Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/525 E. 2026/1498 K. – aynı fiil ve
Konu: aynı fiil ve taleplere ilişkin haksız rekabet
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/525
- Karar No
- 2026/1498
- Karar Tarihi
- Konu
- aynı fiil ve taleplere ilişkin haksız rekabet
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/525 KARAR NO : 2026/1498
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2021/159 Esas - 2023/99 Karar DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım(Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/11/2023 tarih 2021/159 Esas 2023/99 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hareketli kablo taşıyıcı sistemleri ürettiğini, müvekkili şirkette çalışan....'ın ayrıldıktan sonra davalı şirketi kurduğunu, çalıştığı dönemde edindiği bilgi ve ticari sırlardan yararlanarak müvekkiline ait özgün profil ve kapak tasarımlarını ürettirip sattığını, önce müvekkiline ait kalıpların kullanıldığını, sonrasında aynı nitelikte kalıplar yaptırılarak üretime devam edildiğini, bu eylemler nedeniyle İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde haksız rekabet davası açıldığını, tasarımlarının 2021/001892 numarayla tescil edildiğini, buna rağmen üretim ve satışın sürdüğünü,... işletmesinden 01.11.2021 tarihli faturayla satın alınan BS0850 K:80 R:150 ve BS45-M kodlu ürünlerin müvekkilinin tasarımlarıyla aynı olduğunu ileri sürerek, tasarım hakkına tecavüzün tespitine ve durdurulmasına, ürünlere ve üretimde kullanılan araçlara el konulmasına, tecavüzün giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına, gerektiğinde imhaya, kararın ilanına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hareketli kablo kanallarının uzun yıllardır dünyada ve Türkiye'de üretildiğini, davacı tasarımının özgün, yeni ve ayırt edici olmadığını, müvekkilinin davacı haklarına tecavüz veya haksız rekabet oluşturan kullanımının bulunmadığını, önceki davada incelenen numunelerin davacı tarafından getirildiğini, davacının tasarrufundaki ürünlerin değiştirilmiş olabileceğini, sunulan numunelerin müvekkiline ait olduğunun kabul edilemeyeceğini savunarak davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı 01.11.2021 tarihli, 1.945,01-TL bedelli faturanın davalı tarafından değil dava dışı ... tarafından düzenlendiği, faturanın davaya konu ürünle ve davalıyla bağlantısının ispatlanamadığı, önceki dava dosyasındaki görseller üzerinden bilirkişilerce tasarım ve ürün benzerliğinin belirlenemediği, davacının ispat yükünü yerine getirmediği, aynı taraflar arasındaki aynı fiil ve taleplere ilişkin haksız rekabet davası devam ederken tasarım tesciline dayanılarak eldeki davanın açıldığı, tescilin davanın mahiyetini ve taleplerini değiştirmediği, derdestlik bulunduğu, ayrıca 08.11.2019 tarihinde açılan önceki davayla kamuya sunulan tasarım için 25.02.2021 tarihinde tescil başvurusu yapılması nedeniyle on iki aylık sürenin geçirildiği ve tasarımın yenilik vasfını taşımadığı, davalının bu hususu def'i olarak ileri sürdüğü gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ürünü davalının bayisi olan .... işletmesinden satın aldıklarını, her iki tarafça delil gösterilen ticari defter ve kayıtlar incelenmeden ürünün davalıya ait olmadığının kabul edildiğini, fatura ve ürünlerdeki BS kodları ile teknik ölçülerin davalı ürünlerini gösterdiğini, davalı ile bayi arasındaki satış kayıtları karşılaştırılarak bağlantının belirlenebileceğini, 01.11.2021 tarihli faturanın önceki davaya sunulduğu kabulünün gerçeğe aykırı olduğunu, önceki davadan sonra devam eden üretim ve satışların bu davanın konusunu oluşturduğunu, dava dönemlerinin ve korumanın dayanağının farklı olduğunu, bu nedenle derdestlik ve hukuki yarar yokluğu kabulünün hatalı olduğunu, bilirkişi incelemesinin yetersiz kaldığını ve tescilin yenilik taşımadığı sonucuna ayrıntılı inceleme yapılmadan ulaşıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. GEREKÇE : Dava, tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tecavüz sonuçlarının giderilmesi, kararın ilanı ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Endüstriyel tasarım kavram olarak; bir ürün veya ürün parçasının görünümüdür. Korumanın kapsamı, ürünün görünüm özellikleriyle sınırlıdır. 