Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/587 E. 2026/1370 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/587
- Karar No
- 2026/1370
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/587 KARAR NO : 2026/1370
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2023 NUMARASI : 2021/433 E. 2023/796 K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 17.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 17.09.2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.11.2023 gün ve 2021/433 E. 2023/796 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı borçlu hakkında İzmir 1.ATM'nin 2019/2 E. 2020/731 K. Sayılı dosyası ile konkordatonun tasdiki davası görüldüğünü, dosya kapsamında konkordatonun tasdikine karar verildiğini, yasal süresi içinde müvekkili alacağının alacak kaydı tarihi itibariyle 67.339.25-EUR+76.632.80-TL olarak 29.11.2019 tarihli olarak dosyaya bildirildiğini, Konkordato komiserinin alacaklılar toplantısında kendi değerlendirmesi ile 435.437.18-TL miktarı banka alacağını esas almış olduğunu, bu miktarın eksik olduğunu , Konkordato tasdik kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD 2021/214 E., 2021/474 K. Sayılı ilamı ile bozulduğunu, yapılan yargılama neticesinde müvekkili bankanın talep ettiği 104.422.32-TL'nin çekişmeli alacak olarak kabul edilerek konkordato projesi ve ödeme planlarındaki oranlar ve vadeler dikkate alınarak Kayyımın .... Bankasında açacağı hesaba İİK 308/B uyarınca yatırılmasına, davalı şirketin konkordatosunun tasdikine karar verildiğini beyanla İzmir 1.ATM nin 2021/313 E., 2021/497 K. sayılı dosyasına 27.05.2021 tarihli kararı ile müvekkili bankanın çekişmeli alacak olarak karar verilen 104.422.32-TL nin konkordato projesine dahil edilmesine bankanın çekişmeli alacak miktarı kadar daha davalı borçludan alacaklı olduğunun tespitine iş bu alacağın da davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı bankanın 29.11.2019 tarihli alacak bildiriminde konkordato komiserine alacağını 67.339.25-EUR., 76.632.80-TL olarak bildirmiş olduğunu, halbuki konkordatoya tabi yabancı para alacaklarını TL çevirerek alacak kaydının yapılması gerektiğini, alacak bildiriminin bir kısmının yabancı para cinsinden yapıldığını, konkordato komiserinin bunu o dönemki kur oranı üzerinden TL 435.437.18-TL olarak çevirdiğini, konkordatoya tabi alacaklarda eşitlik ilkesi ve komiserin alacaklar arasında eşit işlem yapma yükümlülüğünün bulunduğunu, davacı yanın konkordato komiserinin hesaplanmasını aşacak şekilde daha fazla alacakları olduğu iddiası ve üstelik de alacaklarının yabancı para cinsinden olduğu iddiasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, davacı banka borçlulara keşide ettiği 15.04.2019 tarih 3062 yevmiye sayılı ihtarnamede alacağını 67.234.82-EUR ve 55.745.11-TL olarak bildirdiğini, sonrasında İzmir 18. İcra Müd. 2019/6952 E. Sayılı dosyasına üzerinden takip yapmış takibe yapılan itiraz üzerine kefil ....'a karşı İzmir 1 ATM 2020/302 E. sayılı dosyasından alacak miktarını 67.109.60-EUR+55.697.72-TL olarak belirtmiş olduğunu, davacı yanın farklı tutarlar öne sürerek iş bu davaları ikamet etmekteki amacının kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin konkordato sürecine girmesiyle birlikte davacı yanın davalı şirket hesaplarına blokaj uyguladığını, bu doğrultuda şirket hesabına yatırılan bedelleri ve dahi çeklerden kaynaklı gelen ödemeleri dahi bloke etmeye başladığını, bilirkişilerce yapılacak değerlendirmede davacı banka tarafından bloke