Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7119 E. 2026/4450 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7119
Karar No
2026/4450
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/932 Esas, 2025/1586 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/120 E., 2022/51 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı borçlu ..... San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacağın süresinde ödenmemesi üzerine 27.11.2015 tarihli ihtarname ile hesabın kat edilerek borcun ödenmesinin talep edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2016/1024 E. sayılı dosyasında takibe geçildiğini, borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2009 yılında Türkiye'de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladığını ve oturma izni aldığını, Türkçe bilmediğini, alacaklı bankanın Türkçe metnine tercümansız imza attırdığını, bankanın müvekkilinin iradesini yanıltarak kendi yazdığı metnin aynısını müvekkiline yazdırdığını, bu nedenle genel kredi sözleşmesinin batıl olduğunu, kefalet öncesinde de müvekkilinin eşinin onayının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 584. maddesi gereğince alınmadığını, bankaca takip öncesi kefil ve asıl borçlunun temerrüde düşürülmediğini, bankanın bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Türkçe bilmeyen müvekkilinin sözleşmeyi anlaması ve serbest iradesi ile sözleşmeyi imzalamasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davaya konu genel kredi sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladığı, davacı bankanın, dava dışı asıl kredi borçlusu .... San ve Dış. Tic. Ltd. Şti. ile kefillere.... Noterliğinin 27.11.2015 tarihli ihtarnamesini keşide etmiş olduğu, davalıya gönderilen tebligatın muhatabın gösterilen adreste bulunmaması nedeniyle iade edildiği, temerrüd ihtarının davalı kefile tebliğ edilmediği, davalı kefile çıkarılan tebligatın sözleşmede belirtilen adrese gönderilmediği, bu nedenle davalının temerrüdünün takip tarihi itibariyle gerçekleşmiş sayılacağı, alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi, davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefile ihtarın tebliği kefilin temerrüdü için gerekli olup tebliğ edilmemiş olması halinde takip tarihi itibariyle kefilin temerrüde düştüğünün kabulünün gerekeceği, bu nedenle kefilin, takip tarihinden itibaren temerrüd faizinden sorumlu tutulması ve bu tarihten önce kredinin akdi faizinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, Mahkemece sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre kefilin temerrüd tarihinin belirlenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık buunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7119, K. 2026/4450, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7119-e-2026-4450-k-342818b9b2a3