554 Sayılı KHK’nin 6. (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ) vd. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Tasarımın ayırt edicilik unsuru ise yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. (Yargıtay 11. HD'nın 05.03.2014 tarih ve 2013/11345 E - 2014/420 K.). Aynı KHK'nın 43. (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ) vd gereğince yeni ve ayırt edici nitelikte olmaması, teknik fonksiyonun tasarım şekillendirmesi, tasarımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması, tasarımın gerçek sahibinin başkası olması, sonradan kamuya açıklanmış olmakla birlikte, aynı veya benzer başka bir tasarımın başvuru (veya varsa rüçhan) tarihinin daha önce olması halerinde tasarımım hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Tasarımın hükümsüzlüğü, istisnai haller dışında menfaati olan herkes tarafından istenebilir. Tasarımın hükümsüzlüğü davası, davanın açıldığı anda Tasarım Sicili'nde tasarım belgesi sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır. Gerek mülga 554 sayılı KHK, gerekse 10.01.2017 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda, bir tasarım başvurusunun tescil edilebilmesi için; tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik ihtiva etmesi ve ayrıca önceki tasarım görsellerine göre ayrt edicilik özelliğinin bulunması koşulu getirilmiştir. Küçük ayrıntılar yenilik incelemesinde dikkate alınmaz. Ayırt edicilik unsurunun tespitinde ise koruma talep edilen tasarımın bütününün önceki tasarımlara nazaran genel izlenim itibariyle farklı olduğu hissini uyandırması gerekir. Birden fazla tasarımın farklı unsurlarının birleştirilmesiyle elde edilen tasarımların ayırt edici olduğu söylenemez. Koruma telep edilen tasarım ürünün bütününe yönelik olabileceği gibi bir kısmına ilişkin de olabilir. Ürünün tamamı yönünden koruma talep edilmiş ise tasarımın tamamının tüm unsurları yönünden bilinen önceki tasarımlara nazaran ayırt edici nitelikte olması gerekir. Ayırt edicilik değerlendirmesinde markalardaki hedef tüketici kitlesinden farklı olarak “bilgilenmiş kullanıcı” kitlesinin görüşleri dikkate alınır. Bilgilenmiş kullanıcı o ürün grubunda uzman olan kişiler değil, ancak tasarıma konu ürünün kullanıcıları arasında bulunan ve genel kitleye nazaran ürünlerin dış görünüşüne değer veren yeteri kadar bilgi sahibi, titiz ve dikkatli kişilerdir. (Yargıtay 11. HD'nin 08.03.2022 tarih ve 2020/7358 E . - 2022/1612 K.) 6769 sayılı SMK'nın 55.maddesi gereğince tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Tasarım tescili, sahibine üçüncü kişileri dışlayıcı mahiyette tekelci hak ve yetkiler sağlar. Bu kapsamda, SMK'nın 59. maddesi gereğince taklit tasarımlı ürünleri üretmek ve satmak eylemleri yanında, piyasaya sunmak ve icapta bulunmak eylemleri de tasarım hakkına tecavüz niteliğinde olup, internet ortamında tasarıma tecavüz niteliğindeki malları satışa arz etmek ve ürünler üzerine fiyat koymak suretiyle icapta bulunması eylemlerinin de tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılmalıdır. (Yargıyay 11. HD'nin 28.04.2021 tarih ve 2020/1211 E. - 2021/4183 K.) 6769 sayılı SMK'nın 56/1. maddesi uyarınca tasarım, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. Aynı Kanun'un 56/6 ve 58/2. maddesi gereğince gerek ayırt edici niteliğin gerekse koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. Bu nedenle, tasarım kıyaslamasında farklılıklardan çok ortak özelliklere ağırlık verilmesi ve bu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yarattığı genel izlenimin dikkate alınması gereklidir.