edilen şirkete ait hesaplarda mevcut bedellerin ve davalı şirket adına verilen çeklerden tahsil edilerek davacı taraf uhdesinde tutulan bedellerinde bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması gerektiğini, davacı yanın, müvekkili ile akdetmiş olduğu ve dava konusu ettiği kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırdığı kredi miktarının ve aynı firmadan kredi sözleşmelerine ilişkin olarak tahsil ettiği bedellerin tespiti ile konkordato davası kapsamında davalının iş bu kredi sözleşmeleri uyarınca dava konusu edilen alacak tutarlarından sorumlu olup olmadığı hususunda davalının Kemalpaşa .... Mah.... Sok. No... Kemalpaşa/İzmir adresinde bulunan ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davacı yana ait ticari defter ve belgelerin özellikle de davacı yan tarafından müvekkili şirketin davacı banka uhdesinde bloke edilen hesaplarına gelen ve müvekkili borçlu şirket adına verilen çeklerden Bedeli tahsil edilerek davacı taraf uhdesinde tutulan bedellerin de tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında 29/05/2018 tarihli, 4.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmeye istinaden davalı şirkete 18/07/2018 tarihinde belgesiz ihracat kapsamında yıllık %7,20 akdi faiz oranı ile 80.000-EUR (147.920-TL) kredi kullandırıldığı, kredinin aylık 3.741,07-EUR taksitle ödenmek üzere 24 ay geri ödeme planına bağlandığı; kredinin 20/08/2018, 20/09/2018, 22/10/2018 ve 21/11/2018 tarihli taksitlerinin ödendiği, 21/01/2019 tarihli taksite ilişkin 229,65-TL tutarında tahsilat yapıldığı, takip eden diğer taksitler ödenmediğinden hesabın 15/04/2019 tarihinde kat edildiği, davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesine bağlı olarak gayri nakdi kredi de açılarak hesabı üzerine keşideli 1301481-1301490, 1301501-1301510 ve 1301491-1301400 numaraları ihtiva eden çek karnelerinin verildiği, çek yapraklarından kaynaklanan gayri nakdi olarak hesaplanan borç miktarı ile ilgili olarak mahkemece davacı bankaya yazılan müzekkereye gelen cevap yazıları ve ekleri incelendiğinde iade edilmediği iddia olunan çeklerin iade edilmiş olduğu anlaşıldığından, davalının çek yapraklarından kaynaklanan borcun olmadığı; 10 adet çekin taahhüt tutarının davacı banka tarafından ödendiği, şarta bağlı alacak iken banka tarafından ödeme yaptığından 10 çek için ödenen miktar asıl borç haline gelmiş olduğundan bu miktarın bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada borca ilave edildiği, bu durumda konkordato dosyası kapsamında alacaklıları davet ilanının yayınlandığı tarihten itibaren 15 günlük alacak kaydı süresinin son günü olan 15. gün itibarı ile davacının alacağı Türk Parasına çevrilerek yapılan hesaplama neticesinde davacının 470.540,77 TL nakdi alacak ve 1.365,11 TL şarta bağlı (gayrı nakdi) ihracat kredisinin vergi borcu bulunduğu tespit edilmiştir. Konkordato projesi kapsamında kabul edilen alacak miktarı olan 435.437,18-TL hesaplanan 470.540,77-TL alacaktan mahsup edildiğinde davacının bakiye 35.103,59-TL alacağı bulunduğu tespit edilmiş, belirlenen bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 1.365,11 TL şarta bağlı (gayrı nakdi) alacak yönünden dava dilekçesinde gayri nakit alacak yönünden depo talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından bu kısım yönünden talep kabul edilmemiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı hakkında İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2 Esas sayılı 2020/731 karar sayılı dosyasi ile konkordatonun tasdiki davası