Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/400 E. 2026/1449 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/400
- Karar No
- 2026/1449
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/400 KARAR NO : 2026/1449
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2023 NUMARASI : 2021/733 Esas - 2023/890 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat(Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/12/2023 tarih 2021/733 Esas 2023/890 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların kooperatif yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları dönemde genel kurul kararlarına ve mevzuata aykırı işlemlerle kooperatifi zarara uğrattıklarını, ibra edilmeyen yönetim hakkında dava açılması ve hesap tetkik komisyonu kurulması kararı alındığını, komisyon incelemesinde aidat ve ortaklardan alacak kayıtları, arsa satış gelirlerinin geçmiş yıl zararları ve yedek akçe ayrılmadan dağıtılması, muhasebe kayıtlarındaki farklılıklar, emlak vergilerinin geç ödenmesi, iskele yapımı ve buna ilişkin vergi ve sigorta yükümlülükleri, avukatlık ücret farkları, kıdem tazminatı fonunun kullanımı ve elektrik aboneliklerinin devrine ilişkin harcamalar yönünden usulsüzlüklerin belirlendiğini ileri sürerek oluşan zararın tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, henüz doğmamış zararlar bakımından sorumluluklarının tespitine ve ileride yapılacak ödemelere ilişkin rücu haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; su tarifelerinin .... kararlarına uygun uygulandığını, vergilerin ortaklardan tahsil edilen tutarlar ve kooperatifin nakit imkânları ölçüsünde ödendiğini, kredi faizlerinin gecikme faizinden yüksek olması nedeniyle kredi kullanılmadığını, iskelenin piyasa araştırması yapılarak genel kurulda öngörülen bedelin altında ve projeye uygun yaptırıldığını, stopajın ödendiğini, arsa satışlarının kendi görev döneminden önceye ait olduğunu, avukatlık ücretlerinin hizmet ve sözleşme karşılığı olduğunu, kıdem fonunun kooperatif ihtiyaçları için kullanılmasının zarar oluşturmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; su bedellerinin ilgili tarife uyarınca tahakkuk ettirildiğini, vergilerin tahsilat ve nakit imkânları ölçüsünde ödendiğini, iskelenin uygun bedelle yaptırıldığını, arsa satış ve dağıtım işlemlerinin görev dönemine ait olmadığını ve zamanaşımına uğradığını, avukatlık ödemeleri ile fon ve elektrik harcamalarının kooperatif ihtiyaçlarına yönelik olduğunu, kooperatifin zararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın önceki yönetimin işlemleri hakkında açılan dava nedeniyle husumetle açıldığını, su bedelleri, vergi ödemeleri, avukatlık ücreti, fon kullanımı ve elektrik harcamalarının usulüne uygun olduğunu, iskelenin genel kurulda belirlenen tahmini bedelin altında yaptırıldığını ve kooperatife teslim edildiğini, yapı kullanma izninin yeni yönetim tarafından alınması gerektiğini, kooperatifin zarara uğratılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında ...’in vefatı üzerine mirasçıları ...,... ve ... davaya dahil edilmiş; davacı vekilinin 30.01.2023 tarihli dilekçesiyle bu davalılar yönünden davayı geri alması ve mirasçıların açık muvafakatleri üzerine yargılamaya diğer davalılar yönünden devam edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ... mirasçılarının geri almaya muvafakat etmeleri nedeniyle bu davalı yönünden HMK’nın 123. maddesi koşullarının oluştuğu, diğer davalıların sorumluluğu bakımından kusur ve zararın ispatlanması gerektiği, fazla alınan su bedellerinin iadesine ilişkin genel kurul kararının yerine getirildiği, emlak vergilerinin ortaklardan tahsil edilen tutarlarla kısım kısım ödendiği ve davalıların kusurunun bulunmadığı, ayrı hesap açılmaması ve fasıllar arası aktarımın tek başına zarar oluşturmadığı, iskele yapımında ihale usulüne uyulduğuna ilişkin belge bulunmamakla birlikte iskelenin projeye uygun olduğu ve somut zarar belirlenemediği, SGK borçlarının yüklenici tarafından yapılandırılarak ödendiği, kasa işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığı, fazla dağıtılan kârın ortaklardan alacak olarak izlendiği ve stopaj kadar zarar edilmiş olabileceğinin raporda belirtildiği, yedek akçe ayrılmaması ve muhasebe kayıtları nedeniyle somut zarar tespit edilemediği, avukatlık ücret sözleşmelerinin mükerrer olmayıp ücret artışına ilişkin bulunduğu, kıdem fonu için ayrı hesap açılmamasının tek başına zarar sayılmayacağı, elektrik devrine ilişkin harcamaların yerinde olduğu gerekçeleriyle ... aleyhine açılan davanın geri alma nedeniyle açılmamış sayılmasına, ... ve ... aleyhine açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davasında talep artırımı için süre verilmeden karar verildiğini, başka mahkemedeki duruşması nedeniyle sunduğu mazeretin