Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/540 E. 2026/1382 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/540
Karar No
2026/1382
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/540 Esas 2026/1382 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/540 KARAR NO : 2026/1382

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 05/12/2023 NUMARASI : 2023/212 Esas 2023/739 Karar DAVA : GKS'den kaynaklı (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 24/03/2023 KARAR TARİHİ : 16/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile ... İth. İhr. Ltd. Şti. arasında 20/10/2020 tarihli, 200.000,00 TL bedelli ticari nitelikli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim ve imza edilmiş olduğunu, firma yetkilisi olan davalı ...'nun işbu Genel Kredi Sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, mezkur Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı firmaya ...-... no'lu kredilerin kullandırıldığını, çekler, ... no'lu kredili mevduat hesabı ve kredi kartlarının tahsis edilmiş olup, söz konusu firmanın mezkur krediden kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine müvekkili banka tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2022/5569 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak başlatılan icra takibine karşı davalı/borçlu tarafından borca, fer'ilerine ve faize itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2022/5569 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde değil, Tüketici Mahkemelerinde açılması gerektiğini, ... İth. İhr. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen 20/10/2020 tarihli, 200.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesine kefil sıfatıyla imza atan davalı müvekkilinin tüketici konumunda olduğunu, anılan şirket ile davacı banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin ardından davacı bankadan çekilen kredilerin Destek Kredisi adı altında çekildiğini, İhtiyaç kredisinin tüketici kredisi olduğunu, şirket ile davacı banka arasında akdedilen 20/10/2020 tarihli 200.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinde davalı müvekkilin eşinin rızasına yönelik bir emare bulunmadığını, işbu sebeplerle müteselsil kefalete ilişkin hukuki şartların oluşmadığını, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesinde davalı müvekkilin kefil sıfatıyla imzasının bulunmasına dair adi kefalet hükümlerinin uygulama alanı bulacağının açıkça ortada olduğunu, adi kefalette ise asıl borçlu hakkındaki takibin kusuru olmaksızın semeresiz kalması, borçlunun iflas etmesi veya borçlu aleyhine Türkiye'de takibat icrasının semeresiz kalması halinde kefilden talepte bulunabilecek, yasal koşulların gerçekleşmeden kefil hakkında takibat yapılamayacağını bildirerek davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu alacaklara ilişkin olarak bilirkişi tarafından da yapılan inceleme sonucu davacı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu .......Ltd.Şti. arasında 20/10/2020 tarihli ... nolu 200.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, 10 Nisan 2019 tarih ve 9806 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde davalı kefil ...'nun dava dışı asıl borçlu .......Ltd.Şti.'nin %50 ortağı olduğu, 23 Ağustos 2021 tarih ve 9648 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ise şirket müdürü olarak münferiden temsile yetkili olduğu hususlarının tespit edildiği, davacı banka tarafından asıl borçlu şirket ve kefillere noter kanalı ile gönderilen 17 Ocak 2022 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalı kefil ...'na Tebligat Kanununa uygun olarak 20/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği tespitiyle davalının temerrüde düşme tarihinin 22/01/2022 olarak belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle , davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının Ankara 1. Genel İcra Dairesi’nin 2023/185306 Esas sayılı ( Eski Esas: Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2022/5569 Esas) takip dosyasına yaptığı itirazın 35.604,81 TL kredi asıl alacağı, 1.865,93 TL işlemiş faiz, 93,30 TL BSMV ile 21.273,14 TL kredi kartı asıl alacağı, 945,52 TL işlemiş faiz, 25,86 TL BSMV ile tek hesap alacağından kaynaklanan 2.073,16 TL asıl alacak, 39,26 TL işlemiş faiz ve 1,96 TL BSMV olmak üzere toplam; 61.922,95 TL alacak üzerinden İPTALİ ile, takibin; anılan miktarlar üzerinden ve takip tarihinden tahsil tarihine kadar kredi alacaklarından kaynaklanan 35.604,81 TL asıl alacağa yıllık %32,40 temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi, kredi kartı alacaklarında kaynaklı 21.273,14 TL asıl alacağa yıllık %25,20 temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi ile tek hesap alacağından kaynaklı 2.073,16 TL asıl alacağa yıllık %21,60 temerrüt faizi ve faizin %5’i gider vergisi hesaplanmak suretiyle takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin takip talebindeki diğer koşullarla devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, takip konusu alacak istemlerinin likit nitelikte olması nedeniyle; 61.922,95 TL’nin %20’si olan 12.384,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... İth. İhr. LTD. ŞTİ ile davacı banka arasında akdedilen 20.10.2020 tarihli 200.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinde davalı müvekkilin eşin rızasına yönelik bir emare bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, söz konusu kredinin ticari işletmeye ilişkin verilmediğini, ticaret şirketlerinin ortak ya da yöneticilerinin yaptığı her kefalet sözleşmesi için değil yalnızca şirkete ilişkin verilen kefalet sözleşmeleri için diğer eşin rızası aranmayacağını, mahkemece hükme esas alınan raporda faiz oranlarının fahiş hesaplandığını, eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden doğan borçların ödenmemesi üzerine, borçlular hakkında başlatılan icra takibine karşı kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu ... İth.İhr.Ltd.