görülmüş olup dosya kapsamında konkordatonun tasdikine karar verildiğini, yargılama kapsamında yasal süresi içerisinde müvekkil Banka'nın alacağı alacak kaydi tarihi itibariyle 67.339,25 Euro + 76.632,80 TL, 29.11.2019 tarihli olarak dosyaya bildirildiğini, davalı şirket konkordato komiseri 435,437,18 TL miktarı müvekkili banka alacaklılar toplantısında kendi değerlendirmesi ile alacağı olarak eksik esas aldığını, neye göre belirlendiği tespit edilemediği gibi, iş bu Komiser raporuda tebliğ edilmeksizin davalının beyanları kabul edilmiş ve müvekkili banka'ya olan borcunun bir kısmını çekişmeli hale getirdiğini, nihai bilirkişi raporu usul ve yasaya aykırı şekilde tanzim edildiğini, Banka alacağının TL ye çevrilerek toplamda 435.437,18 TL olarak ve eksik olarak belirlendiğini, keza gerekçeli konkordatonun tasdiki kararında da, müvekkil Banka alacağı 67.109,60 EURO + 61.689,02 TL olarak kabul edildiğini, iş bu hali ile konkordato tasdik edildiğini, ancak, müvekkili banka yönünden alacak miktarı alacak kaydı tarihi itibariyle 67.339,25 euro + 76.632,80 TL olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili bankanın hesap kayıtlarının incelenmediğini, eksik hesaplama yapıldığını, ayrıca ilk raporda 83.158.70-TL çekişmeli alacağın kaldığı değerlendirildiği halde gerekçeli kararda 48.055,11 kısmı çek yapraklarından kaynaklanan alacağı yok sayılarak 35.103,59 TL hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 1.365,11 TL gayri nakit alacak yönünden hesaplama yapılmamasının da kabul edilemez olduğunu, alacağının hak kaybına uğradığını, yine iş bu davanın İİK 308/b maddesi gereği zorunlu olarak açılmış olup davalı lehine vekalet ücretine ve bu ücretin fazla olarak hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, dava açma hakkının davacı banka açısından yasal koşulları itibariyle sağlanmadığını, zira; İİK madde 308/b çekişmeli alacaklar için kullanılan bir yol olduğunu, davacı banka alacak bildiriminin bir kısmını yabancı para cinsinden yaptığını, konkordato komiseri bunu o dönemki kur oranı üzerinden Türk Lirasına 435.437,18 TL olarak çevirdiğini, konkordato komiseri, gerekçeli raporunun "Alacaklılar Toplantısında Nisaba Alınan Alacak Miktarları İle İlgili Açıklamalar" başlıklı kısmında davacı/borçlu kayıtları ile uyumlu alacakların alacaklılar toplantısında nisaba alınacak alacaklar olarak kaydedildiğini, borçlu/davacı kayıtları ile uyumsuz alacakların ise listeye alındığını söylediğini, akabinde alacaklılar toplantısında nisaba alınacak yani çekişmeli olmayan alacaklar listesine .... A.Ş'yi de eklediğini, görüldüğü üzere ... A.Ş tarafından yabancı para cinsinden bildirilen ve 435.437,18 TL olarak Türk Lirasına çevrilen alacak konusunda bir ihtilaf bulunmadığını, İİK madde 304'e göre, komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar hükmü gereği Mahkemenin öncelikle bir duruşma günü tayin ederek bunu ilan etmesi gerektiğini, alacaklarına itiraz edilen alacaklılar duruşmadan 3 gün önce yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla duruşmada dinlenebileceğini, duruşmadan üç gün önce alacaklıların yazılı olarak itiraz etmeleri sadece duruşmada dinlenmeleri bakımından zorunlu olarak öngörüldüğünü, bu süreye uymamış olan alacaklılar duruşmada dinlenmese bile itirazlarını yazılı olarak mahkemeye sunabileceklerini, bu noktada davacı yanın uyması gereken prosedür, alacağın eksik hesaplandığı/eksik kaydedildiğine ilişkin mahkemeye itirazda bulunmak olduğunu, nitekim sunulan itirazlar üzerine mahkemenin