(Yargıtay 11. HD'nin 29.04.2021 tarih ve 2020/5960 E. 2021/4228 K.) Tasarım değerlendirmesinde, tasarıma konu ürünün büyüklük/küçüklük, oran/orantı gibi unsurlar ile tek başına tasarımın uygulandığı ürün tipolojisi tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğini etkilemeyecektir. Keza ürünün kullanıma ilişkin işlevsel kısımları da koruma kapsamının dışında tutulacaktır. Ayırt edicilik incelemesi yapılırken öncelikle her iki görselin de ortak yönlerinin tespiti, daha sonra farklı yönlerinin tespiti, son olarak da tasarımın bütününe göre, farklı yönlerin tasarımı önceki tasarımdan farklı kılmaya yetecek bir fikri emek ve çaba mahsulü olup olmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.(Yargıtay 11. HD'nin 11.11.2019 tarih ve 2018/5632 E. - 2019/7020 K.) Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hakimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması halinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hakim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile tasarımın hükümülüğü konusunda uzman, emtia ile ilgili alanda çalışan bilgi ve tecrübesi olan sektör bilirkişisi raporunun dosyaya kazandırılması gerekir. (Yargıtay 11. HD'nin 27.06.2024 tarih ve 2023/2295 E. - 2024/5320 K.) 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi hakim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır. Somut olayın incelenmesinde; davacı tarafından, davalının ürettiği ve satışa sunduğu ileri sürülen ürünün dava dışı.... işletmesinden temin edildiği belirtilerek 01.11.2021 tarihli fatura ile ürün numunesine ve üretim ve satışlar bakımından davalının ticari kayıtlarına dayanıldığı, buna karşılık faturanın davalı tarafından düzenlenmediği ve ürünle bağlantısının belirlenemediği gerekçesiyle ispat yükünün yerine getirilmediğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ancak faturanın üçüncü kişi tarafından düzenlenmiş olması, ürünü bu kişiye davalının temin etmiş olma ihtimalini ortadan kaldırmaz. Davalı ile faturayı düzenleyen işletmenin ilgili dönem ticari defter ve kayıtları, alış ve satış faturaları, irsaliyeleri, stok ve ürün kodlarına ilişkin kayıtları karşılaştırılarak faturaya konu ürünün tedarik zincirinin belirlenmesi, davalının üretim, ürettirme, piyasaya sunma veya satış fiilleriyle bağlantısının araştırılması gerekirken dayanılan deliller incelenmeden sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Bu incelemede ilgili döneme ait ve bildirim kapsamında bulunan işlemler yönünden Ba-Bs formlarından da yararlanılması, elektronik fatura ve arşiv kayıtları ile işlemlerin dayanak belgelerinin de getirtilip değerlendirilmesi ile gerekli görülmesi halinde ihbar olunan üreticiye ilişkin sipariş, kalıp ve üretim kayıtları da uyuşmazlık konusu ürünlerle sınırlı olarak incelenmesi gerekmektedir. Diğer yandan, benzer mahiyette üretim yapıldığına ilişkin davalı beyanları ile davacının önceki dava dosyasındaki açıklamalara dayalı ikrar iddiasının kapsamı, ilgili dilekçe ve tutanaklara göre aynı tür ürün üretiminin kabulü, uyuşmazlık konusu tasarımın aynen kullanıldığının veya davacı tarafından sunulan belirli numunenin davalıya ait olduğunun kabulüyle aynı olmayıp, bu hususlar ayrıştırılarak, davalının sunulan numuneye itiraz etmiş olması, davalıya ait olduğu belirlenebilen ürünlerin temin edilerek incelenmesine engel olmadığından davalı tarafça dava konusu dönemde üretilen emtia veya üretime esas belgeler incelemeye esas olmak üzere HMK'nın 220.maddesinde düzenlenen zorlayıcı hükümler de tatbik edilmek suretiyle temin edilerek gerekli incelemenin yaptırılması gerekmektedir. Diğer