Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/455 E. 2026/1369 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/455
- Karar No
- 2026/1369
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/455 KARAR NO : 2026/1369
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/900 Esas - 2023/867 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/11/2023 tarih 2022/900 Esas 2023/867 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş. davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, 22.08.2022 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ...'nın maliki, davalı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacının maliki ve sürücüsü olduğu ... yabancı plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, müvekkilinin ikamet ettiği Almanya'da aldığı 02.09.2022 tarihli ekspertiz raporunda hasar miktarının KDV dahil 9.620,96 Euro, değer kaybının ise 350,00 Euro olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz masrafının KDV dahil 1.166,44 Euro olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 90 Euro hasar bedeli, 10 Euro değer kaybı bedelinin davalı sürücü ve malikten kaza tarihinden, davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki merkez bankası Euro efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, hasar bedeli tazminatı istemini 9.620,96 Euro, değer kaybı tazminatı istemini 350,00 Euro olmak üzere toplam dava değerini 9.870,96 Euro'ya yükseltmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tek başına kusurlu olmadığını, kusur oranlarının ve davacının aracındaki hasar miktarının tespit edilmesi gerektiğini, davacının KDV talep edemeyeceğini, zarar miktarının kaza tarihindeki Türk Lirası üzerinden belirlenmesi gerektiğini, davacıya ait aracın yabancı plakalı olması nedeniyle değer kaybı talebinin teminat dışı olduğunu, faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu, kaza tarihi ile ekspertiz raporu tarihi arasında 11 günlük süre bulunduğunu, bu süre içerisinde aracın herhangi bir kazasının olup olmadığının, herhangi bir darbeye maruz kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tutarın fahiş olduğunu, parça değişimi ve işçiliklerin değer kaybı oluşturmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; kusur ve hasar bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacıya ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün ise tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda ise davacıya ait araçtaki hasar bedelinin KDV dahil 7.171,00 Euro olduğu, değer kaybının 350,00 Euro olduğu, ekspertiz rapor hazırlama ücretinin 993,00 Euro olduğu yönünde kanaat bildirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.124 Euro hasar bedeli ile 350 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 7.521 Euro tazminatın davalı sigorta şirketinin 100.000,00 TL limit ile sorumlu olmak kaydıyla 12.10.2022 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın Md.4/a gereği tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş. vekili, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu, ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, kaza tarihi ile davacının sunduğu ekspertiz raporu tarihi arasında geçen 11 günlük süre içerisinde aracın başka bir kazası olup olmadığının belirsiz olduğunu, 5718 sayılı MÖHUK 34. maddesi uyarınca zararın miktarının olayın gerçekleştiği Türkiye şartlarına göre giderilmesi gerektiğini, aracın değeri 20.475,00 Euro iken 7.124,00 Euro hasar bedeli oluşmasının aracın pert olduğu anlamına geldiğini, 7.124 Euro tutarında hasar alan bir aracın Almanya'ya yürümesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişilerce güncel Almanya parça-boyama fiyatlarının değerlendirmediğini, hasar kalemleri fiyatlanırken, çeşitli uzman kuruluşlardan fiyat araştırmaları yapılmadığını, davacının sunduğu ekspertiz raporunun esas alındığını, ilk derece mahkemesince yeterince araştırma yapılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, kazanın meydana gelmesine davacı tarafın hızlı ve dikkatsiz araç kullanmasının sebep olduğunu, tarafların kazadan kaçış imkanları değerlendirilmeksizin yapılan kusur belirlemesinin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında davalı sigortalı araç sürücüsünün sinyal vermediği veya hatalı şerit değiştirme manevrası yaptığına ilişkin bir bilgi veya belge yer almadığını, kusur durumunun tespitinde ilk görünüş karinesi ve kazadan kaçış oranı başlıklarının değerlendirilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün şerit değiştirme manevrasına başladığını, davacının da bunu fark ettiğini, buna rağmen hızını azaltmayarak çarptığını, yargılama sırasında yapılan hasar bedeli belirlemesinin de hatalı olduğunu, parça bedellerinin orijinal parça bedelleri üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının aracının daha önceden değişen ve orijinal olmayan parçasının olup olmadığı hususunun incelenmesi ve buna göre hesaplamanın orijinal parça fiyatları üzerinden mi eşdeğer parça fiyatları üzerinden mi yapılacağının değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle araç üzerinde keşif yapılması gerektiğini, hükme esas alınan raporda belirlenen işçilik bedellerinin çok yüksek olduğunu, hükme esas alınan raporda parça bedellerine herhangi bir iskonto uygulanmadığını, düşük yüzdeli parça iskontosu uygulanması gerektiğini, tazminat hesaplanmasında KDV dahil bedel belirlenmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle geçerli olan kurun esas alınması gerektiğini, değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının genel şartlara göre yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda reel piyasa rayiç bedeli ile ilgili oto servislerden ve internet sitelerinden herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi değil güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun başvurulmadığını, ekspertiz ücreti talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar bedelinin karşı aracın işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olup, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.06.2015 tarih 2014/17-28 Esas 2015/1745 Kararı) Davalıların bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. Sigorta şirketi, poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup, yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 21.10.2019 tarih ve 2017/1822 E.- 2019/9723 K.) Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması davacıyı bağlamayacak olup, davalı taraf iskonto indirimi yapılmadan davacının gerçek zararından sorumludur. Davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, dava değerini oluşturan hasar bedeli yönünden yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı üzerinden davalıların sorumluluğu cihetine gidilmesine, tazminata taleple bağlı olmak üzere yabancı para alacağına davalıların sıfatına göre belirlenenen temerrüt tarihinden 3095 sayılı Kanun gereğince faiz yürütülmesine, dava değeri yapılan yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı olan Türk Lirası esas alınarak kabul edilen miktar üzerinden harç ile karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti hesaplanmasına, hükmedilen tutarın dava tarihindeki kur itibariyle poliçe limiti kapsamında kalması nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin oranlanmasına gerek bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine göre davalıların istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş. vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 6.831,00 TL'den peşin alınan 9.563,40 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 2.732,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalı ... A.Ş.'ne ödenmesine, 3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 13.388,00 TL'den peşin alınan 3.347,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.041 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 13.388,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026