Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/30 E. 2026/36 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/30
Karar No
2026/36
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

71.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO : 2026/30

KARAR NO : 2026/36

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/11/2023

NUMARASI : 2019/723 Esas- 2023/866 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA : Davacı vekili; 29/11/2016 tarihinde ... plakalı aracın müvekkilinin yaya konumunda olduğu sırada çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır yaralandığını ve malul kaldığını, kaza nedeni ile ... poliçesi bulunmayan araç için davalı ... hesabına yazılı başvuruda bulunulduğunu, ancak herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığını belirterek 29/11/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile ağır yaralanan ve malul kalan davacı için fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3-TL daimi iş göremezlik, 3-TL geçici iş göremezlik, 2-TL tedavi gideri ve 2-TL bakım gideri olmak üzere toplam 10-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BEDEL ARTIRIM : Davacı vekili 25/10/2023 havale tarihli talep artırım dilekçesi ile davadaki taleplerini 2.267,45-TL geçiçi işgöremezlik tazminatı, 288.430,69-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 683,16.-TL bakıcı gideri alacağı olmak üzere toplam 291.381,30-TL olarak arttırdıklarını beyan etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; davaya konu kaza ile ilgili yapılan yazılı başvuruda gereken evrakların teslim edilmediğini, bu nedenle herhangi bir tazminat ödemesi yapılamadığını, dava konusu kazada sorumluluklarının sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, hesaplamanın genel şartlarda belirtildiği şekilde yapılması gerektiğini, 6111 sayılı Yasa ve Genel Şartların A.5 maddesi gereği tedavi giderleri, geçici göremezlik zararları ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadıklarını, dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; dava konusu 29/11/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazaya ilişkin olarak alınan ATK raporları ve bilirkişi raporunun denetime uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu göz önüne alınarak, kaza tarihinde ... poliçesi bulunmayan ... plakalı araç sürücünün kazanın oluşumunda % 20 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in ise %80 oranında kusurlu olduğu, davacının talep edilebileceği sürekli iş göremezlik zararının 288.430,69-TL, geçici iş göremezlik zararının 2.267,45-TL olduğu, SGK tarafından davacıya herhangi bir geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığı, davacının talep edilebileceği bakıcı gideri zararının 683,16-TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 288.430,69-TL sürekli iş göremezlik, 2.267,45-TL geçici iş göremezlik ve 683,16-TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 291.381,30-TL'nin dava tarihi olan 30/12/2019 tarihinden başlamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kural olarak tedavi giderlerinden SGK sorumlu olup dosyaya yansıyan davacının karşıladığı tedavi gideri belgesi bulunmadığından fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin tespit edilen daimi maluliyet oranı, geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı süresinin çok düşük, müvekkiline verilen kusur oranının olayın oluşuna göre çok fazla olduğunu, müvekkilinin olayın oluşunda kusursuz olduğunu, raporda esas alınan yönetmelik hatalı olup Özürlülük Ölçütü ...Yönetmeliği değil Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü ...Yönetmeliği'nin esas alınması gerektiğini, en güncel veriler esas alınarak rapor alınması gerekmekte olup müvekkilinin gelirinin çok düşük alındığını, kamu düzeni gereği olan asgari ücret verilerinin dikkate alınarak rapor alınmasının emredici hüküm olduğunu, AYM iptal Kararı ve son Yargıtay Kararları gereği maluliyet raporunun kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik çerçevesinde alınması gerektiğini, aktüer raporunun da aynı kararlar çerçevesinde ... yaşam tablosu progresif rant yöntemi kullanılarak %10 artırım %10 iskonto yöntemi kullanılarak yapılması, AYM İptal kararı gereği %2 indirim yapılmadan hesaplama yapılması gerektiğini, dava açmadan önce sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesinin müvekkilinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, geçici işgöremezlik tazminatının çok düşük hesaplandığını, davalının geçici işgöremezlik, tedavi giderine ilişkin itirazları yerinde olmayıp ... tedavi gideri poliçe limiti çerçevesinde yasa gereği her iki kalemden de sorumlu olduklarını, geçici işgöremezlik, tedavi gideri ve geçici bakıcı giderinden kusur indirimi, maluliyet indirimi gibi indirimler yapılması hatalı olup, %100 malul sayılarak ve müvekkilinin %100 kusursuz sayılarak hesaplama yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tacir olup avans faizi uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporunda tedavi gideri incelemesi yapılmadığını, raporda uzmanlık alanı olmadığından dolayı tedavi gideri hesaplaması yapılmadığından rapora itiraz ederek tedavi gideri hesabının uzman doktordan alınması istenmiş ise de mahkeme nezdinde kabul görmeyerek talep artırım dilekçesi sunulması için kesin süre verildiğini, faizin başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, yasa gereği davalı yana yazılı başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, vekalet ücretine ilişkin kararın hatalı olduğunu, talepleri daimi işgöremez, geçici işgöremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri olarak 4 kalemden oluşmakta olup hal böyle iken mahkeme tarafından tek bir kalem gibi ele alınarak toplam rakam üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili; dosyanın KTK. m.97'deki dava şartı yerine getirilmediğinden reddi gerektiğini, dava ya da tahkim yoluna başvurulabilmesi için sigorta kuruluşu tarafından başvurunun 15 gün içerisinde cevaplanmaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin olması şartı arandığını, davacı tarafça kuruma başvuru yapıldığını, ancak davacıya cevap verildiğini ve eksik evrakların istendiğini, başvuru esnasında 30/03/2013 tarih 28603 Esas Sayılı Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu alınması gerekirken davacı tarafından eksiklik giderilmeden dava yoluna gidilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının ön dava şartını yerine getirmemesi nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, başvuru sahibi ...’in trafik kazasından kaynaklı daimi maluliyetinin tespiti ve raporun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, kaza tarihi 2016 olması sebebiyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esaslarına göre oranının tespiti edilmesi gerektiğini, maluliyet oranları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Düzce...Hastanesi’nin 24.07.2018 tarih 1637 numaralı Sağlık Kurulu Raporunda kazazede, %42 oranında özürlü olarak belirlenmiş iken Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 27.12.2021 tarihli mütaalasında Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre kişinin tüm vücut engellilik oranının %27 olduğunun, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ... Hesabının sorumluluğu bulunmadığını, trafik genel şartları gereği iyileşme süresi boyunca gerekli olan bakıcı giderleri ve talep edilen tedavi giderleri, sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı tüm taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi HMK'nın 355 maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Somut olayda; 29.11.2016 günü saat 18:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil bölünmüş yol üzerinde seyir halinde iken ışık kontrollü orta adalı kavşak mahallinden geçtikten sonra, seyir istikametine göre sol tarafından yaya geçidi mahallinden karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'e otomobilin sağ ön kısımları ile çarpması sonucu dava konusu olay meydana gelmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi olan 30/12/2019 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı tarafa yapılan başvurunun eksik evrak nedeniyle karşılanmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından 24/11/2017 tarihinde yapılan başvuru üzerine davalı tarafından verilen cevap ile eksik görülen Özürlülük Ölçütü ...Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun sağlık kurulu raporu talep edilmiştir. Eksik olduğu bildirilen kesin ve sürekli maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu durumda davalı tarafça verilen cevap talebi karşılamadığından dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilerek, davanın esasına girilip deliller toplanıp değerlendirme yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı taraf, mahkemece kabul edilen kusur oranlarına yönelik istinaf nedeni ileri sürmüştür. Düzenlenen kaza tespit tutanağında, şoförü tespit edilemeyen ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusurlu, davacının kusursuz olduğu belirtilmiştir. Trafik kazası nedeniyle Bartın 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada alınan 19/02/2019 tarihli ATK raporunda sürücünün tali ve davacının asli kusurlu olduğu tespit edilerek verilen hüküm istinaf denetiminden geçerek kesinleşmiştir (Sakarya BAM 3. CD'nin 2022/2282 E. 2023/329 K. sayılı kararı). İlk derece Mahkemesince alınan 05/06/2023 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda, sürücü ...'nın kendisine yanan yeşil ışığa rağmen olay mahalli kavşağa yaklaştığında hızını uygun düzeye düşürerek seyrini kontrollü bir şekilde sürdürmesi gerekirken bahsedilen bu hususa riayet etmeyerek seyir istikametine göre sol tarafından karşıya geçmek isteyen davacı yayaya karşı zamanında etkin tedbir almaksızın çarptığı olayda %20 oranında tali kusurlu, davacı yaya ...'in ise ışıklı yaya geçidini kullanarak karşıya geçmeden önce yayalara hitaplı yanan kırmızı ışığın varlığını dikkate alarak beklemesi, geçişini daha sonra güvenli bir şekilde gerçekleştirmemesi, mevcut taşıt trafiğini dikkate almaksızın kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolu içine girerek karşıya geçmeye çalışması nedeniyle kazada %80 asli kusurlu olarak kabul edilmiştir. Dosyaya yansıyan olayla ilgili ceza dava dosyasında alınan ATK kusur raporu dosya kapsamı ve olayın oluş şekline uygun olduğundan hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının kusur oranına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Maluliyet oranının hatalı Yönetmeliğe göre tespit edildiği ileri sürülmüş ise de trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K. sayılı kararları). Buna göre yapılan değerlendirmede mahkemece tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin belirlenmesi yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiş ayrıca daimi maluliyet oranı, geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı süresinin tespitine yönelik dosyada alınmış ATK 2. İhtisas Daires'nin 31/12/2021 ve 07/10/2022 tarihli raporlarının, davacının yaralanma bölgeleri ile uyumlu dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olmasına göre tarafların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Aktüer bilirkişi tarafından rapor tarihindeki güncel veriler esas alınarak rapor düzenlendiği, son asgari ücretin hesaplamaya esas alındığı, rapor ile karar tarihi arasında asgari ücret değişikliği olmadığı, davacının kaza tarihinde çalışmadığı ev hanımı olduğu bu nedenle geliri asgari ücret kabul edilerek hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacının gelirinin düşük alındığı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, yine bilirkişi tarafından Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun uygulandığı, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesabı yapıldığı, bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre davacı vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı, dosya kapsamında sigorta şirketlerince yapılmış bir ödeme olmadığı gibi bilirkişi raporunda da ödemenin güncellenmesi gibi bir uygulama bulunmadığı, geçici iş göremezlik tazminatı hesabının yerleşik yargı kararlarında kabul edilen formüle uygun olarak yapılmış olup, geçici iş göremezlik süresince davacının %100 malul olarak kabul edildiği, bilirkişinin hesaplamada davacının tespit edilen kusur oranına göre belirleme yapmasında bir usulsüzlük olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talepleri isabetli bulunmamıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).

TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden, davalının geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri tazminatından sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).

3095 sayılı Kanun’un 2/3 maddesi uyarınca gerçek ve tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi mümkün olmakla birlikte somut olayda tarafların tacir olmaması ve kaza yapan aracın ticari araç olmaması nedeniyle avans faize hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak dosya kapsamı belgelerden davacının dava öncesinde davalı kuruma başvurduğu hasar dosyası açıldığı, başvuru tarihinin 24/11/2017 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı ... Hesabına başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalının temerrüde düşmüş olacağının gözetilmesi gerektiğinden bu haliyle dava tarihiden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğinden davacı vekilinin bu yöne dair istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.

Yine, davacı taraf meydana gelen trafik kazası nedeniyle tedavi giderleri için talepte bulunmuş, bilirkişi tarafından bu konunun uzmanlık alanı dışında kaldığı belirtilerek hesaplama yapılmamış, davacı vekilinin doktor bilirkişi atanarak hesap yapılması yönündeki talebi mahkemece değerlendirilmemiş, davacının karşıladığı tedavi gideri belgesi bulunmadığı gerekçesiyle tedavi giderleri talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Konu ile ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında, tüm tedavi giderlerinden değil, madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir (Yargıtay 17. HD 2016/11224 E. 2019/5751 K.). Somut olayda, mahkemece belgeli olmayan tedavi giderleri nedeniyle talebin reddine karar verilmiş ise de belgeli olmayan, ancak davacının kaza nedeniyle gördüğü tedaviden kaynaklı mutat harcamalardan ve tedavi giderlerinden davalı sorumludur. Olay sebebiyle yapılan tedaviler için hastaneye gidiş-geliş, barınma, yemek gibi masrafların tamamının faturalandırılması veya belgelendirilmesi mümkün değildir. Mahkemece, bu gibi tedavi giderlerinin tespiti için konusunda uzman doktor bilirkişiden rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile tedavi giderleri talebinin reddi doğru olmamıştır. Bu yönüyle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.

Davacı vekili, her bir tazminat kalemi yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de aynı davanın konusunu oluşturan tazminat kalemleri dava dilekçesinde toplu olarak talep edilmiştir. Tazminat kalemlerinin farklı olması ayrı ayrı vekalet ücreti takdirini gerektirmeyeceğinden davacının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.

Açıklanan nedenlerle; tedavi giderleri ve faizin başlangıç tarihi yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görüldüğünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, davalı vekili tarafından ileri sürülen sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

Tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/30, K. 2026/36, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-30-e-2026-36-k-340a9e032fb2