taraftan mahkemece görevlendirilen bilirkişilerce görsellerin okunaksız olması nedeniyle mukayese yapılamadığı bildirilmesine rağmen, bu eksiklik giderilmeden davacının iddiasını ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmış olup, davacı tarafından sunulan numuneler ile davalıdan veya satış kanalından kaynağı ve dava konusu dönemle bağlantısı belirlenerek temin edilecek ürünlerin, gerektiğinde üretimler ve kalıplar temin edilerek veya keşif yoluyla fiziken incelenmesi, dosyada mevcut TPMK kayıtları yeterli değilse 2021/001892 numaralı çoklu tasarım tescilinin tüm görselleri ve ilgili kayıtlarının tamamlanması, hangi kapak, profil ve gövde tasarımlarının ihlal edildiğinin somutlaştırılmasıyla, yalnız tarafların güncel ürünlerinin birbirleriyle karşılaştırılmasıyla sınırlı tutulmamalı, davalı ürünleri ilgili tescil görselleriyle karşılaştırılarak ortak ve farklı özellikler, bilgilenmiş kullanıcı üzerindeki genel izlenim ve tasarımcının seçenek özgürlüğü gerekçeli biçimde değerlendirilip, davacının tasarım tescili hükümsüz kılınmadıkça tasarım korumasından yararlanabileceği de gözetilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Mahkemenin derdestliğe ilişkin kabulü yönünden de, önceki davanın 08.11.2019 tarihinde açıldığı, eldeki davada ise 01.11.2021 tarihli satışa ve önceki davadan sonra devam ettiği ileri sürülen eylemlere dayanıldığı, İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davanın dilekçeleri, talep sonucu, inceleme ve hesap dönemleri ile kararının kapsamı ve güncel kesinleşme durumu belirlenerek iki davanın tarafları, maddi vakıaları ve talep sonuçları karşılaştırılmadan bütün talepler bakımından derdestlik bulunduğunun kabul edilemeyeceği, yalnız hukuki sebebin değişmesi ayrı dava bulunduğunu göstermeyeceği gibi, aynı ürünle ilgili önceki bir davanın bulunması da sonradan gerçekleştiği ileri sürülen tüm eylemleri kendiliğinden derdestlik kapsamına sokmayacağı, örtüşen ve ayrışan talepler ile dönemlerin belirlenerek dava şartları her bir istem bakımından ayrı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre de; Tasarımın yenilik niteliği taşıyıp taşımadığı bakımından ise, davalının yenilik ve ayırt edicilik savunmasının hukuki niteliği ve kapsamı da gözetilerek, ilgili her tasarım yönünden önceki açıklamalarla teknik karşılaştırma yapılması, SMK'nın 57. maddesindeki on iki aylık istisnanın koşullarının değerlendirilmesi, teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı özellikler ve bağlantı özellikleri bakımından koruma kapsamı ile seçenek özgürlüğünün tartışılması, özellikle aynı tasarımın uzun yıllardır tüm üreticiler tarafından kullanılıp kullanılmadığının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesiyle sonuca gidilmesi gerekir. Başka bir deyişle tescilin varlığının bütün savunmaları inceleme dışı bırakacağı kabul edilemeyeceği gibi, yeterli teknik inceleme yapılmadan yenilik yokluğu gerekçesiyle koruma da reddedilemez. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince öncelikle önceki dava ile eldeki davanın kapsamı ve dava şartlarına ilişkin hususlar açıklığa kavuşturularak, esastan incelenecek talepler bakımından tarafların dayandıkları ticari kayıtlar ve ürünlerin kaynağına ilişkin delillerin toplanması, numuneler ile tescil görsellerinin temin edilmesi, hareketli kablo taşıyıcı sistemleri ve tasarım karşılaştırması konusunda uzman teknik bilirkişilerin yer aldığı heyetten, gerektiğinde mali inceleme de yaptırılarak tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılayan açıklamalı, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması ve oluşacak sonuca göre her bir talep hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/11/2023 tarih 2021/159 Esas 2023/99 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/10/2026