reddedildiğini, bilirkişi raporlarına itiraz süreci devam ederken tahkikatın bitirilmesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, 2018 yılı için 18.784,30 TL, 2019 yılı için 2.105,69 TL ve 2020 yılı için 1.124,68 TL emlak vergisi gecikme zammının zarar olarak kabul edilmesi gerektiğini, hatalı kâr dağıtımından kaynaklanan 47.574,13 TL stopajın raporda ve gerekçede belirtilmesine rağmen hüküm altına alınmadığını, iskelenin ihale ve ruhsat dahil anahtar teslim yapılmasına ilişkin genel kurul kararına uyulmayarak vergi mükellefi olmayan yükleniciye verilmesi nedeniyle 13.777,81 TL stopaj ödendiğini, iskele için toplanan paradan artan ve plajın güzelleştirilmesine harcandığı belirtilen 116.264,05 TL’nin kullanımının belgelenmediğini, yüklenicinin yapması gereken merdiven için 4.596,04 TL harcandığını ve ayrıca 3.095,00 TL fazla ödeme yapıldığını, kıdem fonunun başka işlerde kullanılması nedeniyle yönetici adına çekilen kredi için 3.038,55 TL faiz ödendiğini, bu zararların değerlendirilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/3 maddesinde "Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludur." şeklinde düzenleme ve yine aynı kanunun 98. maddesiyle atıf yapılan TTK'nın 553. maddesinde ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' hükmü mevcuttur. Anılan düzenlemeler uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusura dayalı olup, kanun, anasözleşme veya genel kurul kararlarına aykırılık tek başına tazminat sorumluluğu doğurmaz. Davalıların kusurlu işlem veya ihmalleri, somut zarar ve bunlar arasındaki uygun illiyet bağının ortaya konulması gerekmektedir.(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2019 tarih 2016/2905 Esas 2019/301 Karar sayılı ilamı) Davacı vekilinin emlak vergilerinin geç ödenmesi nedeniyle kooperatifin zarara uğratıldığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; ilk derece mahkemesince, genel kurulda belirlenen ödeme takvimi çerçevesinde ortaklardan tahsil edilen tutarlarla emlak vergilerinin kısım kısım ödendiği, bu kapsamda davalıların kusurunun bulunmadığının kabul edildiği, nitekim 30.11.2019 tarihinde tahakkuk eden 37.128,30 TL emlak vergisi nedeniyle ödenen 2.105,69 TL gecikme zammı bakımından da genel kurulda belirlenen tahsilat düzeni ve yapılan ödemeler değerlendirilerek sonuca gidildiği, emlak vergileri için ayrı bir hesap oluşturulmaması ve gecikme zammı tahakkuk etmesi tek başına davalıların tazminat sorumluluğunu doğurmayıp, gecikmenin davalıların kusurlu işlem veya ihmallerinden kaynaklandığının da ortaya konulması gerektiği, ilk derece mahkemesinin açıklanan gerekçesi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin gecikme zammı ödemesinin, davalıların kusurlu davranışlarıyla zarara sebebiyet verdiklerini ispata yeterli olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin arsa satışlarından elde edilen gelirin dağıtılması ve bu dağıtım nedeniyle ödenen stopaja yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; arsa satışlarının davalılardan önceki yönetim kurulu döneminde gerçekleştirildiği ve kar dağıtım kararının da bu dönemde alındığının dosya kapsamından anlaşılmakla, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kendi kusurlu işlemlerinden doğan zararlara ilişkin olup, anılan satış ve dağıtım işlemlerinin davalıların yönetici olduğu dönem öncesinde usule aykırı olarak gerçekleştirildiği de dikkate alındığında oluşan zarar nedeniyle davalıların kusuru sabit görülmediğinden bu kalemler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin iskele yapım işi nedeniyle ödenen stopajın kooperatif zararı olduğuna yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; işin malzeme ve işçilik dahil 150.000,00 TL + KDV bedelle yapılmasının kararlaştırıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yüklenicinin vergi mükellefi olması halinde de sözleşme gereğince vergi yükünün kooperatife ait olacağının ve yüklenicinin vergi mükellefi olmamasının kooperatif yönünden ayrıca bir zarara neden olmadığının değerlendirildiği, genel kurulda belirlenen ihale usulüne uyulmaması tek başına tazminat sorumluluğu doğurmayıp, bu aykırılık nedeniyle kooperatifin somut bir zarara uğradığının da ispatlanması gerektiği, bu kapsamda gider pusulası karşılığında yapılan ödemeler nedeniyle 13.777,81 TL stopaj ödenmiş olmasının, anılan tutarın tümünün kooperatif zararı olarak kabulünü gerektirmediği değerlendirilmiştir. Davalıların işlemleri nedeniyle kooperatifin sözleşme kapsamında katlanacağı maliyetin üzerinde ek bir mali yüke maruz kaldığının kanıtlanamadığı, bilirkişi değerlendirmesinin aksini gösterir somut bir zarar tespitinin ortaya konulmadığı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince bu kalem yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin iskele yapımı için toplanan bedelden artan 116.264,05 TL’nin kooperatif zararı olarak kabul edilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; ilk derece mahkemesince iskele yapımı için ayrıca bir hesap açılmamasının ve bu amaçla toplanan tutarların fasıllar arasında aktarılmasının tek başına kooperatifin zarara uğradığını göstermeyeceği yönünde yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu, davacı tarafından ileri sürülen tutarın kooperatif zararı niteliğinde olduğunu ve davalıların kusurlu işlemleri nedeniyle malvarlığında azalma meydana geldiğini ortaya koyan somut bir tespit bulunmadığı gözetildiğinde, bu kalem yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin iskele merdiveni için yapılan 4.596,04 TL harcama ile yükleniciye fazla ödendiği ileri sürülen 3.095,00 TL’nin kooperatif zararı olarak kabul edilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; bilirkişi incelemesi sonucunda iskelenin projeye uygun yapıldığının tespit edildiği, mahkemece dosya kapsamındaki kayıtlar ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek sonuca gidildiği ileri sürülen ödeme ve harcama tutarlarının davalıların kusurlu işlemlerinden kaynaklanan somut bir kooperatif zararı oluşturduğu ispatlanamadığından, ilk derece mahkemesince bu kalemler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin kıdem tazminatı fonu için toplanan tutarların başka fasıllarda kullanılması nedeniyle kredi çekildiği ve ödenen 3.038,55 TL faizin kooperatif zararı olduğu yönündeki istinaf itirazının incelenmesinde; kıdem tazminatı fonu için ayrı bir banka hesabı açılmamasının tek başına kooperatifin zarara uğradığı anlamına gelmeyeceği, toplanan tutarların kooperatif ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla farklı şekillerde kullanılmasının da tek başına zarar oluşturmayacağı, kıdem tazminatı ödemelerinin karşılanması amacıyla kredi kullanılmış ve faiz ödenmiş olmasının, kredi ihtiyacının davalıların kusurlu işlem veya ihmallerinden kaynaklandığı ortaya konulmadıkça yöneticilerin tazminat sorumluluğunu doğurmayacağı ve dosya kapsamında bu yönde somut bir tespit bulunmadığı gözetildiğinde, anılan faiz tutarının davalılardan tahsili isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin mazeretinin reddedilerek hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığına yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; 20.09.2023 tarihli bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacıya rapora karşı beyan ve itirazlarını sunma imkânı tanındığı ve itirazların mahkemece değerlendirildiği dosya kapsamında açıklama ve ispat hakkının kullanılmasına imkân sağlandığı, ileri sürülen iddia ve itirazların değerlendirilerek sonuca gidildiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince davacı vekilinin mazeretinin reddine karar verilmiş olmasına karşın dosyanın işlemden kaldırılmayıp esas hakkında karar verilmiş olduğu, tüm yargılama aşaması ve süresi, ilk derece mahkemesinin mazeretin reddine dair ara karar gerekçesi birlikte gözetildiğinde, somut olayda davacı vekilinin yargılamaya katılması hususunda mahkemece gerekli imkanın sağlanması hukuki dinlenilme hakkının bir gereği ise de karar gerekçesi ve gelinen aşama itibariyle mazeretin reddedilmesinin davacıya mazeretin reddiyle amaçlanan hukuki yararın yanında aşırı ve orantısız bir külfet yüklediğinin söylenemeyeceği, zira mazeretin reddi sonucu dosyanın işlemden kaldırılmayıp esas hakkında hüküm kurulduğu, davacının istinaf aşamasında ilk derece mahkemesinin ara kararlarına ve nihai kararına karşı kanun yolu başvurusunda bulunduğu ve bunların incelenmesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, bu haliyle davacı vekilinin yokluğunda karar verilmiş olmasının tek başına ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek düzeyde bir noksanlık olmadığı değerlendirildiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin belirsiz alacak davasında talep artırımı için süre verilmeden karar verildiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; ilk derece mahkemesince dava, talep miktarının belirlenmemesi veya artırılmaması nedeniyle değil, davalıların tazminat sorumluluğunu gerektiren koşulların ispatlanamaması nedeniyle reddedilmiş olup, davalıların sorumluluğu kanıtlanamadığından, talep miktarının artırılması davanın sonucunu değiştirecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta talep artırımı için süre verilmemiş olmasının sonucu etkiler nitelikte olmaması ve kararın kaldırılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delillere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, davalıların kusurlu işlemleri nedeniyle kooperatifin zarara uğratıldığı iddiasının ispatlanamamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.