özel bir yargılama süreci işleterek, alacağın konkordato projesine ne ölçüde katılacağına karar vermek zorunda olduğunu, alacaklının itirazı üzerine mahkeme alacağı reddederse veya kısmi kabulüne karar verirse, alacaklı davacı yanın dava dilekçesinde dayandığı İİK md. 308/b ye göre davayı o zaman ikame edebileceğini, fakat somut olayda, davacı yan alacaklı olarak alacak miktarına itiraz ettiğini gösterir bir beyanı mahkemeye sunmadığını, davacı yanın İİK. madde 308/b'de belirtilen davanın, dava şartı olan alacağın itiraza uğraması prosedüründe kendine düşen kısmı yerine getirmediğini, haliyle de konkordato dosyasına bakan mahkeme tarafından da İİK. Md 308/b'ye dayanak oluşturacak bu yönde bir red hükmü elde edemediğini, halbuki; alacaklılar toplantısı ve akabinde konkordato komiseri tarafından verilen gerekçeli rapor açık ve net olup, alacaklıların kabul edilen alacak miktarları tüm alacaklılar tarafından görülebildiğini, işbu sebeple alacağın itiraza uğradığının veya eksik hesaplandığının fark edilmediğine ilişkin iddiaların mesnetsiz ve gerçeği yansıtmaktan uzak olup, konkordato mühleti süresi içinde işbu kaydedilen alacak miktarına itirazını yazılı olarak bildirmediği için davacı yan İİK. madde 308/b'ye göre dava ikame etme hakkını kaybettiğini, çünkü tespit davası açabilmenin dava şartlarından biri de davacı yanın bu davayı ikame etmekte bir hakkı olması olduğunu, bu nedenle; öncelikle huzurdaki davada dava şartı sağlanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini, geçici mühlet kararının verildiği tarihteki kur dikkate alınarak davacı bankanın toplamda 419.635,23 TL alacağı bizzat bilirkişilerce tespit edildiğine ve karara çıkan konkordato kapsamında hazırlanan komiser raporunda davacı bankanın alacağı bunun da çok üzerinde bir tutar olan 435.437,18 TL olarak belirlendiğine göre esasen ortada hiçbir çekişmeli alacak bulunmadığı hususu mutlak suretle dikkate alınması gerektiğini, davacı banka 29.11.2019 tarihli alacak bildiriminde konkordato komiserine alacağını 67.339,25 EURO + 76.632,80 TR olarak bildirmiş, halbuki konkordatoya tabi yabancı para alacaklarının TL ye çevrilerek alacak kaydının yapılması gerektiğini, eğer alacaklı bildirimini yabancı para üzerinden yapmışsa komiserin bunu TL ye çevirerek kayıt etmesinin zorunlu olduğunu, davacı yanın işbu davada belirttiği dava değerinin neye göre belirlendiğinin tamamen belirsiz olduğunu, davacının eksik hesaplandığını iddia ettiği tutara ilişkin, müvekkili şirket ile akdetmiş olduğu kredi sözleşmesi kapsamında, müvekkili şirkete ne kadar kredi kullandırdığı, kullandırılan kredinin ödeme planının nasıl olduğu, ödeme planı kapsamında ödenmediği iddia edilen kredi tutarlarının neler olduğu, kullandırılan kredinin TL veya yabancı para cinsinden olup olmadığı ve dava dışı şirket tarafından ne kadarlık kısmının ödenmediği, sayılan alacak kalemlerinin kredi sözleşmesinin hangi maddelerinde yer alan düzenlemelerden doğduğunun dava dilekçesinde hiçbir şekilde açıklanmadığını, davacı yanın eksik hesaplandığını iddia ettiği borcun maddi ve hukuki dayanaklarını şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde açık ve net olarak belirtmesi gerektiğini, fakat davacı yanın müvekkili şirket ile arasındaki alacak- borç ilişkisinde hep farklı tutarlar öne sürdüğünü, müvekkil şirketin ortağı olan ....'a karşı daha önce şirketin borçlarından ötürü farklı tutarlar öne sürerek İzmir 18.İcra Müdürlüğünün 2019/6952 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, bu borca da derhal itiraz edilmiş, davacı banka, icra takibi başlatmadan önce .... ve ... A.