmış olup yapılan incelemede ödeme emrinin 17/09/2001 tarihinde düzenlendiği, alacaklının davalı ..., Borçlularının ise ... (keşideci), ... ... (müteselsil kefil),... (lehtar) ve davacı ... olduğu, UYAP sistemine taranmış olan senet metni incelendiğinde davacının keşideci, kefil ya da lehtar konumunda olmadığı, ciranta ise imzasının çekin arka yüzünde olması gerektiği ancak çekin arka yüzünün bir suretinin sisteme yüklenmemiş olması sebebiyle davalının yetkili hamil olup olmadığının ve davacının imzasına, ciro silsilesine yönelik olarak mahkememizde inceleme yapılamadığı, davacının imza inkarında bulunmuş olması sebebiyle mukayeseli olarak imza incelemesinin yapılabilmesi amacıyla senet aslının mahkememize sunulması gerektiği, fotokopi üzerinden imza incelemesinin yaptırılamayacak olması, icra dosyasının birden fazla kez yenilenmiş olması sebebi ile eksikliklerin olduğu, senet aslının celbi talep edildiğinde ise evrak asıllarının bulunamadığının mahkememize bildirilmiş olduğu görülmekle davalıya usulüne uygun ihtaratı ( "Davaya konu olan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas (önceki esas : .... İcra Müdürlüğünün 2001/... Esas) sayılı icra takip dosyasından gönderilmiş olan ödeme emrinin dayanağını oluşturan kıymetli evrakın (2.500.000.000 TL -eski bedel- bedelli bononun) ASLINI işbu tebligatı aldığı tarihten itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememize ibraz etmesi, yahut bulunduğu yeri bildirmesi gerektiği; aksi takdirde davacının imza ve yazı inkarını kabul etmiş sayılacağı ve bu kapsamda dosyada karar verileceği ihtar olunur ") içerir şekilde 09/03/2026 tarihinde tebligat yapılmış, davalı tarafça uhdelerinde bulunan kıymetli evrak aslı verilen kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmediği, yerinin bildirilmediği gibi duruşma tarihine kadar da ibraz edilmediği görülmüştür. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5749 Esas, 2021/6504 Karar Sayılı, 24/11/2021 Tarihli "Dava, borç senedine dayalı olarak yapılan icra takibinde takip dayanağı senetteki imzaların davacıların eli ürünü olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Mahkemece, icra takibine konu 30.01.2002 tanzim, 31.10.2002 vade tarihli, 80852 seri nolu ve 10.04.2002 tanzim, 31.10.2002 vade tarihli, 80856 seri nolu müşterek ve müteselsil borç senetleri altındaki davacılara atfen atılan imzaların davacıların eli ürünü olduğu, aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davaya konu senetlerden 80852 seri nolu senet aslı davalı tarafından dosyaya ibraz edilememiş olup, bilirkişi raporu söz konusu senedin fotokopisi üzerinden inceleme yapılarak düzenlenmiş ise de, fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamaz. Bu suretle aslı dosyaya ibraz edilmeyen 80852 seri nolu senetteki imzaların davacılara ait olduğu ispatlanamadığından bu senet yönünden davanın kabulüne verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2019/2089 Esas, 2022/937 Karar Sayılı, 28/06/2022 Tarihli "Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve çekin iptali istemine ilişkindir. Davada davacı davaya konu çek hakkında keşideci imzasının şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığı iddiasına dayanmıştır. İmza inkarı halinde imzanın ilgiliye ait olduğunu ispat yükü senedi elinde bulunduran hamile aittir" şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda kurul olarak imza inkarı halinde imzanın ilgiliye ait olduğunu ispat yükü senedi elinde bulunduran davalı hamile ait olup mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kıymetli evrakın aslının mahkememize ibraz edilmemiş olması sebebiyle davalının yetkili hamil olduğunu ve alacağın varlığını kanıtlayamadığı kanaatine varılmakla davacının dava konusu icra takibinden kaynaklı olarak borçlu bulunmadığı kanaatine varılmakla menfi tespit isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemi incelendiğinde; İİK m.72/5 hükmü uyarınca davanın borçlu lehine sonuçlanması, alacaklının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun davacı borçlu tarafından ispatlanması gerekmektedir. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davalının icra takibine dayanak kıymetli evrakları ibraz etmemesi sebebiyle menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmiş ise de davacının davalı alacaklının kötüniyetli olduğunu açıkça ispatlayamamış olması sebebiyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi talebi bakımından yapılan incelemede İİK'nın 72. Maddesinin "(4)Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklindeki düzenlemesi uyarınca davanın borçlu lehine neticelenmiş olması sebebiyle yasal koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 1-Davacının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas (önceki esas : .... İcra Müdürlüğünün 2001/... Esas) sayılı icra takip dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine, 3-Davalının davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi isteminin reddine, 4-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 117,00 -TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.318,30-TL (peşin harç, başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 735,00-TL, olmak üzere toplam: 2.053,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 2.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır