Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/353 E. 2026/1519 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/353
- Karar No
- 2026/1519
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/353 KARAR NO : 2026/1519
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.11.2023 NUMARASI : 2022/829 E. - 2023/943 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 05.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.10.2026
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.11.2023 tarih 2022/829 E. - 2023/943 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili, davacılardan .... . Şti.'nin akaryakıt istasyonu işletmekteyken tüm faaliyetlerini 2020 yılının şubat ayında sonlandırdığını, davacı .. .'ın da bu şirketin imzaya yetkili ortağı olduğunu, davalı şirketin, bir dönem müvekkili şirkete akaryakıt tedarik ettiğini, davalı şirket yetkililerinin, bedeli bulunmayan teminat çeklerini üzerinde oynama yaparak ve keşide tarihini doldurarak icraya koyduklarını iddia ederek, davacıların davalı şirkete Söke İcra Müdürlüğünün 2022/944 Esas sayılı takip dosyası ile icraya konulan ... Bankasının 01.03.2022 keşide tarihli, 150.000 TL bedelli 2514 ve 2515 seri numaralı çekleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacının akaryakıt alım satım ilişkisinden dolayı müvekkiline borçlu olduğunu, çeklerin teminat çeki olmadığını, davacı şirket tarafından müvekkiline verilen bütün çeklerin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının borcuna karşılık verilmiş olduğunu savunarak davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu iki adet çekin bedelsiz olduğu hususundaki ispat külfetinin davacıların üzerinde olduğu ancak çeklerin avans çeki olarak verildiğinin ispat edilemediği, çek bedellerinin ödendiğine dair bir delil sunulamadığı, dava dilekçesinde anlatımı yapılan ipotek tesisi, taşınmazın devri ve tasarrufun iptali davalarının dava konusu çeklerle bağlantılı olduğuna dair somut bir delil bulunmadığı, ispat külfeti üzerinde olan davacıların gerekli ispatı sağlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, çeklerde zorunlu unsur olan "düzenleme tarihi" nin bulunmamasının çeki geçersiz hale getireceğini, bilirkişi incelemesinde tarafların ticari defterlerinin birbirleri ile çeliştiği ve ciddi farklar olduğunun tespit edildiğini, tarafların ticari defterleri arasında bu denli fark olmasının davalının ticari defterlerinin gerçek dışı olduğu ve delil olarak kullanılamayacağını gösterdiğini, mahkemece taraflar arasındaki ilişkiye ilişkin diğer iddiaların dikkate alınmadığını, davalının alacaklı olduğunu ispat edemediğini, davacıların davalıya borçlu olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacılar vekili, 05.05.2026 tarihli dilekçesi ile, davadan feragat ettiklerini, davalı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir. Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate ilişkin yetki bulunması karşısında istinaf aşamasında sunulan davadan feragat dilekçesi HMK'nın 307 vd maddeleri uyarınca sonuç doğurucu mahiyettedir. Bu durumda, Yargıtay İBK'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle, davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalı tarafından vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmekle ilk derece mahkemesi kararı bu yönden de aynı şekilde muhafaza edilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11. HD 2015/6376 E, 2015/8700 K). HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusundan sonra davadan feragat etmesi nedeniyle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.11.2023 tarih 2022/829 E. 2023/943 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden 488,00 TL'nin başlangıçta peşin olarak alınan 5.668,07 TL'den mahsubu ile fazla yatan 5.180,07 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacılara iadesine, Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 51.785,35 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini bir vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine, 3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacılar vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.