Ş'ye yönelik çektiği 15 Nisan 2019 tarihli 3062 yevmiye nolu ihtarnamede(Ek-1) alacağını 55.745,11 TRY, 67.234,82 EUR olarak bildirmiş, davacı bankanın daha sonra işbu borca itiraz üzerine İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2019/252 E. Sayılı itirazın iptali davasında alacak olarak öne sürdüğü miktarın ise "67.109, 60 Euro + 55.697,72 TRY olduğunu, bundan yalnızca 5 ay sonra 29.11.2019 tarihinde konkordato için alacak bildiriminde bulunduklarında alacaklarını "67.339,25 Euro + 76.632,80 TRY" olarak bildirdiklerini, şuan için davacı banka tarafından müvekkili şirketin ortağı ....'a karşı kefil sıfatı iddiası ile açılmış İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/302 esas sayılı dosyası hala derdest olduğunu, davacı bankanın kredi sözleşmesindeki maddeleri öne sürerek alacağını tahsil etmesinin olanaksız olduğunu, konkordato projesine kabul oyu vermese bile, yeterli çoğunluk tarafından kabul edilen ve tasdiklenen konkordato davacı banka için de bağlayıcı olacağını, bu sebeple konkordato kapsamına girmeyen feri borçlarını, gecikme zamlarını, vergi, masraf, kar payı komisyon ve sair ferileri sözleşmede bu alacakları tahsil etme hakkını saklı tutsa dahi konkordato kapsamında tahsil edemeyeceğini, konkordatonun doğurduğu sonuçlardan birisi de alacağın bakiye kısmı için borç ödemeden aciz belgesi düzenlenmemesi olduğunu, zira borçlu, tasdik edilen konkordato çerçevesinde ödemelerini yerine getirmekle konkordato koşulları dışında bakiye borcundan kurtulduğunu, bu özelliği nedeniyle doktrindeki yayın görüşe göre konkordato bir tür ibra sonucu doğurduğunu, davacı bankanın eksik hesaplandığını belirttiği miktarlar bu kapsamda tutarsız ve somut delillerle temellendirmekten uzak olup, konkordato projesi kapsamında talep edilebilecek alacak kalemlerinden olmadığından davanın reddi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, konkordatonun tasdikine karar verilen davalı şirketin kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafındanİİK m.308/b ye istinaden açılan alacak davasında ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava Konusu alacağa ilişkin olarak davacı bankanın İİkm. 308/b ye göre alacağın konkordato komiseri tarafından doğru hesaplanmadığı müvekkili alacağın 67.339,25 Euro ve 76.632,80 TL olmasına rağmen 435. 437,18 TL olarak belirlendiği, ancak bu belirlemenin yanlış olduğu çekişmeli olarak kabul edilen alacak miktarının 104.422,32 TL olup bu miktarın alacağı eklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece bu alacağın miktarı konusunda seçilen bilirkişiler vasıtasıyla usulüne uygun olarak inceleme yapılmış alınan asıl ve iki ek raporla davaların itirazları değerlendirilmiştir . Davacı bankanın bu olacağın kefili olan .... hakkında da izmir 18 İcra Müdürlüğü'nün 2019/6952 Esas sayılı dosyasıyla yapmış olduğu takibe itirazın iptaline ilişkin olarak İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/302 Esas sayılı dosyasında dava açmıştır. Bu davada alacak miktarı 64.987,38 Euro ve 55.697,72 TL olarak gösterilmiştir. Bu alacak miktarı üzerinden derdest bir yargılama bulunmaktadır. Bu davada takip tarihi 03.05.2019 olup bu tarih itibariyle banka alacağı bu miktar üzerinden belirlenmiştir . Konkordato komiserine bildirilen ve kaydı istenen alacak ise 67.339,25 Euro ve 76.632,80 TL olduğu belirlenmektedir. Bu konuda yapılan bilirkişi incelemesinde de asıl alacağın euro üzerinden olan