Şti., dava dışı ... ve davalı ... aleyhine 18/03/2022 tarihinde Ankara 31. İcra Dairesinin 2022/5569 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, dava konusu icra takibinde toplam 129.832,63 TL alacağın tahsil tarihine kadar %50,00 faizi, masraf ve vekâlet ücreti ile tahsilinin istendiği davalı yanın süresi içerisinde 28/03/2022 tarihinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... İth.İhr.Ltd.Şti. arasında 2010/2020 tarihli 200.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi tanzim edildiği, davalı ...'nun iş bu sözleşmeye 250.000,00 TL limitle kefil olduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... İth.İhr.Ltd.Şti. arasında 20/10/2020 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, akdedilen Sözleşme'nin Genel Kredi Sözleşmesi Kefil İmza Sayfası incelendiğinde, dava dışı ... ve davalı ...'nun 250.000,00 TL limite müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, ... ekranında yapılan incelemede, 10 Nisan 2019 tarih ve 9806 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde davalı kefil ...'nun dava dışı asıl borçlu ... İth.İhr.Ltd.Şti.'nin 9650 ortağı olduğu, 23 Ağustos 2021 tarih ve 9648 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ise şirket müdürü olarak münferiden temsile yetkili olduğu hususunun tespit edildiği, davalının temerrüde düşme tarihinin 22/01/2022 olduğu, takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalıdan ... referans nolu kredi alacağından 35.604,81 TL asıl alacak, 1.865,93 TL işlemiş faiz, 93,80 TL BSMV, ... ve ... nolu kredi kartı alacağından 21.273,14 TL asıl alacak, 945,52 TL işlemiş faiz, 25,86 TL BSMV, ... tek hesap alacağından 2.073,16 TL asıl alacak, 39,26 TL işlemiş faiz, 1,97 TL BSMV olmak üzere toplam 61.922,95 TL alacaklı olduğu, davacı bankanın, takip tarihinden tahsil tarihine kadar geçen günler için ... referans nolu kredi alacaklarından kaynaklı 35.604,81 TL asıl alacağına yıllık %32,40 temerrüt faizi ve faizin gider vergisi ile hesaplanacak tutarı, ... ve ... nolu Kredi Kartı alacaklarından kaynaklı 21.273,14 TL asıl alacağına yıllık % 25,20 temerrüt faizi ve faizin gider vergisi ile hesaplanacak tutarı, ... nolu Tek Hesap alacağından kaynaklı 2.073,16 TL asıl alacağına yıllık %21,60 (talebe bağlı kalınarak) temerrüt faizi ve faizin gider vergisi ile hesaplanacak tutarı talep edebileceği tespit edilmiştir.

Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ve davalı kefil aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı kefaletinin geçersiz olduğuna ve temerrüt faiz oranına yöneliktir. Davalı vekilinin kefaletin geçersizliğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında, 20/10/2020 tarihinde imzalanan 200.000,00 TL limit tahsis edilerek genel kredi sözleşmesinin tanzim edildiği, söz konusu sözleşmenin dava dışı ... ve davalı ... tarafından 250.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı,kefalet tutarının rakam ve yazı ile 250.000,00 TL, kefalet tarihinin 20/10/2020, kefalet türünün “müteselsil “, “Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumuzu) kabul ederimiz..” beyanının el yazısı ile yazıldığı, davalı kefil ...'nun dava dışı asıl borçlu ... İth.İhr.Ltd.Şti.'nin ortağı ve şirket müdürü olarak münferiden temsile yetkilisi olduğu da dikkate alındığında, kefaletin TBK'nun 583 maddesi uyarınca şekil şartların uygun olup, TBK'nun 584/(3) maddesi uyarınca eş rızası aranmayacağı, müteselsil kefaletin Borçlar Kanunu'nun amir hükümlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin temerrüt faizine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin 10. maddesinde düzenlenen " Temerrüt Faizi (Geçmiş Günler Faizi) " başlıklı maddesi uyarınca, “...Müşterinin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini), faiz, komisyon, masraf, bilumum vergi, resim harçlarına veya diğer bir tutarı (kur farklarını ve arbitraj masrafları vs.) taksit ödeme tarihinde/vadesinde ödemeyerek temerrüde düşmesi işbu sözleşmenin VI. maddesinde belirenen temerrüt hallerinden birinin vuku bulması nedeni ile temerrüde düşmesi halinde müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için _bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının %50 (yüzde elli) fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt fazini ödeyecektir...” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre temerrüt faizi, davacı bankaca temerrüt tarihinde Bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacaktır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı banka tarafından, temerrüdün doğduğu tarihte/tarihten itibaren banka müşterilerinin kredilerine uygulanan en yüksek akdi cari faiz oranlarını içerir emsal örneklerin (müşteri gizliliği açısından isim, unvan vs kişisel bilgiler kapatılarak) sunulmadığı, bu durumda dava dışı asıl borçlu firmanın nakdi kredilerine davacı bankaca uygulanan cari akdi faiz oranlarından en yüksek olanının tespit edilerek %50 fazlası oranda temerrüt faizinin belirlenmesi suretiyle, davacı bankaca dava dışı asıl borçlu firmaya kullandılan nakdi kredilere uygulanan en yüksek cari akdi faiz oranı olan %21,60 oranının %50 fazlası yıllık %32,40 temerrüt faizi uygulanabileceği tespit edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2015 tarih 2014/14648 Esas 2015/137 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının temerrüt tarihinde davacı bankaca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Dairemizce UYAP sistemi üzerinden alınan raporda temerrüt tarihinde davacının TCMB'ye ticari kredilerde fiilen uyguladığını bildirdiği en yüksek faiz oranının %50 olduğu görülmüştür. Hal böyle olunca, davacının TCMB'ye ticari kredilerde fiilen uyguladığını bildirdiği en yüksek faiz oranının %50 olup, buna göre temerrüt faizinin de %75 olacağı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen yıllık %32,40 temerrüt faiz oranının davalının lehine olduğu anlaşılmakla istinafa gelenin sıfatı dikkate alınarak bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.3 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 4.229,95 TL istinaf karar ve ilam harcından harçtan peşin alınan 1.057,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.172,46 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/540, K. 2026/1382, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-540-e-2026-1382-k-e1139626c4c0