kısmının hangi tarihteki kur üzerinden TL ye çevrileceği konusu değerlendirilmiş ve bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/6-372, K. 2025/725, T. 19.11.2025 kararında belirtildiği üzere İİK m. 299 uyarınca alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen on beş günlük sürenin son gününün esas alınmasının uygun olacağı ve çevrim işlemi alacak bildirim süresinin (15 günlük yasal süre) son günündeki T.C. Merkez Bankası (TCMB) döviz satış kurunun dikkate alınacağı belirlenmiştir. Her ne kadar bilirkişiler tarafından 15 günlük sürenin sona erdiği 08.05.2019 tarihinin efektif alış kuru dikkate alınmış ise de taraflarca bu konuda bir istinaf talebi bulunmadığından efektif alış kuru üzerinden yapılan çeviri kabul edilmiştir . Ayrıca davacı vekili dava dilekçesinde alacak miktarının 67.339,25 Euro ve 76.632,80 TL olduğunu belirtmiş olmasına rağmen bilirkişiler tarafından talep edilen alacak 67.339,25 Euro değil 67.109 Euro olarak kabul edilmiş ve bu miktar üzerinden efektif alış kuru dikkate alınarak çeviri yapılmıştır. Bu tespite davacı vekili istinaf dilekçesinde kaldırma sebebi olarak yer vermiştir . Dava konusu alacağın miktarı yönünden bilirkişiler tarafından yapılan incelemede alınan birinci ek raporda davalı tarafın itirazları değerlendirerek yapılan incelemede 4 adet çekin karşılıksız çıkması nedeniyle çek hamillerine yapılan 7.690 TL ödeme ve 23 adet çek yaprağından dolayı 46.690 TL depo tutarı ve 1.365,11 TL ihracat kredisi vergi borcu olmak üzere 48.055,11 TL gayri nakit alacağın bulunduğu belirtilmiştir. Bu rapora davalının itiraz üzerine alınan ikinci ek raporda çekişmesiz alacağın 470.540,77 TL olduğu belirtilmiştir. Ancak bu rakamın tespitinde hangi alacak kalemlerinin bulunduğu ve ödendiği belirtilen 10 adet çekin bu olacak kaleminde yer alıp almadığı belirtilmemiştir. 10 adet çek bedelinin 19.870 TL olduğu belirtilmekle asıl alacak kapsamında kalıp kalmadığı açıklanmamıştır . Bu halde mahkemece her iki tarafın istinaf talebinde yer aldığı üzere alacağın hangi kalemlerden oluştuğu kâr payının bu olacak kapsamında kalıp kalmadığı alacağı eklenmesi gerekip gerekmediği, faiz yürütülüp yürütülmediğinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği ve asıl alacak miktarının ne olduğunun kontrole edilebilir şekilde açıklanmadığı, dolayısıyla davacının alacağının ne miktar olduğu belirlenemediğinden bilirkişilerden ek rapor alınması ve konkordato komiseri tarafından belirlenen alacaktan farkın hangi kaynaktan doğduğu ve bu olacağı hangi kalemlerin eklenip hangilerinin eklenmediği özellikle iade edildiği belirtilen 28 adet çek dışında ödendiği belirtilen 10 adet çekin alacak kaleminde kalıp kalmadığı ve kalıyorsa asıl alacak miktarının ne olduğu konularının ve ihracat BSMV vergisi (gayrinakit alacak) sorumluluğunun incelenmesinin gerekli olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafın talep dilekçesinde yer alan alacak kalemleri arasında gayri nakit alacak bulunmadığından mahkemece bu yönde yapılan tespitin yerinde olduğu belirlenmiştir. Diğer yönlerden ise hem davacı hem de davalı vekilinin ayrı ayrı istinaf dilekçelerinde yer alan bankanın alacak kalemlerinin ne olduğu bunların hangilerinin nakdi alacak kavramı içerisinde girdiği kâr payı ve faize ilişkin itirazların da değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin yeterince toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.11.2023 gün ve 2021/433 E. 2023/